zaman tüneli

(bkz: peripellanın dibini ekmekle sıyırmak)
devamını gör...

bence yine iyi bir durumdur.

malum sözlükte gezinirken (bkz: taşköprü sarımsak geldi) nickli bir arkadaş sözlüğü penis görselleriyle doldurmuştu.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yapılan üç tekliften birinci veya üçüncüyü kabul etmek hayırlıdır diye bir görüş vardı eskiden.
devamını gör...

ırkçı, milliyetci, cinsiyetçi bir sözlüktür.
devamını gör...

taş gibi olması için birkaç bin sene geçip fosil yakıta dönüşmesi gerekiyor. zira 2022'de hayatını kaybetmiştir. hiçbir zaman iyi bir oyuncu olduğunu düşünmedim ama onda izleyiciye geçen bir duygu vardı.
devamını gör...

baba sakin ya tamam transfer yabıyoz jdjsjsjsj
devamını gör...

(bkz: taşköprü sarımsak geldi)
devamını gör...

goodfellas filmi ile efsane olan aktör. hani belli oyuncular vardır sadece tek filmle hatırlanır evet ray öyledir. ray liotta dendiği zaman direk akla henry hill gelir. o muhteşem yeşil gözler, psikopat bakış ve muhtesem karizma. kendisi 1955 doğumlu olup, hala taş gibidir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

tanga giyen kadın için ideal erkek modelidir.
devamını gör...

içimizdeki çocuğun sürekli var olduğunun göstergesidir. çok güzel bir şeydir.
devamını gör...

öyle bir bok çukuru ki, uludağ sözlük bile yanında lordlar kamarası gibi kalır.
devamını gör...

tanga, tanzanya'nın kenya'ya komşu olan bölgesinin ve bölgenin başkenti olan şehrin adıdır.

liman şehri olduğu için ihraç ürünleri kahve, pamuk, çay ve şehirde bulunan fabrika sebebiyle çimento ihracatı bu limandan yapılır.
devamını gör...

beş yüz adet orta doğu insanının iletişim, eğlence ve estetik anlayışının ortalamasını al.
düğün eğlencesi o işte.
devamını gör...

tanzanya'nın tanga şehrine gitmektir.
devamını gör...

kızılay'da dost kitap evinin önü.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

idam önerisine karşı getirilen en belirgin iki itirazdan birisi, hatalı karar argümanı, diğeri, caydırıcılık argümanı.

hatalı karar: çok anlamlı değil, zira istatistiksel olarak hatalı karar tespiti çok düşük. kaldı ki, hata nedeniyle 37 yıl hapis yatmakla idam arasında ne kadar fark olduğu tartışmaya açık. keza, idamda hatalı karar ile diğer birçok suçta hatalı kararın toplumun temel adalet duygusunu zedelenme yönünden ciddi fark yaratacağı söylenemez. bu durum ancak, ilkeye değil, icraya dönük bir eleştiri olarak ele alınabilir. ikincisi; idam kararında mahkeme kanaatini sınırlama, yargılanan lehine yararlanma, üst mahkeme itiraz sürecini farklılaştırma gibi önlemlerle idamı istisnai statüye çekmek mümkün.

caydırıcılık: idam uygulamasının suç oranını azaltıcı etkisine dair bir done olmadığı söyleniyor. (abd kaynaklı istatistikler olduğu için örneklem seçimi, seçici ayırma vs konusunda ne kadar sağlıklı olduğu konusunda bilgim yok) ama öyle olduğunu varsaysak bile cezalandırmadan beklenen tek faydanın caydırma olduğunu varsayıyor, ki yanlış.

zira ceza infazında asli amaç 1- hak sahiplerinde 2- toplumda adalet duygusunun korunmasıdır.

şiddet ve cezalandırma tekeli devletlere en başta toplumsal vicdanı tesis ve koruma amacıyla verilir.

uygulama toplum vicdanında karşılık bulmuyorsa, bireyi kendi adaletini uygulama isteğinden vazgeçirmiyorsa devletlerin şiddet ve cezalandırma tekelini onama konusunda tereddüt yaşanmasına sebep olur. bu da adalet mekanizması için meşruiyet sorunu demektir. toplumsal barış için bu meşruiyet olmazsa olmazdır.

buna karşı, “e o zaman toplum x türü bir cezalandırma istese, devlet onu da yapacak mı?” gibi bir argüman var.

cevabı gayet basit: evet!

temel anayasal haklar çerçevesinde doğuştan gelen haklar vs istisna olmak üzere bu zaten hep böyle olmuştur.

konunun demokrasiyle, modernizmle, uygarlıkla, uluslararası hukukla falan hiçbir zaman ilgisi olmadı.

bunlar en başından beri, mutabakat olmayan konularda pespaye birer siyasi polemik malzemesi olarak kullanılıyor.

tam da bu sebeple devletler bunlara kutsallık atfederek söylem geliştirmek ve halkı ikna etmek durumundalar.

bunlar bütünüyle önemsiz, yersiz veya isabetsiz demiyorum; teorik çerçevede (hukuk felsefesi vs kapsamda) insanlığın ortak adalet anlayışından süzülmüş ve kısmen de olsa mutabık kalınmış ilkeler olarak kabul edilebilir. işkencenin kabul edilmezliği, kanunun geriye dönük işletilmemesi, sessiz kalma, şüpheden sanığın yararlanması, savunma hakkı vs gibi gayet makul örnekler var. (kaldı ki, bunlar yeni bile sayılmaz. en basitinden “sakite bir söz isnat olunmaz, lakin maraz-ı hacette sükut beyan sayılır.” vs mecelle hükmü var.)

gelgelelim, bunlardan bazıları pakete zorunlu dahil ediliyor ve “modern hukuk” şemsiyesi altında batı tipi siyasi polemikçiliğin pazarlama ve propagandası sayesinde tartışma dışı bırakılıyor. istisnasız idam karşıtlığı da bence bunlardan birisi.

idamı paket dışına çıkartmak istersen otomatikman modern hukuk karşıtlığı ithamıyla muhatap oluyorsun.

dahası, bu çarpıtmacılık “iyiye giden trend” zeminiyle verildiği için tartışmaya da kapalı. yani söylem “insanlığın hukuk prensipleri çerçevesinde geldiği nokta trendin pik noktası ve daha önce alınan kararlardan dönmek onu aşağı çeker” argümanı üzerine oturuyor.

değerlendirmek bile gereksiz: yok böyle bir şey.

ancak böyle anlarda konu hiçbir zaman hukuk olamıyor. uluslararası antlaşma, uluslararası kurum mensupluğu vs söz konusu olduğu için zaten buralara pek gelinemiyor.
devamını gör...

hayatımda bir kere gittim bir daha da gitmem.
bana uygun değildi, beğenmedim.
devamını gör...

paşa olduktan sonra ilk iş olarak fransa'dan kuzenini getirip düyun-u umumiye'nin başına geçirmiştir. o da kumbaracı ahmet paşa olarak hatırlıyorum ama emin değilim.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim