zaman tüneli
bir ailenin çocuğuna yapacağı en büyük kötülük
birbirini sevmeyen,saygı duymayan toksik insanlar cocuk yaparak hem topluma hemde çocuğa kötülük eder.ornegin, aile içinde geçimsizlik ve kavgalar sebebi ile mutsuz olan anne, hayattan ve yaşadıklarından şikayet ederken, zamanla travmalarından beslenerek kurban rolünü oynamaya bașlar ve bu role kendisini öylesine kaptırır ki sorumluluklarından sıyrılmaya başlar. kendi arzusu ile yaptığı çocuğuna, öz bakıma muhtac olduğu çağlarda annelik içgüdüsü ile gösterdiği sefkat ve ilgiyi yetiskinliginde de zaman zaman dile getirerek, çocuktaki acıma ve vicdan duygusunu hep canlı tutar. boyle bir ebeveynle büyüyen çocuk içinde yoğun olarak hissettiği suçluluk duygusu ile anneyi memnun ve mutlu etmeye çalışır ve bu ilişki toksik bir hal alır.toksik ebeveynlerin bu şekilde kendilerine bağımlı hale getirdiği çocukları büyüseler de yetişkin bir cocuk olarak kalırlar.yetiskin çocuğun bağımsız hareket ettigi evden uzaklaştığı nadir anlarda ise gercekte yanlarından ayrılmasıni istemeyen ebeveyn cesitli manipulasyonlarla,sitemle,ondaki suçluluk duygusunu aktif ederek kontrolu elden bırakmaz.sonuç olarak mutsuz,depresif bir ebeveynin yetişkin çocuğu gercek değer duygusundan yoksun büyüdüğünden diger iliskilerinde de insanlara karsi nefret dolu,agresif dengesiz tutum sergileyerek ebeveynlerinin kopyası haline gelir.
devamını gör...
bir bilen (yazar)
özlüyorum onu. bakıyorsa hala buralara arada sırada, kalbimdesin yiğidim.
devamını gör...
dilan polat'ın fenerbahçe'ye sponsor olması
bu ayıp tüm yönetimindir.
ilk gün yazmadım, aradan zaman geçsin istedim.
para her şeyi satın alır tezinin bazı istisnaları vardır.
elini kolunu sallaya sallaya gidip hermes çanta alamazsın mesela.
fenerbahçe de öyle olmalıydı.
ne idüğü belirsiz, görgüsüz bir varoşun adının fenerbahçe formasında bulunmasını bir türlü hazmedemiyorum.
bu konu ile ilgili yönetimin taraftara bir özür borcu olduğunu düşünüyorum.
bu saatten sonra sponsorluk sözleşmeleri konusunda daha hassas olacaklarına dair gerekirse ana-babaları üzerine yemin etmeliler.
fenerbahçe kutsalımızsa, stad mabedimizse bu noktadan sonra ona ya da manevi kimliğine zarar veren herkesin bedel ödemesi şart.
ilk gün yazmadım, aradan zaman geçsin istedim.
para her şeyi satın alır tezinin bazı istisnaları vardır.
elini kolunu sallaya sallaya gidip hermes çanta alamazsın mesela.
fenerbahçe de öyle olmalıydı.
ne idüğü belirsiz, görgüsüz bir varoşun adının fenerbahçe formasında bulunmasını bir türlü hazmedemiyorum.
bu konu ile ilgili yönetimin taraftara bir özür borcu olduğunu düşünüyorum.
bu saatten sonra sponsorluk sözleşmeleri konusunda daha hassas olacaklarına dair gerekirse ana-babaları üzerine yemin etmeliler.
fenerbahçe kutsalımızsa, stad mabedimizse bu noktadan sonra ona ya da manevi kimliğine zarar veren herkesin bedel ödemesi şart.
devamını gör...
dini inancın zayıflama nedenleri
çok spor yapması. diyet yapması.
devamını gör...
ölmek istemek
aylar sonra, bu sabah duyduğum istek. öyle büyük bir acı yaşıyor değildim; sadece gözlerimi açtığımda, birkaç dakika yatakta yuvarlandıktan sonra keşke şu an ölü olsaydım diye düşünüverdim. normal olma hevesim, bu uğurda harcadığım çaba, hedefe ulaştığımda sönüverdi. ben bu muydum? uyan, işe git, tekrar uyu. bu ev, bu yıkık dökük eşyalar, beş para etmez çamaşırlar... kurtul buradan. hem de derhal!
devamını gör...
seni seviyorum deyince ben de seni diyen sevgili
seviyor işte uzatmayın. onu bile duymayanlar olabilir aranızda.
devamını gör...
eden bulur
meşhur klasik martin eden'in devam kitabıdır. ama ilki kadar güzel değil samanyolu dizisi kıvamında bir hikaye.
devamını gör...
gülüp eğlenirken akla gelen dert
kimi dertlerin böyle bir huyu var. normal zamanda aklına gelmez ne zaman eğlenirsin çat diye ortaya çıkar. pat diye de olabilir şu an emin değilim. sorun neydi?
devamını gör...
eden bulur
hayır bulmaz. fakir avuntusudur.
devamını gör...
eden bulur
bazen evet, genellikle hayır.
hayat boyu hiç değilse bir dram yaşamasını beklediğim bazı kişiler var. çünkü zamanında bir çok dram yaşattılar.
büyük çoğunluğu bir şey bulmadı.
ikisi buldu, zaten en önemsizleri de o ikisiydi.
hayat boyu hiç değilse bir dram yaşamasını beklediğim bazı kişiler var. çünkü zamanında bir çok dram yaşattılar.
büyük çoğunluğu bir şey bulmadı.
ikisi buldu, zaten en önemsizleri de o ikisiydi.
devamını gör...
çöpçüyken takdir görmek için gözlerini çekikleştirmek
saçmalama hevesine imrendim.
devamını gör...
sinemada ne kadar bayat olursa olsun tutulan konular
kötü adama bulastiniz temalı filmler.
genelde bu kişi artık emekli olmuş bir suikastçı falan olur ve insan oldurmemek için yemin etmiştir. ta ki bir mafya ya da çete sevdiklerini öldürüp yeminini bozdurana kadar.
genelde bu kişi artık emekli olmuş bir suikastçı falan olur ve insan oldurmemek için yemin etmiştir. ta ki bir mafya ya da çete sevdiklerini öldürüp yeminini bozdurana kadar.
devamını gör...
dini inancın zayıflama nedenleri
dinin gereklerini yerine getirmek nefislerine zor geldiği için dini işine geldiği gibi anlayıp öyle anlatanlar.
siyasal islamcılar.
sahtekar dinciler(!).
dini kullanarak insanları sömürenler.
din adı altına gizlenen düzenbazlar.
siyasal islamcılar.
sahtekar dinciler(!).
dini kullanarak insanları sömürenler.
din adı altına gizlenen düzenbazlar.
devamını gör...
yazarlara yapılan en son iyilik
ütülediklerimden oluşmuş dağı yerlerine yerleştirmek.
teşekkürler ev halkı, bugün beni sevdiğinizi söylemeseniz de olur.
teşekkürler ev halkı, bugün beni sevdiğinizi söylemeseniz de olur.
devamını gör...
çöpçüyken takdir görmek için gözlerini çekikleştirmek
çöpçülerin bir düşünmesi gereken cerrahi operasyon. şimdi efendim bilirsiniz, çöpçüler çoğu kesim tarafından pek saygı görmez. meslekleri aşağılanır, hâkir görülür. zengininden fakirine, küçüğünden büyüğüne çok kişi vardır çöpçülükle dalga geçen. çöpçülüğü hoş gören sözler söylerken bile farkında olmadan küçümseriz ve bundan hiç de gocunmayız.
''ben seni çöpçü de olsan desteklerim.''
bu söz aracılığıyla çocuğumuzu çöpçü dahi olsa kabulleneceğimizi ve mesleğine saygı duyacağımızı belirtirken bir yandan da bu işi küçük gördüğümüzü kanıtlamış oluyoruz. adeta ''karıncayı bile incitmem deme, bileden incinir karınca.'' sözünü hayata geçirmiş oluyoruz. hiç şöyle bir söze denk geldiniz mi mesela?
''ben seni uzay mühendisliği yapsan da desteklerim.''
denk gelmezsiniz çünkü uzay mühendisliği zaten herkesçe desteklenecek ve takdir edilecek bir meslektir :) küçümsenmez, eskaza küçümsenince de yeniden büyüksenmeye ihtiyaç duymaz. çünkü büyüktür zaten. algılarda, beyinlerde, fikirlerde öyledir. çöpçülük öyle midir? hayır.
fakat bu milletten millete de değişir. başlıkta konu edindiğim çekik gözlülerin çöp toplayıcılığı hep göze hoş gelmiştir mesela :) sık sık duymuşsunuzdur; maçlarda, olimpiyatlarda, uluslararası organizasyonlarda japon izleyiciler bitişte hep çöp toplarlar. sonra bir güzel takdir görürler, ''ya japonlar çok farklı millet canım'', ''yüz yıl ilerimizdeler'', "bizimkiler olsa öylece bırakırlar'' temalı övgü fasılları... e bunu bizim çöpçüler yapınca niye küçümsüyorsunuz da japonlara gelince öve öve bitiremiyorsunuz mübarekler :) illa gözümüzü çekikleştirip, yüzümüze botoks yapıp, dudaklarımızı kalınlaştırıp anime mi izleyelim çöp toplayıcılığımız methedilmeye mazhar olsun diye? hepimiz topluyoruz işte çöpleri. toplarken aynı gemideyiz de övülme işinde mi yan çizildi? yapmayın dostlar, her milletin çöp atma eylemine eşit derecede karşılık verin ki barış sağlansın, gönüller hoşgörülsün.
''yaşasın çöpçümüz, japonya'ya bedel üçümüz!
yolları, binaları arındırmakla yükümlüyüz
akıllı olun ha, bizi yerip övmeyin elin japonunu!
ücret mücret dinlemeyiz, başlar japonya'ya göçümüz
siz akşamın dokuzunda serkeş serkeş dolaşırken
önünüze çıkmıyorsa çöpün, kirin zerresi
bizdendir, bizim emeğimizden, bizim gönlümüzden
şimdi küçümseyenlerinizin belki kesilir sesi
türk-kürt, japon-çinli, portekizli-brezilyalı...
fark etmez temizlemek için gecekondu, ev, yalı
emek emektir, yere düşürmeden emekçilerin yüzünü
millet fark etmeksizin hepsine saygı duymalı''
''ben seni çöpçü de olsan desteklerim.''
bu söz aracılığıyla çocuğumuzu çöpçü dahi olsa kabulleneceğimizi ve mesleğine saygı duyacağımızı belirtirken bir yandan da bu işi küçük gördüğümüzü kanıtlamış oluyoruz. adeta ''karıncayı bile incitmem deme, bileden incinir karınca.'' sözünü hayata geçirmiş oluyoruz. hiç şöyle bir söze denk geldiniz mi mesela?
''ben seni uzay mühendisliği yapsan da desteklerim.''
denk gelmezsiniz çünkü uzay mühendisliği zaten herkesçe desteklenecek ve takdir edilecek bir meslektir :) küçümsenmez, eskaza küçümsenince de yeniden büyüksenmeye ihtiyaç duymaz. çünkü büyüktür zaten. algılarda, beyinlerde, fikirlerde öyledir. çöpçülük öyle midir? hayır.
fakat bu milletten millete de değişir. başlıkta konu edindiğim çekik gözlülerin çöp toplayıcılığı hep göze hoş gelmiştir mesela :) sık sık duymuşsunuzdur; maçlarda, olimpiyatlarda, uluslararası organizasyonlarda japon izleyiciler bitişte hep çöp toplarlar. sonra bir güzel takdir görürler, ''ya japonlar çok farklı millet canım'', ''yüz yıl ilerimizdeler'', "bizimkiler olsa öylece bırakırlar'' temalı övgü fasılları... e bunu bizim çöpçüler yapınca niye küçümsüyorsunuz da japonlara gelince öve öve bitiremiyorsunuz mübarekler :) illa gözümüzü çekikleştirip, yüzümüze botoks yapıp, dudaklarımızı kalınlaştırıp anime mi izleyelim çöp toplayıcılığımız methedilmeye mazhar olsun diye? hepimiz topluyoruz işte çöpleri. toplarken aynı gemideyiz de övülme işinde mi yan çizildi? yapmayın dostlar, her milletin çöp atma eylemine eşit derecede karşılık verin ki barış sağlansın, gönüller hoşgörülsün.
''yaşasın çöpçümüz, japonya'ya bedel üçümüz!
yolları, binaları arındırmakla yükümlüyüz
akıllı olun ha, bizi yerip övmeyin elin japonunu!
ücret mücret dinlemeyiz, başlar japonya'ya göçümüz
siz akşamın dokuzunda serkeş serkeş dolaşırken
önünüze çıkmıyorsa çöpün, kirin zerresi
bizdendir, bizim emeğimizden, bizim gönlümüzden
şimdi küçümseyenlerinizin belki kesilir sesi
türk-kürt, japon-çinli, portekizli-brezilyalı...
fark etmez temizlemek için gecekondu, ev, yalı
emek emektir, yere düşürmeden emekçilerin yüzünü
millet fark etmeksizin hepsine saygı duymalı''
devamını gör...
the office
izleyince şimdiye kadar neden izlememişim dedirten dizidir.
devamını gör...
intihar etmeyi düşünmek
mutlu bir insanın en mutlu anı uykuya daldığı andır, mutsuz bir insanın ise en mutsuz anı uykudan uyandığı andır. yaşam bir çeşit hata olmalı.
-schopenhauer.
-schopenhauer.
devamını gör...
iş yerindeki olumsuzlukları sevgiliye anlatıp durmak
" sevgili" demek " hayatı sansürsüz paylaşabildiğin insan " demektir. eğer sevgilinize karşı her şeyinizi içinizden geldiği gibi anlatacak kadar samimiyet ve rahatlık taşımıyorsanız, bağınız üzerine düşünmeniz gerekir. gerçek bir bağ tolerans, sevgi, sadakat, problem çözme isteği ve yetisi gerektirir. karşınızdaki sizi bunların herhangi birinden ya da hepsinden mahrum bırakıyorsa, o bağ sağlıklı değildir ya da çıkar odaklıdır. ne olursa olsun uzaklaşın.
benim erkek arkadaşım her şeyimle ilgilenir. ben anlatmak istemesemde zorlar ve öğrenir. bana zarar gelmesinden korktuğu için ( birinin bunu denemeye çalışmasından), her zaman hayatımda olan şeylerden haberdar olmak ister ve aksi durumlarda ( gerektiğinde ) müdahale eder. koruyucu olmasına bayılıyorum. her ne kadar güçlü bir kadın olsam da, kendim dışında birinin benim alanımı koruması inanılmaz iyi hissettiriyor. sevgilime sabaha kadar konuşsamda bıkmaz, dinler.
yani yapan yapıyor, yapmayanda sorun var.
benim erkek arkadaşım her şeyimle ilgilenir. ben anlatmak istemesemde zorlar ve öğrenir. bana zarar gelmesinden korktuğu için ( birinin bunu denemeye çalışmasından), her zaman hayatımda olan şeylerden haberdar olmak ister ve aksi durumlarda ( gerektiğinde ) müdahale eder. koruyucu olmasına bayılıyorum. her ne kadar güçlü bir kadın olsam da, kendim dışında birinin benim alanımı koruması inanılmaz iyi hissettiriyor. sevgilime sabaha kadar konuşsamda bıkmaz, dinler.
yani yapan yapıyor, yapmayanda sorun var.
devamını gör...
normal sözlük'te o trollü dövdüreceğim
yedirmeyiz.
devamını gör...
intihar etmeyi düşünmek
samimiyetle söylüyorum. o kadar çok o kadar çok düşündüm ki. düşünmekle kalmak ve hala hayatta olmak güzel.
tek seçenek ölmek değilmiş bunu anlıyor insan sonradan. bulutların dağıldığı zamanların hatırına yaşamak lazım. zor zamanların içinden hırpalanarak olsa da sağ salim çıkabilmek ve devam edebilmek mümkün. kendini tanıdıkça, anladıkça teselli bulmayı da, mutlu olmayı da çözersin bence.
tek seçenek ölmek değilmiş bunu anlıyor insan sonradan. bulutların dağıldığı zamanların hatırına yaşamak lazım. zor zamanların içinden hırpalanarak olsa da sağ salim çıkabilmek ve devam edebilmek mümkün. kendini tanıdıkça, anladıkça teselli bulmayı da, mutlu olmayı da çözersin bence.
devamını gör...