zaman tüneli

bu şarkı 1977'de meşhur olmuştur. ama 1971'de ferdi baba ilk defa okumuştur. bu da ilk versiyonudur.
devamını gör...

al yalnızlığını çal başına, umudu alıp götürdünse...

gelme! git benimle!
devamını gör...

belirli olan belirsizlik
dinamik otorite
sağlayıcılık indeksi
devamını gör...

sadece bir sözlükte yazar. alıp götürür başını, başı gider geri gelmez. kaypak değildir...
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

baya severek izlediğim bir anime oldu. açıkçası ilk başta mecha veya aksiyon tarzından bir şey izleyeceğimi düşündüm. fakat dizi ilerledikçe felsefe, mit, psikoloji gibi birçok farklı katmanla karşılaşmak şaşırtıcı; başka hiçbir yapımda görmediğim temposu keyifliydi.

karakterlerin derinden gelen savunma mekanizmaları da etkiyiciydi bence. ilk başta shinji'nin o şımarık tavırları baymadı değil ama sadece sevilmeye ihtiyaç duyduğunu görünce farklı bir pencereden bakabildim.

yapıldığı döneme, anlatmak istediği şeylere bakarsak bence müthiş bir animeydi.
devamını gör...

sözlerini bilmeyen böyle devam eder şarkıya. o da gariptir...
devamını gör...

yönetim edersonun kellesini alabilir mi acaba rica etsem? defansı da sallandırsa samandıra girişinde güzel olur.
devamını gör...

traş losyonu kokusuna yükselen var. skalanın genişliğine bakar mısın!
devamını gör...

bu takım ligin başında şampiyon takım değildi, şimdi de değil, bu takımın maçlarını keyif veriyorsa izleyeceksin, seneye belki bir şeyler olur ama bu sene bu takımdan şampiyon olmaz.
devamını gör...

hayatımı yazınca düşünürüm.
devamını gör...

geçen seneydi sanırım. hoş bi hatunla tanıştık, laf muhabbet derken okuduğum bi kitaptan bişi söyledim, anlamadı. anlattım durumu böyleyken böyle diye kitabı merak etti. aramış taramış bulamamış ben de gittim aldım hediye ettim.

yarın bir gün olur da evime gelir "e hani prada sen de yok o kitap?" derse diye iki tane aldım ve bahane olarakta birlikte okuruz dedim, demez olaydım. okuduğum kitabı tekrar okumak sarmadı, o da arada beni darlıyo nerdesin neresindesin diye. dedim sen oku konuşuruz üzerine. bunu bi ödev gibi söylediğim için okumadı ve "nefret ederim bana ödev veren erkeklerden" diyip gitti. birinden kitap hediye alırken okuyup okumamanız karşınızdakinin tavrına bağlı olmasın lütfen sevgili hanımlar. okumuşum zaten bi daha nasıl okuyayım 500 sayfa kitabı. bu da can, bana da yazık değil mi?
devamını gör...

böyle bir şey yaparsam hiç okumadığım tuğla gibi kitaplar hediye edip, sonra kitaptan bahsedilince “bilmiyorum, ben okumadım ki” deme gibi fantezilerim var.
devamını gör...

genelev kuyrugu uzmanı, seks filmlerinin önde oturan seyircisi, piyango abonesi.
devamını gör...

demedim kardeşim.
bütün gücümle, bütün sesimi kullanarak boğazım yırtılana kadar bağırdım. yetmedi mi lan vurduğun hayat sağdan soldan bir de beni kendi ölümümle korkutuyorsun.
devamını gör...

iki adettir. önlerinde de ışığı uygun şekilde kıran, eğip büken bir çift cam mevcuttur. üstlerinde de aşağı yukarı putin'in aracının kapısı kalınlığında 2 adet kaş mevcuttur.*
devamını gör...

#3896501

muazzam bir adamsın, allah neşeni daim etsin. benim neşemi el birliğiyle kaçırdı yönetim ve moderasyon yıllar içinde, sinirli bir adama dönüştüm. sendeki heyecan ve iştah yıllar sonra beni de heyecanlandırdı. tebrik ederim. “ölüm” nicki pek seni yansıtmıyor ama sen bilirsin tabi.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
gittim spotiden ssledim geldim galerimi kurcalayamam şu an..
devamını gör...

yıllar içinde bana çok şeyler öğreten alışkanlık.
insan bu yola sevdiği kitabı hediye ederek çıkıyor, önceleri bu sevdiği kitabı etraftaki herkese hediye ederek, üzerine hediye notları yazarak, büyük şevkle, hediye edilen herkes kendisi kadar kitabı sevsin beklentisiyle çıkıyor. ilkin işler fena da gitmiyor, hediye alanlar gülümsüyor, kitabın adı geçince kafa sallayıp konuyu yavaşça bir başka yerlere çekiyor. sonra, sonra birileri, kusura bakma okudumadım beni onu diyor, okumadım ben onu, sıkıldım. sıkılmakla kalmıyor o birileri, kitaptan nefret ediyor. okumadığı, okuyamadığı, birkaç sayfasını ancak okuyabildiği kitabı yerin dibine sokuyor. onunla da yetinmiyor bir başkası, okuma zevkini da kritik ediyor, senin seçtiğin kitaplar da hep biraz şey... diyor. hangi şey? olduğunu düşünmeye başlıyor, başka kitaplar okuyorsun, belki nasıl bir "şey" olduğunu sana gösterecek bir kitap da bulunur umuduyla. zamanlar geçiyor, kitaplar okunuyor, okudukça da kendine saklamayı öğreniyor hatta böyle daha rahat hissediyorsun. seni heyecanla sarsan o kitap birini sıkıntıdan öldürebilir, buna içerlemek şöyle dursun, omuz silkip geçiyorsun. ha-ha diyorsun, haha! bu heyecan benim. başkasına tattırmak için çabalayacağıma, iki satır daha okur biraz daha heyecanlanırım. benimle kitapçı dolaşan, 2-3 dostum, kitapçıda bir kitabı çok ister, ya oracıkta alırım ya sonradan hediye ederim. bunlar da zaten çok okuyan kimselerdir. hatta sonrasında değiş tokuş eder başka kitaplar da okuruz. yazdıklarımız, konuştuklarımız kitaplar üzerine olur, buluşmalarda yarım saat okuma molamız olur, birlikte katıldığımız kitap kulüpleri vardır. bizi bağlayan şeylerin ucu bir şekilde kitaplara çıkar. hah işte bu 2-3 kişi dışında kimseye kitap almam. birinin okuyacağı şeyi seçmek zaten biraz "şey" arkadaşlar.
devamını gör...

merhamet göstermek.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim