zaman tüneli

sinirler dışındaki şeylere hakim olabilmekten geçer.
diğer şeyler de tıpkı bu şekilde bağlıdır bir şeylere. gerçekte sinirlerine hakim olmaya çalışmak şeklinde çözmeye çalışırsanız sorununuzu, sinirleriniz ile dövüşür, savaşır ve bir de bu sebep ile yorgun düşersiniz. sinirleriniz, siz onları yasaklayın diye var değildirler. sinir sinirdir, sinirlenmeye yarar. sinirlenmek gereksiz olsaydı, sinirleriniz yerine başka bir şeylerimiz olurdu. *
devamını gör...

sıfır. çocukluğumdan beri umursayacak bir şey bulurum. umursamamak hamurda yok.
devamını gör...

antik çağ filozofu gibi "düşünmek için yazıyorum" diyip 5 yıldır tek satır atmayan, mesajını mektup sanıp "posta güvercini mi yolladın" diye cevap veren, "şimdi müsait değilim" modunu 2019'dan beri açık tutan, kendi entry'sinin altına "devamı yarın" yazıp unutan, titanic batarken çayını karıştıran kemik beyazı çocuğun soğukkanlılığında, "sen de mi brütüs" der gibi okuyup geçen, japon bahçesindeki taş gibi sessiz, zen felsefesiyle varlığını unutturan yazar seviyesi. bukowski içse ağlar, sartre yaşasa "öteki" der, ama yazar sadece "hm" der.
devamını gör...

yaklaştı kalp atışları çok hızlıydı kalbim dayanamayacak diye düşündü.
devamını gör...

bir ara lingo türkiye’nin sıkı takipçisiydi, hala izliyor mu bilmiyorum tabi. ben izlerdim ama vakitsizlikten bıraktım.
devamını gör...

adam kapıyı tamamen açmadı, araladı.. sanki kapının ötesinde duran şey, en küçük bir cesaret kırıntısını bile geri püskürtecek kadar hassas bir dengedeydi. koridor normalde dar, sarı ışıklı ve biraz da rutubet kokan bir yerdi. şimdi ise duvarların rengi silinmiş, yerini süt beyazı bir boşluk almış gibiydi.

ışık, koridorun sonundan değil de sanki zeminin altından yükseliyordu. çıplak ayaklarıyla bir adım attı. parke gıcırdamadı.

“rabbiyallah” diye fısıldadı tekrar.

sesinin yankı yapmasını bekledi ama yankı gelmedi. ses, sanki havaya değil de doğrudan bir yere iletilmiş gibi kayboldu.

bir adım daha attı.

o sırada arkasından hafif bir titreşim sesi geldi.

telefon..

yatak odasındaki telefon, kapının aralığından görülebilecek kadar yakındı. ekranı tekrar yanmıştı. yeşil ışık artık daha güçlüydü neredeyse nefes alır gibi yanıp sönüyordu. adam geri dönmek istemedi ama gözleri istemsizce o tarafa kaydı.

ekranda yeni bir bildirim vardı.

gönderen kısmında hiçbir isim yoktu. sadece tek kelime yazıyordu

“yaklaş”
devamını gör...

tanım: şanslı yazar.

elimden gelse nick altımı kapattırırım.
devamını gör...

hiç umrunda değilmiş gerçekten, buna özel başlık açıp tanım girmişsin.* ya çok güldüm, neyse konuya gelecek olursak belki de patron olmuştur ve iyi kazanıyordur ya da en azından kendi ayaklarının üzerinde rahat bir şekilde durabiliyordur yani maddi stabilite için illaki trilyonlar kazanmaya gerek yok. ayrıca hiç kimse için bir ihtiyaç değil zaten evlilik, sadece kadınlar açısından yıllardır süregelen "evlenerek ancak tamamlanma" ve bunun neredeyse bir zorunluluk olarak algılanmasına karşı "ihtiyacım yok, kendime hem maddi hem manevi yetiyorum" diyordur, bu da gayet normal. evet, kimseyi ilgilendirmemeli ve çünkü evliliğe olumlu bakmak kadar olumsuz bakmak da normal bir durum.
devamını gör...

bizimle çalışmak ister misin hristocum.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

vatanını milletini seven birisi.
devamını gör...

arzdaki ilk cürüm. habil kardeşi kabil’i öldürdüğünde acaba semadaki ceraim defterine ilk lekeyi düştüğünden haberi olsa bunu yine aynı azim ve kararlılıkla yapar mıydı?
devamını gör...

su içmek.. ve yürümek..
devamını gör...

adam, elindeki telefonu sanki kor bir ateş tutuyormuşçasına yatağın üzerine bıraktı. az önceki ilahinin ritmi hala kulaklarında uğuldarken, odanın köşesindeki boy aynasında kendi yansımasına baktı. gördüğü şey bir "uyanıştan" ziyade, başka bir rüyanın başlangıcı gibiydi.
rabbiyallah," diye mırıldandı tekrar, bu sefer sesi titriyordu. telefon ekranı kararmış olmasına rağmen, ekrandan odaya doğru yeşil bir ışık sızmaya devam etti. komodinin üzerindeki su bardağına uzandı ama eli havada asılı kaldı; bardağın içindeki su, sanki görünmez bir güçle saat yönünün tersine, yani kabe'deki tavaf yönünde usulca dönüyordu.
bu bir saçmalık değil," dedi kendi kendine, az önceki isyanından utanarak. "bu bir davet."
​ayağa kalktı, çıplak ayakları soğuk parkeye değdiğinde zihni berraklaştı. kapıya doğru yöneldiğinde, kapı kolunun kendiliğinden aşağı indiğini gördü. dışarıda, koridorun sonunda, hiç var olmaması gereken beyaz bir ışık hüzmesi onu bekliyordu.
devamını gör...

doğum gününüz kutlu olsun sayın yazar. umarım yeni yaşınız daha çok huzur, daha çok kahkaha ve yazacak daha güzel hikayeler getirir. nice yıllara..
devamını gör...

norveç u19 milli takım oyuncusu. mahlası öyle hissettirdi.
devamını gör...

belki trip değildir, gerçekten ihtiyacı yoktur. bunca evlenmeyen insan trip yapıyor olamaz herhalde.
devamını gör...

tanım: insanların içlerinde biriken öfkenin kendilerini ele geçirmesine izin vermemek için, onu sessizce bastırıp kontrol altında tutma yöntemleri.

sinirlenmeye karşı elimizde çok güçlü bir koz var. sinirlenmemek.
devamını gör...

gaipten sesler duymuş ve onların gizemini çözmekle uğraşmaktansa onlara katılmayı tercih etmiş.
devamını gör...

ecnebi ülkelerin ortadoğu semtlerinde cereyan eden olay. yerdeki çöpten bölgenin etnik kimliğini çıkarabilirsiniz.

temizlik imandan, yere çöp atmak iman esası sanki.
devamını gör...

mistik şiirler yazıyor.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim