zaman tüneli
her ekonomik krizden sonra çıkarılan af yasası
önceki kamu alacakları affının üzerinden de epey zaman geçti aslında
hazır suçluları salıp, ödüllendirmişken
bi de vergi borcudur, cezadır zamanında ödeyen vatandaşı silkmek üzere
vergi affı falan da çıkmalı
tam zamanı
hazır suçluları salıp, ödüllendirmişken
bi de vergi borcudur, cezadır zamanında ödeyen vatandaşı silkmek üzere
vergi affı falan da çıkmalı
tam zamanı
devamını gör...
kuzen evliliği
helaldir. yabancıya güven olmaz el altında kuzen varken gerek de yok.
devamını gör...
her ekonomik krizden sonra çıkarılan af yasası
"hazır millet ekonomik krizden bunalıma girip canından bezmişken içerideki katilleri , torbacıları, ğasbçıları çıkaralım birbirlerini yesinler, nasıl olsa biz koruma ordusu ile gezip güvenli yerlerde yaşıyoruz" demek değil de nedir?
devamını gör...
aniden gelen 80lere gitme arzusu
o günleri de yaşadım. çok da matah sayılmazdı.
benim özlemim hiç yaşanmayan günlere...
t:romantik ancak rasyonel olmayan istek.
benim özlemim hiç yaşanmayan günlere...
t:romantik ancak rasyonel olmayan istek.
devamını gör...
17 ocak 2026 galatasaray gaziantep fk maçı
abicim hadi beşiktaşı boşverin de siz bu halle ancak gaziantep ayarında falan olursunuz. o ne lan?
şimdi okan abi sorun bakalım yedek transferi soran gazetecilere 12 kişi mi oynayacağız diye artistik yapsın.
gs zor toparlar. gs nin sorunu hoca okan hoca falan değil.
şimdi okan abi sorun bakalım yedek transferi soran gazetecilere 12 kişi mi oynayacağız diye artistik yapsın.
gs zor toparlar. gs nin sorunu hoca okan hoca falan değil.
devamını gör...
hayat risk alanları sever
bir gün biri bana demişti.. bir yerde mi okudu anlık mı gelişti onun cümlesi mi alıntısı mı bilmem.. bundan 15 sene evvele tekabül ediyor duyuşum.
“hayat, don kişotları sever.”
içimde bir deli hep kazanıyor o günden beri.
“sonrası sonra..” bu da taze bilgi bir arkadaşımla sohbetimizde söylemişti.
“hepsi hepsi hayat nasıl olsa” bu da şarkı sözü.
böyle işte.
“hayat, don kişotları sever.”
içimde bir deli hep kazanıyor o günden beri.
“sonrası sonra..” bu da taze bilgi bir arkadaşımla sohbetimizde söylemişti.
“hepsi hepsi hayat nasıl olsa” bu da şarkı sözü.
böyle işte.
devamını gör...
günaydın sözlük
istediğin saatte kalkma özgürlüğü..
pazar kahvaltısı..
dinlenme sanatı..
tüm bunlar olurken günaydın olmuş..
yarını düşünürsem günaydın olmaz.
bugün günaydın..
pazar kahvaltısı..
dinlenme sanatı..
tüm bunlar olurken günaydın olmuş..
yarını düşünürsem günaydın olmaz.
bugün günaydın..
devamını gör...
kız kardeşini korumak isterken öldürülen genç
köpeklere kedilere gelene kadar önce bunların toplanması gerekir
devamını gör...
2026 ekonomik krizi
dün bir büyükşehirde şöyle bir oturup kahve içelim dedik. abartılı hiçbir şey yok; iki türk kahvesi, iki su. masaya gelen tanıdık fincanlar, bildiğin kahve. içildi, sohbet edildi, her şey normal. ta ki hesap gelene kadar.
450 tl...!!
insan önce fincana bakıyor, sonra suya. “ben az önce ne içtim?” diye soruyor kendi kendine. kahve aynı kahve, su aynı su. ama fiyat bambaşka bir yerden. çünkü benim yaşadığım şehirde bir türk kahvesi hâlâ 30 tl. orada kahve bir mola, burada ise neredeyse bir karar. oturup içmeden önce iki kere düşünmen gereken bir şey.
asıl zorlayan da bu fark zaten. aynı ülke, aynı kahve, aynı ritüel. sadece şehir değişiyor ama bedel katlanarak artıyor. büyükşehirde küçük keyifler bile ölçülüp tartılıyor. kahvenin tadı, fincanın hatırı değil; hesabın ağırlığı kalıyor geriye.
kalkarken fark ediyorsun: mesele kahve değil. mesele, hayatın bir yerde hâlâ ulaşılabilir, başka bir yerde ise neredeyse lüks hâline gelmiş olması. kahve acıydı evet, ama bu sefer acılığı telveden değil, şehir farkından geliyordu.
450 tl...!!
insan önce fincana bakıyor, sonra suya. “ben az önce ne içtim?” diye soruyor kendi kendine. kahve aynı kahve, su aynı su. ama fiyat bambaşka bir yerden. çünkü benim yaşadığım şehirde bir türk kahvesi hâlâ 30 tl. orada kahve bir mola, burada ise neredeyse bir karar. oturup içmeden önce iki kere düşünmen gereken bir şey.
asıl zorlayan da bu fark zaten. aynı ülke, aynı kahve, aynı ritüel. sadece şehir değişiyor ama bedel katlanarak artıyor. büyükşehirde küçük keyifler bile ölçülüp tartılıyor. kahvenin tadı, fincanın hatırı değil; hesabın ağırlığı kalıyor geriye.
kalkarken fark ediyorsun: mesele kahve değil. mesele, hayatın bir yerde hâlâ ulaşılabilir, başka bir yerde ise neredeyse lüks hâline gelmiş olması. kahve acıydı evet, ama bu sefer acılığı telveden değil, şehir farkından geliyordu.
devamını gör...
insan kaynakları
hiçbir şey yapmayıp
çok şey yapıyormuş gibi kabara kabara anlatan başka bi meslek grubu daha var mı acaba
millete puan verip ödül dağıtıyorlar anca
çok şey yapıyormuş gibi kabara kabara anlatan başka bi meslek grubu daha var mı acaba
millete puan verip ödül dağıtıyorlar anca
devamını gör...
pazar sabahı aile ile yapılan kahvaltı
mutfak benim için sadece yemek yapılan bir yer değil; düzenin, sakinliğin ve kontrolün olduğu dokunulmaz bir alan. her şeyin bir yeri var ve o yerler keyfine göre değişmiyor. pazar sabahı bile... o yüzden pazar kahvaltısını hazırlama işinin evin erkeğine devredilmesi, kulağa ne kadar hoş gelse de, mutfağın kaderi açısından ciddi bir risktir.
iyi niyetle başlar her şey. “sen otur, ben hallederim” cümlesiyle erkek mutfağa girer. beş dakika sonra tezgâh ekmek kırıntılarıyla kaplanmıştır, peynirler ambalajıyla vedalaşıp ortalığa yayılmıştır, çay yapılırken ocak ıslanmış, yumurta kırılırken üç tabak kirlenmiştir. kahvaltı masası fena değildir belki ama mutfak geride sessiz bir felaket alanı olarak kalır.
asıl mesele kahvaltının kendisi değil zaten. mesele, o dağınık ve pis mutfağa katlanma beklentisidir. çünkü erkek için kahvaltı bir an, bir etkinliktir; kadın içinse başı, sonu ve sonrası olan bir süreç. “sonra toplarım” cümlesi mutfakta en çok duyulan ama en az gerçekleşen vaattir. o “sonra” gelmeyince, pazar sabahının huzuru lavabodaki tabaklara gömülür.
ben mutfağın dokunulmazlığına inanıyorum. giriliyorsa özenle girilmeli, çıkılıyorsa iz bırakmadan çıkılmalı. pazar sabahı kahvaltıyı erkeğe devretmek güzel bir jesttir ama mutfak eski hâline dönmeden tamamlanmış sayılmaz. yoksa kahvaltı keyfi değil, mutfak sabrı test edilmiş olur.
iyi niyetle başlar her şey. “sen otur, ben hallederim” cümlesiyle erkek mutfağa girer. beş dakika sonra tezgâh ekmek kırıntılarıyla kaplanmıştır, peynirler ambalajıyla vedalaşıp ortalığa yayılmıştır, çay yapılırken ocak ıslanmış, yumurta kırılırken üç tabak kirlenmiştir. kahvaltı masası fena değildir belki ama mutfak geride sessiz bir felaket alanı olarak kalır.
asıl mesele kahvaltının kendisi değil zaten. mesele, o dağınık ve pis mutfağa katlanma beklentisidir. çünkü erkek için kahvaltı bir an, bir etkinliktir; kadın içinse başı, sonu ve sonrası olan bir süreç. “sonra toplarım” cümlesi mutfakta en çok duyulan ama en az gerçekleşen vaattir. o “sonra” gelmeyince, pazar sabahının huzuru lavabodaki tabaklara gömülür.
ben mutfağın dokunulmazlığına inanıyorum. giriliyorsa özenle girilmeli, çıkılıyorsa iz bırakmadan çıkılmalı. pazar sabahı kahvaltıyı erkeğe devretmek güzel bir jesttir ama mutfak eski hâline dönmeden tamamlanmış sayılmaz. yoksa kahvaltı keyfi değil, mutfak sabrı test edilmiş olur.
devamını gör...
gecekondu
dedem konyadan beş ev alacağına istanbulda bir gecekondu yapsa şu an köşeydik.
devamını gör...
gecekondu
zamanında bu işe girenler emlak zengini oldu
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydıığğğğğğnnnn..
yaşasın hafta sonu planları demek istiyorum. uzun zamandır kendim için bir şey yapmak istiyordum. o şey dönüp dolaşıp kapımı çaldı sonunda.
sonrasında da biletini aldığımı unuttuğum ama şükür ki hatırladığım bir oyun beni bekliyor.
çamaşır makinam bozuldu. bu planda yoktu.
planda olmayan diğer teklifin de zamanı bugün değilmiş ya…
dolu dolu pazar. minik minik kullanın da bitmesin.
öptüm bye.
yaşasın hafta sonu planları demek istiyorum. uzun zamandır kendim için bir şey yapmak istiyordum. o şey dönüp dolaşıp kapımı çaldı sonunda.
sonrasında da biletini aldığımı unuttuğum ama şükür ki hatırladığım bir oyun beni bekliyor.
çamaşır makinam bozuldu. bu planda yoktu.
planda olmayan diğer teklifin de zamanı bugün değilmiş ya…
dolu dolu pazar. minik minik kullanın da bitmesin.
öptüm bye.
devamını gör...
ekşi sözlük'ten başlık çalmak
ulan üzerinden bir hafta falan geçsin de öyle çal bari
ertesi gün getirmiş ya shdjd
ertesi gün getirmiş ya shdjd
devamını gör...
etkileşim kasmak
devamını gör...
insanı yoran şeyler
söylenmeyen sözler…
devamını gör...
etkileşim kasmak
sosyal medyada beğeni, izlenme, oy, tıklama vb gibi metrikleri yükseltmek için olur olmadık işler yapmak diye tanımlayabiliriz.
devamını gör...

