zaman tüneli
herkes büyütürken boşver dediğiniz konular
aklı selim davranmaktır.
devamını gör...
herkes sakinken büyüttüğünüz meseleler
kabir azabı da sanıyorum insanın kendi içinde. bazılarımız iki tarafın da çilesini hayattayken dolduyormuş gibi geliyor bana..
devamını gör...
enfeksiyon
başlığı okuyunca aklıma gelip güldürdüğü için yazıyorum. ilkokul öğretmeni bir kadın arkadaşımızın anlatısıdır.
ilk ders saatinin ancak yarısında sınıfa katılabilen ufukcan'a öğretmeni "nerede kaldın ufukcum, bir sorun yok dimi." diye sormuş, o da cevaplamış:
"yok örtmenim.. babam 'ereksiyon' olmuş galibam. annem de çalıştığı ve işe erken gittiği için, babam teyzemi aradı yardımcı olması için, ama teyzem, ancak anneme ulaşıp onun yardımcı olabileceğini söylemiş. bizde annemi bekledik. beni annem getirdi. tabii babam 'ereksiyon' olduğu için, evden çıkmaması dinlenmesi gerekiyormuş."
ufukcan'ın uzun 'ereksiyon' öyküsünü düzeltme telaşıyla, öğretmen her ne kadar: "tamam ufukcum. tabii ki "enfeksiyon" durumlarında ilaçlarımızı alıp, dinlenmemiz gerekir. "enfeksiyon" yani hastalıklar, bulaşıcı olabilir çünkü.. doktorları dinlemeliyiz." dese de, sınıfın ve öğretmenin ilgisini üzerinde toplamanın keyfini, doyasıya yaşamak isteyen küçük ufukcan, halâ heyecanla anlatmaya devam ediyormuş: "evet örtmenim, annem de söyledi zaten beni bırakırken, işinden izin almış, o da eve gidip babamın 'ereksiyon'unun geçmesi için yardım edecekmiş.." öğretmen: "tamam ufukcum babanın hastalığına üzüldük. geç otur şimdi ve hepimiz hasta olmamaya özen gösterelim değil mi." dese de.. ufukcan döktürmeye devam ediyormuş " teyzem doktor halbusem örtmenim, ama sanırım çok meşguldü ki, babamın 'ereksiyon'u için annemi aradı. oysa annem bankacı ama.." diye.. öğretmen "ufukcum hastalıklarımızda annelerimizden de yardım alabiliriz hadi otur artık lütfen."
(ufukcan'ı sınıfa getiren öğretmen arkadaşı, ufukcan'ın öğretmenine durumu izah fırsatı bulamadan, gelişen bu durumu, kahkahalarla bize anlatırken, bizim de gülmekten gözlerimiz yaşarmıştı.)
çocuklar varken sözcük seçmekte ne denli dikkatli olmamız gerektiğini vurgulamak istedim. çocuklar, yeni ve ilginç buldukları sözcükleri kullanmaya çok hevesli oluyorlar. kendilerinin de büyüklerin diliyle konuşabildiklerini göstermeye çalışıyorlar.. ama malum: çocuklar sonuçta.. :)
ilk ders saatinin ancak yarısında sınıfa katılabilen ufukcan'a öğretmeni "nerede kaldın ufukcum, bir sorun yok dimi." diye sormuş, o da cevaplamış:
"yok örtmenim.. babam 'ereksiyon' olmuş galibam. annem de çalıştığı ve işe erken gittiği için, babam teyzemi aradı yardımcı olması için, ama teyzem, ancak anneme ulaşıp onun yardımcı olabileceğini söylemiş. bizde annemi bekledik. beni annem getirdi. tabii babam 'ereksiyon' olduğu için, evden çıkmaması dinlenmesi gerekiyormuş."
ufukcan'ın uzun 'ereksiyon' öyküsünü düzeltme telaşıyla, öğretmen her ne kadar: "tamam ufukcum. tabii ki "enfeksiyon" durumlarında ilaçlarımızı alıp, dinlenmemiz gerekir. "enfeksiyon" yani hastalıklar, bulaşıcı olabilir çünkü.. doktorları dinlemeliyiz." dese de, sınıfın ve öğretmenin ilgisini üzerinde toplamanın keyfini, doyasıya yaşamak isteyen küçük ufukcan, halâ heyecanla anlatmaya devam ediyormuş: "evet örtmenim, annem de söyledi zaten beni bırakırken, işinden izin almış, o da eve gidip babamın 'ereksiyon'unun geçmesi için yardım edecekmiş.." öğretmen: "tamam ufukcum babanın hastalığına üzüldük. geç otur şimdi ve hepimiz hasta olmamaya özen gösterelim değil mi." dese de.. ufukcan döktürmeye devam ediyormuş " teyzem doktor halbusem örtmenim, ama sanırım çok meşguldü ki, babamın 'ereksiyon'u için annemi aradı. oysa annem bankacı ama.." diye.. öğretmen "ufukcum hastalıklarımızda annelerimizden de yardım alabiliriz hadi otur artık lütfen."
(ufukcan'ı sınıfa getiren öğretmen arkadaşı, ufukcan'ın öğretmenine durumu izah fırsatı bulamadan, gelişen bu durumu, kahkahalarla bize anlatırken, bizim de gülmekten gözlerimiz yaşarmıştı.)
çocuklar varken sözcük seçmekte ne denli dikkatli olmamız gerektiğini vurgulamak istedim. çocuklar, yeni ve ilginç buldukları sözcükleri kullanmaya çok hevesli oluyorlar. kendilerinin de büyüklerin diliyle konuşabildiklerini göstermeye çalışıyorlar.. ama malum: çocuklar sonuçta.. :)
devamını gör...
herkes büyütürken boşver dediğiniz konular
çevrede panik, tartışma ya da dramatik analiz varken, sizin omuz silkip geçtiğiniz meselelerdir. başkaları; saatlerce konuşur, ihtimaller üretir, taraf seçer, vb. siz de bu sırada konunun hayatınızda gerçek bir karşılığı olmadığını fark eder, “olacağı varsa olur.” diyerek zihinsel enerjinizi daha önemli şeylere saklamayı tercih edersiniz.
devamını gör...
keriz silkeleme amacıyla geliştirilmiş şeyler
sosyal medya.
devamını gör...
herkes sakinken büyüttüğünüz meseleler
kendini üzmekten öteye varmaz.
devamını gör...
sözlük yazarlarının kol saatleri
#3807900
otomatik saatlerde genel bilgisel olarak oldukça iyi bir yazı.
onun dışında akıllı saatlere maalesef her saat meraklısı gibi bende saat demiyorum. kola takılan küçük akıllı telefonlar sadece. tabiî ki kimsenin zevkine laf etmek haddim değil.
bana gelince. 3-4 tane vardı şimdiye kadar quartz ve otomatik. şu anda ikinci el pazarında bulduğum ve tamir ettiğim çakma seiko 5 kordonsuz olarak beklemede. en az 20 tane bit pazarından alınmış ve sırf mekanizmazları için parçalanmış saatim oldu. tabi hepsi çöp oldu sonunda*
bu konuda özellikle bit pazarları gezmeyi seviyorum. ve bir gün denk getireceğim satanın anlamadığı iyi bir saati.
ben gösteriş yada fiyattan ziyade emek vermeyi seviyorum bu gibi konularda. bir nevi hobi benim için.
otomatik saatlerde genel bilgisel olarak oldukça iyi bir yazı.
onun dışında akıllı saatlere maalesef her saat meraklısı gibi bende saat demiyorum. kola takılan küçük akıllı telefonlar sadece. tabiî ki kimsenin zevkine laf etmek haddim değil.
bana gelince. 3-4 tane vardı şimdiye kadar quartz ve otomatik. şu anda ikinci el pazarında bulduğum ve tamir ettiğim çakma seiko 5 kordonsuz olarak beklemede. en az 20 tane bit pazarından alınmış ve sırf mekanizmazları için parçalanmış saatim oldu. tabi hepsi çöp oldu sonunda*
bu konuda özellikle bit pazarları gezmeyi seviyorum. ve bir gün denk getireceğim satanın anlamadığı iyi bir saati.
ben gösteriş yada fiyattan ziyade emek vermeyi seviyorum bu gibi konularda. bir nevi hobi benim için.
devamını gör...
herkes sakinken büyüttüğünüz meseleler
ortamda kimsenin fark etmediği ya da önemsemediği bir detayı kafanızda defalarca çevirip giderek dev bir probleme dönüştürdüğünüz anlardır; bir bakış, bir kelime, bir suskunluk üzerine senaryolar yazılır, içinizde tartışmalar kazanılır kaybedilir ama dışarıdan bakıldığında herkes hala sakindir ve asıl fırtına sadece sizin kafanızda kopuyordur.
devamını gör...
keriz silkeleme amacıyla geliştirilmiş şeyler
viral olan herşey, her mekan.
devamını gör...
her kuşun eti yenir
bence böyledir ya. akbabalar yiyebilir mesela bence her kuşun cesedini. her şey insanlar için değil! *
devamını gör...
hanıma sokulma ve sığınma ihtiyacı
insanın hamurunda olandır.
devamını gör...
can sıkıntısından başlatılan küçük kıyametler
ortada gerçek bir sorun yokken sırf boşluk hissiyle tetiklenen gereksiz krizlerdir; durup dururken eski konuşmaları kurcalamak, saçma bir konudan tartışma açmak, ani kararlar alıp sonra “ben bunu niye yaptım” demek bu kategoridedir ve genelde birkaç saat sonra her şey normale döner ama o süre zarfında ruh hali tam anlamıyla mini bir felaket senaryosu oynar.
devamını gör...
hanıma sokulma ve sığınma ihtiyacı
yaratıcının ilgi ve sevgiden yarattığı insanın doğasında olan temel ihtiyaçlardandır.
bir insan hanımında bulduğu huzura bakıp da nasıl titremez ve gözlerinde yaşlarla allah'ı anmaz? ben bunu anlayamam mesela? bazı şeylerin anlamı yoklukta oluşur. insan özlemini duyduğu şeyin manasına vakıf olur. demek ki insanlar bu manadan uzaklaştı, bazı şeylerin değerinin farkında değil ya da kör, sağır, dilsiz yaşıyor...
bu gerçeklerle yaşayıp da hanımperest olmamak mümkün müdür sorarım...
varlıklarıyla ve eşlerine açılan kollarıyla mucizevi bir şifa kaynağı sunan hanımların sevdasına yanmamak, her gün yeniden aşık olmamak ve hanıma tapmamak mümkün müdür? sorarım...
hanıma kendi varlığındaki bu mucizevi gücü hatırlatacak bir muhtaçlıktan asla utanmamak gerekir. biz hanıma mecbur olmaktan utanmamalıyız.
bir insan hanımında bulduğu huzura bakıp da nasıl titremez ve gözlerinde yaşlarla allah'ı anmaz? ben bunu anlayamam mesela? bazı şeylerin anlamı yoklukta oluşur. insan özlemini duyduğu şeyin manasına vakıf olur. demek ki insanlar bu manadan uzaklaştı, bazı şeylerin değerinin farkında değil ya da kör, sağır, dilsiz yaşıyor...
bu gerçeklerle yaşayıp da hanımperest olmamak mümkün müdür sorarım...
varlıklarıyla ve eşlerine açılan kollarıyla mucizevi bir şifa kaynağı sunan hanımların sevdasına yanmamak, her gün yeniden aşık olmamak ve hanıma tapmamak mümkün müdür? sorarım...
hanıma kendi varlığındaki bu mucizevi gücü hatırlatacak bir muhtaçlıktan asla utanmamak gerekir. biz hanıma mecbur olmaktan utanmamalıyız.
devamını gör...
birine sinirlenip sonra kendinize gülmeniz
ilk anda içinizde büyüyen öfkenin birkaç dakika sonra: “ben bunu niye bu kadar kafaya taktım” diye çözülmesi halidir. başta kafanızda uzun bir tartışma kazanır, haklı çıkarsınız, cümleleri kusursuz kurarsınız ama olay soğuyunca bütün senaryonun biraz abartı olduğunu fark eder, kendi kendinize gülüp konuyu sessizce kapatırsınız.
devamını gör...
erteleme bahanelerinizin en ikna edicisi
zaten olmuyor aman salla gitsin.
devamını gör...
istanbul'da kar tatili olması ama kar olmaması
efsane oldu kestaane
olum ist. 20 diyorlar en az 30-35 milyonluk şehir, doğaya saldığın ısıyı düşün
insanı, arabası, binalardan çıkan gazı.................
2 çok gizli sırrı vereyim
1-kar aşağıda hava soğuk olunca yağmaz, yukarıda soğuma olursa yağar
ama yukarısı soğumadığı için kuru gürültü yapıp gidiyor
2-hava akımı sibiryadan girerse kar yağmaz, kuru gürültü yapar
karı önce akdeniz sonra balkanları dolaşıp gelen bırakır.....
gerçi bazı lokal yerlerde kar var, sancaktepe, çatalca, silivri vs
ama
efsane yine oldu kestaane.
olum ist. 20 diyorlar en az 30-35 milyonluk şehir, doğaya saldığın ısıyı düşün
insanı, arabası, binalardan çıkan gazı.................
2 çok gizli sırrı vereyim
1-kar aşağıda hava soğuk olunca yağmaz, yukarıda soğuma olursa yağar
ama yukarısı soğumadığı için kuru gürültü yapıp gidiyor
2-hava akımı sibiryadan girerse kar yağmaz, kuru gürültü yapar
karı önce akdeniz sonra balkanları dolaşıp gelen bırakır.....
gerçi bazı lokal yerlerde kar var, sancaktepe, çatalca, silivri vs
ama
efsane yine oldu kestaane.
devamını gör...
size söylenen bir cümleyi yıllarca saklamanız
pozitif olanı hayata yön verir.
devamını gör...


