zaman tüneli
frida
fil ve güvercinin aşkı olarak anılan iki büyük ressam frida kahlo ve diego rivera aşkını anlatan 2 saat 3 dakikalık 2002 yapımlı 2 oscar ödüllü film. yönetmeni julie taymor.
başrolde salma hayek oturuyor.

ama sadece aşkı anlatmıyor, frida kahlo'nun hayatının kökünden değiştiren o meşum kazadan başlıyor film, kaza olana kadar hayat dolu olan karakter kazadan sonra hiç gözleriyle gülmüyor, ailesine yük ve sakat olduğuna inanıyor, babası onu erkek evlat olarak görüyor içten içe, fotoğraf çekilirken hep bir oğlum olsun gibisinden bir şey söylüyor ama kızıyla hep gurur duyuyor, tedavisi için resimlerini satacak kadar büyük bir baba oluyor.
filmimiz frida'nın genç sevgilisinin yurt dışına gitmesi ile devam ediyor, diego ile aşk yaşaması için senaryo gereği ondan ayrılması gerekiyor, ondan ayrılırken ağlıyor. kazada vajinasına direk girdiği için artık çocuk doğuramayacak oluşu onu kahrediyor, ama kadın olmanın cinsiyet uzvundan ibaret olmadığını bilecek kadar da güçlü bir kız.
kendini hayattan soyutlamıyor ve yaşamaya devam ediyor, bir fil gibi iri olan diego ile tanışıyor, diego'nun onu eksik bir kadın olarak görmesinden endişe etse de diego onu ameliyat izlerinden öpüyor. *
frida kadına ve güzellik algılarına yüklenen bütün kalıpları reddetmiş bir kadın, güzel olmak için kaşlarını alması gerekmiyor. tamamlanması için bir bebek doğurması da gerekmiyor.
kazadan sonra daha güçlü biri oluyor, çünkü kaybetmek güç verir. kaybettiklerin olmadan yaşamaya devam etmek onsuz da yaşamak güçlendirir.
film bunu anlatıyor.
filme puanım 10^^
genç sevgilisi ile kazadan sonra ağlayarak ayrıldıkları sahnede burnumun direği sızlamıştır. ^^
digeo ile yatmayacağız diye söz verip bir dakika sonra sevişmeleri çok komikti gerçekten.
kaza sahnesi o kadar etkileyiciydi ki saygıdan ayakta izledim. frida'yı annesinin çok güzel bulmadığı için çok sevmemesi çok yaralayıcıydı, güzel bulmadığı için kadın olarak bile görmüyor.
başrolde salma hayek oturuyor.

ama sadece aşkı anlatmıyor, frida kahlo'nun hayatının kökünden değiştiren o meşum kazadan başlıyor film, kaza olana kadar hayat dolu olan karakter kazadan sonra hiç gözleriyle gülmüyor, ailesine yük ve sakat olduğuna inanıyor, babası onu erkek evlat olarak görüyor içten içe, fotoğraf çekilirken hep bir oğlum olsun gibisinden bir şey söylüyor ama kızıyla hep gurur duyuyor, tedavisi için resimlerini satacak kadar büyük bir baba oluyor.
filmimiz frida'nın genç sevgilisinin yurt dışına gitmesi ile devam ediyor, diego ile aşk yaşaması için senaryo gereği ondan ayrılması gerekiyor, ondan ayrılırken ağlıyor. kazada vajinasına direk girdiği için artık çocuk doğuramayacak oluşu onu kahrediyor, ama kadın olmanın cinsiyet uzvundan ibaret olmadığını bilecek kadar da güçlü bir kız.
kendini hayattan soyutlamıyor ve yaşamaya devam ediyor, bir fil gibi iri olan diego ile tanışıyor, diego'nun onu eksik bir kadın olarak görmesinden endişe etse de diego onu ameliyat izlerinden öpüyor. *
frida kadına ve güzellik algılarına yüklenen bütün kalıpları reddetmiş bir kadın, güzel olmak için kaşlarını alması gerekmiyor. tamamlanması için bir bebek doğurması da gerekmiyor.
kazadan sonra daha güçlü biri oluyor, çünkü kaybetmek güç verir. kaybettiklerin olmadan yaşamaya devam etmek onsuz da yaşamak güçlendirir.
film bunu anlatıyor.
filme puanım 10^^
genç sevgilisi ile kazadan sonra ağlayarak ayrıldıkları sahnede burnumun direği sızlamıştır. ^^
digeo ile yatmayacağız diye söz verip bir dakika sonra sevişmeleri çok komikti gerçekten.
kaza sahnesi o kadar etkileyiciydi ki saygıdan ayakta izledim. frida'yı annesinin çok güzel bulmadığı için çok sevmemesi çok yaralayıcıydı, güzel bulmadığı için kadın olarak bile görmüyor.
devamını gör...
eski sevgilinin doğum gününü kutlamak
aşırı aşırı gereksiz bir olay. kötü bir ayrılık olmasa bile bitmiş bir şeyi tekrar kurcalamaya gerek yok. sen bu kişiyle artık iletişimde değilsin doğum günüymüş yılbaşıymış napcan kutlayıp. en uyuz olduğum şeylerden biridir, bir diğeri de tam unutursun yoluna bakarsın yeni sevgili yaparsın tak bu ex geçmişten zebani gibi gelir özledim falan yazar. bazılarının değer bilme jetonu geç düşüyor ya da boşluktan eskileri kurcalıyor.
devamını gör...
gavış gavış yağmur yağarken uzaklara dalmak
bu ikilemeyle okuyunca bir tiksinmelik aktivite gibi geliyor insanın dimağına. cisil cisil daha uygun daha müsait uzaklara dalmak için.
devamını gör...
gözlüklü sami
turhan selçuk'un yaattığı adülcanbaz adlı çizgi roman dizisinin kötü karakteri, abdülcanbaz'ın ezeli düşmanı. hilebaz, düzenbaz, alçak, hırsız, katil, sömürgen, velhasıl tam bir sağcı.
elindeki sopası içinde süngü vardır ve onu kullanmaktan çekinmez. her maceranın sonunda abdülcanbaz tarafından pert edilir.
elindeki sopası içinde süngü vardır ve onu kullanmaktan çekinmez. her maceranın sonunda abdülcanbaz tarafından pert edilir.
devamını gör...
kadınların ilgi manyağı olması
ilgi ile manyağa çeviren erkeklerin kabahati, .m salaklıktan ne b.k yiyeceğinizi şaşırdınız. alıştırdınız, şimdi kadınlara laf etmeyin; eserinizle övünebilirsiniz.
devamını gör...
türk evlerindeki en gereksiz eşya
misafir tabiki. odası var terliği var havlusu var. külliye zarar ve minimalist yaşama aykırı karbon ayak izi canavarı.
devamını gör...
eski sevgilinin doğum gününü kutlamak
rahatsız olmayacağını bilsem kutlardım.
zamanında hayatıma onun gibi birini almış olmak bana hep gurur verdi. kaliteli bir insandı.
ama ezcümle yapilmamasi gerekir.
zamanında hayatıma onun gibi birini almış olmak bana hep gurur verdi. kaliteli bir insandı.
ama ezcümle yapilmamasi gerekir.
devamını gör...
insanların yemek yerken itici gözükmesi
insanlar artık genel olarak itici olduğu için yemek yerkenki halleri fark yaratmıyor.
devamını gör...
gavış gavış yağmur yağarken uzaklara dalmak
insanı gavıştıran anlar.
devamını gör...
tarkan'ın en iyi şarkısı
ölürüm sana
ölüyü ayaga kaldırır o nası bir intro öyle be.
ölüyü ayaga kaldırır o nası bir intro öyle be.
devamını gör...
türk evlerindeki en gereksiz eşya
sorgusuz sualsiz; kayınvalide...
devamını gör...
yazarların yaşamak isteyeceği ülkeler
eskiden olsa hiç düşünmeden avustralya derdim. ama şimdilerde iki ülke var aklımda; pitcairn ısland ve nauru.
(bkz: ben öyle pek kalabalık sevmiyorum artık)
(bkz: ben öyle pek kalabalık sevmiyorum artık)
devamını gör...
söyleyecek çok şeyin olup söylenecek kimsenin olmaması
(bkz: söylenecek çok şeyin olup söyleyecek kimsenin olmaması)
+ öğretmenim! hangisi doğru?
- söylenmen kendi kendine guzum!
+ öğretmenim! hangisi doğru?
- söylenmen kendi kendine guzum!
devamını gör...
kaliteli insanlara denk gelmek
insanın başına gelebilecek en güzel şeylerden biridir. kaliteli insanla yaşanan her şey bambaşka bir boyutta olur. iyi kötü , olumlu olumsuz , küskün dargın barışık her ne yaşanırsa yaşansın sonucu hep iyi biter. aradaki bağın bitmesi gerekse bile kaliteli biter.
çok şükür hayatımda kaliteli insanlar var , iyi ki varlar. bu sözlükten tanıdığım çok kaliteli insan(lar) da var. isim verirdim de diyorum ya kıskanırım ben , inşallah o kendini biliyordur.
ah kaliteli insanlar , iyi ki varsınız.
çok şükür hayatımda kaliteli insanlar var , iyi ki varlar. bu sözlükten tanıdığım çok kaliteli insan(lar) da var. isim verirdim de diyorum ya kıskanırım ben , inşallah o kendini biliyordur.
ah kaliteli insanlar , iyi ki varsınız.
devamını gör...
tarkan'ın en iyi şarkısı
aramaya şöyle bir inandım ama sanırım kimse yazmamış. ayrıksı ve melankolik şahsım reyini pare pare'den yana kullanıyor. ben de isterdim kuzu kuzu demeyi, dudu dudu demeyi ama yüce rabbim bu garibe hüzün vermiş, düşün vermiş. ne yapayım, kendimi sokaklara mı atayım?
"ne zaman ümitle hayata göz kırpsam
çiçekler açsam, kapıma dayanır sonbahar"
buradan
"ne zaman ümitle hayata göz kırpsam
çiçekler açsam, kapıma dayanır sonbahar"
buradan
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
bu gece de rakı içmek istiyorum ben.
uzaklarda olan o mu, hayaller mi? çözen varsa buyursun.
uzaklarda olan o mu, hayaller mi? çözen varsa buyursun.
devamını gör...
baltık ülkeleri
baltık denizi kıyısındaki estonya, letonya ve litvanya gibi ülkelerdir. etnik köken olarak baltık ülkelerinden letonya ve litvanya, hint-avrupalıyken(aryan); estonlar, ural-altaylı'dır(turani). baltık ülkeleri, 13. yüzyıl'da königsberg[kaliningrad] merkezli alman töton şövalyeleri'nin etkisiyle paganizmlerini bırakıp hıristiyanlığa geçtiler hatta öyle ki baltık milletleri, hıristiyanlığa en geç giren milletlerdir.
baltık ülkeleri, birinci dünya savaşı'nın bitiminden sonra 1918'de ilk kez bağımsız olmuşlardır. rusya'nın 1945'ten beri işgal ettiği kaliningrad, o dönemde königsberg adıyla almanya'nın doğu prusya eyaletine bağlıydı. estonya, letonya, litvanya gibi küçük baltık ülkeleri, ikinci dünya savaşı'nda nazilerin sovyetler'e yenilmesiyle birlikte sovyet sosyalist cumhuriyetler birliği'ne bağlandılar. 1991'de sovyet rusya'nın dağılmasından sonra ikinci kez bağımsız oldular, kaliningrad da avrupa'nın içinde moskof ayılarının çıbanbaşı olarak kaldı. baltık ülkeleri, 2004'te önce avrupa birliği'ne ardından nato'ya üye olmuşlardır.
baltık ülkeleri, birinci dünya savaşı'nın bitiminden sonra 1918'de ilk kez bağımsız olmuşlardır. rusya'nın 1945'ten beri işgal ettiği kaliningrad, o dönemde königsberg adıyla almanya'nın doğu prusya eyaletine bağlıydı. estonya, letonya, litvanya gibi küçük baltık ülkeleri, ikinci dünya savaşı'nda nazilerin sovyetler'e yenilmesiyle birlikte sovyet sosyalist cumhuriyetler birliği'ne bağlandılar. 1991'de sovyet rusya'nın dağılmasından sonra ikinci kez bağımsız oldular, kaliningrad da avrupa'nın içinde moskof ayılarının çıbanbaşı olarak kaldı. baltık ülkeleri, 2004'te önce avrupa birliği'ne ardından nato'ya üye olmuşlardır.
devamını gör...
alarmın çalmasına 10 dakika kala uyanmak
yeniden uyumak büyük zulüm ya. daha da zor kalkıyorum. en travmasız uyanış alarmsız uyanış .
devamını gör...
geceye bir nostalji bırak
devamını gör...
söyleyecek çok şeyin olup söylenecek kimsenin olmaması
o kadar çok söyleyeceğin ne olabilir ki? eminim çoğu söylesen de söylemesen de özünde hiçbir şey fark etmeyecek şeylerdir. kendini ifade etme meselesine gereksiz anlam yüklediğimiz bir realite. (dedi ve yine kendini ifade etmiş oldu)
devamını gör...