yazarların aile evindeki adı
otel mi burası?
işin gücün uyku.
arabasız bir yere gidemiyor musun?
sen adam olmazsın.
işin gücün uyku.
arabasız bir yere gidemiyor musun?
sen adam olmazsın.
devamını gör...
filistin denilince akla gelenler
sözde ermeni soykırımını tanıyan kabile devleti.
devamını gör...
moderatörlerin tanım beğenmesi
gülümsetiyor, sanki okulda hepimiz aynı sınıftaymışız gibi bir his aktaramadım tam ama anladığınızı umuyorum.
devamını gör...
yediğinin içtiğinin fotoğrafını çekip paylaşan insanlar
karşı çıkmadığım, zaman zaman da savunduğum hede. sebebi aslında basit, yemek fotoğrafı paylaşmanın görgüsüzlüğü hep "o yemeği yiyemeyen, aç insana kendisini kötü hissettirmeme" hassasiyetinden kaynaklanıyor. toplumda herkesin her yemeğe ulaşamıyor olduğu gerçeğini bu gerçeği olabildiğince gizleyerek, özünde aç ve yoksun olanın aslında o kadar aç yoksun olmadığına ikna çabası.
aç ve yoksun kişi mahrum kaldığı güzellikleri görmediğinden aslında konumunun ne kadar yoksun, sosyal hiyerarşide ne kadar geride olduğunun farkında olmuyor. çünkü etrafındaki herkes "abi biz de bi'şey yemiyoruz zaten merak etme" modunda stealth olarak takılıyor. gördüğü kadarı da onun bu eşitsizliğe sesini çıkarması için yeterli olmuyor, aç ve yoksulluğun sona ermesine de yaramıyor.
tam tersine herkes yemek fotoğrafı paylaşsa, herkesin sahip olduğu imkanlar herkes tarafından bilinse, hatta bunu yapmaya zorunlu olsalar, bunlardan mahrum olan insanların tepesi atar. "yeter lan yediğiniz içtiğiniz, hep güzel şeyler size niye bize yok? bizim suçumuz ne!?" diye sokaklara dökülürler.
biz bugüne kadar ''erdem ve ahlak'' kisvesi altında hep aslında göreceli olarak ayrıcalıklı kesime en az sıkıntı çıkaracak olan konforlu bir düzeneği sürdürüyoruz. anayasanda "sosyal devlet" diye geçiyorsun ama "aman ona toplumun ne kadar alt tabakasında olduğunu çok hissettirme" diyorsun. aman abi tadımız kaçmasın. sen yine portakallı pekin ördeğini ye ama bunu yaparken aç adama sistemin onu nasıl görmezden geldiğini hissettirme.
devlet burada bu temel eşitsizliği oluşturan ekonomik ve siyasi stratejilerin sahibi olarak sorumluluğu üstünden atmak için yine toplumu üstünüze sürecektir: "yemeğinin fotoğrafını paylaşıyorsan yemeğini de paylaş, iki fakiri de sen doyur" diyecektir. kendisi demez de topluma bunu dedirtir. oysa sen zaten o hesabı ödemek için harcadığın gelirinden de, üstüne hesabın kdv'sinden de sürekli olarak devletin topluca tutarlı ve iyi planlamayla doyurabileceği milyonlarca aç insanın parasını ödüyorsun. hepimiz ödüyoruz. sosyal devlette verginin temel amacı da budur, eşitsizliğin olumsuz etkilerini yok etmektir. halbuki bizde hükûmet, bu geliri seçimde varlığının devamlılığını sağlayacak unsurlara harcar. mesela duble yol yapar, köprü falan yapar. yemek vermez. verse de yeterince vermez.
seçmen de oyunu açları doyurmayı vaadedene değil de duble yol yapana verir. bu tercihiyle aslında kendi ahlakının sahteliğini de tescil eder. seçim sonrası da "aman abi olan var olmayan var bu yemek fotoğrafları olmuyor" der. aman diyim üçüncü boğaz köprüsünü, yeni havalimanını o adamın boğazından çaldıklarımızla yaptığımıza uyanır muyanır (!)
yemek fotoğraflarınızı paylaşın. en ağız sulandıracak instagram filtreleriyle, en lüks ışıklar altında, toplumun uçurumlarını en iyi veren kontrast ayarıyla.
aç ve yoksun kişi mahrum kaldığı güzellikleri görmediğinden aslında konumunun ne kadar yoksun, sosyal hiyerarşide ne kadar geride olduğunun farkında olmuyor. çünkü etrafındaki herkes "abi biz de bi'şey yemiyoruz zaten merak etme" modunda stealth olarak takılıyor. gördüğü kadarı da onun bu eşitsizliğe sesini çıkarması için yeterli olmuyor, aç ve yoksulluğun sona ermesine de yaramıyor.
tam tersine herkes yemek fotoğrafı paylaşsa, herkesin sahip olduğu imkanlar herkes tarafından bilinse, hatta bunu yapmaya zorunlu olsalar, bunlardan mahrum olan insanların tepesi atar. "yeter lan yediğiniz içtiğiniz, hep güzel şeyler size niye bize yok? bizim suçumuz ne!?" diye sokaklara dökülürler.
biz bugüne kadar ''erdem ve ahlak'' kisvesi altında hep aslında göreceli olarak ayrıcalıklı kesime en az sıkıntı çıkaracak olan konforlu bir düzeneği sürdürüyoruz. anayasanda "sosyal devlet" diye geçiyorsun ama "aman ona toplumun ne kadar alt tabakasında olduğunu çok hissettirme" diyorsun. aman abi tadımız kaçmasın. sen yine portakallı pekin ördeğini ye ama bunu yaparken aç adama sistemin onu nasıl görmezden geldiğini hissettirme.
devlet burada bu temel eşitsizliği oluşturan ekonomik ve siyasi stratejilerin sahibi olarak sorumluluğu üstünden atmak için yine toplumu üstünüze sürecektir: "yemeğinin fotoğrafını paylaşıyorsan yemeğini de paylaş, iki fakiri de sen doyur" diyecektir. kendisi demez de topluma bunu dedirtir. oysa sen zaten o hesabı ödemek için harcadığın gelirinden de, üstüne hesabın kdv'sinden de sürekli olarak devletin topluca tutarlı ve iyi planlamayla doyurabileceği milyonlarca aç insanın parasını ödüyorsun. hepimiz ödüyoruz. sosyal devlette verginin temel amacı da budur, eşitsizliğin olumsuz etkilerini yok etmektir. halbuki bizde hükûmet, bu geliri seçimde varlığının devamlılığını sağlayacak unsurlara harcar. mesela duble yol yapar, köprü falan yapar. yemek vermez. verse de yeterince vermez.
seçmen de oyunu açları doyurmayı vaadedene değil de duble yol yapana verir. bu tercihiyle aslında kendi ahlakının sahteliğini de tescil eder. seçim sonrası da "aman abi olan var olmayan var bu yemek fotoğrafları olmuyor" der. aman diyim üçüncü boğaz köprüsünü, yeni havalimanını o adamın boğazından çaldıklarımızla yaptığımıza uyanır muyanır (!)
yemek fotoğraflarınızı paylaşın. en ağız sulandıracak instagram filtreleriyle, en lüks ışıklar altında, toplumun uçurumlarını en iyi veren kontrast ayarıyla.
devamını gör...
seni seviyorum
bir söz değildir. tesiri kısadır. ömür boyu veya sürekli değildir. sadece o ana özeldir. nereden mi biliyorum? bu cümleyi her sabah, akşam yemekten önce sonra ve her anımda güzel gülümsemesiyle söyleyen kişi bugün merhaba bile demeden yüzüme bakmadan yanımdan geçti ve gitti. "seni seviyorum." dediğim anlar için asla pişman olmamalı insan. çünkü biz şu ana aşığız. aşık olduğumuz kişinin şimdisine aşığız. aşk ne geçmiş ne gelecek. aşk şimdi. o yüzden bu cümleyi söylerken şimdiye özel bir duygu ile söylediğimin farkındalığındayım.*
devamını gör...
sözlüğün en sevilen yazarı
ben küstüm oynamıyorum demeyi çok istediğim başlık. bir tanenizin de aklına şu gardaşınız gelmemiş be puuuu. kimse beni yazmamış beni beni bihterini... hüngürt foşurt ağlamaya gidiyorum.
şaka şaka benim birçok isim var sevdiğim. buraya yazıp rekabet oluşturmak istemedim şimdi. ( kendini önemsemek arşı ala'ya çıktı) genel olarak da sözlükteki herkesi seviyorum. hala denk gelmediğim bissürü yazar var elbet herkese selam eder gözlerinizden öperim efenim.
şaka şaka benim birçok isim var sevdiğim. buraya yazıp rekabet oluşturmak istemedim şimdi. ( kendini önemsemek arşı ala'ya çıktı) genel olarak da sözlükteki herkesi seviyorum. hala denk gelmediğim bissürü yazar var elbet herkese selam eder gözlerinizden öperim efenim.
devamını gör...
çan eğrisi ile cennete girmek
umudumdur. benim için başka bir formül kalmadı çünkü.*
devamını gör...
küfür etkisi yaratan ama küfür olmayan sözler
şerefiniz kadar takı taksanız yeter.
devamını gör...
en sevilen gora repliği
ben başlayayım devam ettirin
aslında imkanım olsa tüm senaryoyu yazardım ama seçelim bir tanesini:
"malı arap faik'ten alıyorduk, karabük'te ikinci yükleme yapılıyordu, adana'ya kadar da ben kullanıyordum kamyonu."
aslında imkanım olsa tüm senaryoyu yazardım ama seçelim bir tanesini:
"malı arap faik'ten alıyorduk, karabük'te ikinci yükleme yapılıyordu, adana'ya kadar da ben kullanıyordum kamyonu."
devamını gör...
ben evlendiğimde 45 kiloydum
eğer ki annelere bütün dünyanın onları duyacağı bir mikrofon verilseydi söyleyecekleri cümle yemin ederim bu olurdu.
devamını gör...
yeni gelin terörü
kendilerini dirseğe kadar bilezikleri, aşırı karbonhidrat içeren sofraları, binbir çeşit kahve sunumları ve varaklı ev dekorasyonları ile ilk görüşte tanıyabilirsiniz.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
erol büyükburç-haydi gençlik.
devamını gör...
oj simpson
kendisi zamanının en medyatik figürlerinden birisi idi. üniversite yıllarında amerikan futbol rekorlarını alt üst etti, sonrasında ününü biraz paraya dönüştürmek için medyatik olmaya karar verdi ancak bu kardeşimiz eski eşini ve eski eşinin arkadaşını vahşice katleden bir şerefsizdir. abimizin bu cinayet için duruşmaları ise bir tiyatro idi. hukukçu veya hukuk okuyan yazarlar ise bu davayı büyük ihtimalle biliyorlardır. bununla birlikte bu dava paranın gücünü gösterme açısından çok çarpıcı bir örnektir.
bu dönem ile ilgili iki tane içeriği aşağıya bıraktım. şu anda kendisi serbest ancak hayatını nerede sürdürdüğüne dair bir bilgim yok.
(bkz: american crime story 1. sezon)
(bkz: oj: made in america) (yanılmıyorsam oscar almış bir belgesel, 5 bölümden oluşuyor)
az önce tiyatro dememin sebebi ise bu davadan beraat etmesidir ve bu iki içeriği izleyerek daha detaylı bir bilgi edinebilirsiniz.
ek bilgi 1: kendisi kim kardashian'ın babası robert kardashian ile oldukça yakınlardı ve söylentiye göre kendisi kim kardashian'ın vaftiz babasıdır.
ek bilgi 2: kendisi 2005 yılında hapis cezasına çarptırılmış ancak cinayet değil, hırsızlık suçundan yargılanmıştır.
bu dönem ile ilgili iki tane içeriği aşağıya bıraktım. şu anda kendisi serbest ancak hayatını nerede sürdürdüğüne dair bir bilgim yok.
(bkz: american crime story 1. sezon)
(bkz: oj: made in america) (yanılmıyorsam oscar almış bir belgesel, 5 bölümden oluşuyor)
az önce tiyatro dememin sebebi ise bu davadan beraat etmesidir ve bu iki içeriği izleyerek daha detaylı bir bilgi edinebilirsiniz.
ek bilgi 1: kendisi kim kardashian'ın babası robert kardashian ile oldukça yakınlardı ve söylentiye göre kendisi kim kardashian'ın vaftiz babasıdır.
ek bilgi 2: kendisi 2005 yılında hapis cezasına çarptırılmış ancak cinayet değil, hırsızlık suçundan yargılanmıştır.
devamını gör...
kürt bir kızla yemeğe çıkacaklara tavsiyeler
ekmeği bölüp yemekte fayda var.
edit: başlığı alman bir kızla yemeğe çıkacaklara tavsiyeler diye açsam sıkıntı yoktu değil mi? iki yüzlüler. yine mağdur oldular.
edit: başlığı alman bir kızla yemeğe çıkacaklara tavsiyeler diye açsam sıkıntı yoktu değil mi? iki yüzlüler. yine mağdur oldular.
devamını gör...
sennheiser
sinema, müzik sektörlerinde sık kullanılan; üstün alman teknolojili, kulaklıkları genelde uzun ömürlü olan ses ürünleri markası. kullandığım tüm ürünlerini markadan dolayı gözüm kapalı aldığım nadir markalardandır.
devamını gör...





