zaman tüneli
normal sözlük yazarlarının hissettikleri
kararsız hissediyorum.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının hissettikleri
kırgınlık artı ümitsizlik.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının hissettikleri
özlem.
devamını gör...
yazarların kendilerine söylemek istedikleri
olmuyor, yapamıyorsun. bu dünyada yerin yokmuş gibi düşünüyorsun. haklısın da. yaşama uyum sağlayamıyorsun. hayattasın ama bunu beceren sen değilsin. yalnız olsan da tek başına değilsin. olsaydın bununla başa çıkamazdın. hayattasın ve ne yapacağını bilemiyorsun. tüm ömrün anlamsızlık içinde bocalamakla geçti. memnuniyetsizliğini giderecek, tatminkar hissedebileceğin tek şeyin yaşamın dışında bırakılmak olduğunu seziyorsun. elde edebileceğin en iyi duyguyu öldüğün sırada elde edebileceğini düşünüyorsun. öldüğün esnada son bir defa düşünebilme imkanın olursa bu düşünce belki başka bir yaşam bana göredir olacaktır. ama bu mümkün mü? madde asla yok olmaz. yaşama dahil bir şey ise asla yaşamın dışına taşamaz. işte şimdi korkmalısın; sana göre bir yer hiçbir zaman olmayacak, yaşamın sonsuzluğuyla lanetlendin.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının hissettikleri
pişmanlıklar, yorgunluk ve karanlık.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının hissettikleri
birileri bana şu an ve bugün arada düzenli olarak küfür ettiğini biliyorum.
bu tanım şu zamana kadar yazdığım tüm tanımların arasından fırlayıp anlamsız ve yazılmaması gereken bir şey oldu. diğer yazdığım her şeyin arkasındayım. eksik ve ya hatalı, düzensiz karışık tanımların arka arkaya gelmesi falan filan hepsi işte gereksiz şeyler. (küstah, kibirli ve yüksek egoluyum.)
bu tanım şu zamana kadar yazdığım tüm tanımların arasından fırlayıp anlamsız ve yazılmaması gereken bir şey oldu. diğer yazdığım her şeyin arkasındayım. eksik ve ya hatalı, düzensiz karışık tanımların arka arkaya gelmesi falan filan hepsi işte gereksiz şeyler. (küstah, kibirli ve yüksek egoluyum.)
devamını gör...
koroner arter baypas ameliyatı
bu ameliyatı yapan cerrahlara kalp damar cerrahı deniliyor.
90 milyonluk ülkede bu cerrahlardan sadece 1370 tane var ve cerrahi ihtisasının zor ve uzun olmasından dolayı doktorlar tarafından tercih edilmiyor.
google map'te il il gezinin. il ve ilçelerde devlete ya da özel sektöre ait bir dolu hastane göreceksiniz. hastanelerin doktor kadrolarına ya da cerrahi branlşarına bir bakın. pek çok ilçe hastanesinde yoklar. pek çok il hastanelerinde ise çok az sayıdalar.
kısaca : kalp krizi geçirmeyin.
90 milyonluk ülkede bu cerrahlardan sadece 1370 tane var ve cerrahi ihtisasının zor ve uzun olmasından dolayı doktorlar tarafından tercih edilmiyor.
google map'te il il gezinin. il ve ilçelerde devlete ya da özel sektöre ait bir dolu hastane göreceksiniz. hastanelerin doktor kadrolarına ya da cerrahi branlşarına bir bakın. pek çok ilçe hastanesinde yoklar. pek çok il hastanelerinde ise çok az sayıdalar.
kısaca : kalp krizi geçirmeyin.
devamını gör...
denek
devamını gör...
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
çok yorgunum teşekkürler.
devamını gör...
sözlük yazarlarının bugün öğrendikleri
ekmek aslanın ağzında değil, aslan çoktan o ekmeği yemiş ve dışkılamış ... şuan herhangi bir kurumda maaşlı sistemde çalışıyorsanız benim gibi o dışkıyı karıştırıyorsunuz demektir.
devamını gör...
rapor
geçen hastanın bir tanesi kapıdan girdi ve direkt olarak 4 (dört) günlük istirahat raporu istediğini söyledi.
manavdan domates alır gibiydi.
yo hayır, bakkaldan dondurma.
yo hayır, o bir uçak, hayır kuş.
kuaförlük meslek yüksekokulunda öğrencilik yapacak birinden nasıl bir rapor istiyorlar mesela. saçı düzgün kesebilecek kapasitede olduğu tespit edilmiştir mi, kuaför kokusu kaldırabilecek düzeyde az koku alıyor gibi bir şey mi, ya çok tuhafız gerçekten.
manavdan domates alır gibiydi.
yo hayır, bakkaldan dondurma.
yo hayır, o bir uçak, hayır kuş.
kuaförlük meslek yüksekokulunda öğrencilik yapacak birinden nasıl bir rapor istiyorlar mesela. saçı düzgün kesebilecek kapasitede olduğu tespit edilmiştir mi, kuaför kokusu kaldırabilecek düzeyde az koku alıyor gibi bir şey mi, ya çok tuhafız gerçekten.
devamını gör...
diyabet
tıptaki adı diabetes mellitustur. diyabet kelime anlamı olarak işemek demektir, mellitus da bal anlamına gelir.
yani şekerli isemektir türkçesi. eskiden doktorlar idrarı içerek tanı koyarmis.
yani şekerli isemektir türkçesi. eskiden doktorlar idrarı içerek tanı koyarmis.
devamını gör...
lad
kalbi besleyen en önemli damar. tıkanıklık oranı yüzde 70 in üstünde olursa by pass yapılır. sol ön arter de denir.
devamını gör...
sözlük yazarlarının bugün öğrendikleri
bugün bir insan tanıdım ve yaptığı sanat, eser ya da ne olursa olsun o insan ırkçı ise yaptığının bir öneminin olmadığını öğrendim.
ben sanatı ile ilgileniyorum yalanlarına sığınamazsın eğer karşınızda bir ırkçı varsa.
ben sanatı ile ilgileniyorum yalanlarına sığınamazsın eğer karşınızda bir ırkçı varsa.
devamını gör...
rapor
en temiz iş yerinden kaçma yolu
devamını gör...
vejetaryen olmayıp et sevmemek
benim bu. kokuyor.
devamını gör...
engelli bir çocuğu doğurmak ister miydiniz sorunsalı
ülkenin hâlini gördüğümden bu yana(ortaokul sonları ve lise başları) engelli ya da engelsiz kısmını önemsemiyorum. çünkü cehennem yerine dönmüş bir yere bir masumu bırakmayacağım.
o zamanlardaki annelere ya da babalara biraz deli gözüyle bakardım. çocuklara kıyamazken kendi çocuğuma nasıl kıyabilirim?..
bir de şu an ortaokul veya lisede değilim. kendi hayatımı düşünüyorum. çok mu memnun kaldım? cevabım hayır. doğmayı ben seçmedim ama ebeveynlerim anne- baba olmayı seçti. gelmeye değecek bir hayat göremiyorum. hayattan nefret ederken saçma sapan bir aile ortamı? sebebi onlarında berbat bir aile ortamından kaynaklanıyor ama onların bu berbatlığı düzeltmeye çabaladıklarını da hiç denilebilecek kadar az denk geldim. onları düzeltmeye çalış, bir yandan onlara benzememek için çabala ve kendini geliştir. bir yandan aileyle, bir yandan kendimle, diğer yandan geleceğimle uğraşmak gerçekten çok yorucu. gelecek dediğim yerlerde gezmeye yakın olan yaşam standartları.
ve ben çocukluğuma baktığımda annemleri baya yetersiz bulup kitaplarla yetinmeye çalışıyordum. baya öğrenme açlığım var. ve çevrem katmaktan çok götürecek şekilde...
çocukluğumun veya ergenliğimin geçtiği yıllar şu an ki yıllardan kat ve kat iyiydi ve ben lisede böyle düşündüm. direkt bu hayatın içinde aynı şekilde başlasaydım her türlü bunalımdan daha erken intihar etmeye çalışırdım.
anne- baba deyince büyüklüklerince bilgili ve tecrübeli olmaları gerekiyor. belli bir olgunluğa erişmiş olmaları lazım.
ben insanların aklıyla yaşını küçükken doğru orantıda sanardım. bu da birçok aptal ya da ahlaksız büyükler görene dek. bir de sanıyorum ki herkes kendini geliştirmek için uğraşıyor. aslında bir bok için uğraştıkları yokmuş! tabi bok olmak için çaba harcamamışlarsa.
aptal insanlar içinde o kadar yıl yaşamış olmak cidden zor. çevremden ibaret değil bu aptal sıfatı genelden ibaret.
hayatı bir ömür ot gibi yaşamak rahatsız edici gelmiyor mu? doğduğumuz andan başlasak ölüpte okuyamayacağımız kitaplar, yapamayacağımız aktiviteler, izleyemeyeceğimiz dizi/filmler kalabilecekken bu zenginlik içinde nasıl bu vasat yaşam sürülebiliyor?
insanın kendini geliştirebilen bir varlık olduğuna inanırken insanları tanımaya başladığımda çoğu zaman buna inanmayı bıraktım. dünü aynı, bugünü aynı, yarını aynı?..
böyle insanlar ebeveyn olmamalı. kendine kattığı bir şey yokken çocuğuna ne katacak? çocuğun beynine boş kitap desek en fazla içine bir harf yazabilecek kişiler? cocukta onlardansa çok sıkıntı olmaz ama ya değilse o zaman ne olur?..
o çocuğun hayatının boktan olmasına gerek yok böyle bir aile içinde olduktan sonra zaten hayatı boka çevrilmeye mahkum. cebini doldurabilir ama yüreğinde boşluklar, kafasının içinde aşırı doluluklar olacak ve bunları hiçbir zaman değiştirme ya da düzeltme şansı yok. fidanken atıldı çizik, ağaç olunca da onunla birlikte büyür.
anne- baba olma potansiyeli taşımak öncelikli olmalı üremek değil. her üreme de insan çıkarmakla sonuçlanmıyor ki...
çocuk dilini, çocuk kalbini, çocuk aklını vs. bilmeden ne anne- baba olması? keşke bu insanlar direkt yaratan tarafından kısırlaştırılsaydı. ve kısır olanlara evlat edinme yasak olsaydı...
o zamanlardaki annelere ya da babalara biraz deli gözüyle bakardım. çocuklara kıyamazken kendi çocuğuma nasıl kıyabilirim?..
bir de şu an ortaokul veya lisede değilim. kendi hayatımı düşünüyorum. çok mu memnun kaldım? cevabım hayır. doğmayı ben seçmedim ama ebeveynlerim anne- baba olmayı seçti. gelmeye değecek bir hayat göremiyorum. hayattan nefret ederken saçma sapan bir aile ortamı? sebebi onlarında berbat bir aile ortamından kaynaklanıyor ama onların bu berbatlığı düzeltmeye çabaladıklarını da hiç denilebilecek kadar az denk geldim. onları düzeltmeye çalış, bir yandan onlara benzememek için çabala ve kendini geliştir. bir yandan aileyle, bir yandan kendimle, diğer yandan geleceğimle uğraşmak gerçekten çok yorucu. gelecek dediğim yerlerde gezmeye yakın olan yaşam standartları.
ve ben çocukluğuma baktığımda annemleri baya yetersiz bulup kitaplarla yetinmeye çalışıyordum. baya öğrenme açlığım var. ve çevrem katmaktan çok götürecek şekilde...
çocukluğumun veya ergenliğimin geçtiği yıllar şu an ki yıllardan kat ve kat iyiydi ve ben lisede böyle düşündüm. direkt bu hayatın içinde aynı şekilde başlasaydım her türlü bunalımdan daha erken intihar etmeye çalışırdım.
anne- baba deyince büyüklüklerince bilgili ve tecrübeli olmaları gerekiyor. belli bir olgunluğa erişmiş olmaları lazım.
ben insanların aklıyla yaşını küçükken doğru orantıda sanardım. bu da birçok aptal ya da ahlaksız büyükler görene dek. bir de sanıyorum ki herkes kendini geliştirmek için uğraşıyor. aslında bir bok için uğraştıkları yokmuş! tabi bok olmak için çaba harcamamışlarsa.
aptal insanlar içinde o kadar yıl yaşamış olmak cidden zor. çevremden ibaret değil bu aptal sıfatı genelden ibaret.
hayatı bir ömür ot gibi yaşamak rahatsız edici gelmiyor mu? doğduğumuz andan başlasak ölüpte okuyamayacağımız kitaplar, yapamayacağımız aktiviteler, izleyemeyeceğimiz dizi/filmler kalabilecekken bu zenginlik içinde nasıl bu vasat yaşam sürülebiliyor?
insanın kendini geliştirebilen bir varlık olduğuna inanırken insanları tanımaya başladığımda çoğu zaman buna inanmayı bıraktım. dünü aynı, bugünü aynı, yarını aynı?..
böyle insanlar ebeveyn olmamalı. kendine kattığı bir şey yokken çocuğuna ne katacak? çocuğun beynine boş kitap desek en fazla içine bir harf yazabilecek kişiler? cocukta onlardansa çok sıkıntı olmaz ama ya değilse o zaman ne olur?..
o çocuğun hayatının boktan olmasına gerek yok böyle bir aile içinde olduktan sonra zaten hayatı boka çevrilmeye mahkum. cebini doldurabilir ama yüreğinde boşluklar, kafasının içinde aşırı doluluklar olacak ve bunları hiçbir zaman değiştirme ya da düzeltme şansı yok. fidanken atıldı çizik, ağaç olunca da onunla birlikte büyür.
anne- baba olma potansiyeli taşımak öncelikli olmalı üremek değil. her üreme de insan çıkarmakla sonuçlanmıyor ki...
çocuk dilini, çocuk kalbini, çocuk aklını vs. bilmeden ne anne- baba olması? keşke bu insanlar direkt yaratan tarafından kısırlaştırılsaydı. ve kısır olanlara evlat edinme yasak olsaydı...
devamını gör...



