zaman tüneli
tribüne bile demiştim elveda
tanım: aşık tribüncü gençlerin dilinden bir isyan parçası.
devamını gör...
iltifat etmeyi beceremeyen erkek
ben iltifat edemeyen bir adamım. yani edememekten kastım, fiziksel olarak ağzımdan çıkmıyor değil… çıkıyor da, çıktığı anda ortama hafif bir karabasan yayılıyor. sanki biri romantizmin fişini çekmiş gibi.
mesela bir gün bir kadınla buluştum. gayet güzel hazırlanmış gelmiş. saçı yapılmış, makyaj var, elbise falan… belli ki bir iltifat bekleniyor. ben de düşündüm:
sedat , bu sefer başaracaksın. insan gibi konuşacaksın.
kadın sordu:
nasıl olmuşum?
normal bir erkek ne der?
harika görünüyorsun.
çok güzelsin.
büyüleyicisin.
ben ne dedim peki ?
yani… yüzün simetrik duruyor.
kadın bana öyle bir baktı ki sanki bir estetik cerrahla ilk randevuya çıkmış.
bir başka buluşmada daha da iyisini yaptım. kadın saçını kestirmiş. insanlar genelde çok yakışmış falan der. ben uzun uzun baktım ve dedim ki:
başının aerodinamik yapısı ortaya çıkmış.
kadın çatalı bıraktı. ben de o an fark ettim ki romantizmle havacılık mühendisliği gibi bir şey değilmiş.
ama benim anlamadığım şu: kadınlar neden iltifata bu kadar takılıyor? yani sonuçta gerçekler var. ben dürüst bir adamım. gözlerin yıldız gibi diyemem mesela. çünkü yıldızlar aslında devasa gaz kütleleri ve milyonlarca kilometre uzakta yanıyor. bu bilimsel olarak çok karmaşık bir metafor.
bir keresinde denedim yine de.
gözlerin yıldız gibi dedim.
kadın sevindi.
devamını getirdim:
tabii bazı yıldızlar ölmek üzere olur ya… kızıl dev falan…
o buluşma da burada sona erdi.
bir seferinde işi garantiye almak için internetten romantik iltifatlar diye baktım. yazıyor:
kadına kendini özel hissettir.
ama nasıl? kadın zaten özel. her insan biyolojik olarak benzersiz. dna kombinasyonu falan… bunu anlattım bir buluşmada.
biliyor musun, dedim, senin genetik dizilimin istatistiksel olarak çok düşük bir olasılıkla oluşmuş.
kadın bana baktı ve şöyle dedi:
sen bana güzel olduğumu söyleyemiyor musun yani?
düşündüm.
gerçekten söyleyemiyorum.
çünkü ben iltifat etmeye kalkınca romantik cümle çıkmıyor ağzımdan; sanki belgesel anlatıcısı konuşuyor.
mesela bir keresinde kadına uzun uzun baktım. içimden çok güzelsin demek geçiyor. ama ağızdan çıkan şu oldu:
yüz kemiklerin sağlam bir yapı sergiliyor.
kadın o an çantasını aldı.
garson bana acıyarak baktı.
ben de çayıma bakıp düşündüm:
belki de kadınlar iltifat sevmiyor değildir.
belki de ben iltifat etmiyorumdur.
ben… kadına arkeolojik eser inceler gibi yorum yapıyorumdur.
mesela bir gün bir kadınla buluştum. gayet güzel hazırlanmış gelmiş. saçı yapılmış, makyaj var, elbise falan… belli ki bir iltifat bekleniyor. ben de düşündüm:
sedat , bu sefer başaracaksın. insan gibi konuşacaksın.
kadın sordu:
nasıl olmuşum?
normal bir erkek ne der?
harika görünüyorsun.
çok güzelsin.
büyüleyicisin.
ben ne dedim peki ?
yani… yüzün simetrik duruyor.
kadın bana öyle bir baktı ki sanki bir estetik cerrahla ilk randevuya çıkmış.
bir başka buluşmada daha da iyisini yaptım. kadın saçını kestirmiş. insanlar genelde çok yakışmış falan der. ben uzun uzun baktım ve dedim ki:
başının aerodinamik yapısı ortaya çıkmış.
kadın çatalı bıraktı. ben de o an fark ettim ki romantizmle havacılık mühendisliği gibi bir şey değilmiş.
ama benim anlamadığım şu: kadınlar neden iltifata bu kadar takılıyor? yani sonuçta gerçekler var. ben dürüst bir adamım. gözlerin yıldız gibi diyemem mesela. çünkü yıldızlar aslında devasa gaz kütleleri ve milyonlarca kilometre uzakta yanıyor. bu bilimsel olarak çok karmaşık bir metafor.
bir keresinde denedim yine de.
gözlerin yıldız gibi dedim.
kadın sevindi.
devamını getirdim:
tabii bazı yıldızlar ölmek üzere olur ya… kızıl dev falan…
o buluşma da burada sona erdi.
bir seferinde işi garantiye almak için internetten romantik iltifatlar diye baktım. yazıyor:
kadına kendini özel hissettir.
ama nasıl? kadın zaten özel. her insan biyolojik olarak benzersiz. dna kombinasyonu falan… bunu anlattım bir buluşmada.
biliyor musun, dedim, senin genetik dizilimin istatistiksel olarak çok düşük bir olasılıkla oluşmuş.
kadın bana baktı ve şöyle dedi:
sen bana güzel olduğumu söyleyemiyor musun yani?
düşündüm.
gerçekten söyleyemiyorum.
çünkü ben iltifat etmeye kalkınca romantik cümle çıkmıyor ağzımdan; sanki belgesel anlatıcısı konuşuyor.
mesela bir keresinde kadına uzun uzun baktım. içimden çok güzelsin demek geçiyor. ama ağızdan çıkan şu oldu:
yüz kemiklerin sağlam bir yapı sergiliyor.
kadın o an çantasını aldı.
garson bana acıyarak baktı.
ben de çayıma bakıp düşündüm:
belki de kadınlar iltifat sevmiyor değildir.
belki de ben iltifat etmiyorumdur.
ben… kadına arkeolojik eser inceler gibi yorum yapıyorumdur.
devamını gör...
8 mart dünya emekçi kadınlar günü
bugün değil, her gün sizin
gülüşünüz sabahın ilk ışığı,
elleriniz toprağın en derin kökü,
sesiniz özgürlüğün en yüksek notası.
dünyayı taşıyan omuzlarınızda
yıldızlar değil, yıldızların doğduğu gök var.
eğildiğinizde büyüyen,
ayağa kalktığınızda yükselen bir dünya.
ve biliyor musunuz?
siz olmadan bahar da eksik kalır,
şiirler yarım, tarih suskun.
iyi ki varsınız.
gülüşünüz sabahın ilk ışığı,
elleriniz toprağın en derin kökü,
sesiniz özgürlüğün en yüksek notası.
dünyayı taşıyan omuzlarınızda
yıldızlar değil, yıldızların doğduğu gök var.
eğildiğinizde büyüyen,
ayağa kalktığınızda yükselen bir dünya.
ve biliyor musunuz?
siz olmadan bahar da eksik kalır,
şiirler yarım, tarih suskun.
iyi ki varsınız.
devamını gör...
kalp atışını hissetmek
cok romantik bence.
galp.
-kalbinin atısını duyuyorum.
-nasıl atıyor?
-heyecanlı. kalbine bu kadar yakın olabilmek sanslı hissettiriyor.
galp.
-kalbinin atısını duyuyorum.
-nasıl atıyor?
-heyecanlı. kalbine bu kadar yakın olabilmek sanslı hissettiriyor.
devamını gör...
bir erkek nasıl kaybedilir
(bkz: ghosting) diye bir şey icat oldu ya, artık gerek kalmadı.*
devamını gör...
iltifat etmeyi beceremeyen erkek
kapatılsın.
devamını gör...
iltifat etmeyi beceremeyen erkek
yoktur.
boyle bir erkek olduguna inanmadıgım.
zaten duygular varsa o iltifatlar siz farkında olmadan cıkıyor agzınızdan beyler.
boyle bir erkek olduguna inanmadıgım.
zaten duygular varsa o iltifatlar siz farkında olmadan cıkıyor agzınızdan beyler.
devamını gör...
kalp atışını hissetmek
tanım: bir hayat son bulmadan önce o kişiden alabileceğiniz son armağan.
devamını gör...
kalp atışını hissetmek
ben bana sarılan birinin kalbinin atışını tenimde hissetmiştim.
hayatımda yaşadığım en mucizevi anlardan biriydi.
hayatımda yaşadığım en mucizevi anlardan biriydi.
devamını gör...
yazarların askerlik anıları
bir tane batman'lı koğuşçu vardı. namussuz akşama kadar aynı şarkıyı söylüyordu. lan ben anlamama rağmen şarkıyı ezberledim.
devamını gör...
kalp atışını hissetmek
kendime rağmen herhangi bir aldığım kararı uygulamak için bir şey yapacaksam ki bu genelde biri ile konuşmak olabilir. dakikada binbeşyüz atıyor bile olabilir sevgili kalbim. işte o arada göğsümden çıkacak gibi oluyor.
devamını gör...
bir erkek nasıl kaybedilir
kendini kaybettiğinde otomatik kaybolur.
yalnız bu "erkek".... önce bir "erkek" gözüyle bakılıp dost görülmelidir falan...
erkek sineğe hallenmiyoruz.
yalnız bu "erkek".... önce bir "erkek" gözüyle bakılıp dost görülmelidir falan...
erkek sineğe hallenmiyoruz.
devamını gör...
bir erkek nasıl kaybedilir
gereğinden fazla değer verdiğinde.
devamını gör...
kalp atışını hissetmek
herkese oluyor mu bilmiyorum ama bazen nabzıma odaklanmasam dahi kalp atışlarımın vücudumu çok minimal bile olsa salladığını fark ediyorum.
ritmik bir sallanış.
yaşıyorum galiba farkındalığı oluyor kısa süreli.
ritmik bir sallanış.
yaşıyorum galiba farkındalığı oluyor kısa süreli.
devamını gör...
düğünde takı takmak
potlaç kültürünün bizim topraklardaki kalıntılarındandır. evet temelde çok iyi bir şeydir* ama günümüze çok süper olmayan bir şeye dönüşmüş gibi geliyor bana.
aylık geliri 25 para olan bir kişi, aylık geliri 100 para olan bir arkadaşı evlenirken takı stresine giriyorsa bu faydalı ve mantıklı olmaktan çıkmıştır.
aylık geliri 25 para olan bir kişi, aylık geliri 100 para olan bir arkadaşı evlenirken takı stresine giriyorsa bu faydalı ve mantıklı olmaktan çıkmıştır.
devamını gör...
bir erkek nasıl kaybedilir
bak evladım… insanlar “bir erkeği nasıl kaybederim?” diye sorunca hep yanlış anlıyor. yok trip at, yok mesajı geç yaz, yok doğum gününü unut… bunlar amatörlük. bunlar erkek kaybetmek değil, erkeği hafifçe rahatsız etmektir.
sana gerçek erkek kaybetme yöntemini anlatacağım. ama dikkat:
bu iş gönül kaybetmek değil, adamı fiziksel olarak ortadan kaldırmak üzerine kuruludur.
tarif basit.
bir kazan alırsın. içine şu malzemeleri koyarsın:
bir tutam deve toynağı (bulamazsan keçi tırnağı olur ama etkisi %30 düşer)
iki yaprak ısırgan otu (adamın karakterini değil, metabolizmasını yakar)
bir fincan papaz çayı (neden papaz bilmiyorum ama keşiş olmaz)
bir parça at kuyruğu (atı üzmeyin, yerde bulursanız alın)
ve tabii ki bir çimdik şeytan çekici.
sonra bu karışımı adama içirirsin.
adam tamamı ile ortadan kalkmış olur.
sana gerçek erkek kaybetme yöntemini anlatacağım. ama dikkat:
bu iş gönül kaybetmek değil, adamı fiziksel olarak ortadan kaldırmak üzerine kuruludur.
tarif basit.
bir kazan alırsın. içine şu malzemeleri koyarsın:
bir tutam deve toynağı (bulamazsan keçi tırnağı olur ama etkisi %30 düşer)
iki yaprak ısırgan otu (adamın karakterini değil, metabolizmasını yakar)
bir fincan papaz çayı (neden papaz bilmiyorum ama keşiş olmaz)
bir parça at kuyruğu (atı üzmeyin, yerde bulursanız alın)
ve tabii ki bir çimdik şeytan çekici.
sonra bu karışımı adama içirirsin.
adam tamamı ile ortadan kalkmış olur.
devamını gör...
yazarların askerlik anıları
bedelliler elendi.
devamını gör...


