zaman tüneli
yazarların doğduğu günün tarihsel önemi
siyasal islamın en büyük ajitasyon argümanlarından biri olan olay vuku bulmuş.
çok şükür yine de başak burcuyuz!
çok şükür yine de başak burcuyuz!
devamını gör...
kadınların erkeklerden hoşlanabilmesi sorunsalı
tenzih ederek söylüyorum ki, bazı kadınlar onca dertlerine rağmen, hayatlarının bir noktasında bazı erkekleri de düzeltilmesi gereken şeylerden bir tanesi olarak görmüş ve onu kurcalamaya başlamıştır. aslında burda hoşlandığı şey karşısındaki insan değil, nesillerdir dnasına işlemiş olan evirip çevirme güdüsüdür.
devamını gör...
insanı deli eden sesler
canlı yayında tüm haber kanallarının aynı anda verdiği ses.
devamını gör...
sinemada ürkek ve çocuksu suratın iş yapması
sadece sinemada iş yapmaz, en sert hocaları bile yumuşatmanıza yardımcı olur. (bkz: üzgün yavru köpek bakışı)
devamını gör...
yazarların doğduğu günün tarihsel önemi
kutlama yapmanın yanlış anlaşılacağı gün.
devamını gör...
sinemada ürkek ve çocuksu suratın iş yapması
bu tamamen benim şahsi tespitin ve kişisel yorumumdur, elbette bu her filmde olmaz eğer mafya filmi izliyorsanız tamamen katı gözü kara figürlere ihtiyacınız var ben ise genel sinema perspektifi bakımından yorum yapıyorum hemen açayım: sinemanın hipnotik ve telkinsel bir özelliği vardır, usta bir yapımcı ve yönetmen izleyicinin filmin içine girmesini ve izleyicinin filmdeki başrol oyuncuları ile empatik bir ilişki kurmasını sağlamaya çalışmaktadır, başrolle oynayan kadın ya da erkeğin saf ürkek çocuksu yüz ifadelerine sahip olması izleyicide korumacı ebeveynsel empatik karışımı bir dürtüyü harekete geçirmektedir ve filmdeki aktör ya da oyuncu ne kadar çocuksu ve ne kadar çaresiz gözükürse seyirci tarafından o kadar sahiplenilmektedir ve bu duyguyu yakalatabilmek için ürkek saf çekingen rolünü çok iyi yapan ya da doğal olarak bu yüz ifadesine sahip olan aktör ve aktrisleri seçmek zorundasınız, saf ürkek gözüken oyuncunun savunmasız kalıp zor bir duruma düşmesi izleyicide onun bu durumdan kurtulmasına yönelik isteğini adeta kamçılamaktadır bir oyuncunun çocuksu erkek gözükmesinin yolu nedir derseniz, oyuncu ne kadar fiziksel olarak güçlü olursa olsun: 1: pürüzsüz yüz hatlarına sahip olması 2: genç yakışıklı ve veya güzel olması 3: gözlerinin büyük olması ya da gözlerinden daha büyük gözükmesi için kocaman açması 4: beden dilinin ses tonunun ve filmde oynadığı rolün bu saf ürkek yüz ifadesi ile örtüşmesi.
american ninja 1985 : michael dudikof
kara şimşek 1986 : david hasselhoff
johnny depp
hülya koçyiğit
ediz hun 1970
tarık akan 1975
cüneyt arkın 1964
filiz akın 1960
gülşen bubikoğlu 1975
van damme 1987_1997
jan michael vincent 1972
emma watson
audrey hepburn
natalie portman
keanu reeves
christopher reeve
leonardo dicaprio'nun
brad pitt
michael j fox
vs vs vs
american ninja 1985 : michael dudikof
kara şimşek 1986 : david hasselhoff
johnny depp
hülya koçyiğit
ediz hun 1970
tarık akan 1975
cüneyt arkın 1964
filiz akın 1960
gülşen bubikoğlu 1975
van damme 1987_1997
jan michael vincent 1972
emma watson
audrey hepburn
natalie portman
keanu reeves
christopher reeve
leonardo dicaprio'nun
brad pitt
michael j fox
vs vs vs
devamını gör...
güzel insanlar neredeler sorusu
oturuyorum terasta ne oldu? bi karışan mı var? bir şey mi dedi biri? laf mı attılar?
devamını gör...
erbain
fikirleri değiştiği için tutarsızlıkla suçlanan türk şair ismet özel imzalı 142 sayfalık şiir kitabıdır.
ayrıca fikirleri değişmese ve yerinde saysa daha mı iyiydi?

ayrıca fikirleri değişmese ve yerinde saysa daha mı iyiydi?

devamını gör...
öğrenci işlerinde çalışan memur meymenetsizliği
kısmi zamanlı işler olurdu üniversitelerde benim zamanımda. işte bölüm başında başvurursunuz sonra ufak bi mülakata alırlar ve birimlerden birine gönderirler sizi. bu bazen teknik ekiptir, bazen idari işlerin evrak getir götür işidir, bazen de öğrenci işleridir. şahsım bu kısmi zamanlı çalışmada öğrenci işlerine seçildi ve size bu memnuniyetsizliğin sebepleri hakkında bir şeyler anlatabilirim sanırım.
çalıştığım öğrenci işleri tıp fakültesinin öğrenci işleriydi ve hemen her gün derse giremediği için imza kağıdını isteyen bir iki öğrenci gelirdi. amacı girmediği dersin imzasını atıp varmış gibi devam etmek. buradaki çalışan memur da "hocadan habersiz yoklama kağıdını size veremem" dediği an cık cık cık ede ede giderdi. bakın tam girdiği kapıda "dilekçe örneği" başlığının hemen altında dilekçe nasıl yazılır detaylıca anlatıldığı halde boş kağıt isteyip "nasıl yazıyoruz dilekçeyi?" diye soran öğrenciler gördüm. komite olmuş bitmiş, hoca notları öğrenci işlerine ulaştırmamış henüz ama sabah akşam arayıp "notları ne zaman gireceksiniz? niye işinizi yapmıyorsunuz?" tatsızlığında sorulara maruz bırakılıyorduk. abartısız söylüyorum aynı gün üç (3) kere arayıp aynı şeyi soran öğrenci vardı. bir kerede anlamazsın tamam, hadi ikide de anlamadın ona da eyvallah diyelim de üç kere aradığın, üç kere anlatıldığı halde anlamayıp bir de okula gelerek aynı şeyleri dinlemek nedir? öğrenci işlerinin odasının yanında ders programı var, çocuk içeri gelip "falanca hocanın dersi var mı bugün?" diye soruyor hala. öğrenci işlerine gittiğinizde muhtemelen etrafta sizin soracağınız sorunun cevabının yazdığı bir çeşit uyarı, ikaz, bildiri ya da ilan panosu vardır. az bi zahmet edip okuyun sevgili arkadaşlar. kimliğinizi kaybettiğinizde hangi bankanın kaç nolu hesap numarasına ne kadar yatıracağınız bile yazıyorken yeni kimlik için, lütfen öğrenci işlerine gidip "ben kimliğimi kaybettim de ne yapmam lazım" gibi saçma salak sorular sormayın. z03 nolu sınıfın başındaki "z" harfinin zemin katı temsil ettiğini öğrenin. sınıf numaralarının hemen başındaki ilk sayı da bulunduğu katı söyler. eğer harf varsa -z harfi hariç- o da bloğu temsil eder. d-203 demek, d bloğu, ikinci kat, 03 nolu derslik demektir mesela.
anlıyorum insan etkileşiminden hoşlanıyorsunuz ama bunu günde 100 kişi sorunca öğrenci işleri sizin kadar etkileşim meraklısı olamayabiliyor. kaldı ki bugün ülkedeki sözüm ona en zeki 20.000 öğrenci arasına girenler böyleyse meslek yüksek okulu öğrenci işlerini hayal bile edemiyorum. fermuarının yerini bile gelip soran vardır "nerede?" diye.
çalıştığım öğrenci işleri tıp fakültesinin öğrenci işleriydi ve hemen her gün derse giremediği için imza kağıdını isteyen bir iki öğrenci gelirdi. amacı girmediği dersin imzasını atıp varmış gibi devam etmek. buradaki çalışan memur da "hocadan habersiz yoklama kağıdını size veremem" dediği an cık cık cık ede ede giderdi. bakın tam girdiği kapıda "dilekçe örneği" başlığının hemen altında dilekçe nasıl yazılır detaylıca anlatıldığı halde boş kağıt isteyip "nasıl yazıyoruz dilekçeyi?" diye soran öğrenciler gördüm. komite olmuş bitmiş, hoca notları öğrenci işlerine ulaştırmamış henüz ama sabah akşam arayıp "notları ne zaman gireceksiniz? niye işinizi yapmıyorsunuz?" tatsızlığında sorulara maruz bırakılıyorduk. abartısız söylüyorum aynı gün üç (3) kere arayıp aynı şeyi soran öğrenci vardı. bir kerede anlamazsın tamam, hadi ikide de anlamadın ona da eyvallah diyelim de üç kere aradığın, üç kere anlatıldığı halde anlamayıp bir de okula gelerek aynı şeyleri dinlemek nedir? öğrenci işlerinin odasının yanında ders programı var, çocuk içeri gelip "falanca hocanın dersi var mı bugün?" diye soruyor hala. öğrenci işlerine gittiğinizde muhtemelen etrafta sizin soracağınız sorunun cevabının yazdığı bir çeşit uyarı, ikaz, bildiri ya da ilan panosu vardır. az bi zahmet edip okuyun sevgili arkadaşlar. kimliğinizi kaybettiğinizde hangi bankanın kaç nolu hesap numarasına ne kadar yatıracağınız bile yazıyorken yeni kimlik için, lütfen öğrenci işlerine gidip "ben kimliğimi kaybettim de ne yapmam lazım" gibi saçma salak sorular sormayın. z03 nolu sınıfın başındaki "z" harfinin zemin katı temsil ettiğini öğrenin. sınıf numaralarının hemen başındaki ilk sayı da bulunduğu katı söyler. eğer harf varsa -z harfi hariç- o da bloğu temsil eder. d-203 demek, d bloğu, ikinci kat, 03 nolu derslik demektir mesela.
anlıyorum insan etkileşiminden hoşlanıyorsunuz ama bunu günde 100 kişi sorunca öğrenci işleri sizin kadar etkileşim meraklısı olamayabiliyor. kaldı ki bugün ülkedeki sözüm ona en zeki 20.000 öğrenci arasına girenler böyleyse meslek yüksek okulu öğrenci işlerini hayal bile edemiyorum. fermuarının yerini bile gelip soran vardır "nerede?" diye.
devamını gör...
ot gibi yaşadığı halde günlük tutan birey
yazma yeteneği varsa ot gibi hayata ejderhalar koyup o ejderhaları öldüren kahramanları da anlatabilir.
devamını gör...
baştan yanlış olan ilişkiler
hiç başlanmaması gereken beraberliklerdir. gönül bu laftan anlamıyor deyip değersiz insanlara değerler yüklüyoruz.
devamını gör...
mutlu eden sesler
sevdiğim şarkıların müzikleri.
devamını gör...
güzel insanlar neredeler sorusu
güzel bir dostla rakı içiyor:)
devamını gör...
insanı deli eden sesler
matkap sesi.
devamını gör...
elif naci
1933 yılında 5 sanatçıdan oluşan d grubu isimli birliğin kurucusu olup; 1898/1987 yılları arasında yaşamış türk ressam/ yazar ve müzecidir.
resim öğretmenliği, arşivcilik yapmış, ilk sergisini 32 yaşında açmıştır.
hat sanatıyla da ilgilenmiş ve izlenimci bir ressam olmuştur.
1933 yılında nurullah berk, zeki faik izer, cemal tollu, abidin dino ve zühtü müridoğlu ile birlikte d grubu'nu kurdu. d grubu adını, açılan 4. sanat topluluğu olması dolayısıyla latin alfabesinin dördüncü harfi olan d'den almaktaydı.


buradan
resim öğretmenliği, arşivcilik yapmış, ilk sergisini 32 yaşında açmıştır.
hat sanatıyla da ilgilenmiş ve izlenimci bir ressam olmuştur.
1933 yılında nurullah berk, zeki faik izer, cemal tollu, abidin dino ve zühtü müridoğlu ile birlikte d grubu'nu kurdu. d grubu adını, açılan 4. sanat topluluğu olması dolayısıyla latin alfabesinin dördüncü harfi olan d'den almaktaydı.


buradan
devamını gör...
kitap fuarı
ne zaman gitsem param bitiyor o yüzden ara verdim
devamını gör...
19 dakika
(bkz: jodi picoult)'un (bkz: roman)'ıdır.
meydana gelmiş bir şeyi geri döndüremezsiniz;
yüksek sesle söylenmiş bir sözü geri alamazsınız.
hepimiz bu noktaya tek başıma gelmediğimi biliyoruz.
peki ama beni özleyecek misiniz?
daha da önemlisi; ben sizi özleyecek miyim?
on dokuz dakikada ön bahçenizdeki otları biçebilir, saçınızı boyayabilir, börek pişirebilir, beş kişilik bir ailenin çamaşırlarını katlayabilirsiniz.
on dokuz dakika, reklamlar hariç standart bir komedi dizisinin süresidir.
on dokuz dakikada verdiğiniz pizza siparişini teslim alabilirsiniz.
çocuğunuza masal okuyabilir ya da motor yağınızı değiştirtebilirsiniz.
on dokuz dakikada dünyayı durdurabilir ya da durmasını beklemeden atlayabilirsiniz.
on dokuz dakikada en büyük intikamı alabilirsiniz.
peter yıllarca sınıf arkadaşlarından zorbalık gördü.
defalarca sınırda olduğunun mesajını verdi, sessizliği yardım çığlığıydı.
sonunda on dokuz dakikalık cehennemin baş kahramanı oldu.
sahi, sevgi dolu, harika bir genç bu noktaya nasıl geldi?
meydana gelmiş bir şeyi geri döndüremezsiniz;
yüksek sesle söylenmiş bir sözü geri alamazsınız.
hepimiz bu noktaya tek başıma gelmediğimi biliyoruz.
peki ama beni özleyecek misiniz?
daha da önemlisi; ben sizi özleyecek miyim?
on dokuz dakikada ön bahçenizdeki otları biçebilir, saçınızı boyayabilir, börek pişirebilir, beş kişilik bir ailenin çamaşırlarını katlayabilirsiniz.
on dokuz dakika, reklamlar hariç standart bir komedi dizisinin süresidir.
on dokuz dakikada verdiğiniz pizza siparişini teslim alabilirsiniz.
çocuğunuza masal okuyabilir ya da motor yağınızı değiştirtebilirsiniz.
on dokuz dakikada dünyayı durdurabilir ya da durmasını beklemeden atlayabilirsiniz.
on dokuz dakikada en büyük intikamı alabilirsiniz.
peter yıllarca sınıf arkadaşlarından zorbalık gördü.
defalarca sınırda olduğunun mesajını verdi, sessizliği yardım çığlığıydı.
sonunda on dokuz dakikalık cehennemin baş kahramanı oldu.
sahi, sevgi dolu, harika bir genç bu noktaya nasıl geldi?
devamını gör...
yokuş aşağı koşmak
bir şairin dediği gibi;
küçük bir çocuğun yokuş aşağı koşması gibi seni düşünmek…
biraz heyecan, biraz da düşecekmiş korkusu… *
küçük bir çocuğun yokuş aşağı koşması gibi seni düşünmek…
biraz heyecan, biraz da düşecekmiş korkusu… *
devamını gör...
kadınların erkeklerden hoşlanabilmesi sorunsalı
benim de hayret ettiğim sorunsaldır. biraz şapşallar, kıllı mıllılar, bazıları da pis ama işte n'aparsın seviyoruz. bir iltifat etmelerine, bir çiçek vermelerine ya da bir espri yapmalarına bakıyor her şey. biz kafada kurarken boş boş etrafa bakmaları da gayet komik ve tatlı bence. şapşikler sizi.
devamını gör...
