zaman tüneli

akıl yaşım henüz gerekli olgunluğa ulaşmadığı için ve yapmak istediklerimi çocuklarla yapınca uzaktan görenler de çocuk eğlendiriyor sandığı için çok iyi anlaşıyorum.

söz dinleyen hafif yeni yeni konuşan minnoş tatlı çocuklar favorimdir. çok güzel oyun oynanıyor ama aslında. denemelisiniz.

bir de böyle ne söyleseniz yapıyorlar su falan getirtiyorum kendime mesela.

bu da en son bir doğum günü partisinden; #3776126
devamını gör...

(bkz: yok)

devamını gör...

#3860136 işte dayıları facebookta dolandıran şebekenin ele başı burada. başarılarının devamını dilerim dost.
devamını gör...

markette yine çukulata, gofret, dondurma diye feryadı basan üç buçuk yaşındaki yeğenimi bu kez kucakladığım gibi dışarı çıkardım. ona her şeyi dosdoğru anlatmak için doğrusu geç bile kalmıştım.

bir yandan yürüyüp diğer yandan başını göğsüme yaslamış, kucağımda hâlâ zırıl zırıl ağlayan kızcağıza bilinçsizce tüketilmiş abur cuburun ne ölçüde zararlı olduğuyla ilgili uzun bir nutuk çekmeye başladım. kelimeleri dikkatle seçiyor, söylediklerimin bir kulağından girip diğerinden uçup gitmemesi için tanrı'ya dua ediyordum.

ağıtları hafiflemişti.

tam "işte böyle güzelim, hatta doktorlar da... " diyecekken ufak tefek çocuk yüzüme heybetli azaplar misali bir osmanlı tokadı patlattı. noluyor lan demeye kalmadan ikinci tokadın sesi de yüzümde yankılandı. küçücük bedeni kendimden uzaklaştırarak akşam karanlığında dipsiz bir kuyu kadar kapkara ve alaylı nazarlarla dolu gözlerine baktım. tırnaklarımın ucuna dek korkuyla ürpermiştim.

bismillahillezi la yedurru me'asmihi şey'un fi'l-ardı ve la fis-sema'i ve huves-semiul-alim. evlerinin bahçesinde üç tekerlekli pisikletini tıpkı saw filmindeki hilkat garibesi gibi süren veledin tekiydi zaten.
devamını gör...

(bkz: ilk mesaj nasıl atılmalı sorunsalı)
devamını gör...

siyasi görüş olarak yakın olmasam bile genç yaşta ölümüne üzüldüm. uğruna ölecek ve öldürecek kadar inandığı ideolojisi birilerinin ticari malzemesi aynı zamanda. birileri bu ideoloji üzerinden kariyer yapmış, kitleleri uyuşturmuş ve uyuşturmaya devam ediyor. evet 40 yapar.

kendisini tanımam, hiç karşılaşmadım. ama yaklaşık 13 yıl önce bir temasımız olmuş. o dönem birkaç ev eşyasını satmak için ege üniversitesi ikinci el eşya gibi bir facebook grubuna ilan koymuştum. fırat bana mesaj atanlardan biriymiş. çok fazla mesaj geliyordu ve çoğunluğu ciddi alıcı değildi. fırat indirim istemiş, galiba o ara indirim kelimesinden bıkmış olmalıyım ki, fırat'ın bu talebine olumlu dönmemişim. bu durumu da on yıl önce farkettim. bir mesaj ararken fırat çakıroğlu adlı kullanıcıdan gelmiş mesajları gördüm. o mesajları görünce bir kere daha üzüldüm. o ana dönebilsem bütün eşyaları ona ücretsiz verirdim ama bir şartım var derdim. senden yaşça büyük birisi olarak sana bir tavsiyem var, ne öldür ne kendini öldürt. seni ölüme gönderecek kadar dolduranlar seni öldürtmekle kalmaz bir de ölümün üzerinden prim yaparlar. ölünü bile rahat bırakmazlar.

fırat'ın ölümü hepimize ders olmalı. kimsenin umrunda değiliz. saçma sapan bir sebepten öleceksin ve adını bir üst geçide verecekler öyle mi? çok fiyakalıymış.
devamını gör...

benimdir ama kaba olmamaya çalışıyorum. canım yeğenlerimi çok özledim yine.
devamını gör...

ilgi ve mesafeyi doğru dozda, doğru zamanda ayarlayarak; çekimi ve saygıyı birlikte koruma sanatıdır.
devamını gör...

her gördüğünde harçlığın var mı yiyenim derdi eskiden. ben de utanır, olmadığı halde "var dayı, sağol" derdim. hep bu minvalde cereyan eden olay nihayet berbat bir rutine dönüştü.

bir gün beş parasız kaldım. resmen meteliğe kurşun atıyordum. yolda karşılaştık. aynı soruyu bilmem kaçıncı kere yine yeniden sordu:

-yiyenim harçlığın var mı?

çaresizdim.

+valla yok dayı.

dedim.

sırtımı sıvazladı ve;

-vardır vardır deyip ardına bile bakmadan sittir oldu gitti.
devamını gör...

emir can iğrek'in yeni kliplendirdiği* şarkısı.

klipteki tek güzel şey, buse meral'in mavi gözleri ve kıvırcık saçları...*


bu balkondan ne anılar attım aşağıya
seneler vermişken, bi’ gün almamışken
sen yakmışsın gemileri, ben söndürdüm çoktan
seni yoktan yok ederken bu özlemek neden?
üstelik sen tanıdığım sen değilken

son yapraklar düşerken daldan
bir güldüm, geçtin bahçemden
öpmek için çok uzakta dudakların benden

artık o köprülerin altından sular bile akamaz
yıktım köprülerimi kendim, kimse köprülerimi yıkamaz
artık o köprülerin altından sular bile akamaz
bak, ben tüm suları kuruttum, bir tek damlası bile akamaz (akamaz)



geçmiş olsun.
devamını gör...

insan sarraflığının ve gönül okuryazarlığının şiirsel adıdır.

(bkz: hanımcılık)
devamını gör...

çocuğumu darlıyorum.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
sevgi şeklim mıncırmak olduğu için özür dilerim nihalcim.

şimdi de kendisini yalnız bırakıp kahve yapmaya gideceğim.
devamını gör...

bir lale oraloğlu filmidir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
filmin senaryosunu da yönetmen lale oraloğlu yazmıştır. film sezgin burak'ın çizgi romanından sinemaya uyarlanmıştır. filmde çok yakın zamanda kaybettiğimiz haldun dormen, önder tekin, ercan yazgan, can dirim, pekcan koşar, suna pekuysal, yüksel gözen ve ihsan yüce rol alırken sezgin burak da filmde yer almıştır.

film maalesef iyi değildir gerçekten de. çünkü filmde bir film kurgusu yok. bir çerçeve hikaye var elbette. ve bu hikaye sokaklarda yaşayan pırtık'ın zengin bir evin hizmetçisine aşık olması ve ona açılmaya çalışmasını anlatır. ama aslında bu o kadar da önemli değildir.

bunun dışındaki kısımlar ise fıkraların ya da bilindik şakaların parodiler halinde yerli yersiz bir araya getirilmesinden ibarettir. sahnelerin büyük çoğunluğu bu şakaları yapabilmek için ana hikayenin çevresine saçılmış parçalardır.

ve oyunculuklar da sinemaya değil daha çok tiyatro sahnesine uygun gibidir. dolayısıyla bu filme film demek çok da yerinde olmuyor ister istemez. filmin benim için tek iyi yanı ise karakterlerin gerek kılık kıyafet gerekse hal tavır açısından çizgi romanla çok uyumlu olmaları olabilir.
devamını gör...

lan sanki remayözcü katy perry var.. te allam ya şarkıcı katy perry diye balık açmak neyin kafası.
devamını gör...

çıkmışken klip çeksin. öyle olmaz.

bir haber. hakikaten bizden biri yapsa bunu ne matrak olurdu ya.
devamını gör...

her babayiğidin harcı değildir. insanoğlunun üzerindeki kara bulutları uygun sözcük ve mimiklerle dağıtabilen kimselerin elini ayağını öpmek lazım.

bu hususta -nazar değmesin- babam açık ara zirvededir. teselli esnasında dudaklarından öyle şeyler dökülür ki, dinleyici kişisi küllerinden doğup hayata yeniden tutunur.

yirmi küsur yaşına dek hiç sevgilisi olmadığı için kendisi dahil herkese küsen bir arkadaşımla kafayı bozmuştum. inzivaya çekilerek evini neredeyse manastıra çevirmiş çocuğun hali hiç hoşuma gitmiyordu. durgunluğum bir akşam peder beyin dikkatini çekti. ve babam, babacan bir tavırla neler olup bittiğini sordu.

her şeyi tane tane anlattım. biraz laflamak bana da iyi gelmişti.

-üzülme artık. çok yakında arkadaşının bir sevgilisi olacak.

oturduğum yerde sevinçle kıpırdadım.

+gerçekten mi? iyi ama nasıl bu kadar emin konuşuyorsun?

hayretle yüzüme baktı.

-sen bile sevgili yapabilmiş adamsın oğlum, o neden yapamasın dedi.
devamını gör...

tadı kaçtı bu işin.
devamını gör...

geçen sabah bi mesaj geldi. kızlar adamkayalar'a kahvaltıya çağırıyor. hatay kahvaltısı yazmış özellikle. adamkayalar hangi kıtada lan dedim hatay'ın orada ne işi var ben yüreğir'deyim. tamam dedim toplandık çıktık yola.

kızkalesi'ne girince sağda jandarma var. kızlardan birisi ay ne güzel kontrol var diyor. benim estetik anlayışımda jandarma'nın yeri komutanının yanıdır yani yolda durmasınlar böyle.

kolluk kuvvetimiz bizi durdurdu, kimlikleri alayım dedi. kızlar şıkır şıkır çantalarının içinden gıcır gıcır kartlar arasından pırıl pırıl kimliklerini çıkardı. kardeş neyi bekliyorsun dedi bana bakıp. belki bi sürpriz dedim içimden. neyse verdim ve sen in dediler bana. gelecek planlarında askere gitmek var mı dedi ama sorunun bana gelişi "napıyon lan vatan haini, sınırları twitterdan korumayı bırak seni ekipte görmek istiyoruz" gibi bişeydi. amirim dedim, gülmeye başladılar. komutanım dedim, yine güldüler. gel bakayım araca doğru dediler. kızlar? dedim. hani kızlar da gelsin mi anlamındaydı. kızlar gülmedi, türk silahlı kuvvetleri'nin bu konuda tutumu net, tavrı sert.

doğum yerim aydın nazilli. gel bakalım goca yörük, neden gitmedin askere dedi. kafamda 3 şık var. kaç, bayıl, doğruyu söyle. dördüncüyü seçtim; yetişemedim abi dedim. abi demek o gün yaptığım ne ilk ne de son hataydı. zaten beni orduya sürükleyen de hatay'dı. bok mu var emenike otur evinde tostunu ye.

bu kızları nereden buldun dedi alaycı bi ifadeyle. ben de denk geldi dedim son derece asabi bi ciddiyetle. denk gelmez dedi. beni jandarma trafik yazan bi araca bindirdiler. migros'un önündeki ışıklarda indirip yarın gel teslim ol dediler. emredersiniz komutanım dedim. erlerden birisi vatan sana minnettar japon dedi. bu ifade tanıdık geldi. geçmişten gelen ses buydu.

gittik, yedik. çok güzeldi allah var. karakola da gitmedim.
devamını gör...

bursalıyım ama o kadar da bursalı değilim.
devamını gör...

-bu gece yanında uyusam olur mu?
+hayyı!
-pekiii, bu gece dayına sarılıp uyumak ister misin?
+hmm, ebed!

t: deli.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim