zaman tüneli
ermenistan
varlığını türk düşmanlığı üzerine inşa eden bir devlet, en azından dürüst bir hasımdır. çünkü onlar, bizden görünüp sırtımızdan vuran sinsi hainler gibi maske takma zilletine düşmemiş; düşmanlığını bile bir haysiyetle ilan etmiştir.
devamını gör...
bulunca rahatlayacağımız şeyler
o andaki duruma bağlı olarak antibiyotik,burun spreyi, kalem, silgi, şifre,kablo. (bkz: tgrt günbatımı reklam jeneriği) (bkz: hugoya küfür eden çocuk)
devamını gör...
eski bir şarkının tesadüfen duyulması
bazen kendini öne sürmesi, hiç dinlenmemişken de akla gelebilmesi, ne alaka dedirtmesi hatta.
çalmadan duyulmak bir nevi.
kimden kime acep...
bana değil ise parazit ben sölüm.
çalmadan duyulmak bir nevi.
kimden kime acep...
bana değil ise parazit ben sölüm.
devamını gör...
sözlük yazarlarının komik anıları
lisede güvenlik yanında nöbetçiydim adama telefon geliyor sürekli siyaset konuşuyor sonra bana siyaset anlatıyor adam susmuyor ben diyom abi bilmiyom siyaset ilgilenmiyom sevmiyom durdurmak bilmiyor bana da zorla kendi görüşünü yaymaya çalışıyor ben de o zaman korktum dedim böcek mi var acaba alıp bana iftira mı atacak vs diye hahahhaahhaajjaahaahahaha sonra adam konuşa konuşa uykum gelmiş nöbet başında uyumuştum araba gelmişti kapıyı açmamıştım uykudan azar işitmiştim neyse o adamdan kurtulunca oh demiştim sonra diğer arkadaşlarda demişti susmuyor susmuyor konuşuyor siyaset anlatıyor hahahahahahahhahaha hahahhaahhahaah
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
defolup gitmek istediğim her yere kendimi de götürdüm. gidecek yer bırakmadığım gibi tam olarak bir yere de varamadım. bu tip durumlarda adama “ne anladın bu işten?” diye sorarlar. şimdilik onu da duymayayım diye hızlanıyorum. bakalım daha nerelere varamayacağım.
devamını gör...
27 şubat 2026 sırbistan türkiye a milli erkek basketbol maçı
basketbol takip etmesem de başlığı görünce merak edip baktım, 82-78 vurup geçmiş, 3/3 yapmışız. merak edenler için belirtmiş olalım.
12 dev adamın yolu açık, yolun sonu zafer olsun.
12 dev adamın yolu açık, yolun sonu zafer olsun.
devamını gör...
şeytan olsaydınız yapacağınız şeyler
gecenin bi yarısı 'hadi biz buluştuk sen de gel' diye evinde masum masum yatan arkadaşı çağırmak..
benim tatlı şeytanlarım yaa..
benim tatlı şeytanlarım yaa..
devamını gör...
galatasaray’ın türk sporunun lokomotifi olması
tanım: paralel evrenden internete bağlanıp sözlükte başlık açan bir holiganın halüsinasyon silsilesi.
abi adam yusuf dikeç ile mete gazoz'un başarısını uefa kupasına bağlamış ya. yemin ediyorum bu metni yazarken ne içildiyse aynısından istiyorum. mete gazoz olimpiyatlarda yayı gererken içinden "ulan be, hagi ne koymuştu monaco'ya" diye motive oluyor herhalde. yusuf dikeç eli cebinde gümüş madalya alırken fatih terim'in floransa'daki duruşunu falan taklit ediyor zannediyorlar büyük ihtimalle.
alttaki yazar da gelmiş utanmadan "2002 dünya kupasındaki takımın kaleci hariç hepsi bu kadrodan oluşuyordu" diye sallamış. aç bir wikipedia falan oku bari yazmadan önce birader. kalede rüştü (fb), defansta alpay (aston villa), fatih akyel (mallorca), orta sahada o sene bayer leverkusen ile şampiyonlar ligi finali oynamış yıldıray baştürk, ingiltere'de döktüren tugay kerimoğlu, ileride bjk'li ilhan mansız, tayfur havutçu... sanırsın brezilya'yı hasan şaş ile bülent korkmaz 2'ye 11 oynayıp elinden kaçırdı. adamlar kendi mitolojilerini yazıp bir de buna kendi kendilerine inanıyorlar.
gurbetçi meselesi zaten apayrı bir komedi. uefa kupası alındığında daha portakalda vitamin olmayan 2005'li kenan yıldız, bu arkadaşlar sayesinde 15 sene sonra "vay be ne kupa almışlardı" diyip türk milli takımını seçmiş. hakan çalhanoğlu o tarihte 6 yaşında anaokulunda kumda oynuyordu. "fenerli mesut almanya'yı seçti" diye laf soktuğu yerde, sırılsıklam galatasaraylı olan ilkay gündoğan'ın panzerler ile kupa kaldırmasından ya bihaberler ya da işlerine gelmiyor.
"fenerin futbolu bırakıp basketsever olması" diye de kulp takmışlar fenerbahçe'ye. işte anadolu futbol takımı ile "spor kulübü" vizyonu arasındaki uçurum tam olarak bu cümlede gizli. fenerbahçe erkek baskette euroleague'i domine ederken, kadın baskette avrupa şampiyonu olurken, kadın voleybolda dünya kulüpler şampiyonluğunu ülkeye getirirken, yelkeninden küreğine olimpiyatlara sporcu yollarken; bu arkadaşların "lokomotif" dediği kulübün basketbol şubesi maaş ödeyemediği için grevlerle uğraşıyor, amatör branşlarda kepenk kapatmamak için dua ediyordu. adamların spordan anladığı tek şey çimde yuvarlanan bir top. türk futbolu san marino'ydu, siz var ettiniz evet.*
abi adam yusuf dikeç ile mete gazoz'un başarısını uefa kupasına bağlamış ya. yemin ediyorum bu metni yazarken ne içildiyse aynısından istiyorum. mete gazoz olimpiyatlarda yayı gererken içinden "ulan be, hagi ne koymuştu monaco'ya" diye motive oluyor herhalde. yusuf dikeç eli cebinde gümüş madalya alırken fatih terim'in floransa'daki duruşunu falan taklit ediyor zannediyorlar büyük ihtimalle.
alttaki yazar da gelmiş utanmadan "2002 dünya kupasındaki takımın kaleci hariç hepsi bu kadrodan oluşuyordu" diye sallamış. aç bir wikipedia falan oku bari yazmadan önce birader. kalede rüştü (fb), defansta alpay (aston villa), fatih akyel (mallorca), orta sahada o sene bayer leverkusen ile şampiyonlar ligi finali oynamış yıldıray baştürk, ingiltere'de döktüren tugay kerimoğlu, ileride bjk'li ilhan mansız, tayfur havutçu... sanırsın brezilya'yı hasan şaş ile bülent korkmaz 2'ye 11 oynayıp elinden kaçırdı. adamlar kendi mitolojilerini yazıp bir de buna kendi kendilerine inanıyorlar.
gurbetçi meselesi zaten apayrı bir komedi. uefa kupası alındığında daha portakalda vitamin olmayan 2005'li kenan yıldız, bu arkadaşlar sayesinde 15 sene sonra "vay be ne kupa almışlardı" diyip türk milli takımını seçmiş. hakan çalhanoğlu o tarihte 6 yaşında anaokulunda kumda oynuyordu. "fenerli mesut almanya'yı seçti" diye laf soktuğu yerde, sırılsıklam galatasaraylı olan ilkay gündoğan'ın panzerler ile kupa kaldırmasından ya bihaberler ya da işlerine gelmiyor.
"fenerin futbolu bırakıp basketsever olması" diye de kulp takmışlar fenerbahçe'ye. işte anadolu futbol takımı ile "spor kulübü" vizyonu arasındaki uçurum tam olarak bu cümlede gizli. fenerbahçe erkek baskette euroleague'i domine ederken, kadın baskette avrupa şampiyonu olurken, kadın voleybolda dünya kulüpler şampiyonluğunu ülkeye getirirken, yelkeninden küreğine olimpiyatlara sporcu yollarken; bu arkadaşların "lokomotif" dediği kulübün basketbol şubesi maaş ödeyemediği için grevlerle uğraşıyor, amatör branşlarda kepenk kapatmamak için dua ediyordu. adamların spordan anladığı tek şey çimde yuvarlanan bir top. türk futbolu san marino'ydu, siz var ettiniz evet.*
devamını gör...
eski bir şarkının tesadüfen duyulması
zaman tünelinde yapılan istemsiz bir yolculuk, hafızanın tozlu raflarından fırlayan bir anı seli halidir. notlar arasına gizlenmiş geçmişin, bugünün karmaşasında aniden gün yüzüne çıkmasıyla oluşan o tarif edilemez burukluktur. (bkz: nostalji) kaset çalarların ruhu
devamını gör...
köfteci yusuf
şehirlerarası yolculuklarda yemek molası için durduğum birkaç sefer gittiğim, siparişin gelmesi için hiç de uzun süre beklemediğim, biten herşeyin anında yenilendiği, köftesinin lezzetinde bir sıkıntıya denk gelmediğim, fiyatında da pahalılık olmayan mekan.
herkes gömmüş ama ben siparişlerde de soğuk geldiğine, eksik geldiğine falan denk gelmedim. iş yerinde çok sipariş verirdik. siparişi trendyol go kullanarak vermiş olmanın etkisi var mı bilemiyorum tabi.
herkes gömmüş ama ben siparişlerde de soğuk geldiğine, eksik geldiğine falan denk gelmedim. iş yerinde çok sipariş verirdik. siparişi trendyol go kullanarak vermiş olmanın etkisi var mı bilemiyorum tabi.
devamını gör...
suça sürüklenen çocuk
(bkz: sokağa sıçılmış hırt)
devamını gör...
gizemi çözüldüğünde rahatlatacak şeyler
hurafelere inanmayan ve her zaman bilimi savunan bir insan olarak utanmadan uyguladığım, başta eğlencesine olarak ama sonra işe yaramasının verdiği hayretle devam ettiğim o cümlelerin sırrı çözülürse ben gerçekten çok mutlu olurum. ethem dede ethem dede gömleği keten dede eğer bu cümlelerin neden işe yaradığını bulursan sana 3 göbek atam dede.
devamını gör...
dubai çikolatası yememiş harika yazarlar
ya utanıyorum bunu yazarken ama yedim maalesef. hani tadı kötü diye maalesef değil ama ben de popüler kültürü sevmem pek atlamam öyle her şeye hatta hiçbir şeye. ama işte konu antep fıstığı olunca benim şirazem biraz kaydı arkadaşlar. antepli tanıdığı bile olmadığı halde antep fıstığını b*ka sürseler yiyecek olan bir insan düşünün. düşündünüz mü? bu saatte beni düşünmeniz doğru değil unutun lütfen. öyle işte o sebepten yemiş bulundum. ama beklediğim kadar müptela olamadım yine maalesef. ben şerbetle antep fıstığının ilişkisinin savunucusuymuşum bunu öğrendim bu vesileyle. yani künefe, bol fıstıklı... söyleyeceklerim bu kadar. canı çekenlerden özür diliyorum.
devamını gör...
akın gürlek
bal tutanın parmağını yaladığı iktidar döneminde süslü sülü'nün, soğan oğlan'ın, feyzioğlu'nun peşine takılıp kervana katılmış şahıs.
devamını gör...
sevr antlaşması
bu milletin boynuna vurulmak istenen bir kölelik fermanı, anadolu’nun bağrına saplanmış zehirli bir hançerdir. tarihin gördüğü en büyük aşağılama vesikalarından biri olan bu metinle, türk milletini almanların versay ile düştüğü o onur kırıcı çukura hapsetmek istediler.
ancak bir yiğit çıktı ve o kağıt parçasını parçalayarak tarihin çöp sepetine attı. o yiğit, bu milleti sadece toprağını değil, haysiyetini de kurtararak almanlar gibi nesiller boyu sürecek bir eziklikten çekip çıkardı.
şimdi ise sözde 'barış komisyonları' adı altında aynı mandacı zihniyetin pkk ile kol kola girdiğini, o gün yırtılan sevr'i bugün modern kılıflarla yeniden bu millete dayatmaya çalıştığını görüyoruz. bir terör örgütüyle masaya oturup vatanın birliğini pazarlık konusu yapanlar, o günün işbirlikçilerinin bugün küllerinden doğmuş halidir. o yiğidin mirası, bugün barış maskesiyle teröre kapı açanlara karşı aynı sert ve tavizsiz duruşu gerektirir. bu millet sevr'i yırtıp attı, bugün onun kırıntılarını barış diye yutturmaya çalışanları da elbet tarihin karanlığına gömecektir.
ancak bir yiğit çıktı ve o kağıt parçasını parçalayarak tarihin çöp sepetine attı. o yiğit, bu milleti sadece toprağını değil, haysiyetini de kurtararak almanlar gibi nesiller boyu sürecek bir eziklikten çekip çıkardı.
şimdi ise sözde 'barış komisyonları' adı altında aynı mandacı zihniyetin pkk ile kol kola girdiğini, o gün yırtılan sevr'i bugün modern kılıflarla yeniden bu millete dayatmaya çalıştığını görüyoruz. bir terör örgütüyle masaya oturup vatanın birliğini pazarlık konusu yapanlar, o günün işbirlikçilerinin bugün küllerinden doğmuş halidir. o yiğidin mirası, bugün barış maskesiyle teröre kapı açanlara karşı aynı sert ve tavizsiz duruşu gerektirir. bu millet sevr'i yırtıp attı, bugün onun kırıntılarını barış diye yutturmaya çalışanları da elbet tarihin karanlığına gömecektir.
devamını gör...
mutlaka okuyun dediğiniz kitaplar
#3902690
bizanslı'ya ek olarak; carl von clausewitz'den savaş üzerine önerelim. napolyon savaşları döneminde yaşayan clausewitz'in, topyekün savaş'ın abc'si olan bu kitabının satır aralarında günlük yaşama ve sorunlara karşı pek çok ders çıkarılabilir. bizanslı'nın bahsettiği, sun tzu'nun savaş sanatı eserine benzetirim bu yönden.
daha önce başka bi başlıkta bahsetmiştim. ww2'de mussolini'nin damadı ve italyan dış işleri bakanı kont galeazzo ciano'nun günlüğü olam, savaş günlükleri okunmalı. ihtişam, heves/hayal, zirve, hayal kırıklığı, gerçeklerle yüzleşme, diplomasi/mücadele be kaybediş/çöküş. mussolini'ye oranla kafası daha çok çalışan ve ilerleyen dönemde mussolini tarafından idam ettirilecek olan kont'un kendi kaleminden çöküşe giden aşamaları okursunuz gün gün. kafası çalışan adamın çok dersler çıkarabileceği bir eser. bakınız; #76087
edebiyata geçelim. john steinbeck benim en sevdiğim yazardır. onun kaygılarımızın kışı romanı ise okuduğum en iyi romandır. modern insanın bitmek bilmeyen "başarı hırsı" ile "vicdan" arasındaki çelişkiyi bir aile ve ailenin babasının gözünden vurucu şekilde aktarırı. iyi, kötü, kişisel hırslarımız, beklentiler, vicdan vs gibi kavramları tokat gibi daaan diye sorgulatır bu kitap.
son olarak da mitoloji meraklıları için metin and'dan dionisos ve anadolu köylüsü önerelim. anadolu inanışlarında, halk oyunlarında, gelenek/göreneklerinde yaşayan mitolojik köklere odaklanam eski ama doyurucu bir kitap. zamanında köçek başlığında uzun ama çok uzun bir entry yazmıştım bununla ilgili. meraklısı şurdan bakabilir; #2582216
bizanslı'ya ek olarak; carl von clausewitz'den savaş üzerine önerelim. napolyon savaşları döneminde yaşayan clausewitz'in, topyekün savaş'ın abc'si olan bu kitabının satır aralarında günlük yaşama ve sorunlara karşı pek çok ders çıkarılabilir. bizanslı'nın bahsettiği, sun tzu'nun savaş sanatı eserine benzetirim bu yönden.
daha önce başka bi başlıkta bahsetmiştim. ww2'de mussolini'nin damadı ve italyan dış işleri bakanı kont galeazzo ciano'nun günlüğü olam, savaş günlükleri okunmalı. ihtişam, heves/hayal, zirve, hayal kırıklığı, gerçeklerle yüzleşme, diplomasi/mücadele be kaybediş/çöküş. mussolini'ye oranla kafası daha çok çalışan ve ilerleyen dönemde mussolini tarafından idam ettirilecek olan kont'un kendi kaleminden çöküşe giden aşamaları okursunuz gün gün. kafası çalışan adamın çok dersler çıkarabileceği bir eser. bakınız; #76087
edebiyata geçelim. john steinbeck benim en sevdiğim yazardır. onun kaygılarımızın kışı romanı ise okuduğum en iyi romandır. modern insanın bitmek bilmeyen "başarı hırsı" ile "vicdan" arasındaki çelişkiyi bir aile ve ailenin babasının gözünden vurucu şekilde aktarırı. iyi, kötü, kişisel hırslarımız, beklentiler, vicdan vs gibi kavramları tokat gibi daaan diye sorgulatır bu kitap.
son olarak da mitoloji meraklıları için metin and'dan dionisos ve anadolu köylüsü önerelim. anadolu inanışlarında, halk oyunlarında, gelenek/göreneklerinde yaşayan mitolojik köklere odaklanam eski ama doyurucu bir kitap. zamanında köçek başlığında uzun ama çok uzun bir entry yazmıştım bununla ilgili. meraklısı şurdan bakabilir; #2582216
devamını gör...
kapanma döneminde yazarların psikolojik durumu
ya valla ben kendimi hiç öyle görmedim. bana bi şeyler oldu o dönem. kurtlandım resmen. evden mi kaçmadım, yasakta terliklerle sokağa mı atlamadııım daha ne saçmalıklar. hayır çıkınca bi yere de gitmiyorum ya kapının önüne ya da mahallede dolanıyorum. sanki bi tek beni hapsetmişler gibi tripler. bakkala gitmek için evdekilerle kavga ediyodum inanılmaz. evin içinde oksijen mi azdı da benim beynim yandı bilmiyorum ama o kudurmuşluk şu an düşününce çok komik geliyo. ama ben o zamanki aklımla galiba hiç bitmeyecek sandımdı. öyle sanınca da içime cin kabilesi girmiş gibi panik ve en ufacık fırsatı değerlendirip kapının önüne çıkmaya çalışan garip bi kişilik zuhur etti bana. bi de işin garibi bütün covid boyunca bırakın virüsü, soğuk algınlığı bile olmadım.
devamını gör...
diplomasi
savaş diplomasinin silahla devamıdır, silahsız savaşa ise diplomasi denir.
devamını gör...
galatasaray’ın türk sporunun lokomotifi olması
yusuf dikeç, mete gazoz gibi isimlerin başarılarında galatasaray'ın etkisi olup olmadığını bilemem de türk futbolu galatasaray sayesinde tanınmıştır.
geçmişte milli takımımız uzun süre san marino gibi takılmış. keza türk kulüplerinin avrupa'da adının bilinirliği yok. bu düzen manchester united deplasmanında maçın hemen başlarında 2-0 geriye düşen galatasaray'ın oradan geri dönüp 3-2 öne geçtiği, galibiyeti koruyamasa da beraberlikle ayrıldığı ve akabinde manchester united'ı turnuva dışına itmesiyle değişmeye başlıyor ilk kez. sonrasında uefa kupası alınıyor, üstelik namağlup. peşine dünyada ilk ve tek olan süper kupa maçında tarihin en büyük takımı real madrid yenilip, elinden kupa alınıyor. kaleci hariç tamamı bu kadrodan oluşan milli takım dünya kupasında dünya 3.sü oluyor.
velhasıl kelam dünyada futbol adına tanınırlığımız ve izlenebilirliğimiz varsa bu galatasaray sayesinde oluyor.
bunu görmeyen, inkar eden, şans diyen, avrupa kupasını bile feto keto yapı gibi saçmalıklara bağlamaya çalışan apaçık futbol cahilidir. laf anlatmaya çalışmaya değmez.
geçmişte milli takımımız uzun süre san marino gibi takılmış. keza türk kulüplerinin avrupa'da adının bilinirliği yok. bu düzen manchester united deplasmanında maçın hemen başlarında 2-0 geriye düşen galatasaray'ın oradan geri dönüp 3-2 öne geçtiği, galibiyeti koruyamasa da beraberlikle ayrıldığı ve akabinde manchester united'ı turnuva dışına itmesiyle değişmeye başlıyor ilk kez. sonrasında uefa kupası alınıyor, üstelik namağlup. peşine dünyada ilk ve tek olan süper kupa maçında tarihin en büyük takımı real madrid yenilip, elinden kupa alınıyor. kaleci hariç tamamı bu kadrodan oluşan milli takım dünya kupasında dünya 3.sü oluyor.
velhasıl kelam dünyada futbol adına tanınırlığımız ve izlenebilirliğimiz varsa bu galatasaray sayesinde oluyor.
bunu görmeyen, inkar eden, şans diyen, avrupa kupasını bile feto keto yapı gibi saçmalıklara bağlamaya çalışan apaçık futbol cahilidir. laf anlatmaya çalışmaya değmez.
devamını gör...
sahur
gecenin en zifiri karanlığında, tüm dünya uykudayken duyulan o hafif tıkırtılarla başlar her şey. mutfaktan gelen ekmek kokusu, demlenen çayın buğusu aslında karın doyurmaktan çok daha fazlasıdır. o an, allah'ın kullarına rahmetini ve bereketini hiç eksik hissettirmediği, rızkın sadece mideye değil ruha da indiği o eşsiz andır. gökyüzünden yeryüzüne inen bir sükunet, sofradaki her lokmanın şükre dönüştüğü bir vuslat vaktidir. tüm ailenin aynı sofrada buluştuğu, paylaşılan her lokmanın cemaat olmanın huzuruyla harmanlandığı bu vakitlerde insan, birlikteliğin ve paylaşmanın rahmetini iliklerine kadar hisseder.
devamını gör...