zaman tüneli
3 ocak 2026 dünyanın güneşe en yakın olduğu gün
dünyanın güneşe en yakın olduğu gün ve sana yakın olamayan b
devamını gör...
cem yılmaz
son gösterisini izlemedim, o yüzden geneline dair bir şey diyemem ama en komik anları diye verilen sekansları şurada burada gördüm; eh işte, 20 yıldır tekrar eden klasik mizah üslubu ve klasik içerik. ben güldüm/gülmedim gibi subjektif bir değerlendirme çok anlamlı değil.
genel olarak cem yılmaz’ın şu gidişatında bir değişiklik yok gibi gözüküyor: #3448166
38 yaşındaki kadın şakasındaki abartıyı mizah dinamiği dışında değerlendirmek bana çok anlamlı gelmedi. buna itiraz etmek, şişman şakasına “i am not that fat” tepkisi vermek gibi oluyor. (bkz: zach galifianakis)
işin, eski sevgiliyi kim olduğu anlaşılacak şekilde sahnede konu etme boyutu ikisinin hukukuyla ilgili bir şey, ki şakaya konu olan kadının cevabi göndermesi şakanın kendisinden daha estetik olmuş.
ama yeri gelmişken belirtmekte fayda var; içerik veya bağlam açısından buna ofansif mizah demek zor. ofansif mizaha dair: #3446617
sadede gelirsek;
cem yılmaz’ın mizahı geride kaldı, çünkü mizah anlayışı her ülkede ve her nesilde olduğu gibi bizde de değişti. cem yılmaz ortaya çıktığında kendinden önceki nesli temsil eden mizah kültürü de aynı şeyi yaşamıştı.
cem yılmaz’ın bireysel sahne tecrübesinin, gündemde kalma becerisinin, tanınırlığının performans unsuru olarak etkisi ayrı bir şey. bunlar ölene kada sahne almasına yeter, kendine has tarzı ve anlatış biçimi nedeniyle güleni de bulunur ama “bitti, bitiyor” üzerine ses değiştirmeli şaka yapmak bu gerçeği değiştirmiyor.
aksini savunurken herhangi birinin olumsuz tepkisini, davranış ve ses taklidiyle absürtleştirip kendini norm’a oturtma pratiği de zaten bu gerçekliğin hal-i pür melal bir örneği.
siyasi espri konusundaki mağduriyeti de bitmek bilmiyor.
hala daha “istesem yaparım” eşiğini aşamayan örnekler, imalar falan.
yahu zaten sorun da o! istesen yapabileceğini düşündükleri için isteyenler oldu. senden önceki neslin temsilcilerinin kerameti buydu. senin üzerinde buna dönük bir tahakküm kurmaya çalıştıklarında, biraz da o siyasi iklimde o tür mizahın çok sıkıcı ve boğucu hale gelmesi nedeniyle insanlar sana teveccüh gösterdi. o eşiğin aşılması gerekiyordu, aşıldı. ama sen sonrasında da böyle bir yola girmedin. istesen yapabilecekken yapmadın (ki bir zorunluluk değil, tercih meselesidir) ama hala mağdursun, hala o taraftan da meşruiyet arayan şaka kovalıyorsun.
yani evet, mercedeslerinin yahut senin başına iş açabilir. bu endişen anlaşılabilir ve bunu bir kinaye ile söylemiyorum, cidden zor işler. ama vakt-i zamanında başına iş açılmasını göze almış onca komedyen (kahkahalar attırmasa da) doğal olarak daha saygın bir yerdeler. taklitli, karikatürleştirmeli şakalar bu gerçeği de değiştirmeyecek.
hasılı, cem yılmaz bitmemiş, ölene kadar da bitmez. mizahından ayrı olarak sahne performansı anlamında gelmiş geçmiş en iyisidir herhalde.
mevzu ‘güldük mü güldük’ten ibaretse sorun yok. zaten artık cem yılmaz özelinde kimse için sorun yok. bu yokluğu var’a çevirip galip gelmeye çalışan sadece bir kişi var. tek sorun bu.
genel olarak cem yılmaz’ın şu gidişatında bir değişiklik yok gibi gözüküyor: #3448166
38 yaşındaki kadın şakasındaki abartıyı mizah dinamiği dışında değerlendirmek bana çok anlamlı gelmedi. buna itiraz etmek, şişman şakasına “i am not that fat” tepkisi vermek gibi oluyor. (bkz: zach galifianakis)
işin, eski sevgiliyi kim olduğu anlaşılacak şekilde sahnede konu etme boyutu ikisinin hukukuyla ilgili bir şey, ki şakaya konu olan kadının cevabi göndermesi şakanın kendisinden daha estetik olmuş.
ama yeri gelmişken belirtmekte fayda var; içerik veya bağlam açısından buna ofansif mizah demek zor. ofansif mizaha dair: #3446617
sadede gelirsek;
cem yılmaz’ın mizahı geride kaldı, çünkü mizah anlayışı her ülkede ve her nesilde olduğu gibi bizde de değişti. cem yılmaz ortaya çıktığında kendinden önceki nesli temsil eden mizah kültürü de aynı şeyi yaşamıştı.
cem yılmaz’ın bireysel sahne tecrübesinin, gündemde kalma becerisinin, tanınırlığının performans unsuru olarak etkisi ayrı bir şey. bunlar ölene kada sahne almasına yeter, kendine has tarzı ve anlatış biçimi nedeniyle güleni de bulunur ama “bitti, bitiyor” üzerine ses değiştirmeli şaka yapmak bu gerçeği değiştirmiyor.
aksini savunurken herhangi birinin olumsuz tepkisini, davranış ve ses taklidiyle absürtleştirip kendini norm’a oturtma pratiği de zaten bu gerçekliğin hal-i pür melal bir örneği.
siyasi espri konusundaki mağduriyeti de bitmek bilmiyor.
hala daha “istesem yaparım” eşiğini aşamayan örnekler, imalar falan.
yahu zaten sorun da o! istesen yapabileceğini düşündükleri için isteyenler oldu. senden önceki neslin temsilcilerinin kerameti buydu. senin üzerinde buna dönük bir tahakküm kurmaya çalıştıklarında, biraz da o siyasi iklimde o tür mizahın çok sıkıcı ve boğucu hale gelmesi nedeniyle insanlar sana teveccüh gösterdi. o eşiğin aşılması gerekiyordu, aşıldı. ama sen sonrasında da böyle bir yola girmedin. istesen yapabilecekken yapmadın (ki bir zorunluluk değil, tercih meselesidir) ama hala mağdursun, hala o taraftan da meşruiyet arayan şaka kovalıyorsun.
yani evet, mercedeslerinin yahut senin başına iş açabilir. bu endişen anlaşılabilir ve bunu bir kinaye ile söylemiyorum, cidden zor işler. ama vakt-i zamanında başına iş açılmasını göze almış onca komedyen (kahkahalar attırmasa da) doğal olarak daha saygın bir yerdeler. taklitli, karikatürleştirmeli şakalar bu gerçeği de değiştirmeyecek.
hasılı, cem yılmaz bitmemiş, ölene kadar da bitmez. mizahından ayrı olarak sahne performansı anlamında gelmiş geçmiş en iyisidir herhalde.
mevzu ‘güldük mü güldük’ten ibaretse sorun yok. zaten artık cem yılmaz özelinde kimse için sorun yok. bu yokluğu var’a çevirip galip gelmeye çalışan sadece bir kişi var. tek sorun bu.
devamını gör...
psikiyatristin her şeye ilaç yazması
bakkala gidip et alınmaz. başvurduğun doktor şöyle düşünmekte hakli, bana geldiğine göre benden bir şey istiyor, ben cerrah değilim ameliyat etmem, avukat değilim hakkını savunmam, diğer çözüm yolları bitip bana geldiyse ilaç gerekmiştir. diğer çözüm yollarina yönlendirip geç kalmaktansa ilaçla tedaviye başlamaliyim.
hastalik, hastanin projesidir, yönetimini planlamasını hasta kendi yapar. doktor hizmet eder.
sağlık sigortalari, hastalık yönetim uzmanlıklari oluşturmalilar ya da sağlık bakanlığı. hastalığı bu uzmanlar yönetmeli.
hastalik, hastanin projesidir, yönetimini planlamasını hasta kendi yapar. doktor hizmet eder.
sağlık sigortalari, hastalık yönetim uzmanlıklari oluşturmalilar ya da sağlık bakanlığı. hastalığı bu uzmanlar yönetmeli.
devamını gör...
1950'li yıllarda çocuklara satılan atomik oyuncaklar
gunumuzde cok guvenli covid enjeksiyonlarini yaptirip, saglikli emulgator ve iyi huylu glikoz surubu iceren gidalari tuketmenin gecmisteki hali. denekler dunyasinda bir baska gun.
cok sey degisti ama aslinda hicbir sey degismedi.
cok sey degisti ama aslinda hicbir sey degismedi.
devamını gör...
sözlük yazarlarının artı oy verme kriterleri
standartlarımı o kadar düşürdüm ki
başlıkla alakalı yazana basıyorum kalpi emenike
başlıkla alakalı yazana basıyorum kalpi emenike
devamını gör...
2026 için bir dilek
bir tek dileğim var,
mutlu olayım yeter.. *
mutlu olayım yeter.. *
devamını gör...
yılbaşı kutlamak bizim kültürümüzde yoktur düşüncesi
dünün aynısı işte. kutlasan ne kutlamasan ne? uçak üretim firmasında çalışıyor sanki bana süper zekâ.
devamını gör...
cem yılmaz
bahsedilen gösterisini daha ekimde izlemiştim biraz da kendimi şımartayım diye bir ton fark verip en önden bilet almıştım, bu kadar süre sonra ekranlara düşeceğini bilseydim gitmezdim.
çok kırgınım kendisine :)
çok kırgınım kendisine :)
devamını gör...
mahalle
bir buğra gülsoy ve serhat teoman filmidir.

filmin senaryosunu da yönetmenler buğra gülsoy ve serhat teoman emre erkan ile birlikte yazmıştır.
filmde bu filmi hem yazıp hem yönetmiş olan serhat teoman ve buğra gülsoy rol almıştır. filmde ayrıca hazar ergüçlü, selen öztürk, bir diğer senarist emre erkan, gökşen ateş, hasan say, yiğit çakır, burak sevinç, selahattin töz ve gökhan soylu rol almıştır.
eski zamanları hatırlatan bir mahale ortamında yaşayan, halı saha maçları yapan, eşlerinin de arkadaş olduğu üç arkadaşın hikayesi anlatılır bu filmde.
herkesin birbirini tanıdığı ve iyi anlaştığı bu mahalleye yeni taşınan bir adamın gelişi ile mahallenin huzuru bir anda kaçar.
mahalleye taşınan bu adamla ilgili huzursuzluk gitgide büyür ve sonunda bir parkta olan bir olay mahalle esnafından olan üç adamın yeni taşınan adama esaslı bir ders verme isteği ile sonuçlanır. mahallenin diğer erkeklerinin desteği de arkalarındadır.
ama hayat bizim görüp anlam verdiğimizi sandığımız gibi değildir asla.
bence çok güzel bir filmdi. çok başarılı buldum.

filmin senaryosunu da yönetmenler buğra gülsoy ve serhat teoman emre erkan ile birlikte yazmıştır.
filmde bu filmi hem yazıp hem yönetmiş olan serhat teoman ve buğra gülsoy rol almıştır. filmde ayrıca hazar ergüçlü, selen öztürk, bir diğer senarist emre erkan, gökşen ateş, hasan say, yiğit çakır, burak sevinç, selahattin töz ve gökhan soylu rol almıştır.
eski zamanları hatırlatan bir mahale ortamında yaşayan, halı saha maçları yapan, eşlerinin de arkadaş olduğu üç arkadaşın hikayesi anlatılır bu filmde.
herkesin birbirini tanıdığı ve iyi anlaştığı bu mahalleye yeni taşınan bir adamın gelişi ile mahallenin huzuru bir anda kaçar.
mahalleye taşınan bu adamla ilgili huzursuzluk gitgide büyür ve sonunda bir parkta olan bir olay mahalle esnafından olan üç adamın yeni taşınan adama esaslı bir ders verme isteği ile sonuçlanır. mahallenin diğer erkeklerinin desteği de arkalarındadır.
ama hayat bizim görüp anlam verdiğimizi sandığımız gibi değildir asla.
bence çok güzel bir filmdi. çok başarılı buldum.
devamını gör...
uyunan en ilginç yer
dağ başı ve açık hava denmiş ya
gerçekten acayip ilginç
vaov yani
ancak yüzyılda bir denk gelir valla
o kadar ilginç ve inanılmaz
hani kulağımla duysam inanmam
ama normal sözlükte her şey mümkün biliyorum
edit: kanepede uyumuştum geçen akşam
sayılır mı?
gerçekten acayip ilginç
vaov yani
ancak yüzyılda bir denk gelir valla
o kadar ilginç ve inanılmaz
hani kulağımla duysam inanmam
ama normal sözlükte her şey mümkün biliyorum
edit: kanepede uyumuştum geçen akşam
sayılır mı?
devamını gör...
venezuela
galiba komünist kamyon şoförünü vaftiz etmişler. ziya paşa hazretleri'nin de buyurduğu üzre : bir iti bir ite kırdırır allah. la havle ve la kuvvete illa billah.
devamını gör...
venezuela
bölge halklarının anti-emperyalist tutumları ve küba'nın emperyalizme karşı güçlü duruşu nedeniyle abd bölgeyi istediği gibi dizayn edemediği için aylardır karayipler'de gerilimi artırmakla meşguldü. bugün venezüela'ya yapılan bu saldırı, abd'nin bölgeyi gerçekten istediğinin ve yayılmacı politikasını devam ettirmek adına savaştan kaçınmayacağının tekrar eden bir göstergesi olarak okunabilir.
devamını gör...
fifa vs pes
vs yok ama ıss pro diyorum
devamını gör...
en son alınan iltifat
iltifatın etki edebilmesi icin yerine oturması lazım bence.
bana biri ne kadar sakin bi kızsın, cok guzel dese etki etmez mesele. cunku ben o degilim. yalancı oldugunu hemen anlarım etki etmez.
dun işyerindeki ustum cocuktan cok tatlı bi iltifat aldım. cok mutlu oldum cunku inanarak soyledigini biliyorum. canım arkadasım:
-what ı like about you, you are excited and enthousiactic all the time.ı think it is wonderful.
bana biri ne kadar sakin bi kızsın, cok guzel dese etki etmez mesele. cunku ben o degilim. yalancı oldugunu hemen anlarım etki etmez.
dun işyerindeki ustum cocuktan cok tatlı bi iltifat aldım. cok mutlu oldum cunku inanarak soyledigini biliyorum. canım arkadasım:
-what ı like about you, you are excited and enthousiactic all the time.ı think it is wonderful.
devamını gör...
günaydın sözlük
hadi günaayydddıığğğğn bee..
sevgili minnoş kalpler nickaltımda buluşuyor. bayılıyorum bu kendiliğindenliğee..
teşekkürler teşekkürler..
bir gün o mekanda şu şarkı ile hep birlikte kopalım yaaa.
yeni yıl yeni umutlar.
öptüm bye.
sevgili minnoş kalpler nickaltımda buluşuyor. bayılıyorum bu kendiliğindenliğee..
teşekkürler teşekkürler..
bir gün o mekanda şu şarkı ile hep birlikte kopalım yaaa.
yeni yıl yeni umutlar.
öptüm bye.
devamını gör...
1950'li yıllarda çocuklara satılan atomik oyuncaklar
1950 li yıllarda, çocuklara radyoaktif etkileri olan tehlikeli oyuncaklar satılırdı. örnek verecek olursak, uranyum içeren oyuncaklar ve alfa, beta ve gama ışınlarını ölçmek için bir geiger sayacı gibi. adamlar birde üstüne güvenlidir yazmışlar o zaman. çok garip. şimdilerde böyle bişey olsa, müebbetle yargılanır bunu yapanlar.
devamını gör...
bu kardan adam olmaz
bir hasibe özdemir kitabıdır.
2025 yılında birçok yeni yazarla tanıştım. ve sene boyunca da birçok öykü kitabı okudum. hasibe özdemir de bu yeni tanıştığım öykü yazarlarından biri oldu. ve açıkçası bu kitabı okumak beni hem düşündürdü hem de mutlu etti.
çok büyük ve travmatik olayları anlatan öykülerden ziyade daha küçük, daha sıradan, daha olağan ve gerçek olma ihtimali daha yüksek olan olayları anlatan öyküleri seviyorum. yazar hasibe özdemir de bu kitabında tam da yukarıda anlattığım tarzda yirmi öykü anlatmış bize.
bu kardan adam olmaz isimli bu öykü kitabındaki kahramanların hemen hemen hepsi en yakınlarındaki insanlarla sorunlar yaşıyor. ki hayatta tam olarak böyle bir şey. bize en büyük travmaları yaşatanlar hem en yakınımızda olan insanlardır. yani aslında ailemize dahil olan kişiler hayatımızı en çok etkileyen kişilerdir.
artık çamura dönmüş kardan adam yapmaya çalışan bir çocuktan, eşinden sürekli şiddet gören kadınlara, güvercinler yüzünden işlenen bir cinayetten kendinden kırk yaş küçük bir kadını eve getiren geçkin bir adama kadar birçok öykü var bu kitapta.
ve bence kesinlikle okumaya değer.
2025 yılında birçok yeni yazarla tanıştım. ve sene boyunca da birçok öykü kitabı okudum. hasibe özdemir de bu yeni tanıştığım öykü yazarlarından biri oldu. ve açıkçası bu kitabı okumak beni hem düşündürdü hem de mutlu etti.
çok büyük ve travmatik olayları anlatan öykülerden ziyade daha küçük, daha sıradan, daha olağan ve gerçek olma ihtimali daha yüksek olan olayları anlatan öyküleri seviyorum. yazar hasibe özdemir de bu kitabında tam da yukarıda anlattığım tarzda yirmi öykü anlatmış bize.
bu kardan adam olmaz isimli bu öykü kitabındaki kahramanların hemen hemen hepsi en yakınlarındaki insanlarla sorunlar yaşıyor. ki hayatta tam olarak böyle bir şey. bize en büyük travmaları yaşatanlar hem en yakınımızda olan insanlardır. yani aslında ailemize dahil olan kişiler hayatımızı en çok etkileyen kişilerdir.
artık çamura dönmüş kardan adam yapmaya çalışan bir çocuktan, eşinden sürekli şiddet gören kadınlara, güvercinler yüzünden işlenen bir cinayetten kendinden kırk yaş küçük bir kadını eve getiren geçkin bir adama kadar birçok öykü var bu kitapta.
ve bence kesinlikle okumaya değer.
devamını gör...
yazar nicklerinin google translate’te japonca karşılığı
隠された主題
kakusareta shudai
kakusareta shudai
devamını gör...
fifa vs pes
pes 13 en iyisiydi evet ama bazı insanlar 21 den sonra fifaya geçti çünkü edit mod yok ve takım kısıtlandı
devamını gör...
paranoyak deli
delisiniz. cümleten. ne güzel. akım gibi akım. vişneizm. hadi herkes elime mum diksin.
varım diyorum.
görüyorum ve artırıyorum. ben de kendimi çok seviyorum. söyleyeceklerim bu kadar.
gülücükler, kalpler, çiçekler.
siz de var mısınız? anajshshhshshsa
varım diyorum.
görüyorum ve artırıyorum. ben de kendimi çok seviyorum. söyleyeceklerim bu kadar.
gülücükler, kalpler, çiçekler.
siz de var mısınız? anajshshhshshsa
devamını gör...