zaman tüneli
domates
muzdan pahalı.
eskiden 10 kilo domates parasına 1 kilo muz filan alınırdı, bir yerlerde bir tuhaflık var ama anlamadım.
eskiden 10 kilo domates parasına 1 kilo muz filan alınırdı, bir yerlerde bir tuhaflık var ama anlamadım.
devamını gör...
sözlük yazarlarının ayakkabıları
bu sıcakta terlikle geziyorum. kış gelince de bir terrex swift 2 giyeriz kış biter.*
devamını gör...
sarı örümcek
anadolu’da sarı ömer dendiği de vakidir.
devamını gör...
kara kedi (yazar)
allah rahmet eylesin.
devamını gör...
domates
benim için hayattaki en lezzetli yiyeceklerin başında gelir. her şekilde her halini severim. ama lezzetli bir domatese denk gelmek artık baya zor. senede birkaç kere falan denk gelirsem mutlu oluyorum. ayaş domatesiyle büyüdüm, tüm ev mis gibi kokardı, tadına asla doyamazdım. ülkemizde birçok bölgede lezzetli domatesler çıkıyor aslında ama maalesef aslına uygun şekilde tarım yapılmayınca lezzeti kayboluyor.
bir gün napoli'de volkanik topraklarda yetişen domatesi tatmak hayalim. aslında kapadokya bölgesinde de var ama denk gelmedi bana.
bir gün napoli'de volkanik topraklarda yetişen domatesi tatmak hayalim. aslında kapadokya bölgesinde de var ama denk gelmedi bana.
devamını gör...
kara kedi (yazar)
basiniz sag olsun
devamını gör...
mutluluk (kısa film)
hayat kadar acımasızı var mıydı? *
dilek korkmaz tarafından yönetilen kısa film; oyuncu bilgisi verilmemiş iken 2014 yılında yayınlanmıştır.

okulunu bitirmiş ve soluğu annesinin mezarında alan genç bir kızın bu mutluluğunu artık hayatta olmayan bir sevdiği insanla paylaşma çabasını konu ediniyor.
mezuniyet forması üzerinde, cübbesi elinde, içi buruk, mutluluğunu paylaşmak istediği insan ise artık yok, mutluluğunu ya da kederini paylaşamamaktan daha acı ne vardır ki?
mesleğini eline almış olmanın gururuyla annesine geliyor, mezarına dökmek için su alıyor, annesinin mezarında ona içini döküyor biraz da, insan kaç yaşına gelirse gelsin annesinden vazgeçemiyor değil mi?
genç kız artık bir kameraman, bu eğitimi almış ve şimdi ise fotoğrafını çekebileceği bir annesi de yok, kimse kalmıyor değil mi?
benim için duygusal bir kısa filmdi,
film boyu çalan müzik etkileyiciydi, genç kızın artık hayatta olmayan bir insanla mutluluğunu paylaşmak istemesi ağır geldi.
bana düşündürdüğü ve hatırlattığı bazı şeyler vardı;
sevdiklerimiz artık hayatta ya da bizim hayatımızda olmasalar bile onlardan vazgeçemiyorduk, asla ve kat'a, zinhar yoktu vazgeçmek, unutmak, onlar fiziksel olarak yoktular sadece, anıları, ruhları, gülümsemeleri, her şeyleriyle hep bizimleydiler ve biz onlarla paylaşmak istiyorduk mutluluğumuzu, acımızı, kederimizi, her şeyimizi...
mutluluğunu paylaşamamaktan daha acısı var mıydı?
artık hayatta ya da hayatında olmayan bir insandan kopmak zordu, imkânsızdı,
hayat kadar acımasızı var mıydı?
dilek korkmaz tarafından yönetilen kısa film; oyuncu bilgisi verilmemiş iken 2014 yılında yayınlanmıştır.

okulunu bitirmiş ve soluğu annesinin mezarında alan genç bir kızın bu mutluluğunu artık hayatta olmayan bir sevdiği insanla paylaşma çabasını konu ediniyor.
mezuniyet forması üzerinde, cübbesi elinde, içi buruk, mutluluğunu paylaşmak istediği insan ise artık yok, mutluluğunu ya da kederini paylaşamamaktan daha acı ne vardır ki?
mesleğini eline almış olmanın gururuyla annesine geliyor, mezarına dökmek için su alıyor, annesinin mezarında ona içini döküyor biraz da, insan kaç yaşına gelirse gelsin annesinden vazgeçemiyor değil mi?
genç kız artık bir kameraman, bu eğitimi almış ve şimdi ise fotoğrafını çekebileceği bir annesi de yok, kimse kalmıyor değil mi?
benim için duygusal bir kısa filmdi,
film boyu çalan müzik etkileyiciydi, genç kızın artık hayatta olmayan bir insanla mutluluğunu paylaşmak istemesi ağır geldi.
bana düşündürdüğü ve hatırlattığı bazı şeyler vardı;
sevdiklerimiz artık hayatta ya da bizim hayatımızda olmasalar bile onlardan vazgeçemiyorduk, asla ve kat'a, zinhar yoktu vazgeçmek, unutmak, onlar fiziksel olarak yoktular sadece, anıları, ruhları, gülümsemeleri, her şeyleriyle hep bizimleydiler ve biz onlarla paylaşmak istiyorduk mutluluğumuzu, acımızı, kederimizi, her şeyimizi...
mutluluğunu paylaşamamaktan daha acısı var mıydı?
artık hayatta ya da hayatında olmayan bir insandan kopmak zordu, imkânsızdı,
hayat kadar acımasızı var mıydı?
devamını gör...
bülent ecevit'in 2005'te vahdettin hain değildir demesi
vahideddin han tabi ki bir hain olmadığı gibi necip fazıl bey'in karşı propagandayı aynı sertlikle sahibine irca etmek için söylediği üzere bir kahraman da değildi. daha çok talihsiz, yeterliliği ve imkanları sınırlı bir hükümdar olarak görmek lazım. bülent ecevit'in annesi ve türkiye'nin ilk kadın ressamı olan nazlı hanım'ın anneannesi fatıma nazlı hanım, osmanlı saray çevresiyle akrabaydı. böylece ecevit'in de sarayla çok uzaktan bir hısımlığı oluşmuştu. dolayısıyla saray çevreleri ve milli mücadele sırasında hükümdar ve saray elitlerinin politikasına dair bilgilere malik olduğu söylenebilir.
işin esas ilginç yanı, o dönem bu beyana, senelerce osmanlı'yı yücelten muhafazakar cenahın temsilcisi olarak parti liderliği ve başbakanlık yapmış, süleyman demirel'in cevabıydı. demirel, ''bunları konuşmanın sırası değil'' diyerek, aslında hem zımnen, devlet hafızasının vahideddin'i zaten hain olarak görmediğini kabul etmiş, hem de bunları alenen konuşmanın, üzerine perde çekilen saltanat dönemine dair arzuları canlandırıp, cumhuriyete bağlılığı tozlandıracağı endişesini dile getirmiştir. zira eski, yeniyi izale eder.
işin esas ilginç yanı, o dönem bu beyana, senelerce osmanlı'yı yücelten muhafazakar cenahın temsilcisi olarak parti liderliği ve başbakanlık yapmış, süleyman demirel'in cevabıydı. demirel, ''bunları konuşmanın sırası değil'' diyerek, aslında hem zımnen, devlet hafızasının vahideddin'i zaten hain olarak görmediğini kabul etmiş, hem de bunları alenen konuşmanın, üzerine perde çekilen saltanat dönemine dair arzuları canlandırıp, cumhuriyete bağlılığı tozlandıracağı endişesini dile getirmiştir. zira eski, yeniyi izale eder.
devamını gör...
paranormal cinli hikayeler
hatırlayanlar çıkacaktır yaklaşık 10 yıl önce bingöl kırsalında bir grup korucu üç harfli olduğunu düşündükleri kayarak yürüyen bir şeyi keleşlerle yaylım ateşine tuttular ama o kayarak yürüyen şey her neyse yoluna devam etti. hatta koruculardan biri videoda -mermi çındikine!* diye krize bile girmişti.
e tabi haliyle bu olay bizi psikolojik olarak derinden etkiledi. herkes yatıyor kalkıyor üç harflileri konuşuyor. artık işi gücü bırakıp uyanık olduğu her an nas, felak okuyan değişikler var, koynunda hüddam tılsımıyla gezenler var, kimsenin durumu iyi değil, herkes sallantıda.
adanalı bir arkadaşım var, sanki benim başıma cinolog kesildi. anlatıyor da anlatıyor. aniden yaklaşıp sanki üçüncü birisinin duymasından çekinircesine bunların paraları soğan sarımsak kabuklarıymış ortalıkta bırakmamak lazım diyor. her sabah usulca abdestli misin? gibisinden saçma sapan sorular soruyor.
ben çok önemsemiyorum aslında, böyle şeylerin psikolojik yanılsama olduğunu düşünüyorum kafası en rahat adam benim.
ta ki o geceye kadar, bunların kolları bacakları tersmiş lan! diyor, kafir olanlarının suratlarında nur yokmuş diyor, anlatıyor da anlatıyor.
işte tam bu muhabbetin üstüne bir adam denk geliyor, kara kavruk vitaminsiz bi adam ama adamın kolları t-rex dinazoru gibi vücuduna göre çok kısa, belki bir buçuk karış var yok ve adamın avuçları dışarı bakıyor!
işte o an adanalıyla göz göze geliyoruz, kitleniyoruz bi an, ben ciddi ciddi bu olayların başlangıcı bingöldeki korucuların videosunun etkisinde kalarak adamın kurşun geçirip geçirmeyeceğini bile düşünüyorum bi an! adanalı koluma sımsıkı sarılmış uuuuu anassını arvadını adamı görüyursun diyor! he görüyurum! da o kolumu çürüttün çürüttün az yavaş sık lan!
işte tam o esnada imdadımıza esrarengiz adamın beyanı yetişiyor;
-yav abıe anadan heeeee!*
bu beyan üzerine şener şen gibi ayaklarımız g*tümüze vura vura kaçıyoruz! can tatlı tabi.
halen daha tam emin değilim, acaba normal insan mıydı yoksa gerçekten üç harfli miydi diye, ciddi tereddütlerim var, hoffff!
e tabi haliyle bu olay bizi psikolojik olarak derinden etkiledi. herkes yatıyor kalkıyor üç harflileri konuşuyor. artık işi gücü bırakıp uyanık olduğu her an nas, felak okuyan değişikler var, koynunda hüddam tılsımıyla gezenler var, kimsenin durumu iyi değil, herkes sallantıda.
adanalı bir arkadaşım var, sanki benim başıma cinolog kesildi. anlatıyor da anlatıyor. aniden yaklaşıp sanki üçüncü birisinin duymasından çekinircesine bunların paraları soğan sarımsak kabuklarıymış ortalıkta bırakmamak lazım diyor. her sabah usulca abdestli misin? gibisinden saçma sapan sorular soruyor.
ben çok önemsemiyorum aslında, böyle şeylerin psikolojik yanılsama olduğunu düşünüyorum kafası en rahat adam benim.
ta ki o geceye kadar, bunların kolları bacakları tersmiş lan! diyor, kafir olanlarının suratlarında nur yokmuş diyor, anlatıyor da anlatıyor.
işte tam bu muhabbetin üstüne bir adam denk geliyor, kara kavruk vitaminsiz bi adam ama adamın kolları t-rex dinazoru gibi vücuduna göre çok kısa, belki bir buçuk karış var yok ve adamın avuçları dışarı bakıyor!
işte o an adanalıyla göz göze geliyoruz, kitleniyoruz bi an, ben ciddi ciddi bu olayların başlangıcı bingöldeki korucuların videosunun etkisinde kalarak adamın kurşun geçirip geçirmeyeceğini bile düşünüyorum bi an! adanalı koluma sımsıkı sarılmış uuuuu anassını arvadını adamı görüyursun diyor! he görüyurum! da o kolumu çürüttün çürüttün az yavaş sık lan!
işte tam o esnada imdadımıza esrarengiz adamın beyanı yetişiyor;
-yav abıe anadan heeeee!*
bu beyan üzerine şener şen gibi ayaklarımız g*tümüze vura vura kaçıyoruz! can tatlı tabi.
halen daha tam emin değilim, acaba normal insan mıydı yoksa gerçekten üç harfli miydi diye, ciddi tereddütlerim var, hoffff!
devamını gör...
tanrının sekreteri ile flört etmek
kader ile ilgili dosyaları karıştırmak için yaptığım eylem, amaç için her yol mübahtır sonuçta, bu arada kendisi çok seksi, melek soyundan geliyormuş ama kanatları sıkıntı, jilet gibi kanatları var, yanlışlıkla (şüpheli) dokunayım dedim elimi kesti. dosyalar maalesef yokmuş, o iş öyle yürümüyormuş. zamansal bazı meseleler varmış falan. randevu almadan gittiğimi fark eden şerefsiz zebani beni fark etmese daha duracaktım aslında ama işte olmadı.
devamını gör...
her hesabın 1000 tl gelmesi
22 dolar normaldir. tl çöpse hesap ne yapsın?
devamını gör...
ankara'da bir ev
ruhçuluk incilik cincilikle ilgili bölümleri az sayıda ama baya iyiydi, bi de yamyamlı bölüm
devamını gör...
her hesabın 1000 tl gelmesi
ben hep bin tl'lik alıyorum diyen dayıların doğmasına neden olacak hede.
devamını gör...
ölmek istememek ama yaşamaktan da zevk almamak
aslında yaşamaktan da zevk alıyorum ama içimde öyle bir acı var ki bunu hissetmek istemiyorum. ölümle burun buruna gelmeden ölmek istiyorum diyebilmek kolay ama ölümle yüzleşince tüm varlığınla yaşamak isterken sonrasında ölmek istiyorum diyebilmek mantıksız. bu belirsizlik çok korkunç.
devamını gör...
saklanmak isteyen göz önünde dursun
ters psikoloji.
devamını gör...
sarı örümcek
yanına kırmızı örümceği de alıp göztepe maçına gitmiyorsa gebersin hergele örümceğidir.
devamını gör...
aile hekimi
artık hasta bakmıyor aile hekimim. işini bıraktı ve masa başı memur olarak devam edecek hayatına...
şu üstte kurduğum cümle varya benim için hayatımda çok kötü bir ayrılış oldu. genelde insanlar aile hekimlerinden memnun kalmazlar (en azından benim çevremde tanıdığım çoğu insan böyle) ama ben çok severdim aile hekimimi.
çocukluğumdan beri tek aile hekimim oydu. taşınmamıza rağmen kaydımı aldırmamıştım kendisinden. o kadar çok seviyorum...
en son yanına gittiğimde vedalaştık ve gerçekten çok üzüldüm. maddi manevi bana bu yaşıma kadar çok katkısı ve faydası dokunan bir insandı. iyi insanlar ölmese bile hayatımızdan çok çabuk çıkıyor ve buna gerçekten üzülüyorum.
şu üstte kurduğum cümle varya benim için hayatımda çok kötü bir ayrılış oldu. genelde insanlar aile hekimlerinden memnun kalmazlar (en azından benim çevremde tanıdığım çoğu insan böyle) ama ben çok severdim aile hekimimi.
çocukluğumdan beri tek aile hekimim oydu. taşınmamıza rağmen kaydımı aldırmamıştım kendisinden. o kadar çok seviyorum...
en son yanına gittiğimde vedalaştık ve gerçekten çok üzüldüm. maddi manevi bana bu yaşıma kadar çok katkısı ve faydası dokunan bir insandı. iyi insanlar ölmese bile hayatımızdan çok çabuk çıkıyor ve buna gerçekten üzülüyorum.
devamını gör...
cevabı bir türlü öğrenilemeyen sorular
bütün kadınlara manipülasyon doğuştan yüklenen bir özellik mi yoksa kızıma anasından mı geçmiş. *
devamını gör...
sarı örümcek
trumptula.
devamını gör...
sözlük yazarlarının gittikleri ilk yabancı ülke
abd ama şanssızlık daha ingilizce bile bilmiyordum 2 yabancı dil bildiğim zamanda da vize alamadım vermediler *
devamını gör...