zaman tüneli
sabrettim
sabrettim saran.
arkadaş ne okusam bende netice buna gidiyor bugünlerde.
arkadaş ne okusam bende netice buna gidiyor bugünlerde.
devamını gör...
nude isterken dikkat edilmesi gereken hususlar
nude istiyorum gibi komik komik laflar kullanmayin. ciplak resmini istiyorum deyin. net olun, adam gibi ana dilinizi kullanin, beni hasta etmeyin lan !
devamını gör...
fatma şahin'in rte'yi başöğretmen ilan etmesi
2025 bitmeden rte yi bişey ilan etme yarışı son hız devam ediyor.
bakalım, yılın son saatlerinde biri çıkıp allah diyecek mi diye bekliyorum.
edit: olm şimdi dikkat ettim, 2021 haberiymiş. neden uyandır mıyorsunuz aliminyum.
bakalım, yılın son saatlerinde biri çıkıp allah diyecek mi diye bekliyorum.
edit: olm şimdi dikkat ettim, 2021 haberiymiş. neden uyandır mıyorsunuz aliminyum.
devamını gör...
renklerden moru
bu kitap hakkında bir şeyler demeye hangi noktadan başlasam bilemiyorum gerçekten. okuması çok zor bir kitaptı ama dilinden dolayı değil, celie'nın yaşadıklarından...
kitap celie'nin mektuplarından oluşuyor, celie amerika'nın kırsalında siyahi bir kız çocuğu. başta mektuplar tanrıya hitaben yazılıyor, sonrasında ise kız kardeşi nettie'ye.
celie'nin yaşadıkları o kadar korkunç ki kitabı okurken bol bol nefes almak için duraklamak gerekiyor. ist**m*r, her türlü ş**det... önce kendi ailesi tarafından sonra zorla verildiği koca ve onun ailesi tarafından.
en zoru da çocuk haliyle bir şeylere asla anlam verememesi, o saf ve masum haliyle gücünün hiç yetmeyeceği mücadelelere girmek zorunda bırakılması.
shug avery, celie'nın kocasının metresiyken olaylar öyle bir gelişiyor ki celie'nın mentoru ve sevgilisi haline geliyor. kadın kadının yurdudur ve kadının kadından başka dostu yoktur. bunun en güzel örneği oluyor bu ikili arasındaki ilişki. küllerinden doğan kadınlar her zaman içimi ısıtır ve kalbimi coşkuyla doldurur zaten.
kitaptaki erk*kler hakkında fazla bir şey söyleyemeyeceğim, hepsi belalarını bulsun... bir insanın herhangi bir insana bile yapmayacağı şeyleri kendi ailelerine nasıl yapabiliyorlar aklım almıyor. almayacak, almasın da.
kitapta beni en çok etkileyen şeylerden biri de celie'nın tanrıyı orta yaşlı beyaz bir adam olarak tanımlaması. çünkü öyle olduğuna ben de yemin edebilirim.
kitap her açıdan çok güzeldi bu yüzden de 2025 kitaplarımın en üstlerinde yer aldı. 10/10.
kitap celie'nin mektuplarından oluşuyor, celie amerika'nın kırsalında siyahi bir kız çocuğu. başta mektuplar tanrıya hitaben yazılıyor, sonrasında ise kız kardeşi nettie'ye.
celie'nin yaşadıkları o kadar korkunç ki kitabı okurken bol bol nefes almak için duraklamak gerekiyor. ist**m*r, her türlü ş**det... önce kendi ailesi tarafından sonra zorla verildiği koca ve onun ailesi tarafından.
en zoru da çocuk haliyle bir şeylere asla anlam verememesi, o saf ve masum haliyle gücünün hiç yetmeyeceği mücadelelere girmek zorunda bırakılması.
shug avery, celie'nın kocasının metresiyken olaylar öyle bir gelişiyor ki celie'nın mentoru ve sevgilisi haline geliyor. kadın kadının yurdudur ve kadının kadından başka dostu yoktur. bunun en güzel örneği oluyor bu ikili arasındaki ilişki. küllerinden doğan kadınlar her zaman içimi ısıtır ve kalbimi coşkuyla doldurur zaten.
kitaptaki erk*kler hakkında fazla bir şey söyleyemeyeceğim, hepsi belalarını bulsun... bir insanın herhangi bir insana bile yapmayacağı şeyleri kendi ailelerine nasıl yapabiliyorlar aklım almıyor. almayacak, almasın da.
kitapta beni en çok etkileyen şeylerden biri de celie'nın tanrıyı orta yaşlı beyaz bir adam olarak tanımlaması. çünkü öyle olduğuna ben de yemin edebilirim.
kitap her açıdan çok güzeldi bu yüzden de 2025 kitaplarımın en üstlerinde yer aldı. 10/10.
devamını gör...
şehirlerin girişine yazılması gereken söz
yenersen tamam da, yenmezsen büyük sıkıntı.
(bkz: istanbul)
(bkz: istanbul)
devamını gör...
güne bir söz bırak
“itiraf ediyorum, kitap okumak kadar eğlenceli bir şey yokmuş! insan kitap okumak dışında her şeyden çabucak sıkılıveriyor. kendime ait bir ev sahibi olduğumda, şöyle muazzam bir kütüphane edinmeyi başaramazsam kahrolurum.”
—jane austen
—jane austen
devamını gör...
kadir mısıroğlu'nun vatan haini olması
adamın baya bildiğin deli raporu vardı olm. istese bile vatan haini olamazdı zaten bu mal.
devamını gör...
fatma şahin'in rte'yi başöğretmen ilan etmesi
körler sağırlar birbirini ağırlar.
devamını gör...
şehirlerin girişine yazılması gereken söz
x şehrine hoş geldiniz.
devamını gör...
şehirlerin girişine yazılması gereken söz
(bkz: edeple gelen lütufla gider)
devamını gör...
kadir mısıroğlu'nun vatan haini olması
tartışmaya kapalı mevzu.
devamını gör...
evlenince çalışmana izin vermem diyen kadın
dostlarımızla geleceğiz. istemeye. ahahaha.
devamını gör...
harry j all-stars
1960-1970’li yıllarda etkili olmuş jamaikalı bir reggae / rocksteady enstrümantal müzik grubu.
devamını gör...
fatma şahin'in rte'yi başöğretmen ilan etmesi
atatürk'ten nefret edip atatürk'e verilmiş sıfatlara özenmek zavallıca bir eylem.
rte olsa olsa baş çalan olur.
(bkz: bop eş başkanı) olduğunu zaten kendisi birçok kere gururla açıklamıştı.
rte olsa olsa baş çalan olur.
(bkz: bop eş başkanı) olduğunu zaten kendisi birçok kere gururla açıklamıştı.
devamını gör...
insanın zoruna giden şeyler
kimsenin hiçbirşey zoruna gitmiyor.
bu benim çok zoruma gidiyor.
raad przemekler.
bu benim çok zoruma gidiyor.
raad przemekler.
devamını gör...
mezar taşına yazılması istenen söz
devamını gör...
nude isterken dikkat edilmesi gereken hususlar
muhtardan muhtaçlık belgesi alın
devamını gör...
mezar taşına yazılması istenen söz
bu mezar taşındaki yazı benim de yazım olsun:
eli boş gidilmez gidilen yere,
rabbim boş gelmedim ben suç getirdim.
dağlar çekemezken bu ağır yükü,
iki kat sırtımda pek güç getirdim.
eli boş gidilmez gidilen yere,
rabbim boş gelmedim ben suç getirdim.
dağlar çekemezken bu ağır yükü,
iki kat sırtımda pek güç getirdim.
devamını gör...
mutsuzluğa doyum
" bugün dündü,
dün ise geçmişten farklı değildi.. "
1942 doğumlu avusturyalı yazar peter handke imzalı eser; özgün adı wunschloses unglück olan eser 1972 yılında yayınlanmıştır.
yazarın annesi 1971 yılında yüksek dozda uyku hapı alarak intihar etmiş ve bu kitap da o trajedinin edebî yansıması olarak karşımıza çıkıyor.
kitabımı zeynep sayın çevirisinden okudum ve çevirisi oldukça güzeldi.
bu intiharı kriminal düzeyde ele almıyor yazar, daha çok psikolojik ve toplumsal boyutlarıyla ilgileniyor, annesiyle olan duygusal bağı, annesinin mutsuzluğu, annesinin ona anlatmış olduğu anılardan yola çıkarak üzerinde durulan düşünceler, annesinin tam olarak neden intiharı seçmiş olabileceğine dair merak, bu sonu anlama çabası, kitabın ana unsurları arasında yer alıyor denilebilir.
en sevilen insan olarak anne kişisini esas alırsak, en sevdiğin insanın intihar etmesinin ardından yaşanılan duygular bize yansıyor, intihar ettiği için kızgın, kırgın olmanın yanı sıra onu intihara sürükleyen nedenleri anlama çabası da göze çarpıyor.
yazarın annesi belki de mutsuzluğa doyduğu için intiharı seçmiştir, tıpkı yazarın da bu intihardan dolayı mutsuzluğa doyduğu ve kitabına da mutsuzluğa doyum adını verdiği gibi...
kitapta en çok dikkatimi çeken ve aklımdan çıkmayan şey şu oldu;
" annem oğlunu etkileyebilecek kelime dağarcığından yoksundu "sözü bence etkileyiciydi, yazarın annesinden bağımsız olarak söylenebilir ki, karşındaki insana o kelimeleri bulamadığın ve kendini anlatamadığın için intihar etme ihtimâli, kendini, acını anlatamadığın için ölümü göze alma durumu sarsıcıydı.
insan belki de anlatamamaktan, dinleyen olmamasından, içindeki acıyı hissettiremeyecek olmaktan intiharı seçiyor, bilinmez.. tıpkı yazarın annesinin de anlaşılmadığı için intiharı seçme ihtimâlinin olduğu gibi.
yazarın anlatımını ve bu ölüme bakış açısını yansıtma biçimini etkileyici bulduğum bir kitaptı.
kitaptan seçtiğim bazı cümleleri bırakarak burada bir son veriyorum.

yine de özlüyorum böyle anları, körelmişlikler tümüyle yittiğinde beyin aydınlanıyor çünkü. sayesinde kendimi yeniden iyi hissettiğim bir dehşet duygusu bu: sonunda uzaklaşan can sıkıntısı, dirençsiz bir beden, yormayan uzaklıklar ve acı duymadan kayıp geçiveren zaman.
ve öyküsünü yazıyorum annemin.
kısa süren dilsizlik anları oluyordu ve onları dile getirme gereksinimi -yazma nedenlerim- oldum olası hep aynı kaldı.
elinden gülmek dışında bir şey gelmezmiş gibi durmaksızın gülüyor.
oysa başka biri yoktu artık: yaşam koşulları onu, sevdiğinin yerine bir başkasının konulamayacağı, ona hep bağlı kalmayı gerektiren bir sevgi anlayışıyla eğitmişti.
insan kendini özgür hissediyordu ya;
ama özgürlüğünü dışa vuramıyordu.
hiçbir şey etkileyemezdi artık onu.
hiçbir şey olmamıştı, artık bir şey olacağı da yoktu, bunun için kehanet bile gerekmiyordu.
vardı annem; yaşıyordu; hiç yaşamıyordu.
belirli biri üzerine yazılanlar kuşkusuz belirsizdir biraz, yine de yalnızca annemin belki de tuhaf, bir kerelik bir öyküde belki de bir kerelik oynadığı başrolü aşan genellemeler benim dışımda birini ilgilendirebilir, apansız son bulan değişken bir yaşam öyküsünün yalın bir yeniden anlatımı ise, aşırı bir beklenti olurdu.
bugün dündü, dün ise geçmişten farklı değildi.
eve varana dek ne bir dayanak, ne de beni ölüme önceden hazırlayan bir ön belirti bulabildim, sopsoğuk odada beni bekleyen ölümle hazırlıksız karşılaştım.
dün ise geçmişten farklı değildi.. "
1942 doğumlu avusturyalı yazar peter handke imzalı eser; özgün adı wunschloses unglück olan eser 1972 yılında yayınlanmıştır.
yazarın annesi 1971 yılında yüksek dozda uyku hapı alarak intihar etmiş ve bu kitap da o trajedinin edebî yansıması olarak karşımıza çıkıyor.
kitabımı zeynep sayın çevirisinden okudum ve çevirisi oldukça güzeldi.
bu intiharı kriminal düzeyde ele almıyor yazar, daha çok psikolojik ve toplumsal boyutlarıyla ilgileniyor, annesiyle olan duygusal bağı, annesinin mutsuzluğu, annesinin ona anlatmış olduğu anılardan yola çıkarak üzerinde durulan düşünceler, annesinin tam olarak neden intiharı seçmiş olabileceğine dair merak, bu sonu anlama çabası, kitabın ana unsurları arasında yer alıyor denilebilir.
en sevilen insan olarak anne kişisini esas alırsak, en sevdiğin insanın intihar etmesinin ardından yaşanılan duygular bize yansıyor, intihar ettiği için kızgın, kırgın olmanın yanı sıra onu intihara sürükleyen nedenleri anlama çabası da göze çarpıyor.
yazarın annesi belki de mutsuzluğa doyduğu için intiharı seçmiştir, tıpkı yazarın da bu intihardan dolayı mutsuzluğa doyduğu ve kitabına da mutsuzluğa doyum adını verdiği gibi...
kitapta en çok dikkatimi çeken ve aklımdan çıkmayan şey şu oldu;
" annem oğlunu etkileyebilecek kelime dağarcığından yoksundu "sözü bence etkileyiciydi, yazarın annesinden bağımsız olarak söylenebilir ki, karşındaki insana o kelimeleri bulamadığın ve kendini anlatamadığın için intihar etme ihtimâli, kendini, acını anlatamadığın için ölümü göze alma durumu sarsıcıydı.
insan belki de anlatamamaktan, dinleyen olmamasından, içindeki acıyı hissettiremeyecek olmaktan intiharı seçiyor, bilinmez.. tıpkı yazarın annesinin de anlaşılmadığı için intiharı seçme ihtimâlinin olduğu gibi.
yazarın anlatımını ve bu ölüme bakış açısını yansıtma biçimini etkileyici bulduğum bir kitaptı.
kitaptan seçtiğim bazı cümleleri bırakarak burada bir son veriyorum.

yine de özlüyorum böyle anları, körelmişlikler tümüyle yittiğinde beyin aydınlanıyor çünkü. sayesinde kendimi yeniden iyi hissettiğim bir dehşet duygusu bu: sonunda uzaklaşan can sıkıntısı, dirençsiz bir beden, yormayan uzaklıklar ve acı duymadan kayıp geçiveren zaman.
ve öyküsünü yazıyorum annemin.
kısa süren dilsizlik anları oluyordu ve onları dile getirme gereksinimi -yazma nedenlerim- oldum olası hep aynı kaldı.
elinden gülmek dışında bir şey gelmezmiş gibi durmaksızın gülüyor.
oysa başka biri yoktu artık: yaşam koşulları onu, sevdiğinin yerine bir başkasının konulamayacağı, ona hep bağlı kalmayı gerektiren bir sevgi anlayışıyla eğitmişti.
insan kendini özgür hissediyordu ya;
ama özgürlüğünü dışa vuramıyordu.
hiçbir şey etkileyemezdi artık onu.
hiçbir şey olmamıştı, artık bir şey olacağı da yoktu, bunun için kehanet bile gerekmiyordu.
vardı annem; yaşıyordu; hiç yaşamıyordu.
belirli biri üzerine yazılanlar kuşkusuz belirsizdir biraz, yine de yalnızca annemin belki de tuhaf, bir kerelik bir öyküde belki de bir kerelik oynadığı başrolü aşan genellemeler benim dışımda birini ilgilendirebilir, apansız son bulan değişken bir yaşam öyküsünün yalın bir yeniden anlatımı ise, aşırı bir beklenti olurdu.
bugün dündü, dün ise geçmişten farklı değildi.
eve varana dek ne bir dayanak, ne de beni ölüme önceden hazırlayan bir ön belirti bulabildim, sopsoğuk odada beni bekleyen ölümle hazırlıksız karşılaştım.
devamını gör...