zaman tüneli
teoman’ın paramparça şarkısını söylerken camsil içmiş sesi
cam gibi sesi olacağına sil* gibi sesi olmuş. camsil pişmanlıktır.
devamını gör...
herkesin dolabında bir tane ceset var
bir an vegan bir başlık sandım.
aklımda düşündüm bizim evde tavuk ve köfte var. acaba ton balığı da var mı diye. ceset sayısı 3 ederdi çünkü... neyse ki öyle değilmiş.
benim dolabımda kaç ceset var tam bilmiyorum. içinden geçtiğimiz insanlar gibi düşündüm.
ciddi ciddi ağlattığım biri oldu. ama konunun benimle hiç alakası yok, adam kendi deliydi. neye ağladı onu bile bilmiyorum.
travmatize ettiğim 3 kişi çok net var. ama onlar da ceset sayılmaz valla çünkü karşılıklıydı. ben mahvolmadığıma göre onlar da olmamıştır diye tahmin ediyorum. takılıyorlardır normal bir şekilde.
bi tanesi biliyorsunuz ki crossdresser olma yolunda. bunu düşününce onun dolabındaki ceset ben olabilirim gibi geliyor *.
aklımda düşündüm bizim evde tavuk ve köfte var. acaba ton balığı da var mı diye. ceset sayısı 3 ederdi çünkü... neyse ki öyle değilmiş.
benim dolabımda kaç ceset var tam bilmiyorum. içinden geçtiğimiz insanlar gibi düşündüm.
ciddi ciddi ağlattığım biri oldu. ama konunun benimle hiç alakası yok, adam kendi deliydi. neye ağladı onu bile bilmiyorum.
travmatize ettiğim 3 kişi çok net var. ama onlar da ceset sayılmaz valla çünkü karşılıklıydı. ben mahvolmadığıma göre onlar da olmamıştır diye tahmin ediyorum. takılıyorlardır normal bir şekilde.
bi tanesi biliyorsunuz ki crossdresser olma yolunda. bunu düşününce onun dolabındaki ceset ben olabilirim gibi geliyor *.
devamını gör...
teoman’ın paramparça şarkısını söylerken camsil içmiş sesi
teoman'ı türkiye'yi sallarken de dinlemezdim ama türk popüler şarkıcıları, eski kuşaklar da dahil olmak üzere, batılı ses sanatçılarından fersah fersah geridedir. bak şurada yaklaşık 123 yaşında olan 50'li yılların popüler vokallerinden paul anka'nın bir performansı var.
devamını gör...
app plaka
yasadışı, sahte plakanın havalı adı.
normalde plakaların odadan tescili, emniyeti, noteri vs. gerekiyor. buna üşenen yurdumlular kendi kendilerine plaka bastırıp karekodsuz, soğuk damgasız şeyi takıyorlar.
şimdi oturaklı cezası gelmiş hayırlı olsun.
şuna benziyor: pasaportunuz yırtıldığında "lan zaten aslı kayıtlı" deyip printerdan pasaport basamazsınız. "evi aldığımda tapu böyle geldi" diye savunma yapamazsınız.
normalde plakaların odadan tescili, emniyeti, noteri vs. gerekiyor. buna üşenen yurdumlular kendi kendilerine plaka bastırıp karekodsuz, soğuk damgasız şeyi takıyorlar.
şimdi oturaklı cezası gelmiş hayırlı olsun.
şuna benziyor: pasaportunuz yırtıldığında "lan zaten aslı kayıtlı" deyip printerdan pasaport basamazsınız. "evi aldığımda tapu böyle geldi" diye savunma yapamazsınız.
devamını gör...
devlet
antikçağ felsefesi 2 alıyorum. adam sınavı bir kaç kitaptan yapacakmış. biri soktates'in savunması. diğeri bu öbürü de nikamakosa etik mi öyle bir şey. allah vere de yetişiremese.
aldım okumaya da başladım. başında sokrates'in öldüğü sahne
* beni çok etkiledi. inançları için ölebilmek güzel şey vesselam.
aldım okumaya da başladım. başında sokrates'in öldüğü sahne
* beni çok etkiledi. inançları için ölebilmek güzel şey vesselam.
devamını gör...
teoman’ın paramparça şarkısını söylerken camsil içmiş sesi
teoman şarkıyı söylerken adeta bir camsil, bir çamaşır suyu içmiş de ondan sonra paramparça’yı okumuş gibi bir durum ortaya çıkmış.
babacım kimse senden 30 yıl önceki performansını beklemiyor ama mazhar alanson’dan, bülent ortaçgil’den utan en azından. mazhar karga sesiyle yine de tat veriyor şarkılara.
bu resmen şarkıya tecavüz etmiş.
youtube.com/shorts/pUx_zOZI...
babacım kimse senden 30 yıl önceki performansını beklemiyor ama mazhar alanson’dan, bülent ortaçgil’den utan en azından. mazhar karga sesiyle yine de tat veriyor şarkılara.
bu resmen şarkıya tecavüz etmiş.
youtube.com/shorts/pUx_zOZI...
devamını gör...
lulu bir kadın
birçok kadının, özellikle de türkiye şartlarında yaşayan türk kadınının kendisinden bir şeyler bulabileceğini düşündüğüm etienne davodeau tarafından yazılmış keyifli bir çizgi roman.
böyle bir çizgi romanı bir kadının değil de bir erkeğin yazmış olması, lulu karakterinin hislerini bu kadar iyi anlatabilmesi bir tık şaşırttı açıkçası. fazlasıyla da hoşuma gitti.
karakterimiz kitabın adından da anlaşılacağı üzere lulu.
hayatından memnun olmayan, kendisine vakit ayırmaya fırsat bulamayan, vaktinin çoğunu ailesiyle/ aslında çok sevemediği ama bazı zorunluluklardan dolayı birlikte olmak zorunda olduğu kocasıyla geçiren kırklı yaşlarında bir kadın.
aslında kendi hayatını kendi istekleri uğruna yaşamak istiyor fakat kendi isteklerinin ne olduğunu bile fark edemeyecek kadar yorgun birisi.
ve bir gün eve dönmemeye karar vermesiyle hikaye daha da derinleşiyor.
kim olduğunu arıyor bu yolculuğunda. boşluk istiyor, bu boşluğun hesabını kimseye vermemek istiyor.
uzun yollar boyu yürüyor ve bu noktada lulu'nun aslında kim olduğunu daha iyi anlamaya başlıyoruz.
bu yolculuğunda kendi hayatına dokunan insanlarla tanışır ve marthe adındaki yaşlı bir kadınla küçük bir anlaşma yaparlar.
lulu, yolculuğuna devam edecektir ve tüm hikayesini marthe'ye anlatacaktır. bunun karşılığında ise barınma ihtiyacını karşılanacaktır.
her ne kadar kulağa garip bir teklif gibi gelse de lulu'nun bu teklifi kabul etmesiyle hayatı daha farklı bir gidişatta ilerlemeye başlar.
artık ne yapması gerektiğini, amacının ne olduğunu biliyordur ve eve geri dönmesi için son bir işi kalmıştır.
kitaptaki her detay aşırı gerçekçi geldi, çizimler de bir o kadar hoştu.
sıradan bir kadın olan lulu'nun sıradan olmayan kaçış hikayesi aşırı derecede iyi hissettirdi.
böyle bir çizgi romanı bir kadının değil de bir erkeğin yazmış olması, lulu karakterinin hislerini bu kadar iyi anlatabilmesi bir tık şaşırttı açıkçası. fazlasıyla da hoşuma gitti.
karakterimiz kitabın adından da anlaşılacağı üzere lulu.
hayatından memnun olmayan, kendisine vakit ayırmaya fırsat bulamayan, vaktinin çoğunu ailesiyle/ aslında çok sevemediği ama bazı zorunluluklardan dolayı birlikte olmak zorunda olduğu kocasıyla geçiren kırklı yaşlarında bir kadın.
aslında kendi hayatını kendi istekleri uğruna yaşamak istiyor fakat kendi isteklerinin ne olduğunu bile fark edemeyecek kadar yorgun birisi.
ve bir gün eve dönmemeye karar vermesiyle hikaye daha da derinleşiyor.
kim olduğunu arıyor bu yolculuğunda. boşluk istiyor, bu boşluğun hesabını kimseye vermemek istiyor.
uzun yollar boyu yürüyor ve bu noktada lulu'nun aslında kim olduğunu daha iyi anlamaya başlıyoruz.
bu yolculuğunda kendi hayatına dokunan insanlarla tanışır ve marthe adındaki yaşlı bir kadınla küçük bir anlaşma yaparlar.
lulu, yolculuğuna devam edecektir ve tüm hikayesini marthe'ye anlatacaktır. bunun karşılığında ise barınma ihtiyacını karşılanacaktır.
her ne kadar kulağa garip bir teklif gibi gelse de lulu'nun bu teklifi kabul etmesiyle hayatı daha farklı bir gidişatta ilerlemeye başlar.
artık ne yapması gerektiğini, amacının ne olduğunu biliyordur ve eve geri dönmesi için son bir işi kalmıştır.
kitaptaki her detay aşırı gerçekçi geldi, çizimler de bir o kadar hoştu.
sıradan bir kadın olan lulu'nun sıradan olmayan kaçış hikayesi aşırı derecede iyi hissettirdi.
devamını gör...
ilk buluşmada belediyenin ücretsiz yemeğine götüren erkek
eğer siyasetin içinde aktif bir rol oynuyorsa, götürmesi muhtemeldir.
iftar yemeklerine vs. gidilmek zorunda çünkü.
ben sorun etmem, giderim öyle bir durumda.
edit: ama tabii ki siyasette yer almıyorsa biraz özen gösterip, güzel bir yere götürsün. belediye başkanı, vekili, sekteri, ilçe /kol başkanı falan değilse kabul etmeyiz.
iftar yemeklerine vs. gidilmek zorunda çünkü.
ben sorun etmem, giderim öyle bir durumda.
edit: ama tabii ki siyasette yer almıyorsa biraz özen gösterip, güzel bir yere götürsün. belediye başkanı, vekili, sekteri, ilçe /kol başkanı falan değilse kabul etmeyiz.
devamını gör...
kedi ve insan ilişkisi
dünyanın en güzel ilişkisi olabilir. köpekleri de severim ama kediler başka bir şey. 10 yıl boyunca biriyle birlikte yaşadım. ölünce dünya yıkılmış gibi oldu. bir daha da evcil hayvan beslememeye karar verdim. sokaktakileri besliyorum seviyorum şimdilik bana yetiyor.
devamını gör...
ilk buluşmada belediyenin ücretsiz yemeğine götüren erkek
bu ille yemek takıntısında problem var sanki. türkler yemeden sosyalleşemiyor. en ufak ortamda yok börek, yok cips, yok waffle.
neyse kızlar uzak dursun, habire "o ucuz bu tasarruflu" muhabbeti yapan tiplerdendir bu.
neyse kızlar uzak dursun, habire "o ucuz bu tasarruflu" muhabbeti yapan tiplerdendir bu.
devamını gör...
ilk buluşmada belediyenin ücretsiz yemeğine götüren erkek
yalnızlığa yelken açan erkektir.
devamını gör...
herkesin dolabında bir tane ceset var
benimkinin adını biliyorum çünkü onu ben vurdum.
devamını gör...
young sherlock
hapishanedeki kavga sahnesinden itibaren kopya oğlu kopya. bir dirhem yeni fikrin olsun be yirmi milyon doların var.
3. 5. dakikada kapattım ekşici gibi, sonra güvendiğim bir iki arkadaş, "evet başı rezalet ama bir iki bölüm şans ver" dediler. oturcam tekrar başına.
3. 5. dakikada kapattım ekşici gibi, sonra güvendiğim bir iki arkadaş, "evet başı rezalet ama bir iki bölüm şans ver" dediler. oturcam tekrar başına.
devamını gör...
teoman
ville valo çakması.
temudan gelmiş olanı.
temudan gelmiş olanı.
devamını gör...
ilk buluşmada belediyenin ücretsiz yemeğine götüren erkek
ben böyle bir şey yapmam. eğer yapmışsam o insanları gördüğünde yüzündeki tepkiyi okumak içindir. merhamet duygusu olmayan kadından hiçbir şey olmaz.
devamını gör...
bir kadına yavaş yavaş bağlanmak
yoktur.
o kadın da yoktur.
o kadın da yoktur.
devamını gör...
lütfen ironiden anlayın diye edit yapmak
bir de şıradöngerin ironisi var.
adam dalya * dalya konuşuyor, ses çıkmadıkça devam ediyor. sonra tepki gelirse edit: "ay ben ironiydim siz anlamadınız".
sözlükte kim kimle atışıyor şu anda bunun üzerinden fikrim yok, umrumda değil.
adam dalya * dalya konuşuyor, ses çıkmadıkça devam ediyor. sonra tepki gelirse edit: "ay ben ironiydim siz anlamadınız".
sözlükte kim kimle atışıyor şu anda bunun üzerinden fikrim yok, umrumda değil.
devamını gör...
herkesin dolabında bir tane ceset var
eğer buzdolabı kastediliyorsa balık cesedi falandır.
devamını gör...
bir kadına yavaş yavaş bağlanmak
bence bağlanmak birdenbire olmaz zaten. birini sevmek için zamana ihtiyaç vardır. bu zaman kiminde daha kısa süredir ama şipşak bir bağlanma olduğunu düşünmüyorum.
bence insan kendisinin bir kopyasına bağlanıyor. yani aslında onu o yapanlardan çok kendimizi biz yapan ve onda gördüğümüz onda olduğunu var saydığımız şeylere bağlanıyoruz.
bence insan kendisinin bir kopyasına bağlanıyor. yani aslında onu o yapanlardan çok kendimizi biz yapan ve onda gördüğümüz onda olduğunu var saydığımız şeylere bağlanıyoruz.
devamını gör...
