zaman tüneli
normal sözlük yazarları edebiyat topluluğu
yaşayan üyeleri var mı bilmiyorum ama kitap falan mı seçip okusak ya bu aralar yalnız okuma motivasyonum yok pek.*
devamını gör...
nick vermeden bir yazara seslen
omzuma bir şal/battaniye atarsan sevinirim.
devamını gör...
çamaşır makinesinde çocuk yıkamak
#3942007
o film gazete haberi olmuş üç olaya dayalı çekilmiştir.
kardeşleri tarafından çamaşır makinesine konup yıkanan bebe, yaşanmış bir olaydır.
o film gazete haberi olmuş üç olaya dayalı çekilmiştir.
kardeşleri tarafından çamaşır makinesine konup yıkanan bebe, yaşanmış bir olaydır.
devamını gör...
nick vermeden bir yazara seslen
tüm iletişim araçlarını reddediyor ve dumanla haberleşiyorum. mezaşımı aldın mı? daha aydınlık bir gelecek için evet diyor musun?*
devamını gör...
sözlüğe bir hayat tecrübesi bırak
hiçbir zaman büyük konuşma.
devamını gör...
çekilebilirsin pargalı
iktidarın ve otoritenin bağırmadan kurduğu en ağır cümlelerden biridir. ses yükselmeden, tehdit etmeden, hatta çoğu zaman yüz ifadesi bile değişmeden o odada kimin kaldığına kimin silindiğine karar verilen andır.
muhteşem yüzyıl'da kanuni sultan süleyman'ın, pargalı ibrahim paşa'ya yönelttiği bu ifade; bir cümleden çok, görünmez bir kapının kapanma sesidir, sıkı dostluğun arasına örülen taş duvardır. konuşma bitmiştir ama asıl mesele konuşmanın bitmesi değildir.
mesele, artık senin orada olma hakkının bitmiş olmasının yanında kim olduğunun da altının çizilmesidir. iki kelimelik sakin bir cümleye, bütün cv paspas edilir. genel karşılığı kabaca "çıkabilirsin" gibi görünse de, içinde küçük bir hatırlatma taşır: yerin, bulunduğun yer değildir; sana izin verilen yerdir. izin verilen kadarsındır. bunu duyduğu an, pargalı'nın afallamış ifadesi ile birlikte gerçekten çekilip gitmekten başka hiçbir seçeneği yoktur.
biz bu kadar acımasız değiliz ama. "aynen" diyoruz, "boşver" diyoruz, "sallama" diyoruz. dostlarımız kıymetli bizim.
muhteşem yüzyıl'da kanuni sultan süleyman'ın, pargalı ibrahim paşa'ya yönelttiği bu ifade; bir cümleden çok, görünmez bir kapının kapanma sesidir, sıkı dostluğun arasına örülen taş duvardır. konuşma bitmiştir ama asıl mesele konuşmanın bitmesi değildir.
mesele, artık senin orada olma hakkının bitmiş olmasının yanında kim olduğunun da altının çizilmesidir. iki kelimelik sakin bir cümleye, bütün cv paspas edilir. genel karşılığı kabaca "çıkabilirsin" gibi görünse de, içinde küçük bir hatırlatma taşır: yerin, bulunduğun yer değildir; sana izin verilen yerdir. izin verilen kadarsındır. bunu duyduğu an, pargalı'nın afallamış ifadesi ile birlikte gerçekten çekilip gitmekten başka hiçbir seçeneği yoktur.
biz bu kadar acımasız değiliz ama. "aynen" diyoruz, "boşver" diyoruz, "sallama" diyoruz. dostlarımız kıymetli bizim.
devamını gör...
toksik aşk
şu toksik kelimesinden irrite olduğum kadar başka bir çok şeyden de olıyorumdur da konu o değil. işte o iritasyon yüzünden olsa gerek başlığı tosbik aşk diye okudum.
bir aşk çeşidi.
bir aşk çeşidi.
devamını gör...
renkli gözlü insan
yeşil göz hiçbir işe yaramıyor arkadaşlar içerden bilgi, yayalım. ayrıca tanıdığım tüm renkli gözlü insanlar ve ben güneşe, toza, bilumum her halta alerjik reaksiyon gösteriyoruz. kırmızı gözler, akmış rimellerle pandaya benzemekten başka bir yararını görmedim.
devamını gör...
savunma
(bkz: savunma mekanizmaları)
devamını gör...
boşanmaların en büyük nedeni
her ilişki kendi dinamiğini kurar, kendi dilini oluşturur ve kendi içinde çözülür. ya da çözülemeyip dağılır. o yüzden tek bir nedene bağlamak basitleştirmektir.
uzun zamandır görmezden gelinen şeylerin birikimi olur. yani tek bir nedenle değil de yavaş yavaş arka planda çöken bir sistem aslında.
uzun zamandır görmezden gelinen şeylerin birikimi olur. yani tek bir nedenle değil de yavaş yavaş arka planda çöken bir sistem aslında.
devamını gör...
nick vermeden bir yazara seslen
midemi bulandırıyorsun ya keşke şu sözlükten çıkıp gitsen.
devamını gör...
toksik aşk
bir arkadaşım var, ilişkilerinden ben bile yoruldum... ayrıl-barış yapa yapa 5. yılı devirecekler. birbirlerini sevenler birbirlerini zehirler mi, sanmam. bir bakıma, insan sevdiği halıyı yerden yere vurur, da diyorlar. yine de birbirlerini kötü etkileyen bir ilişki varsa ortada, bir çözüm bulunmalı en azından diye düşünüyorum. ya da bence artık bu birbirlerine verdikleri zararı o kadar da görmüyorlar alıştıkları için... hatta belki bu zarar onların hoşuna bile gidiyor olabilir..
devamını gör...
dünya kupası'na katılırsak millilere bodrum'da villa
prim çocuklara trabzonlu mafya babası tarafından verilecek olan primcik. bu ülke hiç bu kadar yozlaşmamıştı.
devamını gör...
ülkemizde matematiğin sevilmeme nedeni
ben matematiği severim. kendim eşit ağırlıkçıyım. bana göre bunun sebebi:
“ ne yazık ki ezberle geç kültürü var ülkemizde. sadece ezberleyip anlamadan ilerleyince haliyle ilk virajda herkes dökülüyor.”
“ ne yazık ki ezberle geç kültürü var ülkemizde. sadece ezberleyip anlamadan ilerleyince haliyle ilk virajda herkes dökülüyor.”
devamını gör...
ülkemizde matematiğin sevilmeme nedeni
bu matematik bizi kandırıyor hocam.
matematik : milletimiz bizi affetsin biz de aldatıldık ama ne aldanan olduk ne aldatan.
matematik : milletimiz bizi affetsin biz de aldatıldık ama ne aldanan olduk ne aldatan.
devamını gör...
ülkemizde matematiğin sevilmeme nedeni
kötü öğretmenler.
devamını gör...
ülkemizde matematiğin sevilmeme nedeni
sadece matematiğe özgü bir durum olduğunu düşünmediğim önerme. tarihe bakıyorsun, ülkenin kuruluş tarihi bilinmiyor, edebiyata bakıyorsun 2 tane şair ismi sayabilene madalya takma seviyesindeyiz. neyi seviyoruz o halde? bu sadece talebelerle alakalı bir durum da değil, bugün üniversite mezunu ya da iş güç sahibi bireylere de sorsanız sevdiği ya da ilgilendiği bir bilim, ilim dalını bulmak çok zor. kimse de galiba iki dakika soluklanıp gerçekten neyi sevdiği, neyi istediği üzerine düşünmüyor sanırım.
bugün 11. sınıf öğrencilerime ileride ne yapmak istediklerini sordum. %80 i düşünmediğini, bilmediğini söylüyor. bunun sorumluluğunu sadece bir kesime yüklemek, biraz fazla olabilir.
bugün 11. sınıf öğrencilerime ileride ne yapmak istediklerini sordum. %80 i düşünmediğini, bilmediğini söylüyor. bunun sorumluluğunu sadece bir kesime yüklemek, biraz fazla olabilir.
devamını gör...
ülkemizde matematiğin sevilmeme nedeni
bence iyi anlatılmıyor. gözü korkuyor çocuğun. hiç anlamayacağını düşünerek tamamen kendini kapatıyor matematiğe.. illa ki her çocuğun algı sınırlarına girecek bir yöntem vardır. ancak zaman alıcı, uğraştırıcı bir gayret. öğretmenler o emeğe yeltenir mi bilmem. bence aile uğraşmalı bu konuda evvela. matematiği keyifli bir faaliyet haline getirmeli. aklının alacağı örneklerle ilerlemeli..
bir de bu 4+4+4 sistemi zarar verdi matematiğe.. 65 aylık çocuklar ilkokula başlama zorunluluğuna tabi tutulunca, henüz soyut düşünme yeteneği kazanamamış sabiler zorlandılar. bir nesil de böyle nefret etti zannediyorum.
bir de bu 4+4+4 sistemi zarar verdi matematiğe.. 65 aylık çocuklar ilkokula başlama zorunluluğuna tabi tutulunca, henüz soyut düşünme yeteneği kazanamamış sabiler zorlandılar. bir nesil de böyle nefret etti zannediyorum.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının ingilizce paylaşımları
i run each team
a wet each team
bu entry iğrençlikten kendini imha edecektir.
a wet each team
bu entry iğrençlikten kendini imha edecektir.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının ingilizce paylaşımları
as if everything was going smooth. as if i had it all figured out...
and to top it all i feel like i'm loosing my mind although i know it is basically impossible.
the built up uneasiness is so immerse my neck as stiff as an iron rod.
the funny part is that right now i believe if i continue to write in english i am going to get rid of the anger.
maybe just maybe it'll help.
so to cut the chase and get to the bottom of it...
there are two options.
either he was acting, in this case the motive and possibilities are unclear and that is what's making me uneasy.
or he was not acting then in that case it was a total waste of time on my part. that's where the anger comes through.
so to ease the uncanny feeling ı can just ignore the possibility of him acting and deal with my own anger.
there... said and done.
and to top it all i feel like i'm loosing my mind although i know it is basically impossible.
the built up uneasiness is so immerse my neck as stiff as an iron rod.
the funny part is that right now i believe if i continue to write in english i am going to get rid of the anger.
maybe just maybe it'll help.
so to cut the chase and get to the bottom of it...
there are two options.
either he was acting, in this case the motive and possibilities are unclear and that is what's making me uneasy.
or he was not acting then in that case it was a total waste of time on my part. that's where the anger comes through.
so to ease the uncanny feeling ı can just ignore the possibility of him acting and deal with my own anger.
there... said and done.
devamını gör...