zaman tüneli

uzun zamandır almadığım iltifattı teşekkür ederim.
kaderini zamana emanet etme çabala
devamını gör...

uzun zamandır bir filme bu kadar ağlamamıştım.

oğlan annesinin ölümünden uzun süre sonra minik bi anıyla ağlamaya başlayana kadar hiç ağlamamıştı ya. o ağladı ben ağladım.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

son entry’nin aynısının bi değişiği.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hayat bir mücadele ve ben etmiyorum.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yüz yıl geride kaldık 2025 diyorsun dedirtir.
devamını gör...

yazdıklarını severek okuduğum bir editör. bazen içindeki troll'ü ortaya çıkarmıyor değil :)
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ne yazık ki bu akşam akvaryum olmayacak dostlar, bilginize.
devamını gör...

kimseye güvenmeyin.
devamını gör...

pembiş bir gökyüzü.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hiçbir şeyden zevk alamamak başlığını görünce açayım dediğim başlıktır.

efendim, eskiden böyle hep bir şeylerle iştigal edeyim; oyun oynayayım, bilgileneyim, kendimi geliştireyim falan filan derken hep bir şeylerle meşgul olmaya çalışırdım. yani en kötü film izlerdim mesela kafamı yormak istemiyorsam dahi.

bir yaştan sonra arkada saçma bir youtube videosu açıp dinleyerek internette boş boş takılmaktan zevk alır oldum ve bu da kayda değer hiçbir şey yapmamakla eş değer benim açımdan ve bundan cidden zevk alıyorum.

yani tamamen saldım ve her zaman böyle takılıyorum da demiyorum ama harbiden zamanımın ciddi kısmını böyle boş boş geçiriyorum ve bundan da zevk alıyorum. ahaha.

belki de gençliğimde ziyadesiyle bilgilendim ve kültürlendim, artık da biraz keyif mode on istiyor bünyem. bir nevi zihinsel emeklilik mi desem, ne desem?..

gene de bir anda eski halime de dönebilirim, belli olmaz. şu anda öyle bir arzum yok ama zaman ne gösterir bilemem.
devamını gör...

her şeyden zevk almanın mümkün olamayacağını, eğer her şeyden zevk alabilsek; zevk almanın/mutlu olmanın anlamı kalmayacağından dönem dönem bu hissi yaşamanın sıkıntılı bir tarafını göremiyorum.

haline şükret, neler yaşayanlar var, anın tadını çıkar, her nefes değerli/tadını çıkar kafasında değilim, olmadım zaten. ancak her şeyden zevk almanın, her an mutlu olmanın, sürekli hedoni peşinde koşmanın beyhude olduğu kanısındayım. hayır depreşyonda değilsiniz. depreşyon böyle bişi değil. şu an yaşadığınız keyif alamama/mutsuzluk hissi sayesinde mutluluğu/keyfi/hedoni hissini yaşıyorsunuz ve onlar geldiğinde oh be her şey ne güzel kafasını yaşıyorsunuz. selam ve dua ile.

edit: aklıma geldi. her şeyden her andan keyif almak gerekliliği yanılsaması bizlere dayatılan bir durum. izlediğiniz en boktan reklamda, sosyal medya içeriğinde bile sürekli bir hedoni pompalaması, mutluluğu/keyfi/hayatı yakalama gerekliliğine inandırılıyoruz. bok gibi hayatlarımız olduğuna, bişiler için o ürünleri kullanmamız gerktiği düşüncesine sokuluyoruz. hayatı yakala, enjoy the meal, enerjini açığa çıkar, şundan ye şöyle ol, bunu kullan şöyle gözük vsvs. sanki onlar olmadan bok gibi bireylermişiz gibi. sınırsız hedoni kovalamak yerine biraz salıp gelen keyfi de keyifsizliği de olduğu gibi karşılamakda fayda olduğu düşüncesindeyim.
devamını gör...

bazı fotoğraflara baktığımda sizinkiler de kar mı? dediğim doğrudur. *
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ekseriyetin vereceği ilk cevap din olsa da, aslında dinlerin de evrimsel süreçleri üzerinde doğrudan etkili olması sebebiyle siyasal yapıları diyeceğim. şöyle ki doğu toplumları (özellikle yakın doğu) pers, bizans ve bunların etkilediği önce islam ( özellikle halifelik saltanatını kuran emevilerden itibaren) ve türk devletleri (osmanlı başta olmak üzere) merkeziyetçi bir devlet politikası belirlemiş, vergiyi toplayan da taşraya yönetici atayan da devlet oldu. buna karşın avrupa'da roma'nın yıkılması ardından çıkan otorite boşluğunda güç kilise- krallıklar- feodal beyler arasında paylaşılınca haliyle para da tek elde toplanmadı. bu durum devlet tasavvuruna da yansıdı. islam devleti dediğimiz yapılar emevisinden, osmanlısına kendi varlığını fiili olarak bir adım adım öteye taşımaya yöneldi. bugün talibana ya da işid gibi radikal örgütlere bile sorsanız size sınırları çin denizinden akdeniz'e kadar uzanan yekpare bir islam devleti hayalinden söz ederler. geçmiş devletler de bu yekpare genişlemeyi cürümleri yettiğince sağlamaya çalışıp, tekil bir siyasi ve ekonomik yapı inşaa ettiler. avrupa'da ise papalık tek bir hristiyan devleti kurma niyetine girişmedi. onların motivasyonu hristiyanlığın toplam nüfusu ve nüfuz alanını genişletmek olduğu için bunun birden fazla hristiyan devlet eliyle yapılmasında bir sakınca olmadı. ancak bu devletlerin hatta bu devletlerin şemsiyesi altındaki feodal beylerin mücadelesi kralların birbirleri ile ve papalık ile girdikleri meşruiyet yarışı ve kendi merkeziliklerini oluşturma istekleri ciddi bir rekabet ortamı yarattı. bu rekabet de önce doğudaki düşmana ve kendi aralarındaki mücadeleye bakışı etkiledi. tanrının ülkesi olmak hedefinde en önce başarılı olmak için yeni ticaret yolları aranması, buluşlar, rönesans hareketleri vs hep bu rekabetin ürünü oldu bir anlamda. rekabetin ilerlemenin altın kuralı olduğu gerçeği de bu durumda devreye girdi ve batı dinamizmi doğu miskinliğini yenmiş bulundu.
devamını gör...

gülmeyi unutma.
devamını gör...

inanmıyorum.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
hehe
devamını gör...

bu işte biraz yetenekli olduğumuz doğrudur
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim