zaman tüneli

seni seviyorum nickli yazar bizi seviyor. hepimizi seviyor. ben üstüme alınıyorum şahsen. haricinde onlar kendilerini bilmiyor onlar kendilerinden emin.
bildirimlerinize bakın sizi seviyorum göz kırptım ve de saygılarımı sundum.
devamını gör...

britney spears ve klibi... oh la la...
devamını gör...

olası bir zombi istilasında başıma gelebilecek hadise. o yüzden hazırlıklıyız. ben yenilmem.
devamını gör...


bir de şöyle bir versiyonu var.


ayrıca piano ağırlıklı bir şarkı olduğundan polifonik melodi şeklinde nokia telefonları süslemiştir.
devamını gör...

evdeki saat tıkırtısından başka bir ses yoktu. tüm gün boyunca çalışmayan televizyonun karşısında, hareketsiz bir şekilde oturuyordu. camın dışındaki dünya hareketliydi belki, ama onun içinde zaman durmuştu. gözleri, yıllardır temizlenmemiş perdenin arasından sızan puslu ışığa boş boş bakıyordu.

adını unutmuştu kendisi . bir işi vardı nefret ederek gittiği , dostları vardı, hatta bir kadına aşık olmuştu. şimdi hiçbirinin izi kalmamıştı. insan, unutulmanın nasıl bir şey olduğunu ancak gerçekten unutulduğunda anlardı. telefonu haftalardır çalmıyordu. gelen mesajlar sadece kampanyalardı. adını unutan adam, artık reklamlar dışında kimsenin umurunda değildi.

bir gün aynaya baktı. gözlerinin altında mor halkalar, yüzünde ise haftalardır tıraş olmamanın bıraktığı umursamazlık vardı. kendine yabancıydı artık. eskiden aynaya baktığında bir şeyler hissederdi belki pişmanlık, belki öfke, ama şimdi... hiçbir şey. tam bir hiçlik.

yalnızlık öyle sinsiydi ki, önce içini boşaltırdı insanın. sonra sesleri sustururdu. en sonunda da düşünceleri boğardı. adını unutan adam düşünemez olmuştu. sadece hatırlıyordu. onu arayıp da nasılsın? diyen son kişiyi. kısa bir mesajla biten eski bir ilişkiyi. soğuk bir ekim sabahında terk edilen bir masayı.....

artık gündüz ve gece arasında fark yoktu onun için. her şey tek renkti: solgun bir gri. uyumak için değil, unutmak için yatıyordu. ve her sabah uyandığında, hala burada olduğunu fark etmek, en büyük cezasıydı.

bir sabah pencereyi açtı. içeriye dolan soğuk hava yüzüne çarptı. uzun zamandır hissettiği ilk şeydi bu. üşümek... bir bakıma yaşadığını hatırlattı. ama aynı zamanda yalnızlığını da......

işte o an, sessizliğin ortasında bir çığlık koptu. gerçek değil, hayır. içindeydi. sessiz ama kulakları sağır eden bir çığlık. o an anladı: yalnızlık öldürmüyordu insanı, insanı kendine mezar yapıyordu.

ve adını unutan adam , kendi içinde gömülü yaşamaya devam etti...
devamını gör...

beni hoyrat bir makasla ah eski bir fotoğraftan oydular. orada kaldı yanağımın yarısı; kendini boşlukla tamamlar. ah omuzumda bir kesik el ki hala durmadan kanar.

ıslık çalan peşimize düşen acı mı? yoksa kavaklar mı? biliyorsunuz ki acılar da kavaklar da ıslık çalar. acılar, artık dibin dibini gördüğümüzde kanımızla ıslanıp çamur olan toprakla bir olup, yok olduğumuzu görmek istediklerinde, ıslık çalarlar arkamızdan. öyle kovalarlar bizi.
kavaklarsa biraz daha vurdum duymazdır. onlar rüzgar estikçe çalarlar ıslıklarını. hem de bir delikanlıya bir evlek yer almak için ya da bir genç kıza çeyiz olmak için; zamanı geldiğinde kesileceklerini bilmiyormuşçasına çalarlar ıslıklarını.


ahh kavaklar ahh kavaklar
acı düştü peşime, ardımdan ıslık çalar.


devamını gör...

harika bir şarkıdır eskilerden .
devamını gör...

güzel oyun sürükleyici.
devamını gör...

oynamaya çalışıyom ama yok akmıyor.
devamını gör...

ben herkes yalniz dogar, herkes yalniz olurculerden degilim.
bazilarinin ailesi, esi, dostlari olur hayati paylastigi.
ben onlardan degilim.
ben bu dunyada tek basimayim.
bunu bana aciyin diye soylemiyorum. en nefret ettigim seydir bu duygu. durum tespiti olarak soyluyorum.
cogunuzdan cok daha gucluyum. ve issiz adada bir basima kalsam, kendime futbol topuna kas goz cizip arkadas yapar, gene hayatta kalirim;)
devamını gör...

" ağaç bütün
ışık bütün
meyve bütün

benim dünyam paramparça. "

türk şair, ressam ve yazar bedri rahmi eyüboğlu imzalı eser; kitabın adında 69 sayısının geçiyor olması galiba rastlantı değil, kitap 1969 yılında yayınlanmıştır.

kitabımız yaklaşık 240 sayfa.

neden kara dut olduğu üzerine ise bir tahminim var o da şu ki, kara dut lekesi elden hemen çıkmaz, tamamen arınana kadar da elde iz bırakır, yani bence şair de bu kitabındaki şiirlerde ruhundan hemen çıkmayanları, ruhunda iz bırakanları anlattığı için kitabına bu adı vermiş olmalı.

elbette bu sadece bir tahmin, yalnızca okurken kitabın adı hakkında düşünürken vardığım sonuç buydu.

şiirler hakkında konuşmam gerekirse şiirleri farklı ve etkileyici buldum.

bu kitap bedri rahmi eyüboğlu'nun keskin bir insan olduğunu anlamama yetti.

keskin insan kimdir, yazdıkları sarsıcı olandır, kararlarından geri döndürülmesi zor olan insandır, hemen ikna edilemeyen ve mutlu edilmesi kolay olmayan, ölümü de iz bırakan insandır bence nâçizâne.

bu kitabındaki şiirlerde ölüm olgusu ağırlıklı olarak işlenmiş gibiydi, bilinçli bir tercih miydi yoksa ölüm hakkında düşüncelerinde kendini durduramamış mıydı, orası meçhûl.

ölüm hâricinde ise yaşamın ağırlığı, bir insan tanımanın bir dünya tanımaya eş değer görülmesi, ara sıra gelen bütün dünyasının paramparça edildiğini hissetmesi, bazı şeylere kırgın olmak, hayat uğruna verilen mücadele, hayata dair duygular, şiirleri özetlememin mümkün olduğu temalardandı.

belki onun ruhunda karadut gibi iz bırakan şeyler de bunlar olmuştur, bilinmez.

bazen bir insan, bazen bir anı, bazen bir söz, bazen bir ölüm, bazen bir terk ediliş, bazen bir hatırlama, bazen ise unutulmak, insanın ruhunda karadut lekesi gibi iz bırakır, kimde nasıl bir iz bıraktığımızı yaşarken anlamamız belki mümkün değildir, çünkü öldüğümüzde en çok kimin ağladığını asla bilemeyeceğiz.

ama öldüğümüzde 1 kişi dahi olsa ağlıyorsa boşa yaşamamışız ve karadut gibi iz bırakmışız demektir.

seçmiş olduğum birkaç dize ile burada bir son veriyorum.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


ölüme kardeş gibi ısınmak istediler.

ne mümkün ölüme ısınmak, ne mümkün!...

rüzgâr esti üfürdü, ölüm aldı götürdü,
boş verdik.

ve kuytu evlerden birinde
senden habersiz ölenler olmasın.

sana ölümden korkmayı öğreteceğim.

ne hint'tedir ne çin'dedir
gözlerimin içindedir
bazen bana benden yakın
bazen bana benden uzak
yine benim içimdedir.

bir insan tanımak,
bir cihan tanımağa bedel.

ağaç bütün
ışık bütün
meyve bütün
benim dünyam paramparça.

ne zaman birinin resmini yapsam
öteki kıskanır.

bu gelene bahar derler
bu gülene yeşil
bu uçana mavi derler
allah mavisi
düşünmeden sevmek en iyisi...

sevmek güzel meslek
ama zor
can dayanıyor dayanmasına
ama yürek gitti gidecek..

devamını gör...

seni kırda görmüşler.
saçına tel örmüşler

devamını gör...

amerikan progressive metal grubu infinite spectrum'un 2016 tarihli, 2. albümü haunter of the dark'tan nefis bir parça. albüm adı da bize ipucunu veriyor ki karşımızdaki, h.p. lovecraft'ın the haunter of the dark adlı korku hikayesinin konsept yapıdaki müzikal bir uyarlaması. lovecraftian temaları müziklerine meze eden metal grupları ekseriyetle ekstrem spektrumda olanlar olsa da arada böyle güzelliklere de rastlayabiliyoruz. bu bence cidden de çok iyi bir şarkı ve albüm ve... lovecraft'ın o bayıldığım eserini de çok albenili şekilde müzikal dehlizlere kanalize etmiş adamlar burada. ben böyle karanlık bir batı klasik müziği yaklaşımını daha lovecraftian bulsam da burada da farklı olsa da bütünlüklü ve hem sofistike hem de akıp giden bir şeyler ve bir ruh olması kesinlikle bir artı bence. cidden de çıktığında dinler dinlemez bayılmıştım ben bu albüme ve bu şarkı sözü videosu olan parçasını da sizlere tavsiye etmek istedim naçizane. beğenirseniz tüm albüme bir şans vermenizi hakikaten ısrarla önerebilirim.

devamını gör...

shania twain şarkısı. 2000lerin başı.
devamını gör...

köyde yaşayan kadın yazarımız var mı?
devamını gör...

esas eriğe değil buna türkü yakılmalı, türkü çığrılırken kıvır kıvır oynanmalı.
bugün caddede kendi halinde duran bir yenidünya ağacının üzerindeki meyveler ağzımın suyunu celbetti. alt dallarda bir meyve gel beni al ve ye diyordu. dediğini yapmak üzere duvara çıktım ve ağacın dalını tuttum. hoyyyy. o da ne. tüm dal aşağı geldi. oysa daha çekmemiştim bile. o zaman "yenidünya dalı gevrektir" diye türküyü çığırmaya başladım. hem çığırdım hem meyveleri topladım. ayıptır söylemesi iki kiloya yakın meyve vardı. akşamın mezesi çıktı.
yarın devamını toplayam da yenidünya kebabı yapam.
devamını gör...

#3556039

bunun cevabı çok basit ve biliyorum ama kadın olmadığım için cevap veremeyeceğim. üzgünüm.
devamını gör...

"ya rabbi şükür!" demeye sebebiyet veren ameliyedir.
devamını gör...

%100 viskon eteğim çekti. normalde çok güzeldi ama aşırı dar ve kısa olmuş. gerçekten o kadar üzgünüm ki ağlayacağım. lütfen böyle bir durumdan nasıl kurtulacağım konusunda yardımcı olur musunuz?
devamını gör...

öncelikle rezalet!!
sophie ellis-bextor kraliçemizin en süper en bilindik şarkılarından biri.


ıt's murder on the dance floor
but you better not kill the groove
dj, gonna burn this goddamn house right down
oh, ı know, ı know, ı know, ı know, ı know, ı know, ı know
about your kind
and so-and-so and so-and-so and so-and-so and so
ı'll have to play
ıf you think you're gettin' away, ı will prove you wrong
ı'll take you all the way, boy, just come along
hear me when ı say, hey
ıt's murder on the dance floor
but you better not kill the groove, hey-hey, hey-hey
ıt's murder on the dance floor
but you better not steal the moves
dj, gonna burn this goddamn house right down
oh, ı know, ı know, ı know, ı know, ı know, ı know, ı know
there may be others
and so-and-so and so-and-so and so-and-so and so
you'll just have to pray
ıf you think you're gettin' away, ı will prove you wrong
ı'll take you all the way, stay another song
ı'll blow you all away, hey
ıt's murder on the dance floor
but you better not kill the groove, hey-hey, hey-hey
ıt's murder on the dance floor
but you better not steal the moves
dj, gonna turn this house around somehow
murder on the dance floor (on the dance floor)
but you better not kill the groove, hey-hey, hey-hey
ıt's murder on the dance floor (on the dance floor)
but you better not steal the moves
dj, gonna burn this goddamn house right down
don't think you'll get away, ı will prove you wrong
ı'll take you all the way, boy, just come along
hear me when ı say, hey
ıt's murder on the dance floor
but you better not kill the groove
ıt's murder on the dance floor
but you better not steal the moves
dj, gonna burn this goddamn house right down
ıt's murder on the dance floor
but you better not kill the groove, hey-hey, hey-hey
ıt's murder on the dance floor
but you better not steal the moves
dj, gonna burn this goddamn house right down
ıt's murder on the dance floor (on the dance floor)
but you better not kill the groove, hey-hey, hey-hey
ıt's murder on the dance floor (on the dance floor)
but you better not steal the moves
dj (gonna burn this goddamn house right down)
oh, ı know, ı know, ı know, ı know, ı know, ı know, ı know (on the dance floor)
but you better not kill the groove, hey-hey
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim