zaman tüneli
ilişkilerde ilk adımı kim atmalı sorunsalı
kim atarsa atsın.
belli bi yaştan sonra hiç önemi yok.
mesela 30.
kaybedecek vakit mi var.
belli bi yaştan sonra hiç önemi yok.
mesela 30.
kaybedecek vakit mi var.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
teddy swims - lose control...
devamını gör...
ilişkilerde ilk adımı kim atmalı sorunsalı
kadın atmalı bence ya.
devamını gör...
sebepsiz mutlu olmak
gökkuşağı gibi ruh hallerim olduğu için sebebini sorgulamadığım mevzu
devamını gör...
aşiyan
bir afra & sefo şarkısı.
açıkça söyleyeyim, radyolarda sürekli duyana kadar bu şarkıdan ne haberim vardı, ne de dinlemişliğim. öylesine açtım şuan, dinliyorum. güzel beste, güzel altyapı. iyi bir prodüksiyon var aslında sanatsal olarak. ama bilin bakalım bu şarkının eksikliğini... elbette sefo. evet, sefo. peki neden? çünkü vokalde sanatsal tek bir kırıntı dahi yok. afra'nın vokal kalitesinin ve muazzam yeteneğinin altında inanılmaz ezilmiş. açıkçası bu durum beni aşırı rahatsız ediyor.
ya rica ediyorum, sefo, bedo, mero artık her ne boksanız, siz vokal okumayın. lütfen okumayın ya. bir de bu şarkının bestesini sefo yapmış. abi ne güzel beste yapmışsın, sal şu vokali tamamen afra'ya. resmen şarekının içine etmişsin ya. böyle boktan vokal mi olur? şarkının dinlenebilirliği varsa da, bu sadece afra sayesinde. sefo ile afra'nın arasındaki vokal kalitesi farkını hissetmek inanılmaz kolay bir şey. müzik gurmesi olmanıza da gerek yok. bu şarkı müzik sanatına hizmet edecek olsa bile bu borazan sesli sefo sayesinde edemiyor. ''bir daha sevemem seniiiiiiiiğğğ'' dediği andaki borazan tınılarını eminim ki müzik sanatına önem veren dinleyiciler işitebilmiştir. sefo vokalleri zaten iğrenç de, bu bahsini geçirdiğim kısım bu iğrençliğin zirve noktası kesinlikle.
sizden tek ricam, müzik sanatını rahat bırakın. nolur bak beste yapın, söz yazın, klipte de oynayın tamam. ama vokal okumayın.
açıkça söyleyeyim, radyolarda sürekli duyana kadar bu şarkıdan ne haberim vardı, ne de dinlemişliğim. öylesine açtım şuan, dinliyorum. güzel beste, güzel altyapı. iyi bir prodüksiyon var aslında sanatsal olarak. ama bilin bakalım bu şarkının eksikliğini... elbette sefo. evet, sefo. peki neden? çünkü vokalde sanatsal tek bir kırıntı dahi yok. afra'nın vokal kalitesinin ve muazzam yeteneğinin altında inanılmaz ezilmiş. açıkçası bu durum beni aşırı rahatsız ediyor.
ya rica ediyorum, sefo, bedo, mero artık her ne boksanız, siz vokal okumayın. lütfen okumayın ya. bir de bu şarkının bestesini sefo yapmış. abi ne güzel beste yapmışsın, sal şu vokali tamamen afra'ya. resmen şarekının içine etmişsin ya. böyle boktan vokal mi olur? şarkının dinlenebilirliği varsa da, bu sadece afra sayesinde. sefo ile afra'nın arasındaki vokal kalitesi farkını hissetmek inanılmaz kolay bir şey. müzik gurmesi olmanıza da gerek yok. bu şarkı müzik sanatına hizmet edecek olsa bile bu borazan sesli sefo sayesinde edemiyor. ''bir daha sevemem seniiiiiiiiğğğ'' dediği andaki borazan tınılarını eminim ki müzik sanatına önem veren dinleyiciler işitebilmiştir. sefo vokalleri zaten iğrenç de, bu bahsini geçirdiğim kısım bu iğrençliğin zirve noktası kesinlikle.
sizden tek ricam, müzik sanatını rahat bırakın. nolur bak beste yapın, söz yazın, klipte de oynayın tamam. ama vokal okumayın.
devamını gör...
izleyecek film bulamamak
lanetli tepenin dizisini izleyin.
en son amazon prime'deydi ama her yerde vardır şimdi.
senaryo da çok iyi.
izlemeyen ağlayarak bangi jamping yapsın.
evet.
en son amazon prime'deydi ama her yerde vardır şimdi.
senaryo da çok iyi.
izlemeyen ağlayarak bangi jamping yapsın.
evet.
devamını gör...
ilişkilerde ilk adımı kim atmalı sorunsalı
seven atar konu cinsiyetten bağımsız
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
devamını gör...
sözlük yazarlarının yapmaktan utanç duyduğu zevkleri
(bkz: zuhal topal ile yemekteyiz)
hiçbir ortamda "yemekteyiz izliyorum" diyebilecek medeni cesaret yok bende evet. ama kafa dağıtmak için mükemmel bir seçenek yahu. bir bu, iki (katılımcıların şiveli olması şartıyla, mesela (bkz: sinan sardoğan)) müge anlı.
bugünkü programda bir adam bir kadınla "ben cacık sevmirem yeaaa bana salata yapacaktın, niye salata yapmadın? salata nasıl olmaz ya sen nasıl bir insansın!!!1!!bir" diye üstünü başını yırtıyordu mesela. artık kurgu mudur gerçek midir bilmiyorum ama feci eğlenceli.
hiçbir ortamda "yemekteyiz izliyorum" diyebilecek medeni cesaret yok bende evet. ama kafa dağıtmak için mükemmel bir seçenek yahu. bir bu, iki (katılımcıların şiveli olması şartıyla, mesela (bkz: sinan sardoğan)) müge anlı.
bugünkü programda bir adam bir kadınla "ben cacık sevmirem yeaaa bana salata yapacaktın, niye salata yapmadın? salata nasıl olmaz ya sen nasıl bir insansın!!!1!!bir" diye üstünü başını yırtıyordu mesela. artık kurgu mudur gerçek midir bilmiyorum ama feci eğlenceli.
devamını gör...
survivor 2026
murat arkın, senin o ortamda ne işin var allasen ya..
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
unutmuş gibi davranıyorum.
hiçbirini unutmadım, sadece oynamayı öğrendim.
hiçbirini unutmadım, sadece oynamayı öğrendim.
devamını gör...
aforizmalar (dostoyevski)
" bence cehennem,
sevememekten doğan bir acıdır... "
dünya edebiyatının en etkili isimlerinden fyodor mihayloviç dostoyevski imzalı 128 sayfalık eser; çevirmen bilgisi verilmemiş olan eserin türkçe baskısı ise 2020 yılında yapılmıştır.
hayatın içinden konuları, ilişkileri, mutluluğu, kederi, mutsuzluğu, sevgiyi, birinin ya da bir şeyin değerini ancak onu yitirirken anlıyor olmayı, toplumun yoksul insana bakış açısını, acı çekmeyi, bazı şeylerin her zaman eksik kalıyor oluşunu, birini en çok da ayrılırken tanıyor olmayı, anıları, kültürün ve coğrafyanın kişinin yaşamına etkisini ve daha birçok konuyu kendine özgü bir bakış açısıyla yansıtıyor fyodor mihayloviç dostoyevski.
keskin fark edişlerinin yanı sıra kişisel hayatını yansıtan aforizmaları da karşımıza çıkıyor ara sıra bâzı bâzı.
hayatın her zaman toz pembe olamayacağını hatırlatıyor olsa da insanın umudu oldukça bir şeylerin düzelebileceğini de düşündürüyor.
insanlar onu hayal kırıklığına uğrattığında edebiyata sığındığını da hatırlatıyor satır aralarında, kitapların ona iyi geldiğini hissettiriyor, hissetmenin ise onun için bir belâ olduğunu hissettiriyor bazı sözlerinde.
kişiyi sorgulamaya iten, düşündüren, bakış açısını değiştiren, etkileyici bir kitaptı.
kitaptan seçtiğim bazı sözleri bırakarak burada bir son veriyorum.

seni benden koparıyorlar. hayır, hayır!
seni değil, kalbimi koparıp götürüyorlar. nasıl iştir bu?
hem ağlıyor hem gidiyorsun.
bence cehennem, sevememekten doğan bir acıdır.
evet, her şey, insanın elindedir fakat insan, korkaklığı yüzünden çok şeyi kaybedebilir. gerçek bu.
insanların en çok neden korktuklarını bilmek isterdim. onları en çok korkutan şey, yeni bir adım atmak, yeni bir söz söylemek...
insanlığa hizmet yolunda büyük işler başarmayı düşlüyorum sık sık. gerçekten de insanların mutluluğu uğruna çarmıha gerilmeye bile giderim belki ama öte yandan bir insanla, aynı odada iki gün yalnız kalmaya dayanamam.
insan, bir şeyi elde etmek için çabalar.
onu elde edince de bir kenara atar.
gerçek değerini ise onu kaybedince anlar.
kalp, bir kez kırıldı mı hiç kimseye aldırmaz ve hiçbir şeyi umursamaz.
belki mutluluğun sonu ama huzurun başlangıcıdır bu.
insan, hayata iki anlam yükler:
biri ağlarken, diğeri gülerken ve tek bir kere kıymet bilir; o da elindekini kaybederken.
diyelim ki derin bir acım var; karşımdakinin, acımın ölçüsünü tam olarak öğrenmesi olanaksızdır, çünkü o hiçbir zaman benliğime gitmez. sadece bir başkası olarak kalır.
karı koca ya da iki sevgili arasında geçen olaylar üzerine asla kesin konuşmayın.
bu işlerde yalnızca ikisinin bildiği, dünyada başka hiç kimsenin bilmediği, haberinin olmadığı gizli bir nokta her zaman vardır.
erkek, ulaşamadığı kadını lanetler.
kadın, ulaşamadığı erkeğe “aşk” der.
anıların güzel olanları da kederli olanları da insanı hep hüzünlendirir.
sen ne dersen de iki gözüm,
toplumun yoksul insana saygısı yoktur.
bir insanın, başka bir insanın kaderi üzerindeki etkisini bilebilir misiniz?
hayatta hep mutlu olursam
hayalini kuracak neyim kalır?
bir insanın hayatının ikinci yarısı, ilk yarıda kazanılan alışkanlıkların sürdürülmesinden ibârettir.
insanların birbirini tanıması için en iyi zaman, ayrılmalarına en yakın zamandır.
insana en çok acı veren şey, söyledikleriyle söylemek istedikleri arasındaki uçurumdur..
sevememekten doğan bir acıdır... "
dünya edebiyatının en etkili isimlerinden fyodor mihayloviç dostoyevski imzalı 128 sayfalık eser; çevirmen bilgisi verilmemiş olan eserin türkçe baskısı ise 2020 yılında yapılmıştır.
hayatın içinden konuları, ilişkileri, mutluluğu, kederi, mutsuzluğu, sevgiyi, birinin ya da bir şeyin değerini ancak onu yitirirken anlıyor olmayı, toplumun yoksul insana bakış açısını, acı çekmeyi, bazı şeylerin her zaman eksik kalıyor oluşunu, birini en çok da ayrılırken tanıyor olmayı, anıları, kültürün ve coğrafyanın kişinin yaşamına etkisini ve daha birçok konuyu kendine özgü bir bakış açısıyla yansıtıyor fyodor mihayloviç dostoyevski.
keskin fark edişlerinin yanı sıra kişisel hayatını yansıtan aforizmaları da karşımıza çıkıyor ara sıra bâzı bâzı.
hayatın her zaman toz pembe olamayacağını hatırlatıyor olsa da insanın umudu oldukça bir şeylerin düzelebileceğini de düşündürüyor.
insanlar onu hayal kırıklığına uğrattığında edebiyata sığındığını da hatırlatıyor satır aralarında, kitapların ona iyi geldiğini hissettiriyor, hissetmenin ise onun için bir belâ olduğunu hissettiriyor bazı sözlerinde.
kişiyi sorgulamaya iten, düşündüren, bakış açısını değiştiren, etkileyici bir kitaptı.
kitaptan seçtiğim bazı sözleri bırakarak burada bir son veriyorum.

seni benden koparıyorlar. hayır, hayır!
seni değil, kalbimi koparıp götürüyorlar. nasıl iştir bu?
hem ağlıyor hem gidiyorsun.
bence cehennem, sevememekten doğan bir acıdır.
evet, her şey, insanın elindedir fakat insan, korkaklığı yüzünden çok şeyi kaybedebilir. gerçek bu.
insanların en çok neden korktuklarını bilmek isterdim. onları en çok korkutan şey, yeni bir adım atmak, yeni bir söz söylemek...
insanlığa hizmet yolunda büyük işler başarmayı düşlüyorum sık sık. gerçekten de insanların mutluluğu uğruna çarmıha gerilmeye bile giderim belki ama öte yandan bir insanla, aynı odada iki gün yalnız kalmaya dayanamam.
insan, bir şeyi elde etmek için çabalar.
onu elde edince de bir kenara atar.
gerçek değerini ise onu kaybedince anlar.
kalp, bir kez kırıldı mı hiç kimseye aldırmaz ve hiçbir şeyi umursamaz.
belki mutluluğun sonu ama huzurun başlangıcıdır bu.
insan, hayata iki anlam yükler:
biri ağlarken, diğeri gülerken ve tek bir kere kıymet bilir; o da elindekini kaybederken.
diyelim ki derin bir acım var; karşımdakinin, acımın ölçüsünü tam olarak öğrenmesi olanaksızdır, çünkü o hiçbir zaman benliğime gitmez. sadece bir başkası olarak kalır.
karı koca ya da iki sevgili arasında geçen olaylar üzerine asla kesin konuşmayın.
bu işlerde yalnızca ikisinin bildiği, dünyada başka hiç kimsenin bilmediği, haberinin olmadığı gizli bir nokta her zaman vardır.
erkek, ulaşamadığı kadını lanetler.
kadın, ulaşamadığı erkeğe “aşk” der.
anıların güzel olanları da kederli olanları da insanı hep hüzünlendirir.
sen ne dersen de iki gözüm,
toplumun yoksul insana saygısı yoktur.
bir insanın, başka bir insanın kaderi üzerindeki etkisini bilebilir misiniz?
hayatta hep mutlu olursam
hayalini kuracak neyim kalır?
bir insanın hayatının ikinci yarısı, ilk yarıda kazanılan alışkanlıkların sürdürülmesinden ibârettir.
insanların birbirini tanıması için en iyi zaman, ayrılmalarına en yakın zamandır.
insana en çok acı veren şey, söyledikleriyle söylemek istedikleri arasındaki uçurumdur..
devamını gör...
survivor 2026
annemle ortak tek hobimiz. şu an kar yağdığı için izleyemiyoruz o ayrı.
devamını gör...
bir tanesi az iki tanesi fazla gelen şey
bira..
nasıl, nerede, kiminle içtiğime göre değişse de ikinci bira sonrası bana bir şeyler oluyor.
nasıl, nerede, kiminle içtiğime göre değişse de ikinci bira sonrası bana bir şeyler oluyor.
devamını gör...
bir tanesi az iki tanesi fazla gelen şey
(bkz: lahmacun)
devamını gör...
diyelim ki o bunu okuyor
bugün seni iki kişi sordu,adresini istediler. ben sadece adresini değil cep numaranı bile verdim.
seni nasıl bulacaklarını tarif ettim hatta
neden istediklerini sormadım bile.
seni nereden tanıdıklarını da bilmiyorum.
onlara inandım çok samimi geldiler bana.
kızmadın değil mi?
şimdiye sana ulaşmış olmaları lazım.
dün gece yola çıkmışlardı.
ha unutmadan.
birinin adı mutluluk
diğerinin adı da sevgiymiş
2026’de sende kalacaklarmış... !
mutlu yıllar..
seni nasıl bulacaklarını tarif ettim hatta
neden istediklerini sormadım bile.
seni nereden tanıdıklarını da bilmiyorum.
onlara inandım çok samimi geldiler bana.
kızmadın değil mi?
şimdiye sana ulaşmış olmaları lazım.
dün gece yola çıkmışlardı.
ha unutmadan.
birinin adı mutluluk
diğerinin adı da sevgiymiş
2026’de sende kalacaklarmış... !
mutlu yıllar..
devamını gör...
bir tanesi az iki tanesi fazla gelen şey
buraya sevgili yazası gelenleri esefle kınıyorum *
t: azına kanaat edilmeyen, fazlasıyla uğraşılayamayan şey.
t: azına kanaat edilmeyen, fazlasıyla uğraşılayamayan şey.
devamını gör...
izleyecek film bulamamak
sorma herkes de aynı sorun var.
devamını gör...
izleyecek film bulamamak
izleyecek film bulamamaktan ziyade filmlerin hangisini izleyeceğime karar veremiyorum daha çok.
hepsini tüketmek istiyorum, dünya üzerindeki tüm filmleri izlemek istiyorum ve sonuç olarak karar verme sürem gittikçe uzuyor.
karar verebiliyor muyum, hayır.
film izleyebiliyor muyum, hayır.
öyle mal gibi kalıyorum ve çok sevdiğim bir filmi 46049. kez izlemeye devam ediyorum.
hepsini tüketmek istiyorum, dünya üzerindeki tüm filmleri izlemek istiyorum ve sonuç olarak karar verme sürem gittikçe uzuyor.
karar verebiliyor muyum, hayır.
film izleyebiliyor muyum, hayır.
öyle mal gibi kalıyorum ve çok sevdiğim bir filmi 46049. kez izlemeye devam ediyorum.
devamını gör...
1 ocak 2026 gazze yürüyüşü
gazze mazze yalan bilal oğlanın propaganda yürüyüşü. tatlı su müslümanlara duyurulur.
devamını gör...