zaman tüneli

önceki entrylerde gömülmesine hiç şaşırmadığım araba. çünkü ya sev ya nefret tarzı bir tipi var bu arkadaşın.

baba ben bayıldım buna yalnız. pandaların sürekli bambu yemesine gönderme için düşünülmüş bambu kaplamalar, kapılardaki kabartma panda yazısı, led farlardaki fiat fabrikası tasarımı detayı, iç tasarımdaki ufak tefek dokunuşlar falan gayet iyi.

ama göz zevkini bırakıp mantıkla düşünürsek bu arabayı almak ağır risk olacaktır çünkü arbaa stellantis denen şer yuvası çatısı altında üretiliyor. stellantis demek çözümü olmayan bol bol kronik sorun demek. en büyük problemi menzili bence, fabrika verisi 320 ama gerçek hayatta 250 falan olur o. dolayısıyla uzun yol yalan, sadece şehir içinde kullanılabilir.

neyse ne kadar gözünüze hitap ederse etsin psa-stellantis grubu araçlarından uzak durun.
devamını gör...

t:her yazarın yalnızca bir satır şiir yazdığı ve satırları alt altta okuyunca anlam kazanan bir şiirin oluşturulduğu başlık.

ben başlıyorum sevgili yazarlar. (sizde devam edin g*t etmeyin beni burda akşam akşam)


bazı çabalar vardır fuzuli
devamını gör...

yürümek
devamını gör...

bu başlığa iki sene bir ay önce #2789844 bu tanımı yapmışım.
tevafuk oldu tekrar okudum, ve tekrar aynı konuda aynı düşüncelere sahip olmaktan dolayı da mutlu oldum. hiç değişmemiş bu hususta düşüncelerim.
öfke pişmanlıktır. özür diletir insana, eğer insansa. özür dilenecek durumda bırakır. bedeli ağırdır. namludan çıkan kurşun, ağızdan çıkan söz ya da geçen zaman gibidir. dönüşü olmaz çoğu zaman.
yapman kuzum, etmen kuzummm, hökelenmen. (yapmayın yavrularım, etmeyin yavrularım, öfkelenmeyin).
devamını gör...

iskender'in

"fuzuli bir beden karşındaki " cümlesini hatırlatır.
devamını gör...

kötü birşey ama karşıdaki kötüyse haksızlığa karşı öfke orta halli iyi
devamını gör...

"yedi ulu ozan" arasında yer alan fuzulî'nin baba adı süleyman ve kendisinin asıl adı da mehmet olduğu bir çok kayıttan anlaşılmaktadır. (5) doğum tarihi hakkında 1480-1495 veya 1504 gibi tarihler arasında tereddüt edilirken, ölüm tarihi olarak gösterilen (m.1556) tarih de araştırmacı yazarların tereddütleri yoktur.

doğum yeri olarak; kerkük, musul, kerbelâ, bağdat, hille ve necef'te geçtiği ve bir taun (veba) salgınına yakalanarak, kerbelâ'da hakk’a yürüyüp bu şehirde defnedildiği (1556) fuzulî'yi araştıranlarca kabul edilmektedir.

fuzulî, önce babası süleyman'dan daha sonra da rahmetullah adlı bir hocadan ilim öğrendiği ve çok iyi yetiştiği kabul edilir. edebî yönde gelişmesi de, azeri şairi habibînin (1470-1520?) etkisi olmuş ve üç dilde (farsça, arapça ve türkçe) şiir yazacak kadar ileri bir dil bilgisine sahip olmuştur. yazdığı düz yazılarda dahi şairliğin izlerini görmek mümkündür.

kur'anı ezbere bilen ve "yol" olarak, "isna aşeriye'yi (oniki imama bağlılık) yolunu seçen fuzulî'nin bağlı bulunduğu bir tarikat adı net olarak bilinmiyor ama, "ali murtaza'ya ve pâk soyuna" duyduğu aşk ve muhabbet onun, "vahdet-i vücut" ilkesine inanan bir inanış ile, ilim şehrinin kapısına giden bir "yolcu” olduğunu kolayca anlamış oluyoruz.

fuzulî, "hadikatüssuada" (saadete ermişlerin bahçesi) adlı eserinde tüm peygamber ve resûllerin hakk ve hakikat uğruna çektikleri çileleri ve ödedikleri bedelleri anlatır ve kerbelâ çölünde susuz ve mecalsiz bırakılıp hunharca şehit edilen hz. hüseyin'in çektiği çile ve hakk yolunda ödediği bedel ile karşılaştırır. hiçbir peygamberin ve nebinin bu yolda katlandığı çile ve ödediği bedel, hz. hüseyin'in katlandığı çile ve ödediği bedel ile kıyaslanamayacağını hatırlatır... çünkü insan inancı uğrunda; ibrahim gibi "nar"a atılmayı, zekeriya gibi hızar ile biçilmeyi, isa gibi çarmıha gerilmeyi musa ve muhammed mustafa gibi ilden il'e sürülmeyi göze alabilir. ama, 72 yakınını ve canı kadar sevdiği dostları zalimin zulmü altında ve kahr okunun açtığı yaralardan akan kanlar içerisinde görmek ve böylesi bir vahşet saçan zulüme tahammül edebilmek, ancak hz. hüseyin'e mahsus bir meziyet olduğunu kendisine has bir dille anlatır fuzulî hazretleri.

safevî devletinin hükümdarı şah ismail 1508 de bağdat'ı ele geçirdiğinde, fuzulî, dini ve edebî ilim üzerine kendisini yetiştirmiş genç bir şair idi. şah ismail, horasan yakınlarında özbek hanı şeybek'i yenmesi üzerine, ona, beng-ü bade (şarap ve afyon) mesnevisini yazdı. kendisi gibi tasavvuf şairi olan şah ismail fuzuli'yi taltif edip değer verdi.

kanuni sultan süleyman (1494-1566) bağdat-ı ele geçirdiği (1534) fuzulî, bu fetih için de övgüler içeren kasideler yazdı. bu övgüleri kanunî'yi etkiledi ve kendisine evkaf gelirinden günde dokuz akçe maaş bağlandı...

fuzulî'yi daha sağlığında uzak diyarlara kadar ününü yayan, siyasilere yazdığı övgü kasidelerinden ziyade; hz. hüseyin ve kerbelâ vahşeti hakkında yazdığı duygulu şiirler ve hakk ile bâtılın savaşındaki mezalimin zulmünü hak ettiği şekilde vermesi "fuzuli" adını, taşkent'ten istanbul'a, kahire'den kırım ve belgrad'a kadar duyurmuş oldu. fuzuli'nin "hadikatüssuada" sını okuyan (müslüm-gayri müslüm) tüm insanlar, peygamber nesline yapılan bu vahşi zulümün aslını öğrenmiş oldular. emevî ve abbasi yönetimlerinin bu pâk soya karşı takındıkları insanlık dışı tavrın, asıl nedeninin "hakk ve batıl", "zalim ve mazlum" savaşı olduğunu anlayan insanlar, hz. peygamber'in ümmetine emanet ettiği ehlibeyti'ne yakından tanıyıp yanlış bildiklerinden kurtuldular.

böylece fuzulî, ehlibeyte yapılan zulmün üzerine örtülen perdeyi aralamış oldu... 14 asırdan beri emevî ve abbasî zulmünün aslını bilmeyenler "hadikatüssuada"yı okuyunca, "karanlık çağın" kalıntıları olan uydurma "hadislerin" ilimsiz-irfansız felsefenin pençesinden kurtulmuş oldular.

fuzulî "beng-ü bade" (afyon-şarap) eserinden iran şahı şah ismail ile osmanlı padişah'ı ıı. beyazıd (1447-1512)ın arasındaki siyaseti ve politik mücadeleyi işleyerek, şah ismail'e itaf etmiştir. beg-ü bade, birçok araştırmacı tarafından ele alınıp incelenmiş, yeni baskıları yapılmıştır. ayrıca 1943'de hüsnü lugal ve o. beşer tarafından almancaya çevrilmiştir.

leylâ ve mecnun (destan-ı leylî vü mecnun ). klasik türk edebiyatının mesnevi alanındaki en güzel ürünü sayılır. bu eserin son ve dikkatli bir basımını necmettin halil onan hazırladı (1955). fuzuli'nin bu eserine dayanarak, 1907'de azeri sanatçısı üzeyir hacıbeyli'nin yazdığı leylâ ve mecnun operası, şairin yakın zamanlarda türk illerinde devam eden etkisini gösterir. fuzuli ünlü bir arap aşk hikâyesine dayanan ve arap, fars edebiyatlarından başka türk edebiyatında da 30 kadar şair tarafından ele alınmış olan bu konuyu canlı, samimi ve etkili bir şekilde işlemiştir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hasan sabbah ile ilgili bilinenlerin %90'ı marco polo denen gezgindendir. o da alamut'a hiç girmemiş, sadece orta doğu coğrafyasında gezerken duyduğu şeyleri yazmıştır. ayrıca hasan sabbah bir dervişti ve alamut'ta bir devleti idare etti. eşitlikçiydi, çünkü dönemin mezhepsel yöneticileri gibi davranmadı, katı kuralları olmasına rağmen bunlar keyfi olarak maddelenmiş değil, ahlakiydi.

- adildi, çünkü herkes alamut'ta eşitti. hasan sabbah, yolsuzluk yaptığı için bir oğlunu, cinayete karıştığı için başka bir oğlunu idam ettirdi.
- ayrıca bir veliahtlık sistemi yoktu. zaten iki oğlunu idam ettiren bir adam için bu saçma olurdu.
- köleliği ve cariyeliği kaldırdı. kendisi devletini katı disiplin ve ahlaki açıdan tertipli yönetti. selçuklu ve abbasi'de kölelik ve cariyelik önemli bir pazara sahipken, sabbah bunu doğru bulmuyordu.

yani kısaca bir babadır bizim için...
devamını gör...

üsttekini dinle.
devamını gör...

:)

sakin ol!
devamını gör...

köylerine gelen devlet erkânını bir cinayet neticesinde "mecburen" (kerhen) ağırlamak zorunda kalan bir muhtarın "yalnız bişey söyleyim et on numara" diye sözünün kesilmesinden sonra "de mi" diyerek istemezliğini ve zorunluluğunu çok güzel ifadelerle, mimikleriyle anlatan ercan kesal'ın da muhteşem oyuncu kadrosunda olduğu bir zamanlar anadolu'da filminden bir repliktir "biz başka bir şey yiyemeyiz komiserim".
devamını gör...

öfke problemi olan insanların diğerlerine oranla kalp krizi geçirme ihtimali 5 kat daha fazlaymış.

ülkece böyle problemlerimiz yok bizim.
devamını gör...

alamutta millete ne yedirdi içirdi acaba? her ne içirdiyse bugun o olmayabilir.
devamını gör...

anlatamamak

geceleri tavana bakıyorum yutkunuyorum bazı şeyleri, boynuma sancı girer çok üzülünce..

sonra diyorum ki tavandır, duvardır falan iyi ki var saydam değil şimdi üst katta uyuyanların kaba etini görsem ciddiyetimi koruyup kendi kendime triplere giremezdim; tatsız olurdu. başkası da benim götümü görebilir zira. dikey yapılaşmanın ahlaki değerler içerisinde kalması olumlu olmuş..zaten derdimiz var..
devamını gör...

cümle sırrı sen bilürsin ey kâdir
bî-şerîksin bî mişâlsin bî-nâzir.

cümle sensün mu'teber ü ihtişâr
ol ki sensüzdür fişâr-ender fişâr

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...


istersen artık birbirimize iyi geceler, yedi cüceler diyelim ve uyuyalım.


(bkz: bir genç kızın gizli defteri)

t: bir dilek.
devamını gör...

şeyh bedrettin isyanı’nın neredeyse bütün niş isimleri asilzadedir. bir araya gelmelerinin tesadüfi olduğunu sanmıyorum.

hatta isyanın patlama yeri dahi tesadüfi değildir. sakız adası’nı ele geçirmeye çalışan osmanlı, yeterli donanması olmadığı için adayı ablukaya alma yöntemi olarak batı anadolu’dan adaya buğday ihracatını yasaklamış ve böylece bölge insanını ekonomik bir çöküntüye uğratmış; oluşan bu zemin biraz sosyalizm, biraz ideolojik bir pakete sarılarak bölgesel bir isyana dönüşmüştür.

merak ediyorum, acaba şeyh bedrettin, müritliğe kabul ettiği osmanlı rakibi karamanoğlu beyinden ya da şansını denediği isfendiyar bey’den askeri destek bulsaydı isyan bu biçimde şekillenir miydi..
devamını gör...

onuru ile istifa etsin. murat muratoglu ile olan mevzusunun karmasini yasiyor olabilir ama cok hirsli bir arkadas oldugu izlenimini edindigim icin istifa etmekte direnecektir direnebildigi kadari ile.
devamını gör...

anadolu alevî ve bektaşi'lerince "yedi ulular" diye bilinen ozanlarımızdan olan yeminî, tasavvuf ehli ve "ali murtaza" aşıkı bir zâttır. ne yazık ki bu zâtın da doğumu, ölümü ve özel yaşamı hakkında kesin bir tarih ve tafsilatlı bir bilgi elde edemiyoruz.(3) yeminî hakkında yapılan araştırmaların sonucu olarak kabul ettiğimiz, sayın ismail özmen'in alevi-bektaşi şiirleri antolojisi" eserinin, 2. cildi 43. sf.da yemini başlığı altında ki verilen bilgileri aynen aşağıya aktarıyor ve böylece bu ulu ozanımız hakkında elde edilebilen bilgileri cânlarımıza ulaştırmış oluyoruz.


gerdiş-i çarh-ı felek seyran-a aşk

cümle eşya tabi-i ferman aşk

ayn şin kaf-ı hakk vechindedir

hüsnünü gören olur kurban-ı aşk



fazıl oğlu mehmet yemini olarak bilinirse de, gerçek kişiliği, doğum ve ölüm tarihleri, eserleri, asıl adı hakkında yeterli bilgi ve belgeler yok. ancak alevi-bektaşi geleneğinde "yedi ulular" olarak bilinen fuzuli, hatayi, virani, pir sultan, nesimi, kul himmet gibi saygın şairler arasında yer alan yemini, on altıncı yüzyılda yaşamış, ancak yaşamı konusunda güvenilir nitelikte hiçbir bilgi yoktur. bektaşi ozanının ömrü, tuna ırmağı yörelerinde geçmiştir. betova'da büyük bir dergahı olan, bektaşi azizelerinden akyazılı sultanın ardalarındandır. teskireler, bu şairden hiç söz etmez. ancak demir baba velayetnamesinde adı: "hafız kelâm yemini" olarak geçer ki, bundan kur'an-ı kerim'i ezbere okuduğu anlaşılmaktadır. şiirlerinde koyu alevi-bektaşi inancını işler. on iki imama gönülden bağlılığını dile getirir.

şiirleri özellikle alevi-bektaşi toplumu içinde çok yaygın olan yemini'nin kesin olarak doğum ve ölüm tarihleri bilinmemekle beraber, eserlerinden ve dolaylı bilgilerden 15. yüzyıl sonları ve 16. yüzyıl ilk yarısında sanılmaktadır. yaşantısı hakkında o çağlarda yazılmış teskirelerde yeterli bilgi verilmemektedir. asıl adının ali olduğu, akyazlı ibrahim dede zaviyesinde hizmet ettiği ve "yemini" mahlasını burada iken yazdığı şiirlerinde kullandığı söylenir.yemini'nin şiirleri genellikle hece ölçüsü ile yazılmış olmakla beraber, bazı şiirlerinde aruz ölçüsünü de hatasız ve ustaca kullandığı görülür. şiirlerinin toplu olarak bulunduğu bir divanı şimdiye kadar ele geçmemiştir.

1519'da yazdığı "faziletname" adında manzum bir eseri bulunmaktadır. bu hz. ali'nin kerametlerinden, cenklerinden methiye olarak bahseden, kutsal bir kitaptır. yeni yazıyla emek basımevi tarafından basılmıştır. fakat bu baskıda çok imlâ hataları bulunmaktadır. bu şiirlerin bir bölümünde hurufî temaları işlenmiştir. yemini, alevi ve hurufî inancına bağlı bir şairdir. insan-tanrı birliğinin harflerle açıklanabileceğine inanır. şiirleri bektaşilik ile ilgili yazma dergilerde dağınık haldedir. bazı şiirleri gazel tarzında yazılmıştır.



dizeleriyle aşkın niteliklerini, etkinliğini özelliğini dile getirirken yunus emre'nin anlayışına, düşüncelerine katılır. arınmanın, ölümsüzlüğün ve olgunlaşmanın yolu saydığı aşk ile tanrı'ya ulaşacağına içten inanır. şiirde söz edildiği gibi eski yazıda aşk (aynşinkaf) harfleriyle yazılır.

divan geleneğine bağlıdır hurufiliğe yatkın bir eğilimi vardır. şiirlerinde fazullah hurufi'nin izini sürdüğü, onun görüş ve düşüncelerinden esinlendiği anlaşılmaktadır.(4)

limaallah'ın makamı vech-i fazlullah imiş
limenil mülk'ün lisanı nutk-i fazlullah imiş
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim