zaman tüneli

gerçek bir *ruh. her yola gelen adam.( şair,oyuncu,senarist,yapımcı vs vs vs)idol. evimde tablosu olan nadir kişilik. mahlasımın ilhamı. seviyoruz. siz de sevin.p
devamını gör...

gözümden yaş getiren tek şey.
devamını gör...

bugün sonu gelmiştir. umarım uzun süre görüşmeyiz at kafası.
devamını gör...

hayatta yeterince pratikle yapamayacağınız şey yoktur. size şöyle kısaca kendimden bahsedeyim, belki ilham olurum falan… aynen kardeşim çok büyük işler başardın o yüzden ilham olacaksın.
yemek konusundan başlayacağım, kendimi bildim bileli yemek yaparım. anam da yemek yapardı benim.
anam da ölçüsüz yapar. yapa yapa, yapa yapa o ayarı gözünüzle ve elinizle tutturuyorsunuz.
şöyle küçük bir not düşeyim kendimle alakalı (lan tanım zaten başlı başına senin boktan başarı hikayenle alakalı) ben mesela tuzu avuçlarımla atmadan tutturamam asla.
elimin girdiği bir kavanoz olmalı, öyle değilse de avuçlarıma alır öyle dökerim tuzu. kaşıkla, tuzlukla falan asla dökemem.
peki melting, yeterince pratikle başaramayacağınız şey yok demiştin, bunu biraz açar mısın?
tabii ki açarım ama ikinci paragrafta.

pastacılığa ilk başladığım dönemlerde her şey ama her şey o kadar zor geliyordu ki.
milim milim ilerledim. önceleri çok basit bir şey olan, çembere yağlı kağıt sıkıştırma mevzusu beni o kadar geriyordu ki… sıra bana geldiğinde hocama yaptırıyordum.
sonra o yağlı kağıdın üzerine de alüminyum folyo sarmak vardı bu da inanılmaz zordu.
kademe kademe gittim şaka değil. çemberi sardın, pandispanyan pişti. şimdi işin yoksa o çemberden pandispanyayı spatulayla sıfıra sıfır çıkar… bunlar benim kabusumdu.

yapa yapa, tekrar ede ede bunları aştım. sıra geldi pastayı katlandırmaya. içine doğru miktarda krema koymak, meyve çikolata cart curt her neyse koymak ve düzgün bir katlandırma yapmak. akmayan krema, cortlamayan pasta…
bunu da aştık ama ne zorluklarla.
peki sıvama? of işte bu beni mahvetti gerçek anlamda. hiçbir zaman keskin kenar yapamıyordum, keskin kenarı bırak tandır gibi oluyordu yuvarlak pasta.
nerelere krema/şanti yedireceğimi bilemiyordum. sıvıyorum sıvıyorum olmuyor yani. sonraa pürüzsüz sıvamalar yapmaya başladım. bitti mi? bitmez? üçüncü paragrafa lütfen.

pastacılık biraz şov işidir. görüntü ister. ince işçiliklere elimin yatkın olmadığını düşündüm hep. şeker hamurundan figürler yapmak kabusumdu. hatta bir ayı yapmak için ki bu genelde en kolay seviyedir ve ayıdan başlanır figür yapımına. video izleyerek 2 saatte bir ayı yapabildim çok afedersiniz tarak gibi oldu.
yapa yapa tekrar ede ede, şu an elimden kaçan figür yok.
bu arada insan dahil her figürün kalıbı bulunuyor. bir bebek poposu kalıpları var bayılırsınız ama ben hiçbir zaman kolaya kaçmak istemedim.
götümden terler akıta akıta o figürleri eliminen yaptım dayı eliminen.
bu arada bu işe uygun olmadığımı düşündüğüm çok zaman oldu.
daha sıvama evresinde pes ediyordum ama hocam beni hep tetikledi “inanılmaz iyi sıvıyorsun” dedi.
biraz o biraz ben ittire ittire buralara geldik…. buralara gelmiş miş sanki bana mişelin yıldızını şey yaptı ahahahahaha.
iyiyiz işte anasını. kendi hakkımı yemeyeyim. buraya kadar okuduysan. helal sana.
devamını gör...

ilginçtir, taksici milleti, sıradan insanlara yaşattıkları travmalarla skeçlere konu olacak pervasızlıkta sınır tanımıyor, oralı bile olmuyorlar.. ancak ne zamanki kendileri mağdur veya kurban seçiliyorlar, anında her biri ponçik ve masum bir meleğe dönüşüyor.. ( biz şimdi onlara 'yok ben karşının yazarıyım, değişim saati..' vb vb bahane uyduruyor muyuz. bulun pek sevdiğiniz bi arap dertleşin desek ayıp olmaz mı.. dimi ama ponçik taksici kardeşlerim benim..)
devamını gör...

gene erko kişisi konuşmuş kolaysa siz doğurun da görelim
sizi zerre etkilemeyen ve ilgilendirmeyen şeyler hakkında fikir belirtmeyin mümkünse
hamile kalan kadın taşıyan kadın ama nasıl doğurması gerektiğini bile başkaları söylüyor
pırıl pırıl kafalar
devamını gör...

en güzeli (bkz: uyuyunca bir daha uyanamayan insan)dır.
devamını gör...

belkide hızlı olan kazanır turden bir sey yasanir bilemezsiniz. denemeden bilemezsiniz. denemek istememek ha o ayri
devamını gör...

1946 doğumlu türk şair ahmet telli imzalı eser; 1994 yılında yayınlanmıştır.

sayfa sayısı yayınevlerine göre değişiyor olsa da pdf baskısı 119 sayfaydı, o yüzden bitirmek fazla vakit almayacaktır.

ahmet telli şiir kitaplarının bazılarını bir dönem okumuş olsam da yeniden okuyorum.

ahmet telli hakkında duygu ve düşüncelerimi geçen yazdığım belki yine gelirim adlı kitap tanıtımı yazımda belirtmiştim, büyük bir şair ve öldüğünde inanılmaz eksileceğim, çünkü o zaman bir daha kitap yazma şansı olmayacak.

ona uzun ömür dileyerek şimdi kitabımız hakkında konuşmaya geçelim;

okuduğum diğer kitaplarındaki bazı şiirler de bu kitabına eklenmişti, ezbere bildiğim şiirleri yeniden görmek iyi geldi, eski bir dostu görmüş gibi oldum.

ahmet telli'nin şiir dünyasını hangi yazı temsil edebilir, tam olarak yansıtabilir veya o duyguyu aktarabilir, emin değilim, her okurun metinden aldığı şeyler bambaşkadır, görecelidir.

bu kitabındaki şiirlerinde yine aşkı ve sevdayı kendine özgü şiir formuyla yansıtıyor, aşkı, aşkı bulmayı ve aşkı bulduktan sonra dünyanın aşktan ibâret oluşunu, her yerde yitirileni aramayı, gittikçe yalnızlaşıyor olmayı, zamanın her şeyi sildiği gibi aşkın izlerini de siliyor ve silecek olmasını, özgürlüğüne olan düşkünlüğünü, birini sevdikten sonra artık her şeyi onunla düşünmeyi, artık iki kişilik yaşamayı anlatıyor büyük usta.

kesinlikle iyi bir şiir kitabı olduğunu söylemem mümkün olacaktır.

seçmiş olduğum birkaç dizeyi bırakarak burada bir son veriyorum.
kalbim unut bu şiiri...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

unutulmaya geldim işte onarılmaya değil
kov beni kabilenden
ama bekliyorum demek bu.

kopup gitmeliyim
dağlara yazmalıyım aşkı ve ayrılıkları
boynu kırılan bir oyuncaksam.

yoruldum yoruldum yoruldum
gereklilik kipinde yaşamaktan...

bütün sığınaklarda seni arıyorum nerdesin?

mağlubuz.
durmadan kazanan bu hayat
basit bir üçkâğıtçı sadece, bir sahtekâr.


gittikçe yalnızlaşıyorum, bir sen varsın.

nasıl yazılmalı ki silinip gitmesin?

kimseler beklemezken bekle beni

k.simonov kitapta verilen bir söz.


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

g.tüyle inatlaşan donuna sı.ar

cebinde akrep taşıyan sonucuna katlanır.
devamını gör...

çok şükür yüce rabbim tarafından her koşulda uyuyabilme özelliği yüklenmiş minnak bünyeme. o yüzden böyle sorunlar yaşamıyorum.
devamını gör...

ben bir kekoyum
devamını gör...

yazık böyle insanlara üzülüyorum he ben uyurum dünya umrumda olmaz
devamını gör...

deliksiz bir uyku adına her akşam kafaya bir el ateş ederek uyumak.
devamını gör...

bende bende böle çalıyorum. amla bassçı değilm. o anki neşeye bağlı.
devamını gör...

allahıma binlerce şükür hiç bir keko özelliğim yok
ıykkk
devamını gör...

kıl oldumlm kılll
devamını gör...

hemşire olmak hshs
devamını gör...

herkesin mutluluğundan bana ne
kendime asla başkasının sahip olduğu herhangi bi şeyi dert etmem
buna ayıracak vaktim de yok zaten
devamını gör...

4-7-8 nefes taktiği. önce 4 saniye nefes alıyorsunuz, sonra 7 saniye nefesinizi tutuyorsunuz ve son olarak 8 saniye nefesinizi veriyorsunuz. birkaç defa bu şekilde tekrar edince rahatladığınızı hissedeceksiniz. yahutta bunu uygulamak yerine direkt aldığınız nefes miktarını verdiğiniz nefes miktarından daha az olacak bir şekilde ayarladığınızda da uykuya dalmanızın kolaylaştığını fark edeceksinizdir. bu yazının başında bahsettiğim nefes taktiğini çok stresli hissettiğiniz bir anda da uygulayabilirsiniz.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim