zaman tüneli

unutulmaz bir aziz yıldırım klasiği. aziz başkan, ısrarla öyle sanıyorum ki o sıralar takımın tercümanı olan samet'e bu soruyu sorar. kült bir ifadedir benim nazarımda.
devamını gör...

insanlık, nesiller boyunca bilgi biriktiren bir tür. deneyim aktarıyor, teknik kapasitesini büyütüyor, daha karmaşık kurumlar kuruyor. fakat bütün bu birikime rağmen insanoğlu halen çok temel bir sorunu çözemedi: gücü, onu kötüye kullanabilecek ellerden koruyacak kadar sağlam biçimde sınırlayamadı. bundan kaynaklı olaraktan, şu an dünya'nın tüm kaderi, bir delinin ve sapığın elinde ve bu insan ırkını tamamen tehlikeye soktuğundan dolayı, bana göre sistemdeki (sistemsizlikteki) asıl krizi oluşturuyor.

bugün yaşadığımız birçok siyasal ve toplumsal felaketin nedeni yalnızca kötü insanların varlığı değil. kötü, dengesiz, çıkarcı ya da sınır tanımayan insanlar her çağda vardı. asıl sorun, kurulan sistemlerin bu insanları bazen yükseltmesi, yükseldiklerinde de onları yeterince frenleyememesidir. yani mesele tek tek karakterler değil, karakter bozukluğunu toplumsal felakete dönüştürebilen düzenin kendisidir.

insanlık uzun süre ilerlemeyi teknoloji, üretim, hız ve büyüme ile ölçtü. oysa bunlar tek başına yeterli değil. bir toplumun kamusal gücün kötüye kullanımını ne kadar zorlaştırabildiği de ilerlemenin en önemli göstergelerinden biridir; çünkü bilgi artarken denetim zayıf kalıyorsa, birikim medeniyet üretmek yerine daha büyük ölçekli yıkım da üretebilir. sorun işte tam olarak burada başlıyor. modern uygarlık çok güçlü araçlar geliştirdi ama bu araçların kimlerin elinde nasıl kullanılacağını aynı ciddiyetle güvenceye alamadı. devlet aygıtı, sermaye,medya, veri, propaganda ve güvenlik mekanizmaları belirli ellerde aşırı yoğunlaştığında, kişisel hırs ile kamusal kader arasındaki sınır da silinmeye başlıyor. böylece bir kişinin; kibri, korkusu, öfkesi ya da çıkarı, milyonların hayatını etkileyebilen bir kuvvete dönüşüyor.

bu yüzden sağlam bir uygarlık, iyi lider umuduna dayanamaz. asıl ihtiyaç duyulan şey, kötü niyetli ya da dengesiz birinin bile büyük hasar veremeyeceği kurumlar kurmaktır. güç tek elde toplanmamalı, denetim sürekli ve bağımsız olmalı, kamusal kararlar görünür ve sorgulanabilir hale gelmeli, yurttaş da yalnızca seçimden seçime oy veren biri değil, kamusal düzeni izleyen ve denetleyen bir özneye dönüşmelidir. aynı şekilde teknoloji de kurtarıcı gibi düşünülmemeli. teknolojinin görevi güvenin yerini almak değil; şeffaflığı, kayıt tutarlılığını, izlenebilirliği ve doğrulamayı güçlendirmektir. doğru kullanıldığında denetimi kolaylaştırır; yanlış kullanıldığında ise mevcut tahakkümü daha verimli hale getirir. bu yüzden mesele yalnızca dijitalleşme değil, dijital gücün de kamusal akıl ve hukuk içinde sınırlandırılmasıdır.

sonuç olarak insanlığın temel açmazı bilgi eksikliği değil, biriken gücün olası kötüye kullanımına karşı yeterince tedbir alamamış olmasıdır. yeni bir uygarlık fikri kurulacaksa, bu iyi insanlara duyulan romantik güven üzerine değil; denetlenebilir kurumlar, açık süreçler, güçlü fren mekanizmaları ve aktif yurttaşlık üzerine kurulmak zorundadır. aksi halde insanlık, kendi zekasının ürettiği imkanlar içinde, kendi zaaflarının esiri olmaya devam edecektir. hatta bu mevcut denetimsiz ve kontrolsüz sistem, insanoğlunu dünya'dan tamamen silebilecek çok büyük savaşlara sebep olmaya devam edecektir. insanoğlunun acilen uyanması, küresel sistemi en baştan ve daha sağlam şekilde, tüm insanlığın geleceği ve iyiliği için tekrardan düzenlemesi gerekli. bence düzenlemeler her şeyi kapsayacak şekilde, en alttan ve en baştan başlanmalıdır ki herkes gerçek; huzura, mutluluğa, insanlığa, medeniyete ve hayata; adaletli, insani ve eşit bir şekilde kavuşabilsin. bu aslında; istendiğinde ve tüm dünya ülkeleri de ortak karar aldıklarında, inanılmaz kolay bir şey bence.
devamını gör...

kızın adı bella. ikimiz de çok gençlik. ailesi aramiza türk istemeyiz demiş, olmadı. cok güzeldi.
devamını gör...

(bkz: nikahına beni çağır sevgilim)
devamını gör...

bir resmi kutlama programına davetliyim. program bitti ama hâlâ bizi ağırlamaya uğraşıyor insanlar. bayramdan yeni çıktık istemiyorum ben kahve baklava falan, hele de kasıla kasıla.
devamını gör...

cahil kısa boylu ve aşırı kıllı olmaz.

o hayranlık uyandıran endami ile divina nehrine bakarak şiirler söyler.
devamını gör...

andropozlar cebinde poşet taşır ve köpeklerinin kakasını mutlaka toplar.
devamını gör...

damatlığını yakar, pastaya tekme atar, yengeyi öper kaçarım.
devamını gör...

- çok güzelsin gülümse azıcık dedim,
- olmaz dedi...
- köyde gençken erkekler çok cama taş atıyormuydu diye sordum...
klick....
konum : izmir
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

köpek kakası da çok pis kokar, öyle böyle değil.
devamını gör...

bir seveni cikti o da ibrahim tatlıses, gerisini siz dusunun artik.
devamını gör...

ben gurion iyi resim yapardı, bilirim.
devamını gör...

köpeğinin pislettiği dünyamızda rahatlıkla yoluna devam edebilen menopozdur.

bence köpeğinin altını bezleyip öyle sokağa çıkarması gerekir.

sokak köpeklerinin dışkıları ayrı bunların köpeklerinin dışkıları ayrı birikiyor yollarda...

garibim sokağı süpüren çöpçüler çöpten çok hayvan b.ku temizliyorlar...

medeni ülkelerde böyle bir şey göremezsiniz kolay kolay.

daha bismillah sokağa adımımı atıyorum beni hayvan pisliği karşılıyor. bizim aparmanın önü komple hayvan pisliği. özellikle kaldırımda yürümeye çekiniyorum...

kaldırımlar full köpek dışkısı... mecburen ben de yoldan yürüyorum. kenardan kenardan, ayakkabımız pislenmesin, çöplük olmasın diye canımızı riske atıyoruz...

böyle bir şey olabilir mi?
devamını gör...

dün akşam üzeri tarafıma yapılmış bu ahlak dışı, ar namus barındırmayan teklifi geri çevirdim. büyük bir irade ister. çok zor, çok.

*
devamını gör...

yerinde olmak istediğim kişidir. ama atanma söz konusu olunca umudum kayboluyor.
devamını gör...

çocukluğum diyebilirim… miyazaki san çok ciddi ve karamsar görünsede yarattığı dünyalar o kadar güzel ve umut dolu ki kesinlikle bence iç dünyasını yansıtıyor. onları izlediğim zaman kendimi çok mutlu ve her şeyi başarabilecek gibi hissediyorum. biraz önceki yazarımız gibi ben de kendimi kötü hissettiğim zaman hemen rastgele bir bölümü açıp izlerim ve kendime gelirim. bu kadar güzel dünyalara bizi misafir ettiği için kendisine sonsuz teşekkür ediyorum…
devamını gör...

van gogh'a özgü ilk renk denemeleri ve ışığın prizmal dağılımlarını taklit ederek mutlu olur kızanım.

çayı ucuz olan cafede okey oynar kankalarıyla karaağaç'ta.
devamını gör...

ne zaman çıkmazda hissetsem , mutsuz olsam , kalbim kırılsa... tek yapacağım şey açıp miyazaki yapımı izlemektir.
sanki beni kötülüğün ve sorunların olmadığı her şeyin bir çaresinin bulunduğu bir evrene ışınlıyor.

o kadar mutlu oluyorum ki âdeta bir terapi gibi geliyor.. ve abartısız hemen hemen her yapımında ağlamışımdır

bilmiyorum belki dikkatinizi çekmiştir; birkaç eleştirmenin videosunda da denk geldim. miyazaki , her yapımında şu iki şeyi çokça kullanıyor;

1. sürekli bir savaş var fakat kimse sebebini bilmiyor

2. ana karakterin bir şeyler başarabilmesi için tek başına evden uzağa gitmesi gerekiyor

bence hemen hemen hepimizin hayatına dokunan değerli detaylar bunlar, çoğu kişi ' çocuk yapım ' diye nitelendirse de özünde en çok yetişkin insanların merkezine değiniyor neyse miyazaki der susarım ben..
devamını gör...

alkolik ve yaşlı bir şarapçının, kafası güzelken kulaklarının çınladığı gecedir.
devamını gör...

bir öyle bir böyle insanlardır. bazen yüzünüze karşı hoş görünüp arkanızdan işler çevirirken yakalarsınız onları. bazense yalanlarının ardında yatan gerçeklikte yakalanırlar.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim