zaman tüneli
kavuşmak
bugün günlerden kavuşmak...
o can alıcı özlem bitti.. içimin en derin yerine çöreklenmiş hasret valizini toplayıp gidiyor nihayet..
şimdi yeniden kahkahalarla buluşma zamanı..
yarım kalan cümlelerin devamını gülerek tamamlama, sessiz geçen günlerin acısını
bir anda çıkarma vakti..
bugün günlerden kavuşmak..
hemen akşam olsun istiyorum.. sonra zaman dursun..
o can alıcı özlem bitti.. içimin en derin yerine çöreklenmiş hasret valizini toplayıp gidiyor nihayet..
şimdi yeniden kahkahalarla buluşma zamanı..
yarım kalan cümlelerin devamını gülerek tamamlama, sessiz geçen günlerin acısını
bir anda çıkarma vakti..
bugün günlerden kavuşmak..
hemen akşam olsun istiyorum.. sonra zaman dursun..
devamını gör...
ağlamak
kadınların çok rahat ağlayabildikleri halde erkeklerin 'istisnalar hariç' ağlayamamalarını sadece toplumun erkek tanımının etkilediğine inanmıyorum. biyolojik bir şey olabilir bu. erkekler toplum baskısı yüzünden çok kasıyor, duygularını yaşayamıyor görüşü bir yere kadar geçerli olabilir ama her şeyi açıklamaz bence bu. belki biz de ağlıyoruz ama içimizden, gözlerime ağla desem,
hadi git işine filan der.
hadi git işine filan der.
devamını gör...
karımla aram kötü dertleşmek için mesaj attım
bize sorarsanız, aslında insanlıkla arası kötü.. (onları seçmece ayıklayıp, oraya yerleştirenlerle de bizim aramız kötü mesela..)
devamını gör...
seksten sonra söylenen sözler
-biz şimdi neyiz?
+bi dur allaşkına daha beynime kan gitmiyor.
+bi dur allaşkına daha beynime kan gitmiyor.
devamını gör...
seneye görüşürüz
devamını gör...
seneye görüşürüz
görüşeceğiz.
devamını gör...
18 yaşına geldin evimi terk et diyen baba
üslup yanlış bence. çocukları zamanı gelince kendi ayakları üstünde durabilecek şekilde yetiştirirseniz ve evlenmeden yada başka şehirde iş bulmadan evden ayrılmasını sorun etmezseniz çocuk için daha hayırlı olur. 18 olmasa bile 23 gibi üniversite bitince iyi kötü bir işe girip kendi evini kurması teşvik edilmeli, gerekirse maddi manevi yardım edilmeli bence.
benim çocuğum olsa orta okuldan itibaren tanıdıkların yanında çırak, ofis yardımcısı gibi çalışmasını sağlayarak para kazanma sorumluluğunu öğretirdim. böylece 20'li yaşlarında kendi hayatını kurabilmesi için özgüven ve az çok beceri sahibi olurdu.
maalesef türk milletinin genelindeki aşırı korumacı tavır çok yanlış. çocuğun evden ayrıldı diye aile olmayı bırakmıyorsunuz ki. ailenin finansal açıdan büyüyebilmesi sonra da evlilikle genişlemesi için temel atmış, yatırım yapmış oluyorsunuz.
biliyorum kiralar ve yaşam masrafları çok yüksek, ve aile evinde kalarak bu maliyeti kısmak istiyorsunuz belki. ama bence aynı zamanda kendi hayatınızı da küçültmüş oluyorsunuz. aile evindeki konfor alanından çıkmazsanız kanatlarınızı açıp kendi yolculuğunuza doğru uçmayı zor öğrenirsiniz. özellikle erkekler kendi başına yaşayıp evin temizlik, yemek yapma, faturaları ödeme gibi her sorumluluğunu öğrenmeli. o sayede evlenince kendi payına düşen işi yapar. sonra bir sebeple boşansa yada bile ömür boyu yalnız yaşasa bile bağımsız şekilde bir ev çekip çevirebildiği için hastalık ihtiyarlık dışında muhtaç olmaz. çocuğunuza öğretebileceğiniz en önemli şeylerden biri bu tarz temel yaşam becerileri ve beraberinde gelen özgüvendir.
benim çocuğum olsa orta okuldan itibaren tanıdıkların yanında çırak, ofis yardımcısı gibi çalışmasını sağlayarak para kazanma sorumluluğunu öğretirdim. böylece 20'li yaşlarında kendi hayatını kurabilmesi için özgüven ve az çok beceri sahibi olurdu.
maalesef türk milletinin genelindeki aşırı korumacı tavır çok yanlış. çocuğun evden ayrıldı diye aile olmayı bırakmıyorsunuz ki. ailenin finansal açıdan büyüyebilmesi sonra da evlilikle genişlemesi için temel atmış, yatırım yapmış oluyorsunuz.
biliyorum kiralar ve yaşam masrafları çok yüksek, ve aile evinde kalarak bu maliyeti kısmak istiyorsunuz belki. ama bence aynı zamanda kendi hayatınızı da küçültmüş oluyorsunuz. aile evindeki konfor alanından çıkmazsanız kanatlarınızı açıp kendi yolculuğunuza doğru uçmayı zor öğrenirsiniz. özellikle erkekler kendi başına yaşayıp evin temizlik, yemek yapma, faturaları ödeme gibi her sorumluluğunu öğrenmeli. o sayede evlenince kendi payına düşen işi yapar. sonra bir sebeple boşansa yada bile ömür boyu yalnız yaşasa bile bağımsız şekilde bir ev çekip çevirebildiği için hastalık ihtiyarlık dışında muhtaç olmaz. çocuğunuza öğretebileceğiniz en önemli şeylerden biri bu tarz temel yaşam becerileri ve beraberinde gelen özgüvendir.
devamını gör...
ağlamak
beceremediğimdir.
boğazımı düğümleyen birkaç filmi hariç tutarsak en son 8 ya da 9 yaşındayken bir cenazede ağladım sanırım. sırf rahatlamak için her canı istediğinde ağlayan insanlara inanasım bile gelmiyor.
boğazımı düğümleyen birkaç filmi hariç tutarsak en son 8 ya da 9 yaşındayken bir cenazede ağladım sanırım. sırf rahatlamak için her canı istediğinde ağlayan insanlara inanasım bile gelmiyor.
devamını gör...
seneye görüşürüz
her yılbaşında yapılan klasik şaka.
devamını gör...
ağlamak
anlasaydın ağlardın.
ağlasaydın anlardın...
ağlasaydın anlardın...
devamını gör...
bullet journal
bu sene bullet journal'ıma daha fazla özen göstermeye karar verdim. genellikle çok savsaklayarak kullanıyordum ama bu sefer günü gününe kadar kullanacağım.
öncellikle bullet journal'ı çoğu kişinin kullandığı gibi yoğun planlar, yapılacaklar listeleri ve sıkı programlar için kullanmıyorum. açıkçası o tarz kullanım bana biraz fazla ciddi geliyor. beni yansıtmadığını da düşünüyorum.
benim için defter, daha çok o gün neler yaşadığım, nelerin aklımda kaldığı, hangi anın bende iz bıraktığı gibi şeyleri yazdığım bir yer. yani plan defterinden çok, bir nevi anı defteri gibi. böyle küçük detayları yazmak bana çok daha anlamlı geliyor.
bu şekilde kullanmak inanılmaz keyifli. sayfaları doldururken zamanın nasıl geçtiğini fark etmiyorum bile. bazen çok önemli bir şey yazmıyorum belki ama o an hissettiklerimi kaydetmek, ileride dönüp okuduğumda aynı duyguyu tekrar hatırlamak çok hoşuma gidiyor. defterim benimle birlikte büyüyen bir şey gibi hissettiriyor açıkçası.
çizim konusunda kendime pek güvenmiyorum. hatta hiç güvenmiyorum. defteri katlettmemek için sayfalarımı daha çok sticker sheet'lerle süslüyorum. hatta yazıdan daha çok kullanıyorum bu süslü şeyleri. bence hem pratik hem de sayfaları daha canlı gösteriyor. özellikle renkli ve temalı sticker'lar sayfaya hemen bir hava katıyor. sırf bu yüzden bu defteri tutuyorum da diyebilirim.*
tabii en keyif aldığım bir diğer kısım ise sticker'ları kendim tasarlayıp çıkarmak. kendi yaptığım sticker'ı defterimde kullanmak, defteri daha da kişisel hale getiriyor. defterim hep ben ben olsun istiyorum bu yüzden.
tüm bunlar iyi hoş ama işin bir de gerçekçi tarafı var. bu hobinin biraz pahalı olduğu da bir gerçek. ee yapma diyeceksiniz ama olmaz. eksik kalamam ben şimdi.
sticker'lar, baskılar, defterler derken masraf birikiyor. özellikle son zamanlarda defterlerin fiyatları da epey artmış durumda. o defterler bile başlı başına masraf haline geldi. o yüzden bu işi yaparken hem keyif almaya çalışıyorum hem de elimden geldiğince idareli olmaya. kendimden kıstığım zamanlar bile oldu maalesef. değer diyerekten kendimi telkin ediyorum bu yüzden.
kısacası sayfaları doldurmak, anıları biriktirmek, süslemek ve dönüp bakmak bana iyi geliyor. tamamen bana ait olması da aynı şekilde. ay neyse çok konuştum. yeterli bu kadar.
öncellikle bullet journal'ı çoğu kişinin kullandığı gibi yoğun planlar, yapılacaklar listeleri ve sıkı programlar için kullanmıyorum. açıkçası o tarz kullanım bana biraz fazla ciddi geliyor. beni yansıtmadığını da düşünüyorum.
benim için defter, daha çok o gün neler yaşadığım, nelerin aklımda kaldığı, hangi anın bende iz bıraktığı gibi şeyleri yazdığım bir yer. yani plan defterinden çok, bir nevi anı defteri gibi. böyle küçük detayları yazmak bana çok daha anlamlı geliyor.
bu şekilde kullanmak inanılmaz keyifli. sayfaları doldururken zamanın nasıl geçtiğini fark etmiyorum bile. bazen çok önemli bir şey yazmıyorum belki ama o an hissettiklerimi kaydetmek, ileride dönüp okuduğumda aynı duyguyu tekrar hatırlamak çok hoşuma gidiyor. defterim benimle birlikte büyüyen bir şey gibi hissettiriyor açıkçası.
çizim konusunda kendime pek güvenmiyorum. hatta hiç güvenmiyorum. defteri katlettmemek için sayfalarımı daha çok sticker sheet'lerle süslüyorum. hatta yazıdan daha çok kullanıyorum bu süslü şeyleri. bence hem pratik hem de sayfaları daha canlı gösteriyor. özellikle renkli ve temalı sticker'lar sayfaya hemen bir hava katıyor. sırf bu yüzden bu defteri tutuyorum da diyebilirim.*
tabii en keyif aldığım bir diğer kısım ise sticker'ları kendim tasarlayıp çıkarmak. kendi yaptığım sticker'ı defterimde kullanmak, defteri daha da kişisel hale getiriyor. defterim hep ben ben olsun istiyorum bu yüzden.
tüm bunlar iyi hoş ama işin bir de gerçekçi tarafı var. bu hobinin biraz pahalı olduğu da bir gerçek. ee yapma diyeceksiniz ama olmaz. eksik kalamam ben şimdi.
sticker'lar, baskılar, defterler derken masraf birikiyor. özellikle son zamanlarda defterlerin fiyatları da epey artmış durumda. o defterler bile başlı başına masraf haline geldi. o yüzden bu işi yaparken hem keyif almaya çalışıyorum hem de elimden geldiğince idareli olmaya. kendimden kıstığım zamanlar bile oldu maalesef. değer diyerekten kendimi telkin ediyorum bu yüzden.
kısacası sayfaları doldurmak, anıları biriktirmek, süslemek ve dönüp bakmak bana iyi geliyor. tamamen bana ait olması da aynı şekilde. ay neyse çok konuştum. yeterli bu kadar.
devamını gör...
erden timur
yönetici olduğu dönemde "futbola temiz eller operasyonu şarttır, araştırmaya önce bizden başlasınlar" demiş iş adamı.
bu adamın suçlu çıkacağıyla alakalı hayaller kuran* yavrulara selam olsun.
t:gağassaray'ın bir sonraki başkanı.
bu adamın suçlu çıkacağıyla alakalı hayaller kuran* yavrulara selam olsun.
t:gağassaray'ın bir sonraki başkanı.
devamını gör...
5 dk sonra öleceğinizi bilseniz gireceğiniz son entry
son beş dakikamı sözlükte geçirmeyeceğim kesin.
devamını gör...





