mavi önlük, beyaz yaka, okumayı yeni çözenler için kırmızı kurdela, tebeşir, fiş defteri, yeşil tahta, kuzineli soba ve beslenme çantası...

ha! bir de "dilek" diye tombiş mi tombiş, tatlı mı tatlı kız. kim bilir şimdi neler yapıyordur?
devamını gör...
çok vahşi bir ortamdı. okumayı yazmayı zaten biliyordum, o yüzden kıskançlık okları hep üstümdeydi*
devamını gör...
saat öğretirken bir an vardı. kolundaki saati çağırdığı öğrencilere göstererek saat kaç diye sorardı. bildim mi bilmedim mi hatırlamıyorum. kaldırdı mı onu bile hatırlamıyorum ama böyle bir anım var. hatta ilk olarak bizim mahalleden yusuf diye bir çocuğu kaldırmıştı. onu niye hatırlıyorum bilmiyorum.
devamını gör...
tuvalet için izin alan bi arkadaşım dışarı çıkıp 2 3 dakika sonra gelip sınıfta dersin ortasında tahtaya işemişti.
7 yaşına göre mükemmel bi sistem eleştirisi aslında
devamını gör...
ilkokulda sıra arkadaşı okula gelmediği zamanlar öğretmene yataktan kalkamadığını söylerdi, uykudan uyanamadım yerine. ben de seyrettiğim yabancı filmlerdeki gibi poposu yatağa yapıştı da kalkamadı sanırdım. vardı böyle filmde adamın veya kadının oturduğu koltuğa japon yapıştırıcısı sürmüşler, kalkmak isteyince de imdat diye yardım istiyor, kalkamayınca da tabancayı çıkarıp elbisenin yapıştığı yere dıkşın efektiyle ateş ediyorlar, mağdur öyle kurtuluyor.
devamını gör...
bir hafta boyunca bıkmadan usanmadan ağlayan çocuk
zorun neydi be kardeşim
devamını gör...
benim zamanımda mahalle mektebi vardı, ilkokul sonradan moda oldu.
devamını gör...
okula ağlayarak gitmem, annem zorla götürmüştür beni. çok uğraşmıştı canım ya.

ve sonra en aklımda kalan sınıftakilerin okumayı beceremediği yerde ben hademelere, öğretmenlere kitap okuyordum. çünkü okumayı okula başlamadan önce 3-4 yaşlarımdayken öğrenmişim. *
devamını gör...
ilk günü okulun siyah önlüğüme sümüğümün akması evet siyah önlük giyen bir fosilim ben.
devamını gör...
kıpır kıpır bir öğrenciydim. şimdinin “hiperaktifi”… kardeşimle aynı sıradaydık; o altı, ben yedi yaşındaydım. cevap vermek için bekleyemiyordum, çünkü geç kalırsam diğerleri katılıyordu. içimdeki hız, düşünceden önce davranıyordu. parmağımı kaldırmadan konuşuyorum diye ellerime cetvelle vuruluşunu hala unutmuyorum. bir de öğretmen dediğiniz adamın ismini…
meraklıydım, hızlıydım, hevesliydim; ama o günlerde bunun adı merak değil, suçtu. sadece kendim için de değil… kardeşimin ödevlerini yapıyorum diye de çok vurdu o cetvelle. yardım etmek kabahat, düşünmek haddini aşmaktı. bugün tanı konulan şeye o zaman ceza veriliyordu; çocukluk hevesi, şiddetle terbiye edilmeye çalışılıyordu.
devamını gör...
sınıfa ayakkabıyı çıkarıp girmiştim.
devamını gör...
annem çok titiz bir kadın, okula gitmeden önce sıkı sıkı tembihledi evde tuvalete girip öyle git okula. okulda tuvaletin gelmesin, pistir oralar girme aman okulda tuvalete diye. okulun 2. ve ya 3. günü yapacak bir şey yok acayip çişim geldi ama nasıl sıkıştım. kimseye bir şey demeden okulun çıkış kapısına gittim, iki tane nöbetçi öğrenci var. dediler çıkamazsın. dedim çıkarım. yok dediler imkanı yok çıkamazsın. dedim eve gidip tuvalete girip geri gelicem. olmaz allah olmaz. ben ağlıyorum, ağladıkça çişimi zor tutuyorum. müdürün yanına götürdüler beni, izah ettim kendimi, müdür de ikna edemedi okulda tuvalete girmeye. anne sözü dinlemek diyince de ben. babamı aradı en son. babam geldi beni eve götürdü tuvalete girdim geri okula götürdü.
hayır baştan nöbetçi öğrenciler çıkamazsın, gidemezsin diye lanse etmeseydi durumu bütün bunları yaşamazdık.
devamını gör...
öğretmenimin babası ölünce annem ve anneannem taziyeye gitti. rahmetli ne iş yapardı sorusunda dedemle ortak nokta yakalayan anneannem konu olsun diye çalıştıkları yerleri falan sormuş. orada da ortak nokta yakalayınca, “o ilde” bulundukları yılları sormuş.

netice? anneannem 40 yıl önce kadına abla diyormuş, dedemle öğretmenimin babası samimi arkadaşlarmış, yan yana oturuyorlarmış.

daha daha sonuç: bir yıl sonra ağır bir trafik kazası geçirdiğimizde öğretmenim bana fiilen ikinci annelik yaptı. annem hastanede yatarken evinde falan gece kaldığımı biliyorum.
devamını gör...
çocuktuk ve güzel insanlardık. saftık ancak güzel insanlardık. muhteşem yıllardı. bir top ve bir forma ile mutlu oluyorduk.
devamını gör...
öğretmenim babamdı. bütün çocuklar parmak kaldırıp " örtmenim" derken ben "baba" dediğim için fırça yemiştim.
devamını gör...
oryantasyonda ilk günlerde mavi arabayla gittim süpermenli çantam vardı tanımadığım benden büyük tanımadığım birisiyle hemen arkadaş olmuştum hahahahaha.yağmurda dışarı çıktığım için kulaklarım çekildi öğretmen tarafından
devamını gör...
anormal inek bir sınıftık. böyle bir hırs ve rekabet olamaz ama. yani mesela öğretmen 2 satır b harfi yazın diye ödev veriyor, biri 4 satır yazıyor mesela, sonraki c harfini başka biri 8 satır yazıyor derken... 80-120 yaprak bir deftere baştan sona bir günde veya bir hafta sonunda tek harfi sayısız kez yazdığımızı hatırlarım.

okumayı sökme rekabeti de vardı elbette. ben "söktüm örtmenim" demiştim ve erken sökenlerden olduğumu kanıtlayacaktım ki ğ harfinde cortlamıştım. yani yoğurt kelimesini okuyamamıştım ğ harfi yüzünden, diğer kelimeleri okuyabilmişken. halbuki yourt diye okusam belki de kurdeleyi kapacaktım. sonraki derste söktüm ve kurdelemi aldım elbette. yani bu ilk kendimi kanıtlama çabamda yoğurt kelimesini okuyamadığımı hatırlıyorum en çok ilkokul 1'den.
devamını gör...
aşı gününde sınıfta kopardığım kıyamettir. normalde sessiz sakin bir çocuktum ama o gün içime şeytan kaçmış büyük ihtimalle. öyle çok ağlamıştım ki öğretmen tek başına baş edemeyince annemi aramıştı. annem inadımı bildiği için gelmişti tabii. sonunda aşı falan yapıldı ama daha kötü bu olayın bir de videosu vardı. hangi gerizekalının aklına geldi bu fikir o anda inanın hiç bilmiyorum. fakat aşırı korkunç bir video olduğu kesin. videoda kolumdan zorla tuttuklarını, annemin de sinirle beni bir tur dövmeye çalıştığı anlar falan hâlâ duruyor maalesef. her izleyişimde travmam yeniden tetikleniyor.
devamını gör...
nedenini anlayamadığım biçimde ben ve kardeşimden nefret eden öğretmenimiz. hatta bu yüzden anneme, artık okula gitmeyeceğimi de söylediğimi hatırlıyorum, okuma yazma öğrenmişim sonuçta, ne gerek var *
devamını gör...
sınıf başkanı ve yardımcısı ile okulun çatısına çıkıp baca temizliği yapmıştık hocayla orada şakalaşıyorduk çoçuk aklı işte düşüp geberebilirdik de
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"ilkokul birinci sınıftan akılda kalanlar" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim