zaman tüneli

zamaninda ege'de dalis yaparken rastladigim canli. genelde su altinda kaya diplerinde oluyor. hatta bir tanesi beni görüp simsiyah mürekkep birakip kacmisti. mürekkebi zararli mi zararsiz mi emin olamadigim icin sudan cikmistim hemen.

baska bir tanesini de arkadas sig suda tasin yaninda buldu ve eliyle yakaladi. sonra aksam yemeginde yedik. tabi ahtapot öldükten sonra sürekli kaya gibi sert bir yere vurarak eti yumusatmak gerekiyormus.
devamını gör...

bir türlü gövdemden çıkaramadığım öfke ve huzursuzluğa karşı direniyorum. son zamanlarda tüm yaptığım bu.
devamını gör...

kisin kimsenin kalmadigi, elektrik hatlarinda problem olan, rüzgari bol, baligi cok bir ada. adada hatirladigim kadariyla tek bir market vardi.
(bkz: ata demirer)
(bkz: feridun düzagac)
gibi ünlüleri cokca görebilirsiniz. ata demirer'in evi bile vardi yanlis hatirlamiyorsam.
devamını gör...

son derece haklı bir sözdür. daha birkaç ay öncesinde cahil insanların yaptığı binalar onbinlerce kişinin ölümüne sebep oldu. bir başka cahilin kararları ülkeyi göç yolu haline çevirdi. bu cahiller, hem cahil, hem de benciller. kendi menfaatleri için ülkenin batmasına bile sebep oldular. cahiller üniversitede, cahiller trafikte, cahiller yediğin ekmekteki unun kalitesinde, cahiller içtiğin sudaki vergiye bile sebep oluyorlar. kitlesel cehaletin seçtikleri senin hayatını çalıyorlar. bu cehaletin kaynağı kurutulmalıdır. insanları sorgulamadan, karşı koymaktan alıkoyan ne varsa onunla savaşılmalıdır.
devamını gör...

izmir'in içini bilmiyorum da inciraltı'nda hiçbir şeye ihtiyaç duymadan görsel şölen izledim
devamını gör...

mükemmele en yakın aile tipidir. belirli kurallar ve kısıtlamalar mutlaka vardır. evde herkesin söz hakkı bulunur ve çocuk da kendini ifade edebilir. bu ailede duygu ve görüşlere saygı vardır. yanlışları sebebiyle çocuğa yaptırım uygulanır ama koyulan kurallar çocuğun anlama seviyesine inilerek mantıklı bir şekilde izah edilir. çocuk yetiştirmede en zor ve sabır isteyen yöntemdir.

bu ailede yetişen çocuklar özgüven sahibi
bireyler olarak yetişir. kendini rahat be kolayca ifade edebilir. çocukta asilik ve kavgacılık görülmez. ileriki yaşlarda kendi ayakları üzerinde rahatça durabilir. farklı hobilere yönelmesi daha sık görülür.
devamını gör...

her devirde kitapları daha çok satsın, daha çok ekranlara çağırsınlar diye popüler kültür neyse onu yakalar.
buna bir soru sorarsın cevabını alabilene aşk olsun! oradan girer buradan girer; her konuda bir iki fikri vardır onları söyler, bir tek sorunun cevabını söylemez. yavaş ve sinir bozucu konuşması insanı gıcık eder de gıcık eder.
bildiği hatalı bilgiler asla kontrol edip de düzeltmez. bol bol yanlış bilgi sıkmaya devam eder! örneğin atatürk'ün boyuna utanmadan 1.61 demeye devam ediyor lan pigme mi bu adam! 1.61 ne kardeşim! boyu ispatlı delilli 1.69 olan ismet paşa'ya neden her fotoğrafta tepeden bakıyor o halde bu adam! koskoca genelkurmay atatürk'ün boyunu 1.74 diye açıklamadı mı? ulan git bir bak hatanı düzelt yokkkkk! anca popüler kültüre hizmet etsin.
ilber'i cidden sevmiyorum ya. cidden!
devamını gör...

öz güven eksikliği akabinde anksiyete ve toplum içinde birey olamama gibi birçok sorunu da beraberinde getiren tutum. ailelerin başıboşluğu nasıl hoşuma gitmiyorsa bu sıkı bağ tutumu da hoşuma gitmiyor. ikisinin arasında denge kurmak lazım, zor mu zor ama imkansız değil. tabii nasıl anne ,baba olurum kitaplarının dışında bir gelişmişlik düzeyinden bahsediyorum.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

---! alıntı !---

bir yana otomobilimizi, buzdolabımızı, bilgisayarımızı ve deterjanımızı koyalım, öte yana da apartmanımızı ve şehrimizi. ve kıyaslayalım. sonra da neden birincilerin amerika ya da japonya’dakilere benzerken ötekilerin arasındaki mesafenin bu denli açık olduğunu bir kez olsun düşünelim

---! alıntı !---

serbestiyet'teki yazılarıyla tanıştığım mimar ve akademisyen.
ruhu şad olsun...

99 depremi hemen sonrası kaleme aldığı ve kentleşme serüvenimizin hal-i pürmelalini aktardığı "bedelsiz modernleşme" yazısı için burdan...
devamını gör...

otoriter aile tipinde görülen tutuma çok benzer ancak bu aşırı koruyucu aile tipinde şefkat ve koruma güdüsü disiplinin önünde gelir.

çocuğa gereğinden fazla özen ve kontrol gösterilir. özellikle anneler bu tip tavırlar sergiler. çocuğun kendi yapması gereken işler bile koruyucu anne babalar tarafından yapılır.

bu ailede büyütülen çocuk aşırı duygusal olur. ileri yaşlarda bile etrafına bağımlı olur. toplum içinde kendi başına iş yapma cesareti bulamaz. çocuk anne babasından ayrı kalamaz. ileri yaşlarda bile sürekli anne babasının yanında olmak ister.
devamını gör...

olabilecek en büyük talihsizliklerden biridir kanımca. sen gir internet sitelerinden birine, ekranın aşağısında ''tüm çerezleri kabul et'' butonu belirsin, o butona bas ve bir tane bile fındık, fıstık, antep fıstığı, badem, kaju olmasın. düşünsene, bütün çerezler leblebi. hiç hoş olur muydu? olmazdı elbet. şans nedir? kimin için vardır? bazılarımız için. bazılarımız içinse ş harfinin alttaki çengeli bile yoktur. adı onun için şanstır zaten. herkes için olabilse adı adalet olurdu. kimimiz ev ekonomisinin altını üstüne getiren kajular, zulalanmış antep fıstıkları, ballı buzlu bademler içinde sarhoştan beter hâllere gelirken kimimiz de leblebilerle bakışıp dururuz. çorumlulara küfrederiz bazen, ''ulan meşhur ola ola bununla mı meşhur oldunuz?'' gibisinden...

o butona basan elinize küfredersiniz çorumlulardan sonra. ''okusaydım da mal bulmuş mağribi gibi atlamasaydım hemen'' dersiniz ama iş işten geçmiştir. hiçbir çareniz kalmaz. bulduğunuza şükretmek veya siteye bakma işini başkasına devretmek gibi iki seçenekten başka hiçbir çareniz... bilgisayara bir yumruk indiresiniz gelir de ekonominiz kötüdür, o aklınıza gelir. sonra bilgisayarı kapatır, fişi çeker ve olanları unutmak amacıyla normalde yüzüne bakmadığınız, hatta varlığını bile o an hatırladığınız 500 sayfalık kitabınız yönelir, onu okumaya başlarsınız. o denli meyletmişsinizdir ki şu çerez işini unutmaya, o kitap artık edebiyat tarihinin en sürükleyici kitabıdır. bitiremezseniz bile belli bir sayfaya gelirsiniz. sonraki günlerde yine unutulur o kitap. sizi tüm çerezleri kabul etme pişmanlığını unutup yeni bir fırsat vermiştir ama siz nankörlük edersiniz. hayat da böyledir, o kitaplar hep unutulur da iki gram çerez yiyeceğim diye leblebilere sığınırsınız.

''fıstığına, fındığına, kajusuna tutuldum
şansıma kendimi leblebilerle haşır neşirken buldum
ben ettim siz etmeyin, boş verin tüm çerezleri
ayarlara girin de ayarlayın iyisi mi

ben ki ortamlarda ünlenmiş bahtsız bir bedevi
o leblebileri sevmeye sevmeye kabul etmek mi medeni?
kuruyemişçi haytası bile isteye leblebi koyacak
hadi oradan, yememenin de kabahati bize kalacak

arif olan der ki ''ben bir sorayım müşteriye''
belki boynu kıldan incedir, belki de düşkün zevkine
ne diye dayatırsın o tüm çerezleri kabul et şıkkını?
amma meraklanma, mağdur alır bir gün hakkını

sonlara yaklaşırken bu amaçsız şiirde
internet canıma lânet ettirdi, yorgunum bu şehirde
teknoloji de teknoloji, internet de internet...
bugün de çok şikâyet ettik, allah'ım sen helal et''
devamını gör...

ilgisiz ve kayıtsız ailede görülen tutumdur. aile aşırı rahattır. çocuğun sorumluluklarından kaçma vardır. anne baba çocuğa örnek bir model olamaz. çok çocuklu ailelerde rastlanma ihtimali daha fazladır. ailenin çocuğun dünyasına girmek gibi bir kaygıları yoktur.

bu ailede büyüyen çocuk bencil ve şımarık olur. anne babasının dikkatini çekmek için alışılmadık davranışlar sergiler. aile çocuğa model olamadığı için çocuk kendine başka modeller seçer ve vaktinin çoğunu arkadaşlarıyla geçirir. genç yaşta zararlı alışkanlıklar edinmeye meyilli olur.
devamını gör...

sevgilimle kuruçeşme'de oturduğumuz bir mekandan döndük ama baya ıslandık çünkü boğaz'a yağan yağmur pek insani seviyede değil. rüzgarın etkisiyle beraber taşımaya çalıştığım şemsiyenin sürekli kırılıp durmasıyla baya ıslandım. hesapta şemsiye açtım ama çoraplarımdan kotuma kadar her şeyim sırılsıklam oldu. hayatımda ilk kez cat'lerimin su geçirdiğine tanık oldum. siz düşünün şu an boğaza yağan yağmurun seviyesini.

baktık dışarıda zaman geçirmenin ihtimali yok.. mecburen taksiyle evlerimize dağıldık. bugün- yarın boğaz şeridinden uzak durun. her yerde sel, orada tsunami var.
devamını gör...

yapılacak hiçbir şeyin kalmamasıdır. artık tek çare vazgeçmektir.
devamını gör...

dağın başındayım, su dolduruyorum. hava 6 derece, yağmur yağıyor. dondum.
devamını gör...

tadını sevmediğim, garip bir meyve türü. dolabınızda yiyecek bir şey yoksa, tok tutacak kadar dolgun bir yapısı var ve tatlı olmadığı için ideal bir öğün olabilir. yine de hoşlanmıyorum kendisinden.
devamını gör...

hiç necabet mı verir insana bir üniforma / zer düş palan ursan merkep yine merkeptir ...

edit : mal.
devamını gör...

(bkz: black friday) sebebiyle yazilim kurslarini avrupa capinda 6 günlügüne 10 euroya düsürmüs güzel platform.
devamını gör...

sanırım bir öz saygı sorunudur, kendini kendi kültürünü kendi öz varlığını öz değerlerini önemsizleştiren insan bunun dışında kalan ve gözünde büyüttüğü insanları devleştirmektedir, örneğin yakın çevremde dünyanın öbür ucunda kendi ülkesine ve kendi cebine çalışan , bu fani dünyada kral gibi yaşayan bu ülkeye gram hayrı olmamış bir müzisyen , siyasetçi , fenomen ya da aktör öldü diye hüngür hüngür ağlayan çok kişi tanıdım, kardeşim bırakın da biraz da mirasçıları fanatikleri onun sayesinde cebini dolduran kendi ülkesinin vergi dairesi çalışanları üzülsün
devamını gör...

maddi açıdan sahip olduğum bakış açısıdır kendisi. annem sayesinde birikim yapmaya aşırı antipati geliştirdim.

paraya aşık bir annem var, daha doğrusu anne tarafımın tamamı bu şekilde çarpık bir algıya sahip. ben yanlış yetiştirilmeleri ya da içinde yaşadıkları aile düzeninden kurtulmak istemelerinin tek çıkışının para olması sebebiyle bu kadar paraya düşkün olduklarını düşünüyorum. teyzem, dayım, annem parayı harcamaz, sürekli biriktirirler ama o parayı biriktirmek için kendi hayatlarından ve zevklerinden çalarlar. günün sonunda bir servet sahibi olacaksam ama bu serveti kendi kişisel hayatımdan feragat ederek oluşturacaksam, kalsın; züğürt olmayı yeğliyorum.


ben kendimi ve kendi standartlarımı yükseğe çekebilmek için çalışıyorum. kazandığım parayı sırf kenarda istifleyip, ev ile iş arası yaşayamam, yaşayabilecek insanlardan değilim zaten. kimsenin ne kadar yaşayacağının garantisi yok. garantin olmayan bir hayatta sürekli mal-mülk için zamanından çalmanın kişisel olarak ciddi haksızlık olduğunu düşünüyorum. bugün ölsen, biriktirdiğin tüm para çöp. ne gördün? ne yaşadın? hayatın bankada bir kasan olsun diye boşa gitti.

paraya karşı aşırı gaddarım, tıpkı babam gibi. tabi ki insan para biriktirmeli ama abartı seviyede değil. biriktirmekten çok yaşamalı insan çünkü her birey kendisini mutlu etme odaklı yaşadığında,
koşullar ne olursa olsun melankoliye düşmüyor. cebimde 15tl bile olsa, bir çekirdek alır ; 1 demlik çay demler sevdiklerimle
otururum ama o 15 tl ile kendimi mutlu ederim. " ay aman 15 tl 'de kenara atayım, birikim birikimdir." demem. sadece birikim odaklı olmak tedavi gerektiren bir takıntıdır bana kalırsa.

para kazanır ve deli gibi sevdiklerim için harcarım çünkü kendimi ve onları mutlu etmek için para kazanıyorum. onlardan saatlerce ayrı kalmamı sağlayacak bir dünya düzeninde yaşıyorum. buna tüm dünya " çalışmak" diyor, günde minimum 8'saatimi onlardan ayrı geçiriyorsam, kazandığım parayı kusura bakmayın ama " yardıra yardıra" hepsiyle harcarım.

para kendimden ve sevdiklerimden değerli değil.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim