zaman tüneli

ben.

hristiyan evangelis kıllı iso ya gösterdiğiniz liginin yarısını rica ediyorum.
devamını gör...

sevdiğini belli etmek aslında abartılı cümleler değil, netliktir. insan sevildiğini tahmin ederek değil, hissederek bilmek ister. belirsizlik en çok kalbi yorar. boşuna söylenmemiş:

“ey sevdiğim sana şikayetim var
ne sevdiğin belli ne sevmediğin
ben de bir insanım bir de canım var”


sevgi biraz cesarettir, saklanmadan, oyun kurmadan buradayım diyebilmektir. çünkü muğlaklık romantik değil, yorucudur. nitekim sitem de buradan doğar:

“ne sevdiğin belli ne sevmediğin
hainsin oy zalimsin oy nedeyim oy”


insan sevgi karşısında bilmece çözmek istemez, net bir kalp ister..
devamını gör...

ya pardon da kime ne ak?
istediği yaştan önce de sonra da istediğini yapar. 3. şahıslara da bok yemek düşer.

edit: ben de dahil soran çok olmuştu şu kedi yiyen fareyi gelmiş işte müthiş özlenen başlıklarıyla.
devamını gör...

güzelse her yaşta bulur, değilse işin ekonomisi gereği elek altında kalan çürükler düşer nasibine..
devamını gör...

ilgi budalalığı denilen şey, sanki bu çağın yan ürünü değil de ana ürünü gibi duruyor.. özellikle sosyal medya evreninde görünür olmak neredeyse var olmakla eş anlamlı hale geldi. görülmeyen, beğenilmeyen, paylaşılmayan bir hayat yaşanmamış sayılıyor. böyle olunca da ilgi, doğal bir ihtiyaç olmaktan çıkıp ölçülebilir bir puan sistemine dönüşüyor.

sorun ilgi istemek değil elbette. insan sosyal bir varlık, görülmek, anlaşılmak, takdir edilmek ister. ama bugün o ihtiyaç, algoritmaların turnikesinden geçiyor. beğeni sayısı, izlenme oranı, takipçi grafiği… hepsi küçük birer onay jetonu gibi.. bu jetonlar biriktikçe kişi kendini değerli hissediyor, azaldıkça da sanki kimliği eksiliyormuş gibi geliyor.

bu noktada iş, biraz marazi bir hal alıyor. çünkü ilgi açlığı, insanı olmadık şebekliklerin pençesine bırakabiliyor. normalde yapmayacağı şeyleri sırf dikkat çekmek için yapan, kendini sürekli daha uç bir versiyona zorlayan genç profilleri görüyoruz. ben buyum demek yerine, beni böyle beğenir misiniz diye soran bir kimlik inşası başlıyor. kişilik oluşmaya çalışıyor ama ham maddesi iç dünyadan değil, dışarıdan gelen alkıştan geliyor.

gençler adına insan biraz üzülüyor. çünkü ergenlik ve gençlik zaten ben kimim sorusunun en yoğun yaşandığı dönem.. bu soruya verilen cevap başkalarının onayına göre şekillenince, ortaya doğal bir kişilik değil sürekli güncellenen bir vitrin çıkıyor. dün farklı, bugün farklı, yarın algoritma neyi seviyorsa o.

sonunda ortaya çıkan profil biraz tuhaf bir ilgi budalası oluyor.. sürekli sahnede ama bir türlü kendisiyle baş başa değil. çok görünür ama içi bulanık. herkes onu görüyor, fakat o kendini pek göremiyor. belki de asıl ihtiyaç daha fazla izleyici değil daha az sahne ve biraz daha sessizlik. çünkü sağlam bir kişilik, alkışla değil, insanın kendi iç sesiyle şekilleniyor.
devamını gör...

büyük hatadır.
gerek de yoktur.
büyüğünüze çok saygınız varsa adını başka türlü yaşatın. çocuğu alet edip bir de geleceklerini karartmayın.
mis gibi bi çocuğun adı dursun temel olmaz ya. arkadaşlarıma söyleyemiyorum. hayır riz*li de değil.
devamını gör...

ejekulasyon kontrolü 40'ından sonra gelişen bir beceri dir.
devamını gör...

eleştiri kaldıramayanların nickaltlarına gelip akıllarınca kaldıramadığı eleştirileri döktükleri bir sözlüktür.

güzel güldüm yalnız. tartışacak argümanınız yoksa, sizler de tartışamadığınız veyahut tartışmaktan kaçtığınız kişinin nick altına gelip

"çok rerererörörö" falan diyebilirsiniz. güleriz falan, ben epey güldüm mesela.

kafa sözlük ortamı daha kaliteliydi gerçekten.
devamını gör...

hiç bulan oldu mu? ben görmedim.

o iş eğitim-öğretim aşamasında cımbızlamayla yapıldı, yapıldı. sonra geçmiş olsun.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bugün ilk buluşmamızdı ve mardin’e gittik açıkçası o masada otururken, aslında orada değildim. ve sanki seni aldatmış ve kitlenmiş hissettim. sanki birazdan telefon çalacak ve nerdesin diyecektin. hala içimde sönmemiş olan o eski yangının külleri vardı. zihnimi susturup kendimi her ne kadar o âna vermeye çalışsam da her kelimem, henüz iyileşmemiş bir yaranın sızısına çarptı. "keşke bugün burada burada olmasaydım ," diye düşündüm bir an, henüz kendimi bile bulamamışken karşıma başka insanı almam hem ona hem de darmadağın ruhuma bir haksızlıktı. karşımda duran kişi ne kadar değerli olsa da, ben hala bıraktığım yerin yasını tutuyorum. iki dost iki arkadaş gibi dertleştik. karşımda sadece bir birey değil devasa bir bilgi ve birikim vardı. beni önemseyip yanında getirdiği hediyeyi kabul ettim ve bu biraz canımı yaktı….
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

biz efendi erkekler de 30'una hatta belki 40'larına kadar piç kadınlarla birlikte olup, taze hanımefendiler ararız. bu işler böyle, hayırlı matchler.
devamını gör...

boğaziçi üniversitesi ziyaretinde ortaya çıkan tablo, aslında uzun süredir alışık olduğumuz bir sahne düzeninin yeni bir perdesi gibiydi. açılış kurdelesi, alkış anı, özenle seçilmiş kadrajlar… her şey yerli yerinde. kamera yukarıdan bakınca düzen kusursuz görünüyor.

ama kampüs dediğin yer zaten biraz da dağınık fikirlerin, spontane karşılaşmaların, itirazın ve merakın mekanı değil midir? o gün ise spontane olan tek şey muhtemelen rüzgardı. girişler kontrollü, alanlar sınırlı, sesler ayarlıydı.. üniversite, bir günlüğüne üniversite olmaktan çok iyi planlanmış bir etkinlik alanına benziyordu.

bu durum insana eski dönemlerin o gösterişli siyaset estetiğini hatırlatıyor, güçlü lider, büyük sahne, simetrik kalabalık... fakat çağ değişti, artık meydan kadar kamera açısı da önemli. gerçeklik, biraz organizasyon şirketinin elinden geçmiş gibi duruyor. her şey net, parlak ve yüksek çözünürlüklü. yalnız çözünürlük arttıkça, kadrajın dışında kalanlar da daha merak uyandırıcı oluyor.

bir yurt açılışı elbette kıymetlidir. gençlerin barınma ihtiyacı gerçektir. fakat bir üniversitenin asıl ihtiyacı sadece bina değil, nefes alabileceği bir alan, sözünü söyleyebileceği bir zemin. dekor sağlam olabilir, ama hikâye dekorla yazılmıyor. kampüsün ruhu protokol listesiyle ölçülmüyor.

haberleri izlerken gördüğümüz tablo biraz şunu düşündürdü, sahne ne kadar büyük kurulursa kurulsun, üniversite dediğin yer eninde sonunda soru sorar. ve sorular, çoğu zaman en iyi ışıklandırılmış törenden bile daha güçlüdür.
devamını gör...

harlanmaması gereken hastalıktır.

herkes ilgi sever. ama ilgi göreceğim diye şekilden şekile girmeye de gerek yok bence.
bi arkadaşım var. kız herkesle muhabbet ediyor. (manitacılık anlamında değil.) iş güç dernekler sebebiyle ne bileyim komşu iş arkadaşı okul arkadaşı herkesle. ve her şeyi de konuşuyor bence. bence ilgi seviyor. biri görsün, biri övsün, biri yürüsün. (tekrar ediyorum bunu herkes sever.)
öyle olunca saçma sapan muhabbetlerim içinde kalıyor.
sonra beni arıyor. "öyle oldu. böyle oldu. şöyle dedi." e anlatma kardeşim sen de her b*ku. konuşma herkesle. dağıtma mavi boncuk.
kızı sevmiyor değilim. neticede arladaşım. da eeee yani?
söyleyince de "e ben ne bileyim?" nh bilmiyorsun kusura bakma senin hoşuna gidiyor diyalog hâlinde olmak.

böylelerine yüz vermeyiniz.
devamını gör...

güzel kurgu.

gerçek olması için destinasyonun odtü değil sütçü imam olması lazım.
devamını gör...

münih güvenlik konferansında yardırıyor resmen.

"yaratıcılığımızı özgürleştirmenin ve yeni bir batı yüzyılı inşa etmenin zamanı geldi."

"müttefiklerimizin (avrupa) zayıf olmasını istemiyoruz, çünkü bu bizi de zayıf kılıyor."

"münih güvenlik konferansı: rubio avrupa'yı abd ile uyum içinde batı'yı kurtarmaya çağırdı"

"abd dışişleri bakanı rubio, abd ve avrupa'nın ortak kökleri ve ortak bir kaderi paylaştığını söyleyerek, ekonomik ve kültürel anlamda yaşanan gerilemenin tersine çevrilmesi gerektiği uyarısında bulundu."
devamını gör...

at gibi sözlük.*
devamını gör...

bin tane dandik üniversite olan ülkede hiç saçma değil. ayrıca işi bulduranın üniversite değil eş dost tanıdık olduğunu hesap edersek hiçmi hiç garip değil. odtüden munzur üniversitesine geçmek isteyebilirdi. odtü avm üniversitesimi dersen hoca kadrosuna bakmak lazım.
ben ünlü okullardan birinden mezun oldum. bugünkü kadrosu birbirinden çöp.
başka okulda daha iyi bir kadro olabilir.
devamını gör...

yıllarca efendi erkekleri görmezden gelip piç erkeklerle takılır, gezer tozar. yaşı geçince de bir efendi bulup ona kapak atar. oh ne güzel istanbul be, evet.
devamını gör...

devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim