zaman tüneli
siyahın en çok yakıştığı şey
takım elbise, lüks araç (içleri gerçek ve değişik renklerde deri oluyor), aslında da gömlek.. hele de parlak kumaşı olan, manşet bir gömlekse..
devamını gör...
yaş ilerledikçe insanı yoran şeyler
yaşın ilerlemesi...
devamını gör...
hayatında ne değişti
ben değiştim. hem de en istemediğim özelliklere büründüm.ben kalabilseydim,ben olabilseydim demeden edmiyorum kimi zaman. her şeyim değimedi tabi. bu görünen yüzüm. hala içimdeki adam duruyor. şu anda uyku modunda.olan bitenden de haberi var. eğer ki o adam uyanırsa o zaman işler değişir...
devamını gör...
düz mantık
benim için hayat kurtarmışlığı çoktur. düz mantık candır.
devamını gör...
ankara'da 15 yaşındaki matmazel'in darp edilerek öldürülmesi
it doydu haydar kaldı diye atalarımızın güzel bir lafı var, matmazele gelene kadar ne biçim sorunları var bu toplumun ses çıkarmadığı, ben de dahil çıkaramıyoruz çünkü kaybedeceğimiz çok şey var, bugünümüz, yarınımız, sağlığımız, varlığımız, canımız, öyle bir cenderedeyiz ki, iki kişi bir araya gelip iki adım atsak başımıza ne gelecek allah bilir.
herkes klavye delikanlısı, kimse sokağa dökülmüyor ama herkes herkesi eleştiriyor niye sokağa dökülmüyorlar diye. bir kitap bitirdim dün, sosyal mücadelelerin tarihini anlatan bir kitap, kitabın başından sonuna kadar bu mücadelelerin çoğunluğunun gizli yürütülmek zorunda bırakıldığını ve başarısızlıkla sonuçlandığını okudum. belki de sosyal mücadelelerin başarıya ulaştığı yegane örnekler halkların vermiş olduğu kurtuluş savaşları. bu kurtuluş savaşlarının ortak yönüne baktığımız zaman, sosyal mücadeleci bütün grupların çoğalmasının beklendiği ve zamanı gelince bir kişinin ya da grubun bütün bu grupları bir tek çatı altında topladığı görülür. işte kul sıkışmayınca hızır yetişmezmiş hesabı ya da akıl sıkışınca çalışırmış hesabı da denilebilir, başarı yumurta kapıya dayanınca elde edilebiliyor, demek ki bizim daha o kurtuluş savaşı ihtiyacımız gelmemiş, o yumurta kapıya dayanmamış demek ki..
herkes klavye delikanlısı, kimse sokağa dökülmüyor ama herkes herkesi eleştiriyor niye sokağa dökülmüyorlar diye. bir kitap bitirdim dün, sosyal mücadelelerin tarihini anlatan bir kitap, kitabın başından sonuna kadar bu mücadelelerin çoğunluğunun gizli yürütülmek zorunda bırakıldığını ve başarısızlıkla sonuçlandığını okudum. belki de sosyal mücadelelerin başarıya ulaştığı yegane örnekler halkların vermiş olduğu kurtuluş savaşları. bu kurtuluş savaşlarının ortak yönüne baktığımız zaman, sosyal mücadeleci bütün grupların çoğalmasının beklendiği ve zamanı gelince bir kişinin ya da grubun bütün bu grupları bir tek çatı altında topladığı görülür. işte kul sıkışmayınca hızır yetişmezmiş hesabı ya da akıl sıkışınca çalışırmış hesabı da denilebilir, başarı yumurta kapıya dayanınca elde edilebiliyor, demek ki bizim daha o kurtuluş savaşı ihtiyacımız gelmemiş, o yumurta kapıya dayanmamış demek ki..
devamını gör...
siyahın en çok yakıştığı şey
çorap.
devamını gör...
windows media player'a boş boş bakmak
evde internet yok, bilgisayarda oyun yok. napalim biz de media player izliyorduk.
devamını gör...
karayip korsanları: salazar'ın intikamı
karayip korsanları serisinin beşinci ve aynı zamanda çekilmiş olan son filmi.
serinin son filminde will turner ve elizabeth swann'in çocuğu olan henry'nin babasının üzerindeki laneti kaldırmak için kimsenin okuyamadığı haritayı bulması, bunun için önce jack sparrow'a ulaşması ve bu yolda yeni tanıştığı çok zeki bir gökbilimci olan carina ile birlikte hareket etmesi konu ediliyor. salazar ise vakti zamanında korsanları teker teker haritadan silmeye devam ederken yolu jack ile kesişince kendisini sonsuz bir lanet yüzünden ölümle yaşam arasına sıkışmış olarak bulan, ancak bir sebeple tekrar gün ışığına kavuşabilmesiyle birlikte kaldığı yerden devam etmek için sahalara dönen acımasız bir kaptan olarak görünüyor.
johnny depp, disney kapında yatsa acaba altıncıyı çeker misin,
hiç öylesine.
filmin barbossa ile ilgili kısmı üst tanımda o denli güzel özetlenmiş ki üstüne diyeceğim hiçbir şey yok. barbossa'nın gerçekten de tam istediği gibi bir korsan olarak yaşaması, lükse sefaya kavuşması, tüm denizlere ve her şeye sahip olmayı tatması, en sonunda gerçek hazinesi olan kızına kavuşması, onun için kendini feda etmesi, her şeyiyle çok hoş bir olay örgüsüydü. tabi burada adamın zevk sefa içerisindeyken kızının neredeyse asılmasına sebep olan kişinin de, zamanında onu yetimhaneye bırakan şeref yoksunu babası olduğu gerçeğini de atlamamak lazım.
kızıldeniz'in bölünmesi gibi denizin yarılması, salazar'ı ve mürettabatını firavunvari bir kefeye koyup ölümlerini bu şekilde hazırlamaları, mızrağın kırılmasıyla birlikte tüm lanetler kalkınca herkesin tekrar insan olup, içerisindeyken onlara ciddi avantaj sağlayan suyun hepsine mezar olması, hiç yoktan efektleriyle bile güzel bir sahneydi.
jack sparrow'un sparrow lakabını verenin salazar olduğunu öğrendik. uzaktan serçe gibi gözüküyordu diyor şeytan üçgenine girmeden önce, kuş yani sparrow gibiydi. sonrasında jack sparrow'un başarısı üzerine kendi gemisindekilerden aldığı haraçların, onun şimdiki görüntüsünün birer parçası olması ayrıntısını gördük.
babası bıraktığı kitabın üzerindeki yakutla kızının zengin bir hayat süreceğini düşünürken, onun kitaptan kendine bir hayat kuracağını bilemezdim deyişi, carina'nın tüm yıldızları sırf babası ona o kitabı bıraktığı için öğrenmesi gerektiğini düşünüp bu konuda profesyonelleşmesi, film sırasında aşırı uyuz edici bir tabela olan köpekler ve kadınlar giremez yazılı dükkana girip teleskopu düzeltip adamı eziklemesine rağmen cadı damgası yemesi, nihayetinde mızrağı ve babasını bulması, o arada henry'i ayarlaması, on parmağında on marifet olması ayrı ayrı güzeldi.
yine filme eklenen son sahnede, will'in rüya gördüğünü düşünüp kıskaç şeklinde el görmesi ve sonra yerde hafif suyla bir işaret kalması filmin devamı gelebilir demekti ama artık zor elbette.
serinin son filminde will turner ve elizabeth swann'in çocuğu olan henry'nin babasının üzerindeki laneti kaldırmak için kimsenin okuyamadığı haritayı bulması, bunun için önce jack sparrow'a ulaşması ve bu yolda yeni tanıştığı çok zeki bir gökbilimci olan carina ile birlikte hareket etmesi konu ediliyor. salazar ise vakti zamanında korsanları teker teker haritadan silmeye devam ederken yolu jack ile kesişince kendisini sonsuz bir lanet yüzünden ölümle yaşam arasına sıkışmış olarak bulan, ancak bir sebeple tekrar gün ışığına kavuşabilmesiyle birlikte kaldığı yerden devam etmek için sahalara dönen acımasız bir kaptan olarak görünüyor.
johnny depp, disney kapında yatsa acaba altıncıyı çeker misin,
hiç öylesine.
filmin barbossa ile ilgili kısmı üst tanımda o denli güzel özetlenmiş ki üstüne diyeceğim hiçbir şey yok. barbossa'nın gerçekten de tam istediği gibi bir korsan olarak yaşaması, lükse sefaya kavuşması, tüm denizlere ve her şeye sahip olmayı tatması, en sonunda gerçek hazinesi olan kızına kavuşması, onun için kendini feda etmesi, her şeyiyle çok hoş bir olay örgüsüydü. tabi burada adamın zevk sefa içerisindeyken kızının neredeyse asılmasına sebep olan kişinin de, zamanında onu yetimhaneye bırakan şeref yoksunu babası olduğu gerçeğini de atlamamak lazım.
kızıldeniz'in bölünmesi gibi denizin yarılması, salazar'ı ve mürettabatını firavunvari bir kefeye koyup ölümlerini bu şekilde hazırlamaları, mızrağın kırılmasıyla birlikte tüm lanetler kalkınca herkesin tekrar insan olup, içerisindeyken onlara ciddi avantaj sağlayan suyun hepsine mezar olması, hiç yoktan efektleriyle bile güzel bir sahneydi.
jack sparrow'un sparrow lakabını verenin salazar olduğunu öğrendik. uzaktan serçe gibi gözüküyordu diyor şeytan üçgenine girmeden önce, kuş yani sparrow gibiydi. sonrasında jack sparrow'un başarısı üzerine kendi gemisindekilerden aldığı haraçların, onun şimdiki görüntüsünün birer parçası olması ayrıntısını gördük.
babası bıraktığı kitabın üzerindeki yakutla kızının zengin bir hayat süreceğini düşünürken, onun kitaptan kendine bir hayat kuracağını bilemezdim deyişi, carina'nın tüm yıldızları sırf babası ona o kitabı bıraktığı için öğrenmesi gerektiğini düşünüp bu konuda profesyonelleşmesi, film sırasında aşırı uyuz edici bir tabela olan köpekler ve kadınlar giremez yazılı dükkana girip teleskopu düzeltip adamı eziklemesine rağmen cadı damgası yemesi, nihayetinde mızrağı ve babasını bulması, o arada henry'i ayarlaması, on parmağında on marifet olması ayrı ayrı güzeldi.
yine filme eklenen son sahnede, will'in rüya gördüğünü düşünüp kıskaç şeklinde el görmesi ve sonra yerde hafif suyla bir işaret kalması filmin devamı gelebilir demekti ama artık zor elbette.
devamını gör...
hayatında ne değişti
ne değişecek, hiçbir şey değişmedi.
devamını gör...
hayatında ne değişti
her şey değişti ve olumlu yönde sürekli değiştirmeye de devam ediyorum; değişmeyen ve zamana ayak uydurmayan her şey yok olmaya mahkumdur sonuçta.
devamını gör...
pişman olmamak için yapılması gerekenler
sütten ağzı yandıysa yoğurdu üfleyerek yemek, yani bir kere pişman olduysa aynı pişmanlığı bir daha yaşamamak için benzer durumlarda çok daha dikkatli ve temkinli olmak.
devamını gör...
avrupa birliği
gey yöneticilerden oluşan birlik
türkiye ile uğraşırken ukrayna rusya’nın, venezuela abd’nin oldu
türkiye ile uğraşırken ukrayna rusya’nın, venezuela abd’nin oldu
devamını gör...
istanbul
şu an rüzgardan sökülğyoruz
devamını gör...
ankara'da 15 yaşındaki matmazel'in darp edilerek öldürülmesi
hayatta uzulecek o kadar cok sey varken bir kopegin olumune uzulemiyorum. sira gelmiyor, uzgunum. kaldiki olduruldugunden de emin degiliz.
olenle olunmez.
olenle olunmez.
devamını gör...
kadınınızın ayağını öpün
tabi ki sevdiğiniz kadının ayağını öpün ama her önüne gelenin ayağını da yalamayın be kardeşim.
devamını gör...
güne bir şarkı bırak
"can ı take ya, take ya higher?"
devamını gör...
kadınınızın ayağını öpün
bu sözlüğün ciddi kadın, erkek problemi var. çözülemeyen bir denklem bu kadın başlıkları.. bir tek bu konuda yaratıcılar bak ona sözüm yok. kafa kadına çalışıyor bir tek. allah hidayet versin.
bundan sonra ben de cuma başlıklarındayım.. bir silkelenelim..
bundan sonra ben de cuma başlıklarındayım.. bir silkelenelim..
devamını gör...
okuduğu kitaplardan kesitleri gözümüze gözümüze sokan yazar
boş bilgileri, boş konuşmaları ve sulu sulu geyik muhabbetlerini insanların gözüne sokmak yerine, hoşuna giden cümleleri paylaşmak isteyen yazardır. yani kimseye bir zararı olmayan ve fayda sağlamaya çalışan, teşekkür edilesi yazardır.
sözlük benzeri oluşumların kalitesini; kaliteli yazılar ve bu tarz anlamlı alıntılar yükseltir. diğer türlü, burası sadece ergen ve gevşeklerin kafeteryası olur ki, o zaman bu sözlüğün de sonu tozlu raflar olur, evde okumadığımız kitaplar gibi. kimseye zararı olmadığı sürece; isteyen kafeteryaya otursun, isteyen kitap okusun, isteyen sadece kahvesini içsin, isteyen de sadece sussun ve okusun. ama mümkünse kimseye zararı olmayan yazarlara lütfen kimse boş yapmasın ve sadece kendi işine baksın.
sözlük benzeri oluşumların kalitesini; kaliteli yazılar ve bu tarz anlamlı alıntılar yükseltir. diğer türlü, burası sadece ergen ve gevşeklerin kafeteryası olur ki, o zaman bu sözlüğün de sonu tozlu raflar olur, evde okumadığımız kitaplar gibi. kimseye zararı olmadığı sürece; isteyen kafeteryaya otursun, isteyen kitap okusun, isteyen sadece kahvesini içsin, isteyen de sadece sussun ve okusun. ama mümkünse kimseye zararı olmayan yazarlara lütfen kimse boş yapmasın ve sadece kendi işine baksın.
devamını gör...

