zaman tüneli
ilkokul birinci sınıftan akılda kalanlar
benimki:
bu ilkokul bizim aga seklinde takılıyordum.
okulun ilk gunu aglamadım.
beni siir okumaya sectiler okumayı sokunce.
bi suru arkadas edindim hem kendi sınıfımdan hem yan sınıflardan.
derslerde hep birinci oldum.
bugun anneme telefon acıp tesekkur ettim:
-anne baba olarak cok yanlıslarınız olmustur ama beni hep harika bir ozguvenle buyuttunuz. bunun icin tesekkur ederim.
bu ilkokul bizim aga seklinde takılıyordum.
okulun ilk gunu aglamadım.
beni siir okumaya sectiler okumayı sokunce.
bi suru arkadas edindim hem kendi sınıfımdan hem yan sınıflardan.
derslerde hep birinci oldum.
bugun anneme telefon acıp tesekkur ettim:
-anne baba olarak cok yanlıslarınız olmustur ama beni hep harika bir ozguvenle buyuttunuz. bunun icin tesekkur ederim.
devamını gör...
yazarların favori william shakespeare karakteri
şahsımınki elbette prospero'dur. tıklayıp okursanız zaten bunun hiç de sürpriz olmadığını görürsünüz.
devamını gör...
taş kalpli
devamını gör...
yorumlar kapalı
youtube'da hep denk geldiğim moral bozucu olay. bakıyorum milyonlarca izlenmiş şarkının altında tek bir yorum yok. halbuki eski parça, 30 - 40 yıldır dinleniyor. kim bilir neler yazılmış diye aşağı kaydırıyorum, bir bakıyorum bomboş. o moral bozucu uyarı '' yorumlar kapalı''
yapmayın bunu yaa.
yapmayın bunu yaa.
devamını gör...
hayatının hangi dönemindesin sorusu
susarak asil olmanın çokta bana göre olmadığını öğrendiğim dönelerdeyim. yaşasın küfür…
devamını gör...
psikolojimiz hakkında öğrendiğimiz aydınlanmalar
psikiyatrinin ilaçla geçirmek istediği beni rahatsız eden şeyleri uzun uğraşlar sonucu kendim çözmem. hahahahaahhaahahahahahahhaahahhaahahah
devamını gör...
lion of the desert
çöl aslanı ömer muhtar ismiyle de bilinen, ömer muhtar'ı anthony quinn'in canlandırdığı, libya'nın italyanlar'a karşı verdikleri özgürlük mücadelesinin anlatıldığı destansı bir filmdir.
filmin bir sahnesinde tanklara karşı mücadele eden libyalı mücahitlerin kaçmamak için bacaklarını bağlayarak tankların altında ezildikleri bir sahne vardır ki filmi izlememin üstünden en az 20 sene geçmiş olmasına rağmen aklımdan çıkmamıştır.
filmin bir sahnesinde tanklara karşı mücadele eden libyalı mücahitlerin kaçmamak için bacaklarını bağlayarak tankların altında ezildikleri bir sahne vardır ki filmi izlememin üstünden en az 20 sene geçmiş olmasına rağmen aklımdan çıkmamıştır.
devamını gör...
kendini nasıl mutlu edersin sorusu
ergenlik mesela bu konuda gerçekten kolaymış, resmen kıymetini bilememişiz. şu sıralar en ufak mutluluğum bana 5000 liraya patlıyor.
devamını gör...
astigmat
bi kaç gündür ciddi bir baş ağrısı var, müsebbibi olduğunu düşünüyorum.
devamını gör...
kendi gençliğini evlat edinmek
benim cocukken harika bir annem babam vardı zaten.
orda evlat edinilmeye ihtiyacım yoktu.
beni acayip ozguvenli yetistirdiler.
sevgiye ve ilgiye bogdular.
bir dedigimi iki yapmadılar.
ama kararında bir kontrolle sımarık bir kız olmamı da engellediler.
benim ilk genclik yıllarımda evlat edinilmeye ihtiyacım vardı.
20 ila 30 arası bir basımaydım dunyada.
kimse yoktu.
o yuzden kendi gencligimi evlat edinmeye karar verdigimdir.
kalp.
orda evlat edinilmeye ihtiyacım yoktu.
beni acayip ozguvenli yetistirdiler.
sevgiye ve ilgiye bogdular.
bir dedigimi iki yapmadılar.
ama kararında bir kontrolle sımarık bir kız olmamı da engellediler.
benim ilk genclik yıllarımda evlat edinilmeye ihtiyacım vardı.
20 ila 30 arası bir basımaydım dunyada.
kimse yoktu.
o yuzden kendi gencligimi evlat edinmeye karar verdigimdir.
kalp.
devamını gör...
25 mart 2009 muhsin yazıcıoğlu'nun helikopter kazasında vefat etmesi
25 mart 2009 tarihinde kahramanmaraş'ın çağlayancerit ilçesindeki mitinginden yozgat-yerköy mitingine hareket etmek üzere içinde bulunduğu helikopter, bilinmeyen bir sebepten dolayı düştü. kazadan kurtulan olmadı.
allah gani gani rahmet eylesin, mekanın cennet olsun muhsin reis.
allah gani gani rahmet eylesin, mekanın cennet olsun muhsin reis.
devamını gör...
astigmat
asla geçmeyeceği söylenen göz bozukluğu. ilk tespit edildiğinde kitap okumayı ve bilgisayara bakmamı 2-3 ay süreyle bırakmamı söylemişti doktor. öyle şiddetli bir ağrısı vardı. yine de bendeki geçti. tespit eden doktor bile geçtiğini görünce o zamanlar hata yaptım sanırım dedi. hadi sen hata yaptın senden sonra kontrole gittiklerim de astigmatı tespit etti. bilemiyorum. bu konuyu detaylı araştırmadım ama yaklaşık on yıllık astigmatlı hayattan sonra görebiliyor olmak güzel geliyor. ki yaşım ilerledikçe bozulması gerekirken iyileşmiş olması mutlu etti.
iki sene önce net görmeye başladığımı düşünüyordum. kontrolde hem miyop hem astigmat olmama rağmen hiç bir bozukluk çıkmadı. şaşkına döndüm. ama bu sene de aynı şekilde sorunsuz çıktı gözlerim. düzenli olarak numaralı ve filtreli gözlüğümü kullanmam mı fayda etti yoksa başka bir sebebi mi var bilmiyorum. yabancı tıp kaynaklarında nadiren böyle durumlara rastlandığını da okudum.
artık numaralı gözlük kullanmıyorum ve gözlükle bile başım ağrırken şimdi ağrımıyor. ışık hassasiyeti hala devam etmekte ama hayat kalitemi düşürür seviyede değil.
kitap okurken, bilgisayara bakarken dinlendirici ve filtreli gözlükle hayatıma devam ediyorum.
iki sene önce net görmeye başladığımı düşünüyordum. kontrolde hem miyop hem astigmat olmama rağmen hiç bir bozukluk çıkmadı. şaşkına döndüm. ama bu sene de aynı şekilde sorunsuz çıktı gözlerim. düzenli olarak numaralı ve filtreli gözlüğümü kullanmam mı fayda etti yoksa başka bir sebebi mi var bilmiyorum. yabancı tıp kaynaklarında nadiren böyle durumlara rastlandığını da okudum.
artık numaralı gözlük kullanmıyorum ve gözlükle bile başım ağrırken şimdi ağrımıyor. ışık hassasiyeti hala devam etmekte ama hayat kalitemi düşürür seviyede değil.
kitap okurken, bilgisayara bakarken dinlendirici ve filtreli gözlükle hayatıma devam ediyorum.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
josie edwards - good girls
bu aralar bu şarkıya aşığım, sürekli dinliyorum. tek başıma odamdayken, yürüyüş yaparken, işe giderken. bilmiyorum, sanki ben bir şarkı yazsaydım tam olarak böyle bir şarkı olurdu. en sevdiğim kısmını bırakayım buraya da, zaten şarkının yarısı burası neredeyse.
streetlight, pick a fight with a stranger
ı've been saving up my anger
stacking up like pennies in my pocket
whistle like a runaway train and ı lost it
good girls die young, don't you know they got 'em
all lined up with names on their coffins
mary beth died with stars in her eyes
ı've been runnin' from her ghost all my life
bu aralar bu şarkıya aşığım, sürekli dinliyorum. tek başıma odamdayken, yürüyüş yaparken, işe giderken. bilmiyorum, sanki ben bir şarkı yazsaydım tam olarak böyle bir şarkı olurdu. en sevdiğim kısmını bırakayım buraya da, zaten şarkının yarısı burası neredeyse.
streetlight, pick a fight with a stranger
ı've been saving up my anger
stacking up like pennies in my pocket
whistle like a runaway train and ı lost it
good girls die young, don't you know they got 'em
all lined up with names on their coffins
mary beth died with stars in her eyes
ı've been runnin' from her ghost all my life
devamını gör...
özel hayat
ben ssk'lıyım, bana göre değil.
devamını gör...
telefon kâmuran
kâmuran güzeran, 90'lı yıllarda trakya çapında baya meşhur olan azerbaycan kökenli 900'lü hat imparatoriçesi.
ptt'de santral operatörü olarak çalıştıktan sonra 90'lı yılların başında emekli olan güzeran, 900'lü hatların pıtrak gibi türediği o dönemde, memuriyet hayatında edindiği deneyimi emekliliğinde paraya çevirebileceğine kanaat getirir. bilen bilir, 80'lerin sonu 90'ların başına kadar şehirlerarası ve milletlerarası aramalarda otomatik santral sistemi hala tam olarak yerleşmemişti. aramalar önce santrale bağlanır, santraldeki memur arayanı aranana ulaştırırdı. bu da bir santral memurunun, günlük mesai rutini içerisinde ülkenin dört bir yanından türlü türlü adamla diyalog kurması demekti. ve santral memurlarının kahir ekseriyetinin kadın, telefona erişimi olanların çoğunluğunun ise erkek olduğu ahvalde operatörlerin sık sık sesten tahrik olan hanzolarla muhatap olmaları anlamına da geliyordu.
yani güzeran, 95 senesinde ilk 900'lü hattını açtırdığında, hedef kitlesi hakkında bayağı bir bilgi sahibiydi. ilk reklamlarını trak fm ve trakya'nın sesi gibi o dönemde bölgede popüler olan radyo ve tv kanallarına verdi. takma isme gerek duymadan "ateşli kâmuran" adıyla verdiği reklamlardaki şuh konuşmalarda kendini "şarköy şarabı gibi" bir kadın olarak tanımlıyor, reklamları "ara be ya" diye bitiyordu. bu aslında bir "yerelleştirme" startejisiydi. insanlar, kim olduğu, nerede olduğu belirsiz herhangi bir kadını değil, kendi yörelerinden biriyle konuştuklarını biliyordu. müşteriyleriyle kişisel yakınlık kuruyor, dertlerini dinliyor, onların hayatları hakkında ayrıntılı bilgi sahibi oluyordu. bir nevi tele-kons gibi bir şeydi.
kâmuran kısa süre içinde popüler ve gizemli bir figür haline geldi. trak fm yayınları kamurana hediye edilen şarkılarla ve aşk ilanlarıyla doluyor, "telefon kamuran" ismi sokaklarda bilinir hale geliyordu kimse açık açık "müşterisiyim" diyemese de. kimini "be kızanım, o seni sevmiyorsa ben ne yapayım? kapat şu telefonu da git bir rakı iç, kendine gel!" diye teselli eder, kimiyle telefon seksi yapardı.
kamuran, santral yıllarından kalma bir alışkanlıkla, önemli gördüğü tüm görüşmeleri teybine kaydetmekteydi. bunların arasında "hattına düşürdüğü" yerel iş adamları ve bürokratlarla yaptığı konuşmalar da vardı.
2000'lerde internetin yaygınlaşması ve 900'lü hatların yasaklanmasıyla "telefon kamuran" efsanesi sona ererken, kesesini fazlasıyla doldurmuş olan kamuran, trakya'ya son bir şaka yapmak istedi. rakoczi müzesi’nin yakınlarında bir dükkan satın aldı ve "telefon kamuran'ın yeri" diye bir tabela astı. içini, dışarıdan kısmen görülebilecek şekilde üzerine isimler yazdığı binlerce kasetle doldurdu. şehirde bir şayia yayıldı, falanca kişinin kaseti pazarda çalınacamış, filanca kişininki rayoda yayınlanacakmış diye.
kamuran güzeran 2004 senesinde vefat ettiğinde depoda kaset falan bulunmaz; sadece binlerce boş makara vardır. gerçek kasetlerin nerede olduğu ise bir muamma olarak kalır.
ptt'de santral operatörü olarak çalıştıktan sonra 90'lı yılların başında emekli olan güzeran, 900'lü hatların pıtrak gibi türediği o dönemde, memuriyet hayatında edindiği deneyimi emekliliğinde paraya çevirebileceğine kanaat getirir. bilen bilir, 80'lerin sonu 90'ların başına kadar şehirlerarası ve milletlerarası aramalarda otomatik santral sistemi hala tam olarak yerleşmemişti. aramalar önce santrale bağlanır, santraldeki memur arayanı aranana ulaştırırdı. bu da bir santral memurunun, günlük mesai rutini içerisinde ülkenin dört bir yanından türlü türlü adamla diyalog kurması demekti. ve santral memurlarının kahir ekseriyetinin kadın, telefona erişimi olanların çoğunluğunun ise erkek olduğu ahvalde operatörlerin sık sık sesten tahrik olan hanzolarla muhatap olmaları anlamına da geliyordu.
yani güzeran, 95 senesinde ilk 900'lü hattını açtırdığında, hedef kitlesi hakkında bayağı bir bilgi sahibiydi. ilk reklamlarını trak fm ve trakya'nın sesi gibi o dönemde bölgede popüler olan radyo ve tv kanallarına verdi. takma isme gerek duymadan "ateşli kâmuran" adıyla verdiği reklamlardaki şuh konuşmalarda kendini "şarköy şarabı gibi" bir kadın olarak tanımlıyor, reklamları "ara be ya" diye bitiyordu. bu aslında bir "yerelleştirme" startejisiydi. insanlar, kim olduğu, nerede olduğu belirsiz herhangi bir kadını değil, kendi yörelerinden biriyle konuştuklarını biliyordu. müşteriyleriyle kişisel yakınlık kuruyor, dertlerini dinliyor, onların hayatları hakkında ayrıntılı bilgi sahibi oluyordu. bir nevi tele-kons gibi bir şeydi.
kâmuran kısa süre içinde popüler ve gizemli bir figür haline geldi. trak fm yayınları kamurana hediye edilen şarkılarla ve aşk ilanlarıyla doluyor, "telefon kamuran" ismi sokaklarda bilinir hale geliyordu kimse açık açık "müşterisiyim" diyemese de. kimini "be kızanım, o seni sevmiyorsa ben ne yapayım? kapat şu telefonu da git bir rakı iç, kendine gel!" diye teselli eder, kimiyle telefon seksi yapardı.
kamuran, santral yıllarından kalma bir alışkanlıkla, önemli gördüğü tüm görüşmeleri teybine kaydetmekteydi. bunların arasında "hattına düşürdüğü" yerel iş adamları ve bürokratlarla yaptığı konuşmalar da vardı.
2000'lerde internetin yaygınlaşması ve 900'lü hatların yasaklanmasıyla "telefon kamuran" efsanesi sona ererken, kesesini fazlasıyla doldurmuş olan kamuran, trakya'ya son bir şaka yapmak istedi. rakoczi müzesi’nin yakınlarında bir dükkan satın aldı ve "telefon kamuran'ın yeri" diye bir tabela astı. içini, dışarıdan kısmen görülebilecek şekilde üzerine isimler yazdığı binlerce kasetle doldurdu. şehirde bir şayia yayıldı, falanca kişinin kaseti pazarda çalınacamış, filanca kişininki rayoda yayınlanacakmış diye.
kamuran güzeran 2004 senesinde vefat ettiğinde depoda kaset falan bulunmaz; sadece binlerce boş makara vardır. gerçek kasetlerin nerede olduğu ise bir muamma olarak kalır.
devamını gör...
bence hamburger sağlıklı çünkü içinde et var
abi benim burnumda da et var hatta antrikot desek daha doğru olur.
devamını gör...
mutlu olduğun yerde misin sorusu
yerde değil mi en nihayetinde.
bi daha sorar mısın cnm?
- yerlerdeyim..
bi daha sorar mısın cnm?
- yerlerdeyim..
devamını gör...

