zaman tüneli
ramazan ayında içmedeyiz normal sözlük başlığı kapatılsın kampanyası
linç kültürünü sevmem. dolayısıyla başlığı açan yazarın şahsına yönelik birşey söylemeyeceğim. ancak başlığı fikirsel olarak cidden vahim buldum. ve bu fikri yerin dibine soksam bile az olur.
yakın zamanda burada yazdığım bir şey var. sözlük geneline ithafen yazılmış bir yazı. orada da belirttim, normal sözlükte çok yeniyim ve açılan başlıkların büyük bölümü bence hem kalitesiz hem basit. hatta hemen her konuda açılan görsel başlıklar ve yazarların birbiriyle sürekli olarak paslaştığı, ilkokul düzeyindeki "göndermeli" başlıklar, bana da çok tuhaf geliyor. bu tip başlıkları engellemeye kalkarsam ki en mantıklı formül o sanırım, sol frame de görebileceğim başlık sayısı ciddi anlamda azalacak.
şunlar da cepte dursun ; ateistim, öyle yeni filan da değil 30 seneden fazla zaman geçmiştir üzerinden. alkol ile aram ise hiç yok. alkole karşı olduğum için değil. midem gerçekten çok hassas ve alkollü içeceklerin tadı damak zevkime hitap etmiyor. yılda bir iki kez rakı, şarap hepsi bu.
ancaaaaaak, x bir başlık için ; kapatılsın, kimse yazmasın, kimse görsel paylaşım yapmasın tarzı bir talep de bulunmak, hele ki yukarıda dediğim ve başka yazarların da dile getirdiği gibi, açılan başlıkları görmemek için seçeneklerin de bulunduğu bir durumda bunu yapmak, siyasi açıdan faşistlik, insani açıdan ise hadsizliktir. yani eleştirmek veya başlıkları, yazarları beğenmemek insani birer tepkidir, tercihtir ve bana kalırsa iyi de bir şeydir. ama bu yapılmasın, bu olmasın tarzı ifadeler cidden hastalıklı bir düşünceye karşılık geliyor.
yakın zamanda burada yazdığım bir şey var. sözlük geneline ithafen yazılmış bir yazı. orada da belirttim, normal sözlükte çok yeniyim ve açılan başlıkların büyük bölümü bence hem kalitesiz hem basit. hatta hemen her konuda açılan görsel başlıklar ve yazarların birbiriyle sürekli olarak paslaştığı, ilkokul düzeyindeki "göndermeli" başlıklar, bana da çok tuhaf geliyor. bu tip başlıkları engellemeye kalkarsam ki en mantıklı formül o sanırım, sol frame de görebileceğim başlık sayısı ciddi anlamda azalacak.
şunlar da cepte dursun ; ateistim, öyle yeni filan da değil 30 seneden fazla zaman geçmiştir üzerinden. alkol ile aram ise hiç yok. alkole karşı olduğum için değil. midem gerçekten çok hassas ve alkollü içeceklerin tadı damak zevkime hitap etmiyor. yılda bir iki kez rakı, şarap hepsi bu.
ancaaaaaak, x bir başlık için ; kapatılsın, kimse yazmasın, kimse görsel paylaşım yapmasın tarzı bir talep de bulunmak, hele ki yukarıda dediğim ve başka yazarların da dile getirdiği gibi, açılan başlıkları görmemek için seçeneklerin de bulunduğu bir durumda bunu yapmak, siyasi açıdan faşistlik, insani açıdan ise hadsizliktir. yani eleştirmek veya başlıkları, yazarları beğenmemek insani birer tepkidir, tercihtir ve bana kalırsa iyi de bir şeydir. ama bu yapılmasın, bu olmasın tarzı ifadeler cidden hastalıklı bir düşünceye karşılık geliyor.
devamını gör...
meta'nın yeni bir yapay zeka teknolojisi için patent alması
21. yüzyılda ruh çağırma gibi bir şey. öyle değil mi ya?
devamını gör...
meta'nın yeni bir yapay zeka teknolojisi için patent alması

başlık çok masum dursa da, içerik itibariyle maalesef öyle değil. instagramın en büyük magazin/ gündem haber kaynaklarından biri olan "gazete magazin'in " haberine göre, meta ölen kişilerin sosyal medya hesaplarını kontrol edebilecek ve onların yazı kalıplarıyla insanlarla iletişim kurmaya devam edebilecek bir yapay zeka programının patentini aldı.
bu ne demek biliyor musunuz?
vefat eden bir yakınınızın/ sevdiğinizin sosyal medya hesabı sanki o hala hayattaymış gibi kullanılacak ve yapay zeka sayesinde attığınız mesajlara- belkide yorumlara cevaplar verilecek.
bu durum çok yüksek boyutlarda algı bozulması ( abuk subuk teoriler- iddialar) yaratabilir hatta belkide insanların gerçek- hayal algısını birbirine sokacak bir psikolojik bozukluk haline hızlıca evrilebilir. dünyanın neresinde olursa olsun, insanların ölümü kabul etmesi- sindirmesi zaman alır. yokluğunu kabul etmekte zorlandığınız birinin instagram hesabının aktif tutulduğunu düşünebiliyor musunuz? üstüne bir yazılım sayesinde o kişinin yazı stilinin taklit edildiğini, hesap üstünden size dönütler verildiğini? - delirirsiniz.
tabii ki iyi niyetle yapıldığına inanmıyorum. ölen bir insanın sosyal medya hesabında neden gezmek- onu kontrol etmek istersiniz ki? toplumun geldiği yer inanılmaz. insanlık iyice çığrından çıkıyor. insanı uygulama kullandırmayacak noktaya getirdiler.
eğer bu gerçek olursa, yakında michael jackson, tupac, david bowie falan hikayeler atacak, yorumlarınıza cevap verecek. şaşırmayın.
devamını gör...
yazarların merak ettikleri şeyler
500 tl'lik banknot ne zaman çıkacak merak ediyorum.
devamını gör...
insanın kendi çocukluğuna vereceği öğüt
cocuklugunun her saniyesinin kiymetini bil kucuk kiz. buyumenin sorumluluğunun farkina varmadigin her ani keyifle doya doya yasa. sevdigin cizgilfilmleri daha cok izle, sobanin yaninda daha cok pinekle. anne yemeginin lezzetinin daha cok tat. babanin sarip sarmalamasina daha cok mutlu ol. ıstanbul’un havasini da daha cok solu bu arada. buyudugunde ne istanbul’da yasayacaksin, ne de istanbul senin yasadigin istanbul olacak.
devamını gör...
devşirme futbolcu
okan buruk sayesinde trende giren futbol terimidir bir futbolcuyu alışmadığı yerde oynatmak demektir riera gibi iyi performans da sergileyebilirsiniz kaan ayhan gibi kötü performans da sergileyebilirsiniz genelde zaruret halinde yapılır. birkeresinde zahayı trabzon maçında santrafor oynattı adam 3 attı 2 tanesi sayıldı
devamını gör...
yunus akgün
kanattır ama 10 numara değildir
devamını gör...
21 ocak 2025 galatasaray dinamo kiev maçı
gs 3-3 komik şekilde berabere kaldı nedeni şu gereksiz yüksek tempoda oynadılar takımı küçümsediler ama geri gelen bek yoktu sara yoktu o maçta buna ek olarak musleranın ıslıklandığı maçtır.o maçta bekte kaanın başlaması hataydı jelert ile başlasaydı iyi olurdu çünkü gidip geri gelebiliyor top taca çıkmıştı ama yine de dinamoya gol verilmişti o zaman. rezil olduğumuz maçtır
devamını gör...
insanın kendi çocukluğuna vereceği öğüt
kaç o evden kaç kaç çabuk.*
devamını gör...
insanın kendi çocukluğuna vereceği öğüt
hayata olumsuz bir gözle bakmamamı söylerdim çünkü o yaşlardayken kendimi olumsuzluğa, kötü şeylere çok sık kaptırdığım oldu. önce kendim iyi olmam gerektiğini ve sonrasında sevdiğim insanlara iyi gelebileceğimi söylerdim, kendimi ihmal etmemem gerektiğini anlatırdım.
devamını gör...
yazarların merak ettikleri şeyler
bazıları neden bu kadar embesil?*
devamını gör...
juventus
galatasaray tarafından, özellikle ikinci yarıda, skor ve oyun olarak hezimete uğratılmış italyan futbol takımı.
tarihi boyunca, 45 dakika içinde kaç kez 4 gol yemiştir bilmiyorum. ancak galatasaray bunu gerçekleştirdi o kesin. ki fazlası da olabilirdi.
galatasaray ı günahım kadar sevmem, öyle avrupa da türk takımını desteklemeliyiz tarzında romantik ve bir o kadar anlamsız bulduğum yaklaşımlarım da yoktur.
ancak hem futbol hem sporsever olarak, kendimce gördüğüm gerçekleri söylemekten de gocunmuyorum.
hiç öyle juventus eski juventus değil tarzı toplara da girmeyeceğim. neticede juventus denilen futbol takımı italya'nın en köklü ve başarılı 3 futbol takımından biridir. hatta avrupa da bence ilk 10 takımın içine bile girer. mesela çok övülen psg tarihi açıdan juventus a rakip bile olamaz. mevcut form durumları, ligdeki pozisyonları vs. juventus un çok büyük ve başarılı bir futbol takımı olduğu gerçeğini değiştirmiyor.
tekrar söylüyorum, özellikle ikinci yarı galatasaray juventus u sahadan sildi. tabir yerindeyse rencide etti. büyük ihtimalle turu geçen taraf da galatasaray olur.
bence galatasaray taraftarlarının bir bölümü de, kendi tarihleri açısından bu galibiyetin ne kadar önemli olduğunu ya idrak edemediler ya da gerçekten kendilerini dev aynasında görüyorlar. zira bu galibiyet ve bu skor öyle sürekli gerçekleşebilecek bir şey de değil. misal ben 100 sene içinde kaç kez daha karşılaşırlar bilemiyorum ama galatasaray'ın juventus filelerine, bir daha 5 gol atabileceğine ihtimal bile vermiyorum. ve dahası bu bir hazırlık maçı filan da değil.
özetle galatasaray, dün gece bence gerçek anlamda tarih yazmıştır. galatasaray taraftarlarını kutluyorum, ne kadar sevinseler ve övünseler bence haklılar.
başlık juventus olduğu için, yazıma başladığım gibi, sözlerimi juventus ile bitirmek istiyorum. bu hezimet juventus' un büyük bir futbol takımı olduğu gerçeğini değiştirmez. önümüzdeki 10 yıl içinde avrupa da herhangi bir kupayı kaldırırlarsa kimse "aaa juventus nasıl kazandı o kupayı "demez. eyyorlamam bu kadar.
tarihi boyunca, 45 dakika içinde kaç kez 4 gol yemiştir bilmiyorum. ancak galatasaray bunu gerçekleştirdi o kesin. ki fazlası da olabilirdi.
galatasaray ı günahım kadar sevmem, öyle avrupa da türk takımını desteklemeliyiz tarzında romantik ve bir o kadar anlamsız bulduğum yaklaşımlarım da yoktur.
ancak hem futbol hem sporsever olarak, kendimce gördüğüm gerçekleri söylemekten de gocunmuyorum.
hiç öyle juventus eski juventus değil tarzı toplara da girmeyeceğim. neticede juventus denilen futbol takımı italya'nın en köklü ve başarılı 3 futbol takımından biridir. hatta avrupa da bence ilk 10 takımın içine bile girer. mesela çok övülen psg tarihi açıdan juventus a rakip bile olamaz. mevcut form durumları, ligdeki pozisyonları vs. juventus un çok büyük ve başarılı bir futbol takımı olduğu gerçeğini değiştirmiyor.
tekrar söylüyorum, özellikle ikinci yarı galatasaray juventus u sahadan sildi. tabir yerindeyse rencide etti. büyük ihtimalle turu geçen taraf da galatasaray olur.
bence galatasaray taraftarlarının bir bölümü de, kendi tarihleri açısından bu galibiyetin ne kadar önemli olduğunu ya idrak edemediler ya da gerçekten kendilerini dev aynasında görüyorlar. zira bu galibiyet ve bu skor öyle sürekli gerçekleşebilecek bir şey de değil. misal ben 100 sene içinde kaç kez daha karşılaşırlar bilemiyorum ama galatasaray'ın juventus filelerine, bir daha 5 gol atabileceğine ihtimal bile vermiyorum. ve dahası bu bir hazırlık maçı filan da değil.
özetle galatasaray, dün gece bence gerçek anlamda tarih yazmıştır. galatasaray taraftarlarını kutluyorum, ne kadar sevinseler ve övünseler bence haklılar.
başlık juventus olduğu için, yazıma başladığım gibi, sözlerimi juventus ile bitirmek istiyorum. bu hezimet juventus' un büyük bir futbol takımı olduğu gerçeğini değiştirmez. önümüzdeki 10 yıl içinde avrupa da herhangi bir kupayı kaldırırlarsa kimse "aaa juventus nasıl kazandı o kupayı "demez. eyyorlamam bu kadar.
devamını gör...
archie bunker
#3889809
kendini sözlüğün en iyi yazarı ilan etmiş. oysa benim bildiğim, tacizciyi savunacak kadar dibe vurmuş rezil bi adamsın la sen.
boş yapma, adam gibi orucunu tut.
kendini sözlüğün en iyi yazarı ilan etmiş. oysa benim bildiğim, tacizciyi savunacak kadar dibe vurmuş rezil bi adamsın la sen.
boş yapma, adam gibi orucunu tut.
devamını gör...
juventus
eski gücünde değil. şimdi böyle yazınca, hemen itibarsızlaştırma çabaları filan demeyin sevgili galatasaraylılar. thuram, zidane, nedved, del piero, davids filan oynardı eskiden juventus'ta. forvette trezeguet, henry filan vardı yani.ona kıyasla söylüyorum. yoksa tebrik ederim yani, sonuçta şampiyonlar ligi maçında 5 atmışsınız ne diyeyim.
devamını gör...
lamba (kısa film)
murat kiziroğlu tarafından çekilen 12 dakikalık kısa film; yönetmenin kendisi de filmde rol almış iken selman çelik, merve şeyda akpunar gibi isimler de rol almış ve film 2015 yılında yayınlanmıştır.

5 yıldır kullandığı masa lambasıyla gereğinden fazla duygusal bağ kuran ve bu lambayı artık bir takıntı haline getiren bir adamın başından geçenleri konu ediniyor.
konusunun çok basit gibi durduğunun farkındayım ama filmi dümdüz anlatmak yerine filmden çıkarılabilecek anlamlar üzerinde duracağım.
otuzlu yaşlarının sonlarında gibi duran bir adamın 5 yıldır kullandığı kırmızı renkli masa lambası bir gün ansızın bozulur, tamir ettirmek ister ancak tamirci dahi halledemez.
bir gün lambasının ona cevap vereceğini sanarak onunla konuşma girişiminde bulunur, psikoloğa görünmesi gerektiğini fark eder ve psikoloğa görünür, herhangi bir nesneyi bu kadar takıntı haline getirmemesi gerektiği söylenir, yeni bir masa lambası almakta fayda vardır ama duygusal bağ kurduğu bir şeyin yerini tutabilecek midir?
yeni aldığı masa lambası onu hiç mutlu etmez çünkü onunla geçirdiği yıllar yoktur, ona anlam verilmemiş ve değer biçilmemiştir.
sonrasında ise lambayı çöpe atması ile olaylar gelişir, bir adam lambayı çöpten almış ve geri vermeye de niyetli değildir, vazgeçtiğin şey artık senin değildir, düşüncesindedir.
benim için bazı açılardan etkileyici bir kısa filmdi.
o lamba bir insan da olabilirdi, sana artık ışık vermeyi bırakan, artık seni aydınlatmaktan, sevmekten, yanında olmaktan vazgeçen biri olarak da düşünülebilirdi, onunla ne kadar zaman geçirmiş olursan ol, o bir gün gidecekti, vakti gelince herkesin gittiği ve her şeyin bittiği gibi...
en sevdiğin insan artık sana ışık vermeyi bıraktığında bir daha sana onun gibi kim ışık saçacaktı, kim seni onun kadar mutlu edebilecekti, ondan sonra hayatına giren insan, insanlar, senin ruhunu onun gibi görebilecek miydi?
filmin alt metninde yer alan sorulardandı benim için.
lamba metaforu bence iyiydi.
bir gün ansızın sana ışık saçmayı bırakan insanın yokluğu üzerine düşündüren bir kısa filmdi.

5 yıldır kullandığı masa lambasıyla gereğinden fazla duygusal bağ kuran ve bu lambayı artık bir takıntı haline getiren bir adamın başından geçenleri konu ediniyor.
konusunun çok basit gibi durduğunun farkındayım ama filmi dümdüz anlatmak yerine filmden çıkarılabilecek anlamlar üzerinde duracağım.
otuzlu yaşlarının sonlarında gibi duran bir adamın 5 yıldır kullandığı kırmızı renkli masa lambası bir gün ansızın bozulur, tamir ettirmek ister ancak tamirci dahi halledemez.
bir gün lambasının ona cevap vereceğini sanarak onunla konuşma girişiminde bulunur, psikoloğa görünmesi gerektiğini fark eder ve psikoloğa görünür, herhangi bir nesneyi bu kadar takıntı haline getirmemesi gerektiği söylenir, yeni bir masa lambası almakta fayda vardır ama duygusal bağ kurduğu bir şeyin yerini tutabilecek midir?
yeni aldığı masa lambası onu hiç mutlu etmez çünkü onunla geçirdiği yıllar yoktur, ona anlam verilmemiş ve değer biçilmemiştir.
sonrasında ise lambayı çöpe atması ile olaylar gelişir, bir adam lambayı çöpten almış ve geri vermeye de niyetli değildir, vazgeçtiğin şey artık senin değildir, düşüncesindedir.
benim için bazı açılardan etkileyici bir kısa filmdi.
o lamba bir insan da olabilirdi, sana artık ışık vermeyi bırakan, artık seni aydınlatmaktan, sevmekten, yanında olmaktan vazgeçen biri olarak da düşünülebilirdi, onunla ne kadar zaman geçirmiş olursan ol, o bir gün gidecekti, vakti gelince herkesin gittiği ve her şeyin bittiği gibi...
en sevdiğin insan artık sana ışık vermeyi bıraktığında bir daha sana onun gibi kim ışık saçacaktı, kim seni onun kadar mutlu edebilecekti, ondan sonra hayatına giren insan, insanlar, senin ruhunu onun gibi görebilecek miydi?
filmin alt metninde yer alan sorulardandı benim için.
lamba metaforu bence iyiydi.
bir gün ansızın sana ışık saçmayı bırakan insanın yokluğu üzerine düşündüren bir kısa filmdi.
devamını gör...
juventus
dile kolay 9 kere şampiyonlar ligi finali oynamış takım. 36 kez italya şampiyonu olmuş.
şampiyonlar ligi'nde en çok maça çıkan, en çok galibiyet alan 4. takım. zirvedeki tüm zamanların takımı real madrid'i ayrı koysak adamlar ilk 3'e giriyor.
300 küsur maçta 80 kez yenilmişler. detaylı araştırmadım ama muhtemelen 5 yedikleri maç sayısı çift hane değildir, biri bize nasip oldu.
onlarca yıl, yüzlerce maç. yüzlerce farklı oyuncu grubu. farklı rakipler, farklı statlar. yine de bu duruma düştüğü pek de görülmemiş takım. işte büyüklük böyle bişey. tarihin en kötüsü falan derken dönüp bir bakın, tuttuğunuz takıma da bir bakın. sonra gidin ben hiç bu takımla maç yapmış mıyım, şampiyonlar ligi'nde birine 5 gol atmış mıyım diye bakın. hasetle değil bilgiyle yazın.
edit: şampiyonlar ligi sayfası paylaşmış, ilk kez 5 yemiş. "ilk" 316 maçta ilk kez 5 yiyorlar ve bu bir türk takımına kısmet oluyor. anlıyor musunuz?
şampiyonlar ligi'nde en çok maça çıkan, en çok galibiyet alan 4. takım. zirvedeki tüm zamanların takımı real madrid'i ayrı koysak adamlar ilk 3'e giriyor.
300 küsur maçta 80 kez yenilmişler. detaylı araştırmadım ama muhtemelen 5 yedikleri maç sayısı çift hane değildir, biri bize nasip oldu.
onlarca yıl, yüzlerce maç. yüzlerce farklı oyuncu grubu. farklı rakipler, farklı statlar. yine de bu duruma düştüğü pek de görülmemiş takım. işte büyüklük böyle bişey. tarihin en kötüsü falan derken dönüp bir bakın, tuttuğunuz takıma da bir bakın. sonra gidin ben hiç bu takımla maç yapmış mıyım, şampiyonlar ligi'nde birine 5 gol atmış mıyım diye bakın. hasetle değil bilgiyle yazın.
edit: şampiyonlar ligi sayfası paylaşmış, ilk kez 5 yemiş. "ilk" 316 maçta ilk kez 5 yiyorlar ve bu bir türk takımına kısmet oluyor. anlıyor musunuz?
devamını gör...
salih bademci
sesler isminde bir gösterisi var tiyatro mu desem anlatı mı desem hangi kategori olur bilemedim şimdi.
bir masanın başında elinde çeşitli teknik cihazlar kayıtlar objeler ve fotoğraflarla sanki bir "sunum" yapıyormuş gibi konuşuyor.
zaten ses tonu ne konuşsa dinlettiriyor.
merak ettiğim için izlemeye gitmiştim ve iyi ki dediğim bir iz oldu bende.
bence izlemeye değer tavsiyemdir.
bir masanın başında elinde çeşitli teknik cihazlar kayıtlar objeler ve fotoğraflarla sanki bir "sunum" yapıyormuş gibi konuşuyor.
zaten ses tonu ne konuşsa dinlettiriyor.
merak ettiğim için izlemeye gitmiştim ve iyi ki dediğim bir iz oldu bende.
bence izlemeye değer tavsiyemdir.
devamını gör...
okan buruk
şampiyonlar ligi'nde juventus'a 5 atan takımın teknik direktörü apoletini alan adam. bir yerlerde mutlaka tarihe geçecektir bu bilgi. avrupa basınında adını duyuracaktır.
hater mı deniyor ne deniyorsa sürekli bu adamı gömen bir kesim var. hadi rakibi anladık kıskançlıktan itibarsızlaştırmaya çalışıyorlar da bizim taraftara noluyor.
tam iyileşmemiş singo, boey ile başlamadı. evet yunus kötüydü belki devrede çıkarabilirdi ama başka ne var laf söyleyecek. doğru zamanda doğru hamleler yaptı, takımı kazandı. başarıda onun hiç mi payı yok. kaybedince suçlu, kazanınca oyuncular kaliteli. o adamları yönetmek de bir iş. guardiola taylan'la mı maç kazanıyor, yıldızlar karması oynatıyor, ona gelince övülüyor ya.
okan'a rağmen galibiyet diye birşey çıkardılar bir de. liverpool galibiyetinde başında okan var, tottenham galibiyetinde başında okan var, manu maçları ona keza. bugün şampiyonlar ligi'nde 5 attığını izliyorsan başında okan var. kaç kere izledin takımının ucl'de 5 gollü galibiyetini.
usg'ye yenilince eleştiriyorsan ki haklısın, bu maçlarda da hakkını ver ki adil olsun.
türk futboluna fatih terim gibi ilmek ilmek yazıyor adını hoca. yolu açık olsun.
hater mı deniyor ne deniyorsa sürekli bu adamı gömen bir kesim var. hadi rakibi anladık kıskançlıktan itibarsızlaştırmaya çalışıyorlar da bizim taraftara noluyor.
tam iyileşmemiş singo, boey ile başlamadı. evet yunus kötüydü belki devrede çıkarabilirdi ama başka ne var laf söyleyecek. doğru zamanda doğru hamleler yaptı, takımı kazandı. başarıda onun hiç mi payı yok. kaybedince suçlu, kazanınca oyuncular kaliteli. o adamları yönetmek de bir iş. guardiola taylan'la mı maç kazanıyor, yıldızlar karması oynatıyor, ona gelince övülüyor ya.
okan'a rağmen galibiyet diye birşey çıkardılar bir de. liverpool galibiyetinde başında okan var, tottenham galibiyetinde başında okan var, manu maçları ona keza. bugün şampiyonlar ligi'nde 5 attığını izliyorsan başında okan var. kaç kere izledin takımının ucl'de 5 gollü galibiyetini.
usg'ye yenilince eleştiriyorsan ki haklısın, bu maçlarda da hakkını ver ki adil olsun.
türk futboluna fatih terim gibi ilmek ilmek yazıyor adını hoca. yolu açık olsun.
devamını gör...

