zaman tüneli
at hırsızı tipinde olup sözlükte yazmak
atlar beyninde doludizgin koştururken tanım yazmak zordur. cümlenin başını yakalarsın, sonu çoktan ufkun arkasına kaçmıştır. düşünce dediğin şey bazen uslu uslu yürüyen bir kedi değil, nal sesleriyle zihni titreten bir sürüdür. o hızda noktalama işareti koymak bile refleks meselesi.
işte at hırsızı tipi dediğimiz de tam olarak böyle bir yerden çıkar zaten. dışarıdan bakınca rüzgarı yemiş, olayını hazırlamış, biraz da şimdi ne düşüneceğim belli olmaz hissi veren biri. gözlerinde sanki, biri geçmişte çalınmış atların peşinde, diğeri ise henüz yazılmamış entrylerin olduğu iki ayrı film oynar.
bazen düşünüyorum da sözlük, o atlar hiç durmazsa ne olur diye. aklıma meşhur torino atı geliyor. hani o suskunluk, o ağır zaman, o bitmeyen bekleyiş… belki de atlar en sonunda durmaz, sadece susar. işte o zaman yazar, ilk kez gerçekten yazmaya başlar.
ama o ana kadar, biz at hırsızı tipleri için gerçek, düşüncenin dört nala, parmakların yarım tempoda ilerlediği bir yolculuk.. ortaya çıkan şey ise ne tam bir tanım, ne de tam bir kaçış planı. biraz toz, biraz iz, bolca da galiba anlatabildim hissi.
neysee hadi bakalım... deh deh... hooop, oğlum hooop… yavaş… yavaş… prrr… tamam, geçin şöyle… şimdi yazacağız.
işte at hırsızı tipi dediğimiz de tam olarak böyle bir yerden çıkar zaten. dışarıdan bakınca rüzgarı yemiş, olayını hazırlamış, biraz da şimdi ne düşüneceğim belli olmaz hissi veren biri. gözlerinde sanki, biri geçmişte çalınmış atların peşinde, diğeri ise henüz yazılmamış entrylerin olduğu iki ayrı film oynar.
bazen düşünüyorum da sözlük, o atlar hiç durmazsa ne olur diye. aklıma meşhur torino atı geliyor. hani o suskunluk, o ağır zaman, o bitmeyen bekleyiş… belki de atlar en sonunda durmaz, sadece susar. işte o zaman yazar, ilk kez gerçekten yazmaya başlar.
ama o ana kadar, biz at hırsızı tipleri için gerçek, düşüncenin dört nala, parmakların yarım tempoda ilerlediği bir yolculuk.. ortaya çıkan şey ise ne tam bir tanım, ne de tam bir kaçış planı. biraz toz, biraz iz, bolca da galiba anlatabildim hissi.
neysee hadi bakalım... deh deh... hooop, oğlum hooop… yavaş… yavaş… prrr… tamam, geçin şöyle… şimdi yazacağız.
devamını gör...
incirlik üssü
buradan kalkan uçaklar çok müslüman şehit etmiştir.
devamını gör...
yazarlar hakkında gereksiz bilgiler
temizlik bağımlısıyım. çamaşır suyuyla arama mesafe koyamıyorum.
devamını gör...
gacemer
becerikli demek.
devamını gör...
incirlik üssü
"cumhurbaşkanlığı iletişim başkanlığı dezenformasyonla mücadele merkezi, abd’ye ait b-1b lancer bombardıman uçaklarının incirlik hava üssü’nde iniş ve kalkış yaptığı yönündeki iddiaların dezenformasyon içerdiğini açıkladı?"
sabah 9-10 gibi x 'de bir adana yerel haber sitesinden bugüne ait canlı görüntüler yayınlandı idi, sonradan yayın yasağı neticesi silinmiş? şu ihanete bakan mı? millet tepesine bombalar düşene kadar uyutuluyor? vallahi ve billahi "kureyza yahudilerinin akıbeti dahi" bu yaban domuzu sürüsüne hafif gelecek? diri diri ateşe atılıp cayır-cayır yakilmalari gerekecek!.
sabah 9-10 gibi x 'de bir adana yerel haber sitesinden bugüne ait canlı görüntüler yayınlandı idi, sonradan yayın yasağı neticesi silinmiş? şu ihanete bakan mı? millet tepesine bombalar düşene kadar uyutuluyor? vallahi ve billahi "kureyza yahudilerinin akıbeti dahi" bu yaban domuzu sürüsüne hafif gelecek? diri diri ateşe atılıp cayır-cayır yakilmalari gerekecek!.
devamını gör...
izmir
yere çer çöp izmarit atan şerefsizlerin izmir'de de olma durumu olan yağmur yağma olayı. adam 75 yaşına gelmiş içtiği sigarayı yere atıyor. zıkkım için peçete artığı.
devamını gör...
erkek nedir bilmeyen ben
devamını gör...
yazarlar hakkında gereksiz bilgiler
hayatımdaki ufak çaplı yenilikleri telefonumun gizli bir kısmında fotoğraf ve minik notlarla birlikte kaydederek saklıyorum.
yeni eve taşındım mesela,
ilk alışverişim,
ilk kahvaltı,
ilk misafir hazırlığı vs.
hayata karşı hiç de öyle sevimli bir bakış açım ya da duruşum yok ama mental olarak ihtiyaç da duyuyorum ara sıra demek ki. *
yeni eve taşındım mesela,
ilk alışverişim,
ilk kahvaltı,
ilk misafir hazırlığı vs.
hayata karşı hiç de öyle sevimli bir bakış açım ya da duruşum yok ama mental olarak ihtiyaç da duyuyorum ara sıra demek ki. *
devamını gör...
erkek nedir bilmeyen ben
jacqueline harpman tarafından yazılan bir distopya kitabı.
kitabı x'te o kadar çok gördüm ve konusu o kadar ilgimi çekti ki okumadan edemezdim.
hem uzun süredir distopya kitabı okumuyordum*, hem de bu distopya evreninin kadınlar arasında geçiyor olması da kitabı okumam için bir başka sebepti.
konusuna değinecek olursam yer altında, kapalı bir mağarada yaşayan ve yaşadığı mağara dışındaki gerçek dünyadan haberi olmayan kadının kendini keşfetmesinden, bir nevi yeniden doğmasından bahsediliyor.
kişi kaç yaşında olduğunu, nasıl gözüktüğünü, zaman kavramını, erkeğin nasıl göründüğünü, nasıl yıkanması gerektiğini ve daha birçok şeyi bilmez. kadın olup olmadığını bile sorgular bir noktada.
hatta her ne kadar kitabı kendi ağzından okusak bile sadece kendisinin yaşadığı bir durum da değildir, beraberinde 39 kadın da onunla birlikte aynı mağarada ve aynı odada kalmaktadırlar.
diğer 39 kadından en genci o olduğu için de en deneyimsizi de kendisidir.
çünkü diğer kadınlar hiç değilse okuma, yazma ya da basit matematiksel işlemler öğrendikten sonra kendilerini bu mağarada bulmuşlardır.
sonralarında ise en gençlerinden biri olarak yalnızca kendisi hayatta kalır.
yalnız başına geçirmek zorunda kaldığı keşif yolculuğunda yaşadığı umut ve umutsuzlukları fazlasıyla hissettirdi bana.
benim için fazlasıyla ilgi çekici ve birçok şeyi sorgulamamı sağlayan bir kitaptı.
tek başına keşfetmeye ve yaşamaya çalıştığı bu dünyada her şey ilk başta çok umutsuz gözükse de küçük bir umut ışığı görmesiyle benim bile içim umutla dolmuştu okurken. o yüzden kitabın daha mutlu bir sonla bitebileceğini ummuştum bir anlık.
o kadar heyecanla yaşamaya başladığı , belki ilk defa sıcak suyla yıkandığı eve bir mektupla veda etmek zorunda kalması kısmı hâlâ canımı yakıyor.
en çok canımı yakan kısım ise bu kadının bir isminin bile olmaması.
kitabı x'te o kadar çok gördüm ve konusu o kadar ilgimi çekti ki okumadan edemezdim.
hem uzun süredir distopya kitabı okumuyordum*, hem de bu distopya evreninin kadınlar arasında geçiyor olması da kitabı okumam için bir başka sebepti.
konusuna değinecek olursam yer altında, kapalı bir mağarada yaşayan ve yaşadığı mağara dışındaki gerçek dünyadan haberi olmayan kadının kendini keşfetmesinden, bir nevi yeniden doğmasından bahsediliyor.
kişi kaç yaşında olduğunu, nasıl gözüktüğünü, zaman kavramını, erkeğin nasıl göründüğünü, nasıl yıkanması gerektiğini ve daha birçok şeyi bilmez. kadın olup olmadığını bile sorgular bir noktada.
hatta her ne kadar kitabı kendi ağzından okusak bile sadece kendisinin yaşadığı bir durum da değildir, beraberinde 39 kadın da onunla birlikte aynı mağarada ve aynı odada kalmaktadırlar.
diğer 39 kadından en genci o olduğu için de en deneyimsizi de kendisidir.
çünkü diğer kadınlar hiç değilse okuma, yazma ya da basit matematiksel işlemler öğrendikten sonra kendilerini bu mağarada bulmuşlardır.
sonralarında ise en gençlerinden biri olarak yalnızca kendisi hayatta kalır.
yalnız başına geçirmek zorunda kaldığı keşif yolculuğunda yaşadığı umut ve umutsuzlukları fazlasıyla hissettirdi bana.
benim için fazlasıyla ilgi çekici ve birçok şeyi sorgulamamı sağlayan bir kitaptı.
tek başına keşfetmeye ve yaşamaya çalıştığı bu dünyada her şey ilk başta çok umutsuz gözükse de küçük bir umut ışığı görmesiyle benim bile içim umutla dolmuştu okurken. o yüzden kitabın daha mutlu bir sonla bitebileceğini ummuştum bir anlık.
o kadar heyecanla yaşamaya başladığı , belki ilk defa sıcak suyla yıkandığı eve bir mektupla veda etmek zorunda kalması kısmı hâlâ canımı yakıyor.
en çok canımı yakan kısım ise bu kadının bir isminin bile olmaması.
devamını gör...
paylaşmadığı halde fotoğraf çeken insan
penisimin fotosu var
olur da bir gün yüzüm tanınmayacak şekilde ölürsem
telefonumdaki penisten beni teşhis etsinler diye
emniyet güçlerine veya adlitıp uzmanlarına kolaylık
olur da bir gün yüzüm tanınmayacak şekilde ölürsem
telefonumdaki penisten beni teşhis etsinler diye
emniyet güçlerine veya adlitıp uzmanlarına kolaylık
devamını gör...
bir üstteki yazar hakkında düşünülenler
kıymetlim, sözlüğümüzün değerli yazarı.
devamını gör...
paylaşmadığı halde fotoğraf çeken insan
yazın beni de.
devamını gör...
babanın ölmesi
ben ev araba alana kadar ölmesin. yüksek maaşlı işe girene kadar çalışmaya devam etsin. aylık 200.000 tl maaş alıyor zaten, bir zahmet işten ayrılmasın.
devamını gör...
paylaşmadığı halde fotoğraf çeken insan
her çektiğimi paylaşmak için çekmiyorum. anı biriktiriyorum. çünkü insan hiç bir zaman şuan olduğundan daha genç olamayacak. geçen zamanı geri döndüremeyecek. yaşarken yaşama dokunan o kısa anlardan birer hatıra saklamak istiyor bazen insan. özellikle çocuklarımla ilgili olan.. hüzünlü zamanlarda dönüp mutlu anılara ait fotolara bakmak iyi geliyor.
devamını gör...
güne bir tavsiye bırak
aile hariç kimseyle hiçbir şeyi paylaşmayın. havadan sudan geyik muhabbeti yapın geçin.
devamını gör...
artık sözlüğe vakit ayıramayacak kadar meşgul bir kişi olmak
saçın mı çıktı
hayırdır
şaka şaka
1 nisan
hayırdır
şaka şaka
1 nisan
devamını gör...
bu şehirde olmaz terk edip gitmeli
kimleri görüyoruz * yeniden hoşgelmiş yazar.
devamını gör...
ziraat dinamik
aylık vadeli mevduat oranını yüzde 41 yapan banka. özel bankaları bile geçti resmen. helal.
devamını gör...
artık sözlüğe vakit ayıramayacak kadar meşgul bir kişi olmak
artık arzu ettiğini, aradığını bulmaktır.
meşguliyetlerim çoğaldı. sözlüğe zaman ayırabilmem neredeyse imkansız bir hal aldı.
beni anlayacağınıza eminim arkadaşlar.
sözlüğe emeğim geçtiyse hakkım helaldir.
meşguliyetlerim çoğaldı. sözlüğe zaman ayırabilmem neredeyse imkansız bir hal aldı.
beni anlayacağınıza eminim arkadaşlar.
sözlüğe emeğim geçtiyse hakkım helaldir.
devamını gör...
kıbrıs
kumarhane cenneti. ama çok çabuk yutuyor adamı. 2 günde bitirdi beni
devamını gör...