zaman tüneli

devamını gör...

kesinlikle faydalı olduğunu düşündüğüm türdür.
çok okudum, çokta faydasını gördüm.
birincisi, o tür kitaplarda hayatın bilmediğiniz bir gizemini bulup, ondan sonrada hayatınız değişecek beklentisindeyseniz, o sizin saflığınız.
ikincisi, ben şahsen okurken bilmediğim birşeyi duymak değil, bildiğim şeyi başkasındanda duyup motive olma amacıyla okuyorum. aynı bir psikolog gibi. bildiğin şeyleri söylüyor, ama iyi geliyor.
üçüncüsüde, koskoca kitapta bir cümle bile beni etkileyip birşeyler üzerine düşündürürse, bence o bile yeterli.
sonuç olarak problem kitaplarda değil, sizin beklentilerinizde.
devamını gör...

neden sadece cami peki? o halde çocuğu okulda olanlar okulları, hastası hastanede yatan da hastaneleri finanse etsin. bunun sonu var mı?

bahsettiğiniz gereklilik bu yapıların özerk bir hale gelip kendi kendine yeter bir hale getirilmesi ise ben varım, ama sadece cami deniyor bu da insanın aklına asıl amacın bağcıyı dövmek olduğunu getiriyor. bunda yokum bir şeyin bizim için önemsiz olması başkaları içinde öyle olması gerektiği anlamına gelmez.
devamını gör...

alkollü içkilerden alınan vergilerle karşılamak varken niye sadece o hizmeti kullanan vatandaşlardan para alsınlar ki? böyle mantıklı önerilerle gelmeyin lütfen. ülkemize ters.

"fetvamızı beğendiyseniz camimize abone olmayı ve bağış yapmayı unutmayın."

ek: okul veya hastane değil de neden sadece cami? çünkü ülkemizde eğitim birliği var ve sosyal devlet gereği ücretsiz sağlık hizmetleri de almamız gerek. grip yada kanser kişiyi inancına göre ayırmıyor. ama ülkemizde inanç birliği yok. sadece sünni müslümanlar yaşamıyor, aleviler var, hristiyanlar var, inançsızlar var. üstüne kendi mezhebine ve anlayışına göre tonla tarikat zaten belli bölgelerde özerkliklerini ilan etmiş durumda ve kimse sesini çıkarmıyor. diyanet sadece akp'li sünni hanefi müslümanların başkanlığı gibi hareket etmesin. biz de böyle eleştiriler yapmayalım.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

jonathan 72 yaşında uzak yol tır şoförüydü, ohio’daki şirin evinde hep beyin cerrahı olmayı düşlüyordu, komşuları, arkadaşları hatta eşi bile ona çok geç artık başaramazsın dediler ama jonathan yılmadı çalıştı başardı ve çukurova üniversitesinden mezun oldu. jonathan bugün yozgat şehir hastanesinde nöroloji profesörü ve tam 104 yaşında.

haydi siz de kendinize jonathan’ı örnek alın ve yılmayın, siz de başaracaksınız. o 30 yılı aşkın bir süredir hedeflerine ulaşmanın mutluluğunu yaşıyor, aynısı sizin için de neden olmasın!
devamını gör...

şimdiden iyiydi. balkonda domates yetiştirmeye ve evde pizza yapmaya başlamıştım. tozlanmaya yüz tutmuş gitarımı tekrar elime almıştım. bol bol müzik de dinliyordum. keşke geniş bahçeli bir evim olsaymış. daha keyifli olurdu. balkon, müzik ve yeni hobilerle zaman geçiriyordum. o yaz, saksıda yetiştirdiğim sırık domateslerden pizza sosu yapmıştım. çeri domateslerin tadına bakmak komşulara da nasip olmuştu. fena değildim yani. benim için 2023 ve sonrası kötüydü. zaten pandemi bahanesiyle dayatılan yeni dünya düzeninin ve ekonomisinin etkilerini de "simülasyon" tamamlandıktan sonra 2023 itibariyle görmeye başlamıştık.
devamını gör...

ben şunu söylerim hep sizi onaylayan,yücelten,pohpohlayan ne varsa sizin gelişiminize etki etmez. ilacın tadı kötüdür. sizin canınızı sıkan şeyde sizin dermanınız bulunur.
devamını gör...

camilerin giderlerini devlet ödüyor biliyorsunuz
inanan inanmayan giden gitmeyen herkes camilere yardım etmiş oluyor

bence ikamete göre herkes her cuma ibadet vergisi ödemeli
tahsil yetkisi imamlarda olmalı
imamlar cemaatten parayı toplamalı
ödemeyenler camiye alınmamalı
devamını gör...

öyle deme. ileride en iyi parayı cukkalayacak profesyoneller yetiştiriyorlar. diyanetin bütçesinden haberin var mı senin? işletme bölümü gibi düşün.
devamını gör...

okuyarak kendinizi geliştirebilirsiniz ama kişisel gelişim kitapları okuyarak bir bok olamazsınız. ama yazarak bir bok olabilirsiniz.
devamını gör...

bilimin merkezi, üretildiği yer olan
deneylerle, tezlerle eğitim öğretimin yapıldığı bir ortamda
ilahiyat gibi varlığı belirsiz, hikayelere dayanan şeylerle ilgili bi bölüm nasıl olabilir?
konuşulan şeylerin bi kısmı felsefenin konusu aynı zamanda
bence israf
devamını gör...

halloween filmini ilk 7-8 yaşlarında izlediğim için bende travma bırakmıştı. ama ona rağmen john carpenter'ın orijinal halloween serisinden daha güzel bir iş ortaya koymuş diyebilirim, bol şiddetli (gore tarzı) ve karakter derinliğine odaklanan bir eser diyebiliriz. ha bir de filmde daha michael myers'ın çocukken her şeyden ve ailesinden umuduğunu kestiği efkarlı bir an vardır, arka planda love hurts'ın çaldığı, işte o epik güzel sahneyi hiç unutamadım, o yüzden her nazareth dinleyişimde aklıma bu film gelir.
devamını gör...



en iyi breakdownlardan birisi.
devamını gör...

ben bursada öğrenciyken çiçek ızgaradan yeni ayrılmıştı, ilk şubesi özdilekteydi.

o zamanlar bursu çekince kilo ile karışık yerdik, şimdi o tadı yok.
devamını gör...

doğum günün kutlu olsun buse abi.
devamını gör...

pokemon gen 10 un çimen başlangıç pokemonu.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
yapay zekaya tahmini iki evrimi nasıl olur diye sordum
bunu attı
bence fena değil bakalım
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normaldi ama ne zaman biticek bu pandemi hep merak ederdik normalleşme sürecinden sonra daha iyi oldu
devamını gör...

yiğit çok farklı bir çocuk. geçen gün moralimin bozuk olduğunu anlayınca en sevdiğim çikolatayı alıp "bugün gülümsediğini hiç görmedim, gülümse de günüm güzel geçsin :)" diye not yazıp masanın üstüne bırakmış. sürekli gülümser, ağzı kulaklarındadır, iltifat eder, ne olduğunu ancak eve gidince anlayabildiğim espriler yapar. onu kızdırmaktan korkuyorum ama bu yine de hoşuma gidiyor. onun yanında bütün çocukluk travmalarım geçiyor sanki, huzur buluyorum, dertsiz biri olup çıkıyorum. sırılsıklam aşık oldum. tıpkı şu an yağmur suyu içeriye akmasın diye pencere kenarına iliştirdiğim el bezinin sırılsıklam olması gibi. akşamdan bu yana sessizce çiseleyen yağmur şimdi bütün hırsıyla camları kamçılıyor.

başlarda "ne güzel yağıyor, rahmet, bereket" diye düşündüm. rahmetli babaannem hep öyle derdi. ama zaman ilerledikçe kaygılanmaya başladım, ilk dakikalarda çiseleyen yağmur her geçen dakika şiddetleniyordu. arkadan neşeli tonla bir kadın sesi "ne güzel ne güzel barajlar doluyor" dedi. içimden sövdüm. sırası mı şimdi kardeşim barajların dolmasının.

evin içinde volta atıyorum, ne zaman içimde bir endişe olsa böyle oluyor. babamla göz göze geldik koridorda. "ne oldu kızım şafak mı sayıyorsun yine" dedi sırıtarak. gülmedim. bu adam da kendini cem yılmaz sanmaz mı, deliriyorum. olur olmadık yerlerde de böyle espriler yapar hep.

kulağıma kulaklıklarımı taktım, hareketli bir şarkı açtım, şarkısız volta atmak tad vermiyor. tabii nabzım yükselmişken arabesk dinlemeyecek kadar kendime değer veriyorum, bu grubu da yiğit önerdi bana, ne zevkli çocuk. bilmediği, anlamadığı bir şey var mı acaba bu dünyada?

telefon elimden düşmüyor, whatsapp'tan bildirim gelme ihtimali taşikardimi azdırıyor. gözlerim bir pencerede bir telefonda. ilçeye göçeli 5 yıl oldu, her yıl yağmur duasına çıkar çiftçiler ama yine de yağmur yağmaz burada, bugünü mü buldun allah'ım çiftçileri sevindirecek? bari sevindirme işi biraz paylaştırılsaydı biraz da benim gönlüm olsaydı, sel olmasaydı da "bugün de iyi yağdı mübarek" deseydik mesela. sanırım namaza başlamalıyım.

artık bu strese dayanamayacağım, yiğit'e ben mesaj atacağım. mesajı yazarken tremorum ortaya çıkıyor, harfleri yanlış basıyorum. 20 saniyede atılacak mesaj 1 dakikada yazılamıyor. umarım yiğit online değildir, destan yazıyorum sanacak. sanki 700 kişinin önünde konuşma yapıyorsun be kızım, altı üstü bir mesaj. mesajı yollayabiliyorum sonunda, zaten hızlı atan kalbim artık ağzımda.

saniyeler, saliseler geçmiyor artık. en son üniversite yerleştirme sonuç ekranını açarken bu kadar heyecanlanmıştım. ama sanırım bu ondan daha heyecanlı. bildirim geliyor. bir anlık cesaretle mesajı açıyorum. "yağmur yağıyorsa ne olmuş güzelim, en kötü liseli aşıklar gibi yağmurda dans ederiz" yazıyor ekranda. bütün vücudumu bir ferahlık kaplıyor. gözlerim doluyor, pencere umrumda değil. yağmur hala yağıyor ama artık rahmet, bereket gibi geliyor bana.
devamını gör...

içişleri bakan yardımcısı olmuş
bu cv daha azı olamazdı zaten, ta lisede sinyali vermiş


lise: imam hatip lisesi
lisans: ankara üniversitesi iletişim fakültesi rts
yüksek lisans: istanbul ticaret üniversitesi, uygulamalı psikoloji
doktora: marmara üniversitesi iletişim fakültesi, gazetecilik bölümü
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim