zaman tüneli
normal sözlük'te erkek yazar istemiyoruz kampanyası
tamam deyip gidip kendimize yeni bir platform kursak iki gün sonra oraya doluşurlar, nicklerinde ve avatarlarında dişi olduklarını da özel olarak belirtirler ki ilgi görebilsinler.
devamını gör...
bir üstteki yazar hakkında düşünülenler
benim gibi sigara içmeyi sevmeyenlerdenmiş kendisi…
devamını gör...
duygular
benliğimiz, şemalarımız ve kör noktalarımız için mesaj niteliğindeler. okuyabilirsek tabii
devamını gör...
ay'da otel açılması
bakalım ilk hangi cemaatçinin kızı gidecek. bu ülkede bu işler böyledir; türkiye'de eğitim güzellemesi yaparlar, kendi kızları yurtdışında okur. yılbaşı fetvaları verirler, kendi kızları yurtdışında noel, halloween kutlar.
vatandaşa gelince tatil senin neyine zaten modunda takılıp şükür edebiyatı yaparlar.
haydi kızılay'cı zehra yapabilirsin.
vatandaşa gelince tatil senin neyine zaten modunda takılıp şükür edebiyatı yaparlar.
haydi kızılay'cı zehra yapabilirsin.
devamını gör...
alacağınız balın doğal olduğunu nasıl anlarsınız sorunsalı
sınırlı kişisel tecrübeme göre kendin ürettiysen veya babandan aldıysan doğaldır ve tadı da harikadır. diğer hiçbirinden emin olamam.
devamını gör...
bir daha asla yapmam dediğiniz yanlışlar
benım asla diyeceğim yanlışlarım olmadı.şimdilik dikkat et diyeceğim yanlışlarım var.
devamını gör...
miringotomi
orta kulaktan sıvı boşaltma işlemi
devamını gör...
en son alınan iltifat
bulunduğun ortamda sakinlik, huzur ve nezaket kendiliğinden oluyor sanki dedi bir iş arkadaşım.
rezonans meselesi ;)
rezonans meselesi ;)
devamını gör...
babayla farklı fikirlere sahip olmak
ayvayı yediginizin resmidir;)
devamını gör...
her fake hesabında farklı bir kişiliğe bürünen yazar
beni nasıl yakaladınız bilmiyorum ama çok üzüldüm
devamını gör...
en son alınan iltifat
reel hayattan doğruluğu kanıtlanmamış sözleri buraya taşımamak adına direkt burdan vereyim:))
#3854420
mersi hanfendü:)
#3854420
mersi hanfendü:)
devamını gör...
bir daha asla yapmam dediğiniz yanlışlar
kontrolümün olmadığı şeylerle ilgili çaba sarf edip kendimi yıpratmak. ama yapmam desem de başarılı olamayacağımı biliyorum, öncelikle o konuda başarılı olmayı diliyorum.
devamını gör...
2026 ekonomik krizi
ama yol yabdıı.. :))
devamını gör...
sevişmemek için söylenen yalanlar
dümdüz istemiyorum demeyi hiç düşündünüz mü bilmiyorum ama bi ara deneyin güzel oluyor
devamını gör...
evlenmeyeceksek ayrılalım diyen kız
1-kişinin tercihidir ve bu tercihi hangi aşamada yaptığına göre söylemi karşı tarafta önem kazanır.
2- +30 yaş bazı kadınlar damızlık olarak görmekte, bazıları ise kabullenişle standattını bozmamakta.
3- arkadaşımın abisi evlendi. evlenırken iki tarafta açıkça çocuk için evlenelım babından evlendiler. bu kişilerden kadın doktor adam doktoralı mühendis. yaşları var malumunuz.
sonuç: demek ki bazı insanlar için çocuk yapma zamanı azalıyor olgusu veya yaşantısında adamdan çok şekili ve netliği ön plana koyan -30 yaş kız.
-30 yaşlara tavsiyem: seven alır,siz hanım gibi davranmaya bakın. sevmeyene veya emın olmayana kırk şey desen çare etmez. ettiremediler, oradan biliyorum.
2- +30 yaş bazı kadınlar damızlık olarak görmekte, bazıları ise kabullenişle standattını bozmamakta.
3- arkadaşımın abisi evlendi. evlenırken iki tarafta açıkça çocuk için evlenelım babından evlendiler. bu kişilerden kadın doktor adam doktoralı mühendis. yaşları var malumunuz.
sonuç: demek ki bazı insanlar için çocuk yapma zamanı azalıyor olgusu veya yaşantısında adamdan çok şekili ve netliği ön plana koyan -30 yaş kız.
-30 yaşlara tavsiyem: seven alır,siz hanım gibi davranmaya bakın. sevmeyene veya emın olmayana kırk şey desen çare etmez. ettiremediler, oradan biliyorum.
devamını gör...
en son alınan iltifat
"bugün pek canayakınsın be kirpicik hayırdır." dedim de. komşunun ara sıra gelen küçük bilge torununa. ( yan bahçeden koşarak çıkıp öyle bir sarıldı ki kerata, sanırsın kuvvet deniyor. ki tek kaşı yukarıda selam bile almaz öyle kolay kolay kimseden. yaşıtlarıyla da mesafeli biraz.)
"çok mu özleştik.. ne iş.?"
"ama şen çok iyişin ya işte.. haşta diyem kandırdılar ya beni." demez mi.. zor tuttum kendimi.. "yok hayır kim kandırabilir ki seni.. evet biraz hastalandım o doğru, ama doktorları dinledim. geçti bak iyi oldum işte.." diyebildim..
"hadi gir içeri istersen hem, pek bahçe havası yok. kıştayız biliyorsun soğuk dimi" demiştim ki..
"biliyoyum, şenin için çıktım zatem.." demez mi..
(dedesinin eli çenesinde küçük adama biraz gücenik bakışını hatırlıyorum..)
"çok mu özleştik.. ne iş.?"
"ama şen çok iyişin ya işte.. haşta diyem kandırdılar ya beni." demez mi.. zor tuttum kendimi.. "yok hayır kim kandırabilir ki seni.. evet biraz hastalandım o doğru, ama doktorları dinledim. geçti bak iyi oldum işte.." diyebildim..
"hadi gir içeri istersen hem, pek bahçe havası yok. kıştayız biliyorsun soğuk dimi" demiştim ki..
"biliyoyum, şenin için çıktım zatem.." demez mi..
(dedesinin eli çenesinde küçük adama biraz gücenik bakışını hatırlıyorum..)
devamını gör...
fotoğraflarda daha çirkin çıkmak
yani bazen off ne bu afeti devran diyorum bazen de kim bu diyorum.
olur böyle şeyler.
olur böyle şeyler.
devamını gör...
fotoğraflarda daha çirkin çıkmak
ben aynada kendimi daha iyi görüyorum fotoğraflarda çıktıklarıma nazaran ama fotojenik olduğum da söylenir. hayır, narsist değilim. yani gene de aynaya bakınca kendimi fotoğraflarda çıktığımdan daha "şekilli" görüyorum. haha. belki gözlerim bozuk olduğundandır. *
devamını gör...
alp er tunga
islamiyet’ten önceki türk destan geleneğinde yer alan bir türk hükümdarı ve savaşçıdır.
ayrıca
(bkz: enty nick uyumu)
ayrıca
(bkz: enty nick uyumu)
devamını gör...
pet mezarlığı
nette ekşi sözlük sayfasına girdiğimde sürekli karşıma çıkan bir reklam da pet yani hayvan mezarlığı üzerine. dört ayaklı dostlarımızın, kısa yaşamlarında bizim acınası yalnızlığımıza yaptıkları yoldaşlığa ve bizim onlara duyduğumuz minnet duygusuna binaen artık insanlar, sahiplendikleri hayvanları kaybettikleri akrabaları gibi mezarlıklara defnediyor, belki de mezarlarına gelip üzüntülerini bile tazeliyorlar.
evet, eskiden dedelerimizin mezar taşını okuyamıyoruz noktasındaydık. yanlış şehirleşmenin yarattığı hoyratlıkla dirilerimizle ölülerimizin bir arada yaşadığı kadim beldelerimizin dokusu bozuldu. istanbul, bursa, aydın, manisa, izmir, ankara ve sair yerlere ait eski fotoğraflara baktığımızda cemiyetteki vazifesine göre mezar taşı dikilmiş meftalarımızın kabri yanı sıra dikilen ahşap veya iki katlı taş evler görürdük. 50'lerden itibaren köylerden şehirlere akın akın gelen insanların arttırdığı nüfus neticesinde apartmanlar dikilmeye başlandı ve mezarlıklar da şehrin dışına doğru itilmeye başlandı. şehir içinde kalan numunelikler de yavaş yavaş yeni inşaatlarca yutuldu. artık türklerin, osmanlı'yı ve erken dönem cumhuriyet türkiye'sini gezen seyyahların dediği gibi ölüleriyle dip dibe yaşama kültürü yok.
ikinci darbe de apartman kültürünün yerini site yaşantısına bırakmasıydı.sonrasında evler de git gide küçülerek mini daireler haline gelmeye başladı. zira artık kalabalık bir aile olmak sosyal ve ekonomik açıdan bir anlam ifade etmiyordu. şehirler özelinde yaşlanan ebeveynler ya hayatlarını kendi evlerinde idame ettiriyor yahut daha rahat edeceklerine kanaat getirilen huzurevlerine gidiyorlardı. bu arada önceden belki mahallede hayırsever bir geçkinin sevap ümidiyle önüne bir kap yemek artığı attığı kediler ve köpekler çoktan evlerimizin kalıcı konukları haline gelmişti.
çözülen cemiyet dokusuna galiba son darbeyi korona salgını vurdu. önce camilerden tesbihler kaldırıldı, sonra telefonlarda ben evden dışarı çıkmıyorum misafir de kabuk etmiyorum diyerek kendilerini bayram ziyaretlerine dahi kapatan insanlar geldi. devir, akıllı telefonuyla odasına kapanıp, yemek ve tuvalet için dışarıya çıkan ve semirdikçe cesameti artan z kuşağının bir de evcil hayvanların devriydi. allah var ki en azından bazı evcil hayvanlar insanlara z kuşağı çocuklarından daha sıcak davranıyordu. cinsiyetler arası ilişki on yıllarca tamir edilemeyecek güvensizlik bulutunun ardında kaldıkça kutu gibi evlerinde yaşayan yüz binlerce bekar erkek ve kadın yahut çekirdek ailenin tek sığınağı petler oldu. kedi köpek beslemek bir özenti bir dejenerelik olarak görülürken muhafazakar kesimde dahi alışılmış bir davranış şekli oldu.
şimdi evlere uygun olmadığı veya evin biricik insan evladı sıkıldığı için orman köşelerine, şehrin varoş barakalarına terk edilip de vahşi sokak köpekleri, dondurucu soğuk veya tabi savunma refleksinin eksikliği yüzünden ölmüş evcil hayvanlarımızın haricinde, aramızda yaşamasına izin verdiğimiz, sarılıp yaptığımız, binlerce dudakla aşınmış kayış dudaklarımızla öptüğümüz o petlere vefa zamanı. dirildiği gün sadece bir lahza etrafına bakınıp, yeniden toprağa karışacak varlıkların mezarı başında ağladığımız, aslında insanlığın kendi ölümü mü ?
evet, eskiden dedelerimizin mezar taşını okuyamıyoruz noktasındaydık. yanlış şehirleşmenin yarattığı hoyratlıkla dirilerimizle ölülerimizin bir arada yaşadığı kadim beldelerimizin dokusu bozuldu. istanbul, bursa, aydın, manisa, izmir, ankara ve sair yerlere ait eski fotoğraflara baktığımızda cemiyetteki vazifesine göre mezar taşı dikilmiş meftalarımızın kabri yanı sıra dikilen ahşap veya iki katlı taş evler görürdük. 50'lerden itibaren köylerden şehirlere akın akın gelen insanların arttırdığı nüfus neticesinde apartmanlar dikilmeye başlandı ve mezarlıklar da şehrin dışına doğru itilmeye başlandı. şehir içinde kalan numunelikler de yavaş yavaş yeni inşaatlarca yutuldu. artık türklerin, osmanlı'yı ve erken dönem cumhuriyet türkiye'sini gezen seyyahların dediği gibi ölüleriyle dip dibe yaşama kültürü yok.
ikinci darbe de apartman kültürünün yerini site yaşantısına bırakmasıydı.sonrasında evler de git gide küçülerek mini daireler haline gelmeye başladı. zira artık kalabalık bir aile olmak sosyal ve ekonomik açıdan bir anlam ifade etmiyordu. şehirler özelinde yaşlanan ebeveynler ya hayatlarını kendi evlerinde idame ettiriyor yahut daha rahat edeceklerine kanaat getirilen huzurevlerine gidiyorlardı. bu arada önceden belki mahallede hayırsever bir geçkinin sevap ümidiyle önüne bir kap yemek artığı attığı kediler ve köpekler çoktan evlerimizin kalıcı konukları haline gelmişti.
çözülen cemiyet dokusuna galiba son darbeyi korona salgını vurdu. önce camilerden tesbihler kaldırıldı, sonra telefonlarda ben evden dışarı çıkmıyorum misafir de kabuk etmiyorum diyerek kendilerini bayram ziyaretlerine dahi kapatan insanlar geldi. devir, akıllı telefonuyla odasına kapanıp, yemek ve tuvalet için dışarıya çıkan ve semirdikçe cesameti artan z kuşağının bir de evcil hayvanların devriydi. allah var ki en azından bazı evcil hayvanlar insanlara z kuşağı çocuklarından daha sıcak davranıyordu. cinsiyetler arası ilişki on yıllarca tamir edilemeyecek güvensizlik bulutunun ardında kaldıkça kutu gibi evlerinde yaşayan yüz binlerce bekar erkek ve kadın yahut çekirdek ailenin tek sığınağı petler oldu. kedi köpek beslemek bir özenti bir dejenerelik olarak görülürken muhafazakar kesimde dahi alışılmış bir davranış şekli oldu.
şimdi evlere uygun olmadığı veya evin biricik insan evladı sıkıldığı için orman köşelerine, şehrin varoş barakalarına terk edilip de vahşi sokak köpekleri, dondurucu soğuk veya tabi savunma refleksinin eksikliği yüzünden ölmüş evcil hayvanlarımızın haricinde, aramızda yaşamasına izin verdiğimiz, sarılıp yaptığımız, binlerce dudakla aşınmış kayış dudaklarımızla öptüğümüz o petlere vefa zamanı. dirildiği gün sadece bir lahza etrafına bakınıp, yeniden toprağa karışacak varlıkların mezarı başında ağladığımız, aslında insanlığın kendi ölümü mü ?
devamını gör...