zaman tüneli

(bkz: yalnız kurt) arkadaşımızla fikirlerimizin ayrıştığı top tepici*

isterse 10 tane daha atsın,
-kaldı 9!-**
benim gözümde yeteneksiz futbolcudur çünkü gözlerimle izledim bunu.
mücadele desen yok, takım oyunu desen yok, pres hiç yok.
hadi diyelim hücum özellikleri iyi, o da değil.
10 metreye pas veremeyen 10 numara mı olur ya?
kankası rashica, zeka seviyesini siz düşünün bundaki.
bir de küsme var bunda, sanırsın bana quaresma da küsüyordu paşam.
iki maç oyundan alınsın yine küser bu ergen*

fatih tekke'nin bu sene sonunda 20 gol 15 asist yapsa bile buna 7 milyon verdireceğini sanmıyorum.
keşke verseler.
devamını gör...

bu girift ilişkiler ağını anca mügeanım çözer
devamını gör...

kapalı psikologlara karşı ön yargılıyım. niye bu mesleği yapmaya çalışıyorlar anlamıyorum. tarafsız bir şekilde dinleyeceklerine ihtimal vermiyorum.sırf bu yüzden geçenlerde danışmaya psikiyatrinin beni psikologa yönlendirdiğini ve psikologların odalarını sordum. bana iki psikolog ismi söyledi. biri kadındı direkt erkek olanın odasına gidip randevu aldım. kapalı çıkma olasılığı hoşuma gitmedi.
devamını gör...

şeytan diyor ki
sat altındakini peşinat yap
gir krediye çek bi tane
ama daha 10bin bile yapmadım ki:(
devamını gör...

sözlük moderatörlüğü
devamını gör...

iki tanedir
yan yana dururlar
devamını gör...

bu soruyu maksim gorki cevaplasın:

... insan önce ruhunu kurmalı, tanrının kendisinden ne istediğini bilmeli , şimdiye kadar bir tek şey bana akla uygun göründü. insanlar iplik gibi birbirlerine karışmış , herkes kendini ayrı bir yöne çekiyor. kimse bunun nedenini bilmiyor , yaşıyor kimse nedenini bilmiyor , ölüyor ve her şey bitiyor. bu bakımdan insan önce neden doğduğunu bilmeli , anlıyor musun?


devamını gör...

ne satar da herkesi enayi yerine koyarız, kazıklarız girişimciliği.
devamını gör...

anladığım kadarı ile milletin özelini araştıran bir ablamızmış yani şu soruyu sorabiliyor herkese galiba.


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yine attı, çok bilmiş sergen bundan topçu olmaz diyordu adam 3 haftadır ts yi ayakta tutuyor.

opsiyon olmasaydı geri alırdık bunu ama sanmıyorum ki trabzon bıraksın artık geçmiş olsun diyelim.
devamını gör...

japon edebiyatını her ne kadar çok sevsem de ataerkilliğin yoğun olduğu kitapları sevmiyorum. zaten dünyada edebiyat uzun süre erkek yazarların tekelinde olduğu ve erkek bakış açısıyla yazıldığı için okuduklarımdan da çok şikayet etmemem gerek diye düşünerek kitap hakkında yorumlarıma geçeceğim.
öncelikle yazarın çok eserini okumadığım için kalemini çok iyi bilmiyorum. kitabı okumadan önce belli seviyede japon tarihi ve japon kültürü bilmeniz gerekmekte. dönemine göre muhteşem bir kitap olduğunu söyleyebilirim. o zamanki gelişmişlikten çıkıp şimdinin gözüyle yorumlayacağım için öznel bir yorum yacağımı belirtmeliyim.
eserinde japonyada mandecilik yapmak zorunda kalan bir gencin gözünden yaşananları anlatıyor. adı mandenci olsa da anlatmak istediği konu kesinlike bu değil. toplumsal, siyasal, bireysel mesajlar vermek kaygısıyla yazılmış kitap eski bir döneme ait olduğu için inanılmaz seviyede aristokrasiyi övmekte ve avama alttan altta yerini bil mesajı da vermekte bence. bu kitabı belli seviyede rahatsız edici buluyorum. japonyada siyasi değişim rüzgarlarının olduğu dönemde had bildirmek için yazılmış gibi. imparatorluk, shogunluk, daimyoluk gibi diktatör sınıfarı övmektedir.
kitap boyunca kadını insan olarak bile görmeyen, yüzyıllar boyunca "şey" diye adlandırılmış japon kadınını aşağılanmasını okuyorsunuz. kitabı okuduğum süre boyunca bu kadar zeki kadınların böyle bir muameleye kalmış olması beni çileden çıkardı.
kitapta benim için en ilgi çekici olan kısma gelirsem madencilik hakkında öğrendiklerim oldu. pek aşina olmadığım bir meslek hakkında oldukça güzel bilgiler edindim.
bu arada kitapta asıl anlatılmak istenenin madencilik olmadığını da belirtmeden geçmeyeyim. okuyalı beş yıl olmuş kitabı görünce hala rahatsızlık hissi yaşarım.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

canım yosi'cimle, fuar hatırası.
devamını gör...

#3815109 sıradışılıklar ülkesi olan yazarımız.
gülerek de okuyorum yazdıklarını. mizahı bol olsun.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yahu bir başlığa giriyorum. yazıyorum. bir kaç sayfa önceden olduğum başlığa gidiyor tanım. birden fazla defadır oldu ve kesinlikle çözülmesi gereken bir konu bence.
devamını gör...

#3815088

buradaki eleştiriler harbi çok doğru lan.

eeee şimdi ne olacak? kafayı kuma gömmezler inşallah.
devamını gör...

günlük hayatımda:
cemaatçiyi,
meriç'i,
akpliyi,
kötü kalpli insanı...

sözlük hayatımda:
boş boş başlıklar açanları
bomboş bir kafa içini
kötü kalpli insanı
fazla kezbanı
dümdüz orta yolcuyu

100 metreden tanırım ve ön yargılarım sayesinde bunlar benimle iletişim kuramazlar.
çabalarlar belki ama ben görmem.
görsem umursamam.
kendi hallerine bırakacaksın zaten.
ön yargı iyidir, bazen hayat kurtarır.
devamını gör...

avukat olarak (nadiren rastgelen) duruşmasız kimi günler deneyimledim. (yine de bir şekilde suçluluk duyduğumu itiraf ediyorum.)
evet alkol dostu bir insanım. ama işinize saygınız, hem sizden iş bekleyenlere, hem iş arkadaşlarınıza, hem de kendinize saygının da bir gereğidir diye düşünenlerdenim.
( sizin sarhoşluk lüks ve keyfiniz, başkalarına sattığınız saatlerinizle çakışmamalı.)
biraz acımasız olduğunun farkındayım ama gerçekler de acımasız değil mi.?
devamını gör...

okumaktan murat ne
kişi hak'kı bilmektir
çün okudun bilmezsin
ha bir kuru ekmektir
devamını gör...

2 sene önce bizim oğlanlarla 4 gün kaldığımız türk islamlığının avrupa'daki en uç noktası. tabi ki oldukça küçük bir şehir ve gezip dolaşılacak yerler metropolde büyümüş insanlar için son derece sınırlı. ona rağmen soykırım müzesini, yerel halkın türklere olan sevgisini, kalabalık ailelerle gezip bolca döviz bırakan arap turistleri, gazi hüsrev bey camisini ve orada yaz yağmuru altında açık havada dinlediğim ve yarım saate yakım sürmesine rağmen hiç sıkılmadığım boşnakça hutbeyi, esnafın gevşekliğini, ince ve tuhaf yapılı sivrisinekleri, o sivrisineklere sebep olan şehrin içinden geçen kirli dereyi, avrupa'nın en eski bira fabrikasını, devasa uzunluktaki insanlarını, biz namaz kılarken inadına çan çalan baş çarşı yolundaki katedrali unutamadım.

en unutamadığım ise çarşı'daki osmanlı yapısı tarihi sebil idi. bu güzel çeşme, yaz sıcağından bunalan bizlerin pet şişelerini mütemadiyen doldurduğu, bir zamanlar zalimlerin masumları öldürmek için mevzilendiği karlı saraybosna dağlarından kopup gelen sulardı. soğukluğundaki letafeti anlatmak mümkün değil. tabi o çeşmeden su içenler bir daha buraya gelir söylencesini de tebessümle dinledik. meğerse efsanenin ötesindeymiş. zira küçük oğlum bu sefer arkadaşlarıyla çıkacağı balkan turunda saraybosna'ya da uğrayacakmış. bu sefer güzel bir kız almadan gelme dedim. o da inşallah dedi. istanbul veya bursa ne ise saraybosna da odur. hepimiz saraybosnalıyız.
devamını gör...

yürüme kısmı başarıyla tamamlamdı
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim