zaman tüneli

ben bir keresinde gerçek bir eşek gördüm ve muhteşem bir yaratıktı.
devamını gör...

voca.ro/1kMfY4nw3oY4
ne gerçek ne mit
devamını gör...

canım kızlar..
sözlük kızı ifadesinden nefret ederim..
(bkz: erkekler neden kapanmıyor sorunsalı)
devamını gör...

aksine hepsi çok güzel, çok becerikli kadınlar. kimsenin kimseye rekabet etmesine gerek yok. benden daha güzel kadınlara bile bakınca seviniyorum. hepiniz de çok güzelsiniz kızlar maşallah. ay sinirlendim. erkekler eşeğin sol t******* yesin.
devamını gör...

roaring twenties'e yeni girdim. umarım sonu the great depression ile bitmez
devamını gör...

çok çetin geçen bir yükseliş dönemindeyim..
devamını gör...

bu konulardan anlamayanlar için biri basit dil geçebilir mi, vurulduğu yer hangi ülke sınırları oluyor, vuran ülke belli değil mi. yerin göğün izlenildiği çağdayız, kimliği belirsiz uçak rastgele gezinip istediği yeri vurabiliyor mu hâlâ.
devamını gör...

gelene hoşgeldin gidene güle güle.

nerden baksan harika bir dönem.

bazen sadece akışa bırakmak ona inanmak gerekir, o alacağını alır getireceğini getirir.
devamını gör...

ucuz edebiyat.
devamını gör...

günaydın herkese..
devamını gör...

mesaili olunca odak savaşı, freelance olunca disiplin savaşı. hangisi daha kolay değil, kişiye göre değişir.

freelance ise ayrı mesaili bambaşka bir hikaye.

mesaili evden çalışmak bana göre daha zor. zihnin işteyim moduna tam geçemiyor. ofiste olsan en azından bir ortam var. iki insan görüyorsun, yer değiştiriyorsun, nefes alıyorsun. evde ise aynı alanın içinde hem iş hem hayat iç içe.

bir de evin kendi tuzakları var. çalışırken gözüne bir şey takılıyor, “şunu da yapayım” diyorsun. sonra bir bakmışsın iş bölünmüş, odak gitmiş. nasıl olsa evdeyim, gün içinde hallederim düşüncesi de işi sürekli erteliyor. en azından benim için öyle.

freelance tarafı ise daha esnek, kendi ritmini kurabiliyorsun. ne zaman daha verimliysen o zaman çalışıyorsun. ama onda da motivasyon tamamen sana bağlı. ben direkt çalışmadan kazanmak şıkkına geçmek istiyorum.
devamını gör...

not easy faces open your whole world is black...
çoğu insanı konuşan popolar olarak görüyorum...

uzun süre bunlara maruz kalanların da uygun yerlerine tekme atasım var...
devamını gör...

benim görüşüm şu: karşısındakini tanımak istiyorsa adım atması ilişkideki değerini düşürmez (böyle bakan mağara insanları var çünkü), yaptığı şeyi medeni ve normal bir davranış olarak görürüm. hatta kız zihnime kaprissiz, sevgisini gösteren vesaire biri olarak kodlanır.

ama “atmalı” dediğimiz noktada işler değişir. adımı mutlaka kadın atsın, sonra beni evimden alsın, ben de o arada kuaförde saçımı, makyajımı yaptırayım, sonra da şık bir yere götürsün beni.

biraz “delikanlı” olmak gerek..

yazarken vazgeçtim, hiç atmasın. kadınlar biz erkekler gibi değil, adımı yarım buçuk atıyorlar, bir şey anlamıyoruz, fark etmiyoruz bile. sonra kadın “o kadar pas verdim, bana yüz vermedi” diye kendi kendine küsüp bir de trip atıyor. biz de “ne yapıyor bu allah’ın delisi” diye durumu anlamak için kendimizi paralıyoruz.

adım dediği de saçıyla başıyla oynamıştır, biz de “kafası kaşındı herhalde” diye umursamamışızdır.

mesela bir ara yabancı uyruklu bir kadın psikolog, youtube'da "kadınların davranışlarının altında yatan gerçek sebepler" diye bir videolar serisi paylaşmıştı. oturdum, dinledim.. şunu diyor:

"sizi kendisinden uzaklaştırdığında aslında size karşı çekiminin en üst seviyede olduğu bir noktada olabilir.
- vay allah'ın delisi..
"ama böyle olmayabilir de"..
- abv..
devamını gör...

bunu yazarken bile üç beş adım attım. olmuştur diye düşünüyorum.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

rahmetli muşlettin amca tarafından kahvede laklik hasan aga tarafından "falstaff ne yiyordu acaba" sorusu üzerine yaptığı aciklamalarda bu adamdan da bahsetmişti...
devamını gör...

karalama defterinden buraya terfi olduk..
burası ben alakasız bir şey söyleyip çıkacağım yeri. adı da söylemek istediklerimiz olmuş..

denk gelememek, denk getirememek üzerine bir şey söyleyeceğim..
işte tam yeri burası dediğimiz şeyler için uğraşıp duruyoruz, hedeflerimizi tutturmaya çalışırken hep ıskalamak ve hep aynı döngüyü yaşamak kader mi?- bak işte yine aynı oldu demekten sıkılmak.. sıkılmaktan sıkılmak, vazgeçmekten vazgeçmek.. tekrarların verdiği olumsuz reaksiyonlar.. bir şeyin doğrusunu bulmaya çalışırken defalarca eğriye maruz kalmak.. bu devran benim için ne zaman dönecek diye sormak, sorgulamak.. tekrar vazgeçmek, tekrar hedef koymak.. bu işin tadı kaçtı artık..

kabuğuna hiç sığmadın..., farkındalığın içinden geçtiğin ve ben artık uğraşmayacağım olmuyor anneciğim demenin umutsuzluğu ile de yaşamak zordur elbet.. vardır bir çaresi.. bulunur bir yolu değil mi? çık yola sonra tekrar dön geri.... çok üşüdün, yollar bozuk, elverişsiz ortam .. hadi dön geri.. denk gelemedin, denk getiremedin.. başka bir yol bul.. dünyanın tüm yükü senin üzerinde değil ya, sızlanma ne bu abartı?..

fakat abartmadan da, bu işin tadı kaçtı demeden de geçemiyor insan..
devamını gör...

ilk adımı atan tekmeyi ilk yer.
devamını gör...

bunu güzel yapan şubeler vardır. berbat yapan şubeler de vardır... güzel yapan şubelerde bile şansınıza bazen çok kötü yapılabilir. artık çalışanların insafına kalmışsınız... en basitinden bir hamburgeri bile hazırlamayı bilmeyen personeller var bu ülkede. doksanların türkiyesinde böyle bir saçmalık göremezdiniz mesela.

en basit şeylerde bile bi standart yok.
karşına ne geleceği sürpriz.
devamını gör...

başka bir arzu istek şikayet öneri varsa dm pls.

öğrenelim ne yapalım ne yapmayalım biz de cahil cahil dolaşmayalım tabi.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim