zaman tüneli
diego ve ben
diego ve ben
meksikalı ressam frida kahlo'nun 1949 yılında yaptığı tablodur.
eşi diego rivera ve kendisi yer alır.

buradan
meksikalı ressam frida kahlo'nun 1949 yılında yaptığı tablodur.
eşi diego rivera ve kendisi yer alır.

buradan
devamını gör...
fenerbahçe erkek basketbol takımı
1997-98 sezonunda takımda dallas comegys ve henry turner vardı, hey gidi..
son üç sezonda, ibrahim kutluay ile birlikte müthiş bir hava yakalamışlar ve takımı ligde iddialı bir konuma getirmeyi başarmışlardı.
fakat işte; tofaş, efes, ülker hatta türk telekom, galatasaray falan...
güçlü takımlar hep bunlar.
lig öyle kolay bir lig değil.
yönetim de 1998-99 sezonu öncesinde, flaş bir kararla, bu iki oyuncu ve diğer bazı oyuncuları takımdan gönderip, yerlerine şu oyuncuları getirmişti;
mahmoud abdulrauf (sacramento kings),
zan tabak (boston celtics),
conrad mcrae (paok selanik),
marko milic (phoenix suns)...
isimlere ve geldikleri takımlara bakar mısınız?
"vaooov!" olmuştu tüm basketbol camiası o dönem... çok iyi hatırlıyorum.
ben de, 17-18 yaşlarında bir basketbol manyağı olarak, çok etkilenmiştim bu kadrodan..
özellikle marko milic!
fakat beklendiği kadar dominant bir etki yaratmadı bu kadro.
o dönem tofaş olsun, efes olsun, ülker olsun...
hep bir adım önünde oldular fenerbahçe'nin..
zaten fenerbahçe de, bu durumun sonlanması için ülker ile birleşti sonrasında, malum...
tofaş çekildi piyasadan, efes pilsen oldu anadolu efes..
avrupa hatta nba basketbolunda da köklü değişimler yaşandı, aynı dönemde...
fakat benim aklım halen daha dallas comegys ve henry turner'da, biliyor musunuz?
ve onların, fb ile geçirdikleri son sezon.
sonrasında değişmeye başladı her şey.
son üç sezonda, ibrahim kutluay ile birlikte müthiş bir hava yakalamışlar ve takımı ligde iddialı bir konuma getirmeyi başarmışlardı.
fakat işte; tofaş, efes, ülker hatta türk telekom, galatasaray falan...
güçlü takımlar hep bunlar.
lig öyle kolay bir lig değil.
yönetim de 1998-99 sezonu öncesinde, flaş bir kararla, bu iki oyuncu ve diğer bazı oyuncuları takımdan gönderip, yerlerine şu oyuncuları getirmişti;
mahmoud abdulrauf (sacramento kings),
zan tabak (boston celtics),
conrad mcrae (paok selanik),
marko milic (phoenix suns)...
isimlere ve geldikleri takımlara bakar mısınız?
"vaooov!" olmuştu tüm basketbol camiası o dönem... çok iyi hatırlıyorum.
ben de, 17-18 yaşlarında bir basketbol manyağı olarak, çok etkilenmiştim bu kadrodan..
özellikle marko milic!
fakat beklendiği kadar dominant bir etki yaratmadı bu kadro.
o dönem tofaş olsun, efes olsun, ülker olsun...
hep bir adım önünde oldular fenerbahçe'nin..
zaten fenerbahçe de, bu durumun sonlanması için ülker ile birleşti sonrasında, malum...
tofaş çekildi piyasadan, efes pilsen oldu anadolu efes..
avrupa hatta nba basketbolunda da köklü değişimler yaşandı, aynı dönemde...
fakat benim aklım halen daha dallas comegys ve henry turner'da, biliyor musunuz?
ve onların, fb ile geçirdikleri son sezon.
sonrasında değişmeye başladı her şey.
devamını gör...
batı felsefesi
doğu'da felsefe yoktur/ yapılamaz/ batı'daki kadar işlevsel değildir şiarına dayandığı söylenebilen; antik yunan'dan başlayıp günümüze kadar gelen batılı felsefe tarihi olarak tanımlanır.
filozofları
heraklitos
pisagor
anaksagoras
cicero
parmanides
demokritos
epikuros
sokrates
platon
aristoteles
thomas aquinas
augustinus
montaigne
dekart
francis bacon
george berkeley
david hume
john locke
spinoza
jean-jacques rousseau
kant
hegel, marx, arthur schopenhauer, friedrich nietzsche
filozofları
heraklitos
pisagor
anaksagoras
cicero
parmanides
demokritos
epikuros
sokrates
platon
aristoteles
thomas aquinas
augustinus
montaigne
dekart
francis bacon
george berkeley
david hume
john locke
spinoza
jean-jacques rousseau
kant
hegel, marx, arthur schopenhauer, friedrich nietzsche
devamını gör...
ontoloji
ontoloji
varlık felsefesi olarak tanımlanır.
varlığı, varlığın bilinebilirliğini, var olanın ne olduğunu inceleyen bilim dalıdır.
ölen bir nesnenin yani insanın varlık sayılıp sayılamayacağını da sorgular. varlık eğer yok olmayacak tek şey ise tek varlık tanrı olarak düşünülebilir.
varlık paradoksal biçimde var ve yok edebilen tek varlık olarak da düşünebiliriz.
varlık felsefesi olarak tanımlanır.
varlığı, varlığın bilinebilirliğini, var olanın ne olduğunu inceleyen bilim dalıdır.
ölen bir nesnenin yani insanın varlık sayılıp sayılamayacağını da sorgular. varlık eğer yok olmayacak tek şey ise tek varlık tanrı olarak düşünülebilir.
varlık paradoksal biçimde var ve yok edebilen tek varlık olarak da düşünebiliriz.
devamını gör...
kargo fiyatlarının uçmuş olması
işimiz gereği kargo firmaları ile çok sıkı fıkıyız. belli başlı tüm kargolar ile çalışıyoruz. geçtiğimiz ay toplamda 40 bin lira kargo ücreti ödedik.
üç elemanımıza net 45 bin ödüyoruz, kargo bizde neredeyse 3 eleman çalıştırmış. bu hesapla bir eleman daha işe alıp tüm kolileri onunla ilden ile seyahat ettirsek daha ucuza gelecek.
kargo fiyatlarına isyan ederken yeni bir iş alanı mı keşfettik ne?
üç elemanımıza net 45 bin ödüyoruz, kargo bizde neredeyse 3 eleman çalıştırmış. bu hesapla bir eleman daha işe alıp tüm kolileri onunla ilden ile seyahat ettirsek daha ucuza gelecek.
kargo fiyatlarına isyan ederken yeni bir iş alanı mı keşfettik ne?
devamını gör...
ya bot veya fake sandıklarınız aslında okursa sorunsalı
sözlükte sürekli bot hesaplardan ve/ya birilerinin fake hesaplarından beğeniler atıldığı muhabbeti dönüyor.
bana göre bunların ciddi kısmı kendini yazar değil de okur olarak konumlandıran kişiler olabilirler.
sözlüğe hiçbir şey yazmıyorlar ama beğeni atıyorlar... bu ille bir şüphe uyandırmalı mı?..
bizim ülkemizde bu alışıldık bir şey değil elbette. herkes uzman, herkes eleştirmen, herkes bilirkişi...
ve burada da herkes "yazar" olmalı, değil mi?
değil aslında.
batı'da mesela böyle değil.
kaliteli dinleyici, kaliteli okur vs. olmak da en az kaliteli müzisyen, kaliteli yazar vs. olmak kadar değerlidir.
sözlükteki kaliteli okurlara selam olsun. bana göre hiç de kötü bir konumda değilsiniz. değerlisiniz.
bana göre bunların ciddi kısmı kendini yazar değil de okur olarak konumlandıran kişiler olabilirler.
sözlüğe hiçbir şey yazmıyorlar ama beğeni atıyorlar... bu ille bir şüphe uyandırmalı mı?..
bizim ülkemizde bu alışıldık bir şey değil elbette. herkes uzman, herkes eleştirmen, herkes bilirkişi...
ve burada da herkes "yazar" olmalı, değil mi?
değil aslında.
batı'da mesela böyle değil.
kaliteli dinleyici, kaliteli okur vs. olmak da en az kaliteli müzisyen, kaliteli yazar vs. olmak kadar değerlidir.
sözlükteki kaliteli okurlara selam olsun. bana göre hiç de kötü bir konumda değilsiniz. değerlisiniz.
devamını gör...
turan dursun
benim dinimi eleştüremen! ciler tarafından öldürülmüş yazar, eleştirmen, eski imam.
şeriat çığırtkanlığının sebeplerinden biri de dinden çıkanın katli vaciptir fetvalarıyla milleti doğrama tehdidi savurma ayrıcalığı kazanmak ve insanların inanmasalar bile inanmadıklarını söyleyebilecekleri özgür bir ortam olmasını reddetmektir.
dine dayalı otoriter rejimlerin ürettikleri zulümler arasında ahlak polisliği denilen bir birim de vardır. çok değil geçen sene iran da bir genç kızın saçı görünüyor diye ölümüne neden oldular..
dinde hürriyet yoktur. cumhuriyetin nimetlerinden yararlanıp kurucu değerlerimize öfke püsküren cehalet ordusu şeriatla mutluluk geleceğini iddia ediyor...
şeriat çığırtkanlığının sebeplerinden biri de dinden çıkanın katli vaciptir fetvalarıyla milleti doğrama tehdidi savurma ayrıcalığı kazanmak ve insanların inanmasalar bile inanmadıklarını söyleyebilecekleri özgür bir ortam olmasını reddetmektir.
dine dayalı otoriter rejimlerin ürettikleri zulümler arasında ahlak polisliği denilen bir birim de vardır. çok değil geçen sene iran da bir genç kızın saçı görünüyor diye ölümüne neden oldular..
dinde hürriyet yoktur. cumhuriyetin nimetlerinden yararlanıp kurucu değerlerimize öfke püsküren cehalet ordusu şeriatla mutluluk geleceğini iddia ediyor...
devamını gör...
ders çalışmaktan boyun fıtığı olmak
sızlanmayın lan, çalışın işte.*
bizim zamanımızda flamingo desenli oturma minderleri, kırmızı balon tutan panda desenli visko sırt bariyerleri mi vardı sanki. regl olduğumuz gün dershanede iki büklüm oturup deneme çözerdik.
bu arada ders çalışmak kadar stressiz bir bilgi edinme yolu yoktur. neden mi? öğreniyorsun ve hiçbir işine yaramıyor. kimsenin hayatına tesirin yok. mis gibi. o yüzden kıymetini bilin.
bizim zamanımızda flamingo desenli oturma minderleri, kırmızı balon tutan panda desenli visko sırt bariyerleri mi vardı sanki. regl olduğumuz gün dershanede iki büklüm oturup deneme çözerdik.
bu arada ders çalışmak kadar stressiz bir bilgi edinme yolu yoktur. neden mi? öğreniyorsun ve hiçbir işine yaramıyor. kimsenin hayatına tesirin yok. mis gibi. o yüzden kıymetini bilin.
devamını gör...
ders çalışmaktan boyun fıtığı olmak
#2771877 ya bende sağdaki sandalyeden var ama hala soldaki gibi oturuyorum.
okul sıralarında yazı yaza yaza doğu oturmayı unutur olduk.
okul sıralarında yazı yaza yaza doğu oturmayı unutur olduk.
devamını gör...
ders çalışmaktan boyun fıtığı olmak
evet yahu, yukarıdaki görsellik önemli. siz eğileceğinize eğilecek bir masa tercihi yapın veya masanın size eğilmesini sağlayacak değişiklikler yapın mesela.
devamını gör...
açılan başlığa kimsenin tanım girmemesi
üzülmem ki. isterlerse eksi 10 tanımlı olsun.
devamını gör...
hastaneye giden tip
sigara ve alkol tüketip hastaneye giden tipler başı çeker. bir darbe de kimyasal dozlu tozlu ilaçlardan yer. tüh tüh tüh!
devamını gör...
eflatun
eflatun, ünlü antik yunan filozofu platon'un arapça'daki adıdır çünkü orijinal arap alfabesi'nde "p" harfi yoktur. eflatun, sokrates'in öğrencisidir ve tarihte bilinen ilk akademinin ve siyaset biliminin kurucusudur. eflatun, mağara alegorisiyle bilinir.
ilgili linkler:
1) felsefe.gen.tr/platon-eflat...
2) onedio.com/haber/platon-efl...
3) tarihselbilgi.com/platon-ef...
4) blog.milliyet.com.tr/platon...
ilgili linkler:
1) felsefe.gen.tr/platon-eflat...
2) onedio.com/haber/platon-efl...
3) tarihselbilgi.com/platon-ef...
4) blog.milliyet.com.tr/platon...
devamını gör...
kargo fiyatlarının uçmuş olması
kendin götürsen daa ucuza gelir hem gezmiş
olursun.
olursun.
devamını gör...
altı gün savaşı
colonel bagshot grubunun six day war şarkısı ile hissettirdiği; 1967 pazartesi, israil ile arap komşuları
mısır, ürdün ve suriye arasında başlayan ve 6 gün süren savaştır.
yarın çok geç olana kadar asla gelmez
tomorrow never comes until it's too late
mısır, ürdün ve suriye arasında başlayan ve 6 gün süren savaştır.
yarın çok geç olana kadar asla gelmez
tomorrow never comes until it's too late
devamını gör...
l. p. hartley
leslie poles hartley
bir radyo tiyatrosu ile adını duyduğum; 1895/1972 yılları arasında yaşamış ingiliz yazar.
eustace and hilda en bilinen kitap serisi olan yazar ilk öyküsünü 11 yaşında yazmıştır.

hayat hayattır.
ara sıra insanlar kendilerine acı çektiren durumlar yaratırlar.
geçmiş bir yabancı ülkedir, orada her şey başka türlü yanılır.
bir radyo tiyatrosu ile adını duyduğum; 1895/1972 yılları arasında yaşamış ingiliz yazar.
eustace and hilda en bilinen kitap serisi olan yazar ilk öyküsünü 11 yaşında yazmıştır.

hayat hayattır.
ara sıra insanlar kendilerine acı çektiren durumlar yaratırlar.
geçmiş bir yabancı ülkedir, orada her şey başka türlü yanılır.
devamını gör...
platon
gerçek adı aristokles olup siyaset biliminin kurucusu yunanlı bir filozof, düşünür. arapça'da "p" harfi olmadığı için platon'un arapça karşılığı eflatundur, türkçe'ye de bu şekilde geçmiştir. platon, sokratesin öğrencisidir. heros akademikos'un mezarı yanında bir arsa satın alıp burada felsefe dersleri vermek için bir okul açar. akademi'nin etimolojisi buradan gelir. platon, idealar kuramını ortaya atan filozoftur.


devamını gör...
kargo fiyatlarının uçmuş olması
bir yerden bir yere bir şey gönderecekseniz kendinizin gitmesinin daha ucuza geleceği noktaya doğru yanaşmaktadır. hem sizin için de bir değişiklik olur:
bundan iki ay kadar önce bir arkadaşıma istanbul'da bulamadığı bir ilacı yolladım. iki kutu, toplam 50 gram. kargocu kız ölçmeden iki desi dedi. tamam dedik. 171 yetele dedi. patronunuzun anasını evermeyeceğiz, kamyonun tekerleğinin üstüne sıkıştırsanız gider. ne bu fiyat dedim. öyle abi dedi. patronun suçunun cezasını işçiden çıkartmayacağım için verdim. mng kargo...
üç gün önce de ankara'ya bir zarf yolladım. bu kez yağı getirmiştim. kazık girerse çok canım acımayacaktı. "önlemci" biri olmamın gözünü seveyim. 101 ytl. yurtiçi kargo...
bu böyle giderse yakında esnaf toplanıp malını öyle getirecek götürecek. ha bu kargo şirketlerinin umurunda olur mu? şimdilik hayır. ama tüm e-ticaret siteleri kendi dağtım şirketlerini kurarlarsa durum değişir. oraya gidiyor bu iş.
bundan iki ay kadar önce bir arkadaşıma istanbul'da bulamadığı bir ilacı yolladım. iki kutu, toplam 50 gram. kargocu kız ölçmeden iki desi dedi. tamam dedik. 171 yetele dedi. patronunuzun anasını evermeyeceğiz, kamyonun tekerleğinin üstüne sıkıştırsanız gider. ne bu fiyat dedim. öyle abi dedi. patronun suçunun cezasını işçiden çıkartmayacağım için verdim. mng kargo...
üç gün önce de ankara'ya bir zarf yolladım. bu kez yağı getirmiştim. kazık girerse çok canım acımayacaktı. "önlemci" biri olmamın gözünü seveyim. 101 ytl. yurtiçi kargo...
bu böyle giderse yakında esnaf toplanıp malını öyle getirecek götürecek. ha bu kargo şirketlerinin umurunda olur mu? şimdilik hayır. ama tüm e-ticaret siteleri kendi dağtım şirketlerini kurarlarsa durum değişir. oraya gidiyor bu iş.
devamını gör...
