zaman tüneli
yazarların yaşadığı şehre söylemek istedikleri
sendeyken hiçbir güzellik yaşamadım. sen astrokartografi hesaplamasında plütonun geçtiği şehirsin. seni nasıl bulup geldim, hiç anlayamıyorum.
senden sonra ciddi ciddi sivas, yozgat, kastamonu sıcak gelmeye başladı.
senden sonra ciddi ciddi sivas, yozgat, kastamonu sıcak gelmeye başladı.
devamını gör...
erkek yazarların sözlüğe girme amacı
siz aciz yaratıkları
kendimden mahrum bırakmak istemediğim için.
bana şükredin
mümkünse tapın.
kendimden mahrum bırakmak istemediğim için.
bana şükredin
mümkünse tapın.
devamını gör...
ev taşımak
devamını gör...
daha önceden biriyle çıkmış kızla evlenmek
ben bu konuyu bilgisine çok itibar ettiğim ulemadan birilerine sordum zaruret halinde çıkmış kızla evlenmekte beis yok ancak inmiş kızla cıks ı ıhhh caiz değil diye cevab geldi.
devamını gör...
bu yaşa kadar nasıl geldin sorusu
bence ben durudum yaş bana geldi.
devamını gör...
yalova'da baba kıza saldıran komşular
bazen düşünüyorum bu fırındaki küreğin sapı saldırgana monte edilse butik şekercilerdeki elma şekeri kadar tatlı görünmez mi diyorum sonra aniden irkiliyorum kendimden bile korkuyorum. cıks bizim toplumsal sözleşmeye uyarak bazı hak ve özgürlüklerimizden kişiler üstü bir kurum olan devlet müdahil olsun diye feragat ettiğimiz aklıma geliyor.
aferin tabi ya en iyisini yapmışız deyip rahatlıyorum. yaşasın atalarımız varolsun ecdad.
aferin tabi ya en iyisini yapmışız deyip rahatlıyorum. yaşasın atalarımız varolsun ecdad.
devamını gör...
bu yaşa kadar nasıl geldin sorusu
ipne doktorlar yüzünden. yoksa ne güzel 2018'de mortlamıștım ben. *
devamını gör...
günaydın sözlük
yeni çıktı bu gün, taptaze, dumanı üstünde,
iftarlık...
günaydın sözlük!
yeni haftanın kurdelesini kesmek benden olsun,
en taze umutların uğrağı içinde,
geceden güne akan dilekleriniz;
hep kabul olsun!
iftarlık...
günaydın sözlük!
yeni haftanın kurdelesini kesmek benden olsun,
en taze umutların uğrağı içinde,
geceden güne akan dilekleriniz;
hep kabul olsun!
devamını gör...
chatgpt
ulan ben teli carplaye bağlayınca, tel ekranında yakıt düşük en yakın benzinliğe gitmek ister misiniz yazısını görünce, alla alla nerden anladı ki acaba diye tribe girdim, yarım saat sonra anlayacak tabi, arabanın beyninden çekti ellam diye ohhh dedim rahatladım. millet çetcibidiye neredeyse bağlanma büyüsü yapacak medyum soracak raddeye gelmiş. kimin bacısı bu alet öcük böcük yiyen uzak asyalıların icat etmiş olduğu yorumlayabilir bir arama robotu başka birşey değil.
bugün hasbelkader etten kemikten bir adamla yazışıyor olsan ve garibim yatalım gecoldu dese; aha niyetini çok erken belli etti manipülatör zibidi ohhh bastım redflagi ayyyy iyi kurtuldum dersin saf saf. önüne bi de masumiyet müzesi kitabı seçkin mecmuacılarla beraber sizde de olsun istemez misiniz reklamı düşer hıhı olsun tabi dersin ayak üstü 300 liralık ederler.
az biraz kendimize gelelim lütfen!
bugün hasbelkader etten kemikten bir adamla yazışıyor olsan ve garibim yatalım gecoldu dese; aha niyetini çok erken belli etti manipülatör zibidi ohhh bastım redflagi ayyyy iyi kurtuldum dersin saf saf. önüne bi de masumiyet müzesi kitabı seçkin mecmuacılarla beraber sizde de olsun istemez misiniz reklamı düşer hıhı olsun tabi dersin ayak üstü 300 liralık ederler.
az biraz kendimize gelelim lütfen!
devamını gör...
bu yaşa kadar nasıl geldin sorusu
nefes almak ve kan dolaşımı gibi konularda benim pek bir çabam olmadı. kendiliğinden oluyor onlar. genel sistemlerin vücut içerisindeki durumlarına pek karıştığım söylenemez. yani endokrindir, epifizdir, hipotalamus, on iki parmak bağırsağı falan hiç bana sormazlar abi bugün ne yapalım diye. yemek yemesini öğrenmişim zamanında. bazen keyfini çıkartsam da bazen sırf doymak ihtiyacını gideriyorum. meme ve mamadan bin türlü bitki ve hayvanata ulaşmak da ayrı bir takdiri hakediyor elbette yemek konusunda. mesela tam şu anda sabahın köründe çekirdek çitliyorum. daha bebekken yapılan ve o yaşa göre de çok sevilen boğuşma aktivitesini benim de yapmış olabileceğimi düşünüyorum ama bebektim pek o yaşları hatırladığımı söyleyemem. sonrasında o boğuşma aktivitesi hiç yakamı bırakmadı. yürümek için boğuşmaca, okumak için boğuşmaca, iş bul ayrı boğuşmaca, aşık ol hem boğul hem boğuş, yatakta boğuşmacalar*yani o boğuşma aktivitesinin sürekli farklı şekilleriyle içindesin. bunun yanında okunan kitaplar, tartışılan sohbetler, alınan eğitimler, kafayı bol bol bir yerlere çarpma, birşeylerin bol bol kafana dank etmesi, kendini düşünmeler, başkalarını düşünmeler, aileni düşünmeler, kendinden çok aileni düşünmeler, onu düşün, bunu düşün, düşün, düşün, düşün. kendini düşünemez hale geliyor insan sonunda. kendini unutuyor yada kendinden kaçmaya başlıyorsun.
sonuç. vücut zaten çoğu şeyi otomatik yapıyorken sadece yemek yenilerek de bu yaşa kadar gelinir mi. bence evet. ye, iç, sıç. olabilirliği yüksek.
farkımız ne peki. anadolunun ücra bir köyündeki yaşlı insandan. yada new yorkdaki bir plaza çalışanından. çindeki işçiden, norveçteki köylüden, hayvanat bahçesinde kafesteki maymundan, hapisteki katilden, papa on ikinci koduğumdan, edip canseverden yada çehovdan, armstrongdan yada trumpdan, savaşta kurşun atandan yada o kurşunu yiyenden farkımız ne. italyan hakemden farkımız ne. einstein, platon ve karim abdul cabbardan farkımız ne. bütün oscarları toplayan oyuncuyla porno film oyuncusunun farkı ne yada bizim farkımız.
bilmiyorum.
bu yaşa kadar nasıl geldim. ben de bilmiyorum. sadece yiyip, içip, sıçıp yaşardım ben ve kalan milyarlar. neyin çabası, neyin uğraşı, neyin boğuşması. bilmiyorum. bir tane hayatımız var. on tane olsa ne bok değişecek. yedi, içti, sıçtı arada da bir şeylerle boğuştu çarpı on olur sadece.
bu yaşa kadar nasıl geldim. inanın hiç bilmiyorum. sanırım çok şanslıyım.
sonuç. vücut zaten çoğu şeyi otomatik yapıyorken sadece yemek yenilerek de bu yaşa kadar gelinir mi. bence evet. ye, iç, sıç. olabilirliği yüksek.
farkımız ne peki. anadolunun ücra bir köyündeki yaşlı insandan. yada new yorkdaki bir plaza çalışanından. çindeki işçiden, norveçteki köylüden, hayvanat bahçesinde kafesteki maymundan, hapisteki katilden, papa on ikinci koduğumdan, edip canseverden yada çehovdan, armstrongdan yada trumpdan, savaşta kurşun atandan yada o kurşunu yiyenden farkımız ne. italyan hakemden farkımız ne. einstein, platon ve karim abdul cabbardan farkımız ne. bütün oscarları toplayan oyuncuyla porno film oyuncusunun farkı ne yada bizim farkımız.
bilmiyorum.
bu yaşa kadar nasıl geldim. ben de bilmiyorum. sadece yiyip, içip, sıçıp yaşardım ben ve kalan milyarlar. neyin çabası, neyin uğraşı, neyin boğuşması. bilmiyorum. bir tane hayatımız var. on tane olsa ne bok değişecek. yedi, içti, sıçtı arada da bir şeylerle boğuştu çarpı on olur sadece.
bu yaşa kadar nasıl geldim. inanın hiç bilmiyorum. sanırım çok şanslıyım.
devamını gör...
erkek yazarların sözlüğe girme amacı
kadınlarla konuşmak ;)
henüz amacıma ulaşamadım tabi.
muhabbet tam başlayacak "üff git be!" diyorlar.
henüz amacıma ulaşamadım tabi.
muhabbet tam başlayacak "üff git be!" diyorlar.
devamını gör...
sadece askerde karşılaşılan olaylar
kız mevzusu gibi dişi köpek yüzünden mevzu çıkması. "bilader sen benim köpeği nasıl kömürlüğe götürürsün o köpek benim" deyip birbirine girmiş ospu çocukları.
devamını gör...
erkek yazarların sözlüğe girme amacı
can sıkıntısı
devamını gör...
ev taşımak
ev taşınır taşınmasına da başa bela olan asıl kiracıdır. daha doğrusu o depozito var ya o depozito... o depozitoyu vermemek için nasıl kıvranıyor. bir görseniz.
internette bu firma ile okuduklarım inanılmaz yorumlar ve yasal olmayan ama şart koştukları maddeler var. sabırla bekliyorum bakalım, ne olacak? davalık olursak şaşmam muhtemelen.
kadına diyorum ki, "boyayım mı duvarları?" diyor ki, "bilmem, x'e sorayım." ya, söylesene bana, sen ne biliyorsun? banyoda mesela güzelcesine temizlemişim. küçük bir leke buldu. ama belli bir yerde durmam gerekiyor ki göreyim. neyse, "bak", diyor "lekeyi gördün mü lekeyi? olmasın bunlar heee" "ben ne kadar temizlesem de sen beğenmeyeceksin" dedim. "servislerimizden bir tanesi olan oda temizliğini şu x ücretine kullanabilirsin ancak şunlar dahil değil" yani, sağ ol da kullansam bile yine leke bulmaya çalışacaksın. demek istediğim, davada görüşürüz, cicim.
t: yaşadığın yerdeki eşyaları başka, yeni bir yaşama alanına transport etmek.
internette bu firma ile okuduklarım inanılmaz yorumlar ve yasal olmayan ama şart koştukları maddeler var. sabırla bekliyorum bakalım, ne olacak? davalık olursak şaşmam muhtemelen.
kadına diyorum ki, "boyayım mı duvarları?" diyor ki, "bilmem, x'e sorayım." ya, söylesene bana, sen ne biliyorsun? banyoda mesela güzelcesine temizlemişim. küçük bir leke buldu. ama belli bir yerde durmam gerekiyor ki göreyim. neyse, "bak", diyor "lekeyi gördün mü lekeyi? olmasın bunlar heee" "ben ne kadar temizlesem de sen beğenmeyeceksin" dedim. "servislerimizden bir tanesi olan oda temizliğini şu x ücretine kullanabilirsin ancak şunlar dahil değil" yani, sağ ol da kullansam bile yine leke bulmaya çalışacaksın. demek istediğim, davada görüşürüz, cicim.
t: yaşadığın yerdeki eşyaları başka, yeni bir yaşama alanına transport etmek.
devamını gör...
öznel gerçeklik vs nesnel gerçeklik
gece gece kafa açmaya geldim yine ben ya da sıkılan canları daha da sıkmaya. destansı bir yazı olabilir de olmayabilir de, şu an bilmiyorum. uyarılarımı yaptım, arzu eden bundan sonrasını okumaz, kalanlara ise yazdıklarımı okuyacakları için şimdiden teşekkür ediyorum.
önce tanımları yapalım, versus kolay kısmı.
öznel gerçeklik : bir şeyin zihne bağlı olarak gerçek olmasına öznel gerçeklik deniyor arkadaşlar. yani zihninizin "gerçek" olarak algıladığı her şey, tam olarak bu gerçeklik tanımına girer. buradaki "algı" sözcüğüne dikkat. zira algıları duyu organlarımız aracılığıyla, zihnimizde oluştururuz. ya da tersten söylersek zihnimiz, duyu organlarımız aracılığıyla bir algı oluşturur. işte bu oluşan algımız sonucunda, deneyimlediğimiz her şey öznel gerçekliğe girer. kişiler aynı duyu organlarına sahip olsalar bile, ama duyu organlarının farklı çalışabilmesi veya hiç çalışmaması ama her kişinin duygu ve düşünme biçimlerinin farklılığından dolayı, öznel gerçeklik, kişiden kişiye değişebilir ve bir kişi için doğru olan şey bir başkası için doğru olmayabilir. örnekler verelim ;
- bu kahve çok lezzetli (tatma duyumuzla ilgili, damak zevkine veya kültürel deneyimlere göre değişebilen bir gerçeklik)
- izlediğim en sıkıcı filmdi (bir başkası için aynı filmin eğlenceli olması bile mümkün, oysa beyinler, gözler aracılığıyla aynı filmi algılıyor)
- kırmızı renk çok seksi bir renktir. (seks kelimesini özellikle seçtim dikkatiniz yoğunlaşsın diye. bir başka insan için kırmızı renk seksilikten ziyade korkuyu çağrıştırabilir. ne demiştik deneyimler gerçeklik algımızı etkileyebilir)
- renk körü olan bir insan, yeşil ve kırmızıyı ayırt edemeyebilir. bu da onun dünyasında ki bir nesneyi farklı gerçeklikte görmesine neden olur.
- aklınıza gelecek olan her türlü inanç. yaratıcı kavramı, dinler, astroloji, büyü, komplo teorileri, dünya düzdür diyenler veya dünya dışı zeki yaşamın var olduğuna dair görüş bildirenler. bunların tamamı öznel gerçekliğe girer. ancak nesnel kanıtlarla, nesnel incelemeye açık yönleri olabilirler. dini metinler, ufo videoları vs.
nesnel gerçeklik : bir şeyin zihinden ve dolayısıyla kişiden bağımsız olarak, ölçülebilir ve dış dünyada var olan olgulara verilen gerçekliğe denir. yine basit örnekler verelim ;
- su 100 santigrad derecede kaynar. (bilimsel bir gerçek, ölçülebilir ve herkes için geçerli bir gerçek. sana göresi, bana göresi olmaz).
- kırmızı ışık, yaklaşık 620-750 nanometre dalga boyunda görünür. bu, ışığın rengini belirleyen nesnel bir ölçümdür ve herkes için aynıdır, ama algımız öznel olabilir. dolayısıyla kırmızı renk veya ışık, algımızdan bağımsız olarak nesnel bir gerçekliktir. yani kırmızı rengi farklı algılayan bir kişi olması, kırmızı rengin nesnel gerçekliğini değiştirmez. ki genelde insanlar bu tip tartışmalarda, bu örneği verip, "bak demek ki gerçek dediğimiz şey gerçek değilmiş" tarzı bir argümanla geliyor. oysa nesnel gerçeklik bu tarz argümanlarla çürütülemez.
yanılsamalar, algımızın gerçekliği yanlış yorumlamasıdır. beynimiz çalışma prensibi olarak eksik bilgileri kendi doldurur ve bu kimi durumlarda yanıltıcı olabilir. bunlar optik (görsel), işitsel veya bilişsel olabilir. ki bu yanılsamalar da nesnel gerçekliği ortadan kaldırmaz, olsa olsa öznel gerçekliğe dönüşmesine neden olur. şizofren hastalarının duyduğu sesler, takip edildiğini düşünmesi veya gözünde canlanan şeyler onun için elbette gerçektir. ama onun bu kişisel deneyimleri ancak öznel gerçekliğe dahil edilebilir, nesnel gerçekliği tartışma konusu yapmaz.
bu başlığı açma nedenim, bugün daha doğrusu dün sözlükte benim de tanım girdiğim "simülasyon da yaşama ihtimalimiz" üzerine açılan başlıktı.
tüm insanlık yok olsa da, içinde yaşadığımız evren bizden bağımsız bir şekilde varlığını sürdürmeye devam edecek. tıpkı insanlık var olmadan önce de evrenin hatta yaşadığımız gezegen dünyanın var olduğu gibi. o nedenle simülasyon teorisinin bana göre en zayıf karnı tam olarak burası. bence simülasyon teorisinin ortaya çıkmasında ki temel motivasyon, varlığımızı anlamlı kılmak hatta evrenin merkezine kendimizi koyma arzumuzdan kaynaklı.
versus da tarafım belli, nesnel gerçeklik. ve unutmayın tartışmaya çalıştığınız şeyler öznel gerçekliğin konusu, nesnel gerçekliğin değil. okuyanlara sabırları için bir kez daha teşekkür ediyorum.
önce tanımları yapalım, versus kolay kısmı.
öznel gerçeklik : bir şeyin zihne bağlı olarak gerçek olmasına öznel gerçeklik deniyor arkadaşlar. yani zihninizin "gerçek" olarak algıladığı her şey, tam olarak bu gerçeklik tanımına girer. buradaki "algı" sözcüğüne dikkat. zira algıları duyu organlarımız aracılığıyla, zihnimizde oluştururuz. ya da tersten söylersek zihnimiz, duyu organlarımız aracılığıyla bir algı oluşturur. işte bu oluşan algımız sonucunda, deneyimlediğimiz her şey öznel gerçekliğe girer. kişiler aynı duyu organlarına sahip olsalar bile, ama duyu organlarının farklı çalışabilmesi veya hiç çalışmaması ama her kişinin duygu ve düşünme biçimlerinin farklılığından dolayı, öznel gerçeklik, kişiden kişiye değişebilir ve bir kişi için doğru olan şey bir başkası için doğru olmayabilir. örnekler verelim ;
- bu kahve çok lezzetli (tatma duyumuzla ilgili, damak zevkine veya kültürel deneyimlere göre değişebilen bir gerçeklik)
- izlediğim en sıkıcı filmdi (bir başkası için aynı filmin eğlenceli olması bile mümkün, oysa beyinler, gözler aracılığıyla aynı filmi algılıyor)
- kırmızı renk çok seksi bir renktir. (seks kelimesini özellikle seçtim dikkatiniz yoğunlaşsın diye. bir başka insan için kırmızı renk seksilikten ziyade korkuyu çağrıştırabilir. ne demiştik deneyimler gerçeklik algımızı etkileyebilir)
- renk körü olan bir insan, yeşil ve kırmızıyı ayırt edemeyebilir. bu da onun dünyasında ki bir nesneyi farklı gerçeklikte görmesine neden olur.
- aklınıza gelecek olan her türlü inanç. yaratıcı kavramı, dinler, astroloji, büyü, komplo teorileri, dünya düzdür diyenler veya dünya dışı zeki yaşamın var olduğuna dair görüş bildirenler. bunların tamamı öznel gerçekliğe girer. ancak nesnel kanıtlarla, nesnel incelemeye açık yönleri olabilirler. dini metinler, ufo videoları vs.
nesnel gerçeklik : bir şeyin zihinden ve dolayısıyla kişiden bağımsız olarak, ölçülebilir ve dış dünyada var olan olgulara verilen gerçekliğe denir. yine basit örnekler verelim ;
- su 100 santigrad derecede kaynar. (bilimsel bir gerçek, ölçülebilir ve herkes için geçerli bir gerçek. sana göresi, bana göresi olmaz).
- kırmızı ışık, yaklaşık 620-750 nanometre dalga boyunda görünür. bu, ışığın rengini belirleyen nesnel bir ölçümdür ve herkes için aynıdır, ama algımız öznel olabilir. dolayısıyla kırmızı renk veya ışık, algımızdan bağımsız olarak nesnel bir gerçekliktir. yani kırmızı rengi farklı algılayan bir kişi olması, kırmızı rengin nesnel gerçekliğini değiştirmez. ki genelde insanlar bu tip tartışmalarda, bu örneği verip, "bak demek ki gerçek dediğimiz şey gerçek değilmiş" tarzı bir argümanla geliyor. oysa nesnel gerçeklik bu tarz argümanlarla çürütülemez.
yanılsamalar, algımızın gerçekliği yanlış yorumlamasıdır. beynimiz çalışma prensibi olarak eksik bilgileri kendi doldurur ve bu kimi durumlarda yanıltıcı olabilir. bunlar optik (görsel), işitsel veya bilişsel olabilir. ki bu yanılsamalar da nesnel gerçekliği ortadan kaldırmaz, olsa olsa öznel gerçekliğe dönüşmesine neden olur. şizofren hastalarının duyduğu sesler, takip edildiğini düşünmesi veya gözünde canlanan şeyler onun için elbette gerçektir. ama onun bu kişisel deneyimleri ancak öznel gerçekliğe dahil edilebilir, nesnel gerçekliği tartışma konusu yapmaz.
bu başlığı açma nedenim, bugün daha doğrusu dün sözlükte benim de tanım girdiğim "simülasyon da yaşama ihtimalimiz" üzerine açılan başlıktı.
tüm insanlık yok olsa da, içinde yaşadığımız evren bizden bağımsız bir şekilde varlığını sürdürmeye devam edecek. tıpkı insanlık var olmadan önce de evrenin hatta yaşadığımız gezegen dünyanın var olduğu gibi. o nedenle simülasyon teorisinin bana göre en zayıf karnı tam olarak burası. bence simülasyon teorisinin ortaya çıkmasında ki temel motivasyon, varlığımızı anlamlı kılmak hatta evrenin merkezine kendimizi koyma arzumuzdan kaynaklı.
versus da tarafım belli, nesnel gerçeklik. ve unutmayın tartışmaya çalıştığınız şeyler öznel gerçekliğin konusu, nesnel gerçekliğin değil. okuyanlara sabırları için bir kez daha teşekkür ediyorum.
devamını gör...
chatgpt
yapay zekalar içinde en malı.
devamını gör...
yapay zeka abi
zekai abi.
alın size kelime esprşsi şimdi dağılın ve kullanın ortamlarda.
alın size kelime esprşsi şimdi dağılın ve kullanın ortamlarda.
devamını gör...
daha önceden biriyle çıkmış kızla evlenmek
ya biz 5 kişiyle sevişmiş kadına bakire gözüyle bakıyoruz sizler halen "daha önce 1 kişiyle çıkmış kızla evlenmek" diyorsunuz.
kusura bakmayında bulmuşsunuz kılsızını istiyorsunuz.
kusura bakmayında bulmuşsunuz kılsızını istiyorsunuz.
devamını gör...
en zor günlerinde yalnızca kendinin yanında olması
onun benden başka gidecek yeri yok.
benim de ondan.
benim de ondan.
devamını gör...
