zaman tüneli

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
tibet mastifi
devamını gör...

slovakya, eski çekoslovakya'nın bir parçası olan bir avrupa ülkesi olup slovakya'nın başkenti bratislava şehridir. slovakya, avusturya macaristan imparatorluğu döneminde macaristan krallığı'na bağlıydı. 1920 trianon antlaşması ile macarlar, topraklarının dörtte üçünü kaybetmiştir ve kaybettiği topraklardan birisi de çekya'ya vermek zorunda kaldığı slovakya bölgesidir. slovakya, 1993'te çekya ile barışçıl bir şekilde ayrılarak bağımsız olmuştur. slovakya'nın başkent seçimi oldukça yanlıştır çünkü bratislava bir sınır şehri olduğu için slovakya, ileriki zamanlarda macaristan tarafından yutulabilir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel slovakya'nın bayrağı
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel slovakya'nın devlet arması
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel slovakya'nın haritadaki coğrafi konumu, komşuları ve başkenti bratislava
devamını gör...

(bkz: hassas türk aile yapısı)
devamını gör...

(bkz: emotional damage)
devamını gör...

valla bilmiyorum, çevremde bile zengin yok.
devamını gör...

mavi, bir renkten daha fazlası bence. sonu olmayan bir gökyüzü, umut dolu bir deniz...
devamını gör...

en sonunda artık teslim olup olayları tebessümle karşılamaya başlarsın. tebessüm eden suratına da yoldan geçen bir araba çamur falan sıçratır.
devamını gör...

abdestinizi tazelemeniz gerektiğine ya da boy abdesti esnasında iğne ucu kadar kuru yer bırakmış olabileceğinize delalettir.
devamını gör...

valla bizim ailede tam tersi kdkdk annem chp teyzesi olma yolunda hızla ilerleyen bir bireydi. ta ki kılışdar köpenginin kripto akpli olduğunu idrak edebildiği seçim sonrası sürece kadar. babam yıllardır bu tarz kavgaların mücadelelerin içinde bulunduğundan artık yılmış anasını öpeyim hepsinin modunda takılır, anama kızar bıkmadın izlemekten he hepsi birbirinin yeşili diye dkdkd

şu an bir ben bir de anam takip ediyörüz benzer poroğramları. babam ve kardaşım daha apolitikler.

tanım: bizim ailenin yazarın tezinin tersi yönde hareket ettiği sorunsal.
devamını gör...

(bkz: öyle ölmem füze at)
devamını gör...

(bkz: arnella)
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

last call to sin
sana imzalı kitap yollayacam tek şairle iş dönmez.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

benim nazarımda ciddi merak konusu. az çok bilirsiniz, bu siyaset ve tartışma programlarını evde en çok babalar izler. anneler gün içinde evlilik ve yemek programlarını izlerken akşam gelip çatınca dizi izlemeye koyulurlar. erkek çocuklar maç izleyip coşkunluğuna coşkunluk katarken kız çocuklar muhtemelen çizgi film türü şeyler izliyordur. içlerinde bana en ilginç geleni kesinlikle siyaset programları. abi hararetli hararetli tartışmalar, akıl yürütmeye dayalı beyin fırtınaları, çok bilinmeyenli siyaset denklemleri, sol ve sağ arasında vardiyalı gidip gelen ne idüğü belirsiz partiler, yeni yeni karakterler... sürekli (haklı olarak) şikâyet edilen konular ve bir türlü bitmek tükenmek bilmeyen ülke sorunları... insanın izlerken yirminci dakikadan sonra içi bayılır da kapatır kanalı, açar şöyle almanya ligi orta sıra takımlarının maçını izler. ya da ne bileyim, kanal d'deki taksi temalı gece filmlerini izler de ortamdaki komediye güler.

ben olsam böyle yapardım yani, 7/24 siyaset izlemek olur şey değil hocam. varılan bir yer yok bir kere. yürüyüş bandında delicesine koşuyormuşsun gibi düşün. koştuktan sonra izmir'den afyon'a gidebiliyor musun? gidemiyorsun. sadece kilo verip yorulup pestil oluyorsun. işte siyaset konuşmak da aynı. kelli felli adamlar aynı ortamda bulunup kafa patlatır da patlatır, patlatır da patlatır. sen de bunu koltuğunda bazen çay, bazen de bira-fıstık eşliğinde sabahtan geceye kadar izlersin. bir defa sade vatandaşsın sen. olayların içine dahil değilsin. haricisin sen. onlarca, yüzlerce, binlerce hatta milyonlarca hariciden biri... e ne izliyorsun be adam, değiyor mu kendini harap ettiğine? ya bir insanın gece herkes yattıktan sonra onca şey arasında merak ettiği şey kemal kılıçdaroğlu'nun israil-filistin savaşında ne tutum takınacağı olabilir mi? ben olsam derim ki ''bana ne lan gecesinin ikisinde? ne yaparlarsa yapsınlar.'' ne bileyim film izlerim, maç tekrarı izlerim, telefona dalarım. hiçbir şey yoksa uyurum ama siyaset programlarına bakmak aklımın ucundan geçmez. garip...

bu programların şu anki reytingleriyle babalar izlemezken alacağı reyting arasındaki farkı çok merak ediyorum. ben baba olmanın genetiğine direkt kodlanmış bir siyaset programı izleme güdüsü olduğundan şüpheleniyorum. yoksa şöyle boylu boyunca düşününce bir insanın hür iradesiyle (bkz: teke tek), (bkz: gündem özel) gibi programları ve (bkz: can ataklı), (bkz: irfan değirmenci), (bkz: nevşin mengü) gibi kişileri izlemesi pek mümkün görünmüyor. ancak karakterine kodlanacak ki izleyebilesin.

buradan bütün babalara ve kendini baba hissedenlere sesleniyorum. etmeyin kendinize bu eziyeti, yapmayın :) sizi dinleyecek olsalardı çoktan yapmışlardı bunu. kendinize daha eğlenceli, daha keyifli etkinlikler bulun ve o yolda ilerleyin. göreceksiniz ki siyaset çukurundan yukarı tırmandıkça kendinizi bulacaksınız. bırakın reytingleri düşsün, bırakın yok olsunlar! olan size olmasın sevgili babalar, olan size olmasın. tespiti de bitirdiğimize göre bize müsaade, ortalık kalsın sade :)
devamını gör...

çekçe, hint avrupa dil ailesinin slav dillerinin batı koluna ait olup çekyanın resmi dilidir. çekçe, çekler katolik oldukları için latin alfabesiyle yazılır. çek alfabesi'nde sesli ve sessiz harfler dâhil olmak üzere toplam 42 harf bulunmaktadır.
devamını gör...

bunu bana sorabilirsiniz.

kısa bir zaman içinde yaklaşık 10.000 usd borç, ciddi bir hastalık, ev sahibi ile problem derken kendimi kesecek duruma geldim bir zamanlar.

geçiyor ama yoruyor.
devamını gör...

farzet ki bir rüyaydım esip geçtim hayatından.
yada bir yağmur, sel oldum sokağında.
sonra toprak çekti suyu kaybolup gittim. belki de bir rüyaydım senin için.
uyandın ve ben bittim...!

orhan veli kanık
anısına saygıyla....
#2778442 bilgilendirme için teşekkürler
devamını gör...

acaba hiç marka takıntısı oldu mu.
devamını gör...

aslında dünya tarihinde güç merkezli gerçekleşen savaşlar , soykırımlar , insanın yıkıcı gücünün kaynağı olarak sinemadan daha önce toplumları etkilemiş ve etkilemeye devam ediyor , öldürme eylemini sıradanlaştırıyor . sadece öldürme eylemi değil esasen , kötülüğün sıradanlığını görüyoruz tarih boyunca.
ben bu konuda da arno gruen'e atıfta bulunacağım ; teröre karşı isimli kitabının bir bölümünde broadmoor hapishanesinde tutuklu bir katilin , bir başkasını "ele geçirme " eylemini anlatırken kullandığı şu cümleye dikkat çeker : bir can aldım çünkü buna ihtiyacım vardı.
burada söz konusu olan otorite ve birey arasındaki ilişki. hatta en temelde itaat etme. arno gruenin analizini daha net anlatabilmek ve anlayabilmek için şöyle bir algoritma ile gidebiliriz :

arno diyor ki insanın gelişiminde iki seçenek vardır : sevgi ve güç.

ilk doğduğumuzda özerk bir yapıyız. özerklik kendi duygu ve gereksinimlerimizle tam anlamıyla uyum içinde olduğumuz denge durumu.
eğer sevgi dolu bir ortamda büyürsek sevinç , acı , ıstırap , keder gibi hayatı kucaklayabilmemizi sağlayan gerçek duyguları , kendi insanlığımızı, kendimizin ve ya bir başkasının acısını hissetme yeteneğimizi kaybetmeyiz, daha da önemlisi reddetmeyiz.

oysa güç ile gelişiyorsak (burada güç eşittir otorite dediğimiz ,insanın yıkıcılığını besleyen sevgisiz ailenin , okulun ve toplumun bizim zihnimize sıkıştırdığı kısıtlayıcı , bozucu ve bencil özellikleri yansıtır. )gereksinimlerimiz görmezden gelindiğinde , içimizde bir bölünme yaşarız. çünkü güç ; yukarıda bahsettiğim insan olmanın hissettirdiği canlılığı , acıyı ve çaresizliği gerçek zayıflık olarak reddeder ve bu çaresizliği inkar eder.buradan gelişen bir özerklik insanın kendine ve başkalarına sürekli güçlü ve üstün olduğunu kanıtlama zorunluluğudur , sürekli savaşım gerektirir çünkü insana ait duygulara ve bunlardan doğan gereksinime açılan kapıyı sürekli baskı ve reddedişle kapalı tutmak zorundadır. buna katlanmanın , yani hayatta kalmanın tek yolu otoriteye itaat etmektir. arno diyor ki işte bu durum insanın kendisine yabancılaşması ile sonuçlanır . artık içimizde bir yabancı vardır.

insanın yıkıcı gücü onu ezecek kadar güçlü hale geldiyse yani reddettiğini bile ret edecek durumdaysa kendini yeniden canlı hissetmesinin tek yolu güç kullanmak ve bir can almaktır. faşizmin çıkış noktası bu diye düşünüyorum. .çünkü önemsiz bir kendiliği ancak bir " büyüklük " kurtarabilir. kendi önemsiz varlığının ancak kendinden daha "büyük" bir yapının içinde önem kazandığını düşünmek.
terörizminde çıkış noktası bu. sevgisizlikle ihanete uğrayan insan , sahte tanrıları yıkıldığında çaresizliğini kabul etmek yerine büyüklüğe itaat eder , yıkıcı gücüne yönelir ve öldürme eylemi haklılık kazanır. büyüklük arama dürtüsünün ardında çaresizlikle başa çıkma yetisinin yetersizliği vardır. bu yetersizlik utanma duygusunu köreltir. halbuki utanma duygusu olan insanlar ne doğayı ne de yaşamı küçümser. insan doğasının anahtarı -arno' gruen'inde işaret ettiği gibi - suçluluk duygusunda değil insanın insanlık adına yaşama zarar vermesinden duyulan utançta gizlidir.

sinema insanın zaten var olan yıkıcı gücünü besleyen tali bir yol.
gelecek nesiller içinde bulunduğumuz zaman diliminde olduğu gibi otoriteye teslim olmuş aileler tarafından sevgiden yoksun halde yetiştirildiği sürece insan olmamız , insan kalmamız çok zor . öldürme eylemi bu şekilde devam edersek hep haklılık kazanacak gibi...
devamını gör...

filmden ne anladığına bağlı olarak değişen bir film. hayata dair güzel şeyleri anlatan bir film kimine boş kimine dolu gelebilir. ama bomboş olduğunu düşünmüyorum. boş film çok ama bu film o listede bile değil bana göre. ya da ben de bomboş biriyim onu da ben söyleyemem.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim