zaman tüneli
ali şeriati
kadir cangızbay’ın dediği gibi; “bilmek sorumlu olmayı gerektirir, sorumluluk da yanlış giden bir şeylere ‘hayır’ deyip, müdahale etmektir… ‘bilen’ ama müdahale etmeyen, karşı çıkmayandan aydın ol(a)maz. çünkü aydının bilinçli eylemi ahlâkı / vicdanıdır.”
kendisinin sosyolojiler değil sosyoloji kitabında entelektüel-münevver-aydın üzerine nefis bir makalesi vardır, konu özelinde meraklısına…
şeriati’nin gerek dini, gerekse marksizm özelindeki izdüşümünü bir kenara koyarak dini ve ideolojik perspektifine dair. #3451274
entelektüel sorumluluğuna dair birkaç kelam etmek elzem.
zira iran’ı devrime götüren sürecin başat fikri aktörlerinden biri ve hatta ideologudur.
devrimin hızla teokratik bir molla rejimine evrilme sürecini müşahade eden, daha sonra nobel edebiyat ödülü de alacak olan şirin ebadi’den (bkz: iran uyanıyor) tutun da, o dönemin iran entelijansiyasını neredeyse tümüyle etkilemiş biridir.
dahası, iran coğrafyasında yaptığı konuşmalarla, verdiği seminerlerle sadece sol tandanslı insanlarda değil; muhafazakarlarda (hem de imamiyye şiasının açmazlarına itikadi ve sosyolojik tenkitler getirmesine rağmen) ciddi bir karşılık bulmuştur.
bu yönüyle avamın üzerinde/ötesinde veya hiç değilse haricinde konumlanıp lütfedici tutumunu belagatle perdeleyen, diğerini nesneleştirerek sosyolojik öge derekesine indirgeyen yahut bedelinden çekinip demosthenes’in mağarası’na sığınan ‘aydın’ sınıfından değildir.
muktedir ve toplumun en hassas olduğu konuları, olabilecek en rahatsız edici üslupla masaya yatırır ve bir cerrah hassasiyetiyle müdahale eder. maksadı, ne muhalif postuna oturup anti-kahraman kontenjanından itibar edinmek, ne de halkı kuru bir tenkitle kendinden utandırarak amaçsız bir fikri şiddetin nesnesi haline getirmektir.
şeriati için arazın teşhisi, aydının işinin bittiği değil, başladığı yerdir. neşter vurulacaksa kan akacaktır ve toplum istese de istemese de bu bedeli ödemelidir.
din, inanç, toplum, siyaset, gelenek, millet adına söylediği hemen hemen her şey can sıkıcı ve rahatsız edicidir. zira ortada estetize edilecek bir yekün olmadığı gibi, teselli ve kendini onama efsunuyla sağaltılmaya müsait bir yara da yoktur.
şeriati, kendisi de o toplumun bir unsuru olarak açıkça “biz buyuz, bu haldeyiz, sebebi biziz ve bedel ödemesi gereken de biziz” diyen kişidir. entelektüel birikimini buna vakfeder ve nihayetinde kendi adına bedelini öder.
kendisinin sosyolojiler değil sosyoloji kitabında entelektüel-münevver-aydın üzerine nefis bir makalesi vardır, konu özelinde meraklısına…
şeriati’nin gerek dini, gerekse marksizm özelindeki izdüşümünü bir kenara koyarak dini ve ideolojik perspektifine dair. #3451274
entelektüel sorumluluğuna dair birkaç kelam etmek elzem.
zira iran’ı devrime götüren sürecin başat fikri aktörlerinden biri ve hatta ideologudur.
devrimin hızla teokratik bir molla rejimine evrilme sürecini müşahade eden, daha sonra nobel edebiyat ödülü de alacak olan şirin ebadi’den (bkz: iran uyanıyor) tutun da, o dönemin iran entelijansiyasını neredeyse tümüyle etkilemiş biridir.
dahası, iran coğrafyasında yaptığı konuşmalarla, verdiği seminerlerle sadece sol tandanslı insanlarda değil; muhafazakarlarda (hem de imamiyye şiasının açmazlarına itikadi ve sosyolojik tenkitler getirmesine rağmen) ciddi bir karşılık bulmuştur.
bu yönüyle avamın üzerinde/ötesinde veya hiç değilse haricinde konumlanıp lütfedici tutumunu belagatle perdeleyen, diğerini nesneleştirerek sosyolojik öge derekesine indirgeyen yahut bedelinden çekinip demosthenes’in mağarası’na sığınan ‘aydın’ sınıfından değildir.
muktedir ve toplumun en hassas olduğu konuları, olabilecek en rahatsız edici üslupla masaya yatırır ve bir cerrah hassasiyetiyle müdahale eder. maksadı, ne muhalif postuna oturup anti-kahraman kontenjanından itibar edinmek, ne de halkı kuru bir tenkitle kendinden utandırarak amaçsız bir fikri şiddetin nesnesi haline getirmektir.
şeriati için arazın teşhisi, aydının işinin bittiği değil, başladığı yerdir. neşter vurulacaksa kan akacaktır ve toplum istese de istemese de bu bedeli ödemelidir.
din, inanç, toplum, siyaset, gelenek, millet adına söylediği hemen hemen her şey can sıkıcı ve rahatsız edicidir. zira ortada estetize edilecek bir yekün olmadığı gibi, teselli ve kendini onama efsunuyla sağaltılmaya müsait bir yara da yoktur.
şeriati, kendisi de o toplumun bir unsuru olarak açıkça “biz buyuz, bu haldeyiz, sebebi biziz ve bedel ödemesi gereken de biziz” diyen kişidir. entelektüel birikimini buna vakfeder ve nihayetinde kendi adına bedelini öder.
devamını gör...
kanada filmleri
cok bilgim olmayan.
life of pi nin cekimlerinin bir kısmının montreal de oldugunu biliyorum.
sucker punch ın kanada filmi oldugunu biliyorum.
the butterfly effect in aynen.
bir de mr nobody nin kanada fransa belcika ortak yapımı oldugunu biliyorum.
life of pi nin cekimlerinin bir kısmının montreal de oldugunu biliyorum.
sucker punch ın kanada filmi oldugunu biliyorum.
the butterfly effect in aynen.
bir de mr nobody nin kanada fransa belcika ortak yapımı oldugunu biliyorum.
devamını gör...
prens
bu ülke bi' mizah ülkesi.

başa sarıp sarıp tekrar izlemelik bi iş yapmış adamlar.
giray altınok zaten beğeniliyordu ama bu başka bir seviye olmuş, her sahnesi her cümlesi ayrı olay adamın. mizah yapacağım diye çok zorlama şeyler de izledik, prens öyle değil kendine has yeni bir mizah anlayışı yaratmış.
karakterlerin hepsi iyi ama elçi sangu ve köle dümdüz dururken bile kahkaha attırıyor. sangu'nun küçük kelime oyunları da çok başarılı. bazı ünlü oyuncular fazla kasıntı durmuş yalnız. elçin sangu ve burcu özberk misal.
bir de hasharia'nın "gerizakalı" demesinden gına geliyor bir yerden sonra.
her sezon bir öncekinden daha iyi, 3. sezon en iyisi olmuş. finali osmanlıyla yapmaları da zekice. prens'e bi adab-ı muaşeret dersi şarttı tabi.
bu arada giray altınok prens karakterini bi arkadaşından esinlenerek yarattığını söylemişti, nasıl biriyse artık ülkenin en iyi komedi dizisinin ilham kaynağı olmuş adam.
4.sezonun çekimlerine de 2026'nın ortalarında başlanacakmış. böyle giderse 10. sezon dahi gelir, beklenti yüksek. hadi bakalım.
edit: yalnız 3. sezonun son bölümünde ağlattı, olmadı bu..

başa sarıp sarıp tekrar izlemelik bi iş yapmış adamlar.
giray altınok zaten beğeniliyordu ama bu başka bir seviye olmuş, her sahnesi her cümlesi ayrı olay adamın. mizah yapacağım diye çok zorlama şeyler de izledik, prens öyle değil kendine has yeni bir mizah anlayışı yaratmış.
karakterlerin hepsi iyi ama elçi sangu ve köle dümdüz dururken bile kahkaha attırıyor. sangu'nun küçük kelime oyunları da çok başarılı. bazı ünlü oyuncular fazla kasıntı durmuş yalnız. elçin sangu ve burcu özberk misal.
bir de hasharia'nın "gerizakalı" demesinden gına geliyor bir yerden sonra.
her sezon bir öncekinden daha iyi, 3. sezon en iyisi olmuş. finali osmanlıyla yapmaları da zekice. prens'e bi adab-ı muaşeret dersi şarttı tabi.
bu arada giray altınok prens karakterini bi arkadaşından esinlenerek yarattığını söylemişti, nasıl biriyse artık ülkenin en iyi komedi dizisinin ilham kaynağı olmuş adam.
4.sezonun çekimlerine de 2026'nın ortalarında başlanacakmış. böyle giderse 10. sezon dahi gelir, beklenti yüksek. hadi bakalım.
edit: yalnız 3. sezonun son bölümünde ağlattı, olmadı bu..
devamını gör...
30 aralık 2025 şeyma subaşı'nın gözaltına alınması
acun'un hukukçuları şimdi harıl harıl mevzuat çalışıyorlardır. (hayır şeyma için değil, şeyma'ya ödenmekte olan nafaka ve tazminat vs. den sıyırtabilir miyiz diye. öyle ya şeyma gözaltındayken nihayeti ne kadar para ihtiyacı olabilir ki. keza sürdüreceği yaşam standardı için gerekecek miktar da düştü.)
edit: başlıktaki tutuklama gözaltı olarak editlendi. -ki yasal karar da o yöndedir- tanımı da editlemek gerekti. bilginiz olsun.
edit: başlıktaki tutuklama gözaltı olarak editlendi. -ki yasal karar da o yöndedir- tanımı da editlemek gerekti. bilginiz olsun.
devamını gör...
iyi erkeklerin nerede olduğu problemi
yazma diyince yazmıyorlar.*
devamını gör...
cinler neden insanın tepesine çıkar sorunsalı
cin i kafamıza dikiyoruzdur?
şahsen ben london dry ve tonik ile seviyorum.
şahsen ben london dry ve tonik ile seviyorum.
devamını gör...
istanbul’un herhangi bir tepesine çıkıp haykırarak seni yeneceğim istanbul demek
önce gebze'de provası yapılır.
devamını gör...
cinler neden insanın tepesine çıkar sorunsalı
"cinlerim tepeme çıktı" diyen insana sorsak bilemez. dolayısıyla cinlere sorulması gereken sorudur.
neden durduk yere adamın tepesine çıkıyorsunuz işsiz herifler?
neden durduk yere adamın tepesine çıkıyorsunuz işsiz herifler?
devamını gör...
zürriyetsiz
aklıma bir siyasetçi geliyor ama mahpusa girmek için çok gencim.
devamını gör...
ankara'da aşık olmak
bitmiyor ankara romantikleri.
herhangi bir şehirde aşık olmaktan farksız durumdur. bir şehrin bu kadar romantize edilmesini de gereksiz buluyorum.
herhangi bir şehirde aşık olmaktan farksız durumdur. bir şehrin bu kadar romantize edilmesini de gereksiz buluyorum.
devamını gör...
zürriyetsiz
valla kimseye de güven olmuyor ki.. dün zürrüyetsiiizz.. diye bağırdığı zürriyetsizi baştacı yapıp onunla kolkola giren zürriyetli tanıyorum.
al birini vur ötekine.. yani zürriyet falan hikaye..
al birini vur ötekine.. yani zürriyet falan hikaye..
devamını gör...
normal sözlük'ün 500.000 tanıma dayanması
#3837261
5 de yetmez 10 milyon.
5 de yetmez 10 milyon.
devamını gör...
geceye anlık dinlediğin şarkıdan bir alıntı bırak
sanki hepsi hasret senin nefesine
sen...
sen...
devamını gör...
kanada
kanada ya dair cok bi sey bilmedigimi fark ettim.
the english patient ı biliyorum.
life of pi yi biliyorum.
baska kanada yapımı bi sey gelmiyor aklıma.
2026 da biraz kanada edebiyatı okumaya niyet ettim;)
kanadalılara dair bildigim tek sey de asırı kibar ve naif insanlar oldukları.
the english patient ı biliyorum.
life of pi yi biliyorum.
baska kanada yapımı bi sey gelmiyor aklıma.
2026 da biraz kanada edebiyatı okumaya niyet ettim;)
kanadalılara dair bildigim tek sey de asırı kibar ve naif insanlar oldukları.
devamını gör...
son umut
senaryosu mustafa nebi filik tarafından yazılan ve tuğçe kayaarası tarafından yönetilen 19 dakikalık kısa film; bu sene yayınlanmıştır.

film bu sene yayınlanmış olsa da olaylar 2023 yılında geçmekte ve 6 şubat depreminde ailesini yitiren genç bir annenin son umudunu konu almaktadır.
genç kadının öğretmen eşi ve çocuğu depremde hayatını kaybeder, deprem olduğu zaman hâmiledir ve onu hayata bağlayan tek kişi ise doğmamış evlâdından başkası değildir.
genç kadın pansiyon işletmektedir ama işler hep böyle rast gitmeyecektir, işi kötüye gittiği için artık sadece ördüğü örgüleri satarak geçimini sağlayacaktır, kızı dünyaya gelmiş ve aradan yıllar geçmiştir.
kızı okullu olur, kendisinin tek ve son umudu odur, kalbindeki acılara dayanabilmesinin en büyük nedenidir, ondan başka kimsesi de yoktur.
kızının okullu olması ve annesini gururlandırmasıyla filmimizin sonlarına doğru yaklaşırız.
benim için duygusal sayılabilecek bir kısa filmdi, konusu ve oyunculuklar çok üst düzeyde değildi belki ama düşündürmeyen hiçbir yanı da yok değildi.
yaşanılan kayıplara rağmen kişinin umudunu muhafaza etmesi gerektiğini hatırlatan bir kısa filmdi.
bana düşündürdüğü en büyük şey şu oldu;
bazen artık yaşamak istemezsin, kaybetmişsindir, daha ne kadar acı çekebilirim ki dersin ama sevdiğin bir insandan geriye kalan tek şey senin yaşama sebebin olur...

film bu sene yayınlanmış olsa da olaylar 2023 yılında geçmekte ve 6 şubat depreminde ailesini yitiren genç bir annenin son umudunu konu almaktadır.
genç kadının öğretmen eşi ve çocuğu depremde hayatını kaybeder, deprem olduğu zaman hâmiledir ve onu hayata bağlayan tek kişi ise doğmamış evlâdından başkası değildir.
genç kadın pansiyon işletmektedir ama işler hep böyle rast gitmeyecektir, işi kötüye gittiği için artık sadece ördüğü örgüleri satarak geçimini sağlayacaktır, kızı dünyaya gelmiş ve aradan yıllar geçmiştir.
kızı okullu olur, kendisinin tek ve son umudu odur, kalbindeki acılara dayanabilmesinin en büyük nedenidir, ondan başka kimsesi de yoktur.
kızının okullu olması ve annesini gururlandırmasıyla filmimizin sonlarına doğru yaklaşırız.
benim için duygusal sayılabilecek bir kısa filmdi, konusu ve oyunculuklar çok üst düzeyde değildi belki ama düşündürmeyen hiçbir yanı da yok değildi.
yaşanılan kayıplara rağmen kişinin umudunu muhafaza etmesi gerektiğini hatırlatan bir kısa filmdi.
bana düşündürdüğü en büyük şey şu oldu;
bazen artık yaşamak istemezsin, kaybetmişsindir, daha ne kadar acı çekebilirim ki dersin ama sevdiğin bir insandan geriye kalan tek şey senin yaşama sebebin olur...
devamını gör...
kaygılı bağlanma
kaygılı bağlanmanın özellikleri:
- *kontrol ihtiyacı:* kişi, partnerinin sürekli yanında olmasını ve onu kontrol etmesini ister.
- *sevgi arayışı:* kişi, partnerinden sürekli sevgi ve onay bekler.
- *korku ve endişe:* kişi, partnerinin kendisini terk edeceği veya sevmediği korkusuyla yaşar.
- *bağımlılık:* kişi, partnerine aşırı derecede bağımlıdır ve onsuz yapamaz.
ilginç. kaygılı bağlanma problemim olduğunu öğrendim.
- *kontrol ihtiyacı:* kişi, partnerinin sürekli yanında olmasını ve onu kontrol etmesini ister.
- *sevgi arayışı:* kişi, partnerinden sürekli sevgi ve onay bekler.
- *korku ve endişe:* kişi, partnerinin kendisini terk edeceği veya sevmediği korkusuyla yaşar.
- *bağımlılık:* kişi, partnerine aşırı derecede bağımlıdır ve onsuz yapamaz.
ilginç. kaygılı bağlanma problemim olduğunu öğrendim.
devamını gör...
normal sözlük'ün 500.000 tanıma dayanması
hedef 5 milyon...
devamını gör...


