zaman tüneli
pavyona düşsem daha kolay kurtulurdum denilen bağımlılıklar
omuz ya omuz...
devamını gör...
bir yazara şarkı armağan et
devamını gör...
bal şarabı
ankarada bulamadım bi ya, bi denemek istiyorum ama nerden temin edicez.
devamını gör...
1 ve 3 numaralı kulvarlara dikkat
rahmetli kenan onuk abimizin sesiyle şu an aklıma gelen uyarı mahiyetinde söz öbeği.
devamını gör...
diko denilince akla gelenler
güzel adam hissi veriyor ama derinden tanışmıyoruz*
devamını gör...
başıboşlar
an itibariyle bozulmuş, çalışmıyor galiba. mahkemeye vereceğim ya bu moderasyınu.
devamını gör...
diko denilince akla gelenler
sözüne güvenilir bir insan geliyor benim aklıma. iyi adam. delikanlı adam.
devamını gör...
baskıcı erkeği boşamayan kadın
(bkz: ayrıl kanka)
bu arada denen doğru büyük ihtimalle ayrılamıyordur ya da kendisi de baskıcı bir ailede büyüdüğü için buradaki problemi fark etmiyor olabilir, onun normali bu baskıcı ortam olmuş olabilir. bir ihtimal, elalem ne der diye de düşünüyor olabilir.
genelde böyle kadınlara "istersen seni bedavaya boşarım ben, bak iyi düşün" diyorum.
bu arada denen doğru büyük ihtimalle ayrılamıyordur ya da kendisi de baskıcı bir ailede büyüdüğü için buradaki problemi fark etmiyor olabilir, onun normali bu baskıcı ortam olmuş olabilir. bir ihtimal, elalem ne der diye de düşünüyor olabilir.
genelde böyle kadınlara "istersen seni bedavaya boşarım ben, bak iyi düşün" diyorum.
devamını gör...
diko denilince akla gelenler
at yarışı, kumar, cuğara, efes tombul, pavyon, ne kadar serserilik iş varsa hepsi.*
devamını gör...
vazgeçmek güç mü
değil vallahi billahi değil, boynuma demir saplandı 9 yaşımda, 16 yaşımda göğsüme cam ve her yerim paramparça, bir ekmek parası uğruna en alt memurluk kaldı payıma, ondan da vazgeçeceğim de gidecek yerim yok, yürür giderim kafama sıkar giderim de olmuyor öyle, insan yaşamadan ölmüyor. bana çalınan hayatımı versinler, kendimi istiyorum, adım bile sahte, herkes başka bir şey diyor… ne varım ne de yokum. bu hayat bana en büyük eziyet, allah’ıma kavuşturana hakkım helaldir, alın size ihlas ve samimiyet. bıktım yemin ediyorum.
devamını gör...
diko denilince akla gelenler
benim direkt aklıma baba geliyor.
devamını gör...
bal şarabı
temelde balın su ve maya ile karıştırılıp fermente edilmesi sonucu ortaya çıkan, mitolojide bilinen ilk alkollü içkidir. farklı dillerde mjod ve mead olarak da karşınıza çıkar.
bal şarabının keşfinin muhtemelen bir tesadüf sonucu olduğu düşünülür. yağmur suyunun bir ağaç kovuğundaki yabani arı kovanına dolması ve buradaki balın doğal mayalarla fermente olması, ilk mead’i ortaya çıkarmıştır.
vikingler için bal şarabı, bir içki olmanın dışında savaşçılık ve bilgelikle bağdaştırılan kutsal bir içecektir. balayı kelimesi de buradan gelir. çünkü orta çağ avrupasında bal şarabının doğurganlığı artırdığına inanıldığı için yeni evli çiftler bir ay boyunca bal şarabı içerlermiş. (bkz: honeymoon)
yapımı basittir. bal, su ve maya yeterlidir, ancak maya besini eklemek de şarttır denebilir. zira balın içinde azot bulunmaz. mayaların sağlıklı çalışabilmesi içinse azota ihtiyacı vardır. işte bu açık maya besini ile kapatılır. eğer maya besini kullanılmazsa, mayalar strese girer ve istenmeyen yan ürünler salgılar. bal şarabında çürük yumurta benzeri kötü koku oluşabilir ve altı aylık sabrın sonu çöp olur.
yaparken bal, maya ve maya besini birbirine karıştırılır ve fermentasyon süresi başlar. ancak içebilmek için çok uzun süre (en az 6 ay) beklemek gerekir. bir yıldan fazla beklenirse, daha da güzelleşir. daha erken zamanda içenler de var tabii ancak iyi bir bal şarabının en az altı aylık bir bekleme süresinden geçmesi gerekir. daha fazla beklerse daha iyi olur. ortalama iki ay süren ana fermantasyon bittikten sonra, içki tortudan arındırılmak için başka bir kaba alınır. buna ikinci fermantasyon denir. daha sonra şişelenme aşamasına geçilir.
bal şarabının da çeşitleri vardır. yukarıda anlattığım karışım en sade olan mead’dir. meyvelerle fermente edilen çeşidine melomel denir. bitki ve baharatlarla aromalandırılmış haline ise metheglin denir. metheglin isminin ilaç kelimesi bağı vardır. galce meddyglyn olması gerekiyor. yani ingilizce medicine kelimesi. birkaç farklı çeşidi daha var. yani aslında biraz da sizin hayal gücünüze ve damak tadınıza bağlı. ben metheglin’i severim. fermantasyonun bitmesine yakın içine portakal, karanfil, zencefil, tarçın, vanilya, kuru üzüm gibi şeyler atarım. balın çiçeksi aroması ile birlikte uyumlu bir tat profili oluşturur. tabii en önemlisi de kullandığınız balın ve suyun kaliteli olması gerekiyor. ısıl işlem görmemiş, aromatik çiçek balları (kestane, narenciye veya çam gibi) en iyi sonucu verir. fakat marketten alacağınız herhangi bir balla da yapılabilir. suyunuz ve balınız ne kadar kaliteli olursa bal şarabınız da o kadar lezzetli olur.
iskandinav mitolojisinde tanrılar aralarındaki savaşı bitirdiklerinde bir kazana tükürürler ve bu tükürükten kvasir adında dünyanın en bilge varlığı yaratılır. kvasir öldürüldüğünde, kanı balla karıştırılır ve ortaya şairlik balı çıkar. (bkz: poetic mead) inanışa göre bu şaraptan bir yudum içen kişi bir şaire ya da bir bilgine dönüşür. baş tanrı odin, bu kutsal içkiyi devlerden çalarak asgard’a getirmiş ve onu sadece tanrılara ve layık gördüğü seçilmiş insanlara sunmuştur. yine mitolojiye göre valhalla’nın çatısında duran heidrun adlı efsanevi bir keçi, dünya ağacı yggdrasil'in yapraklarını yer ve memelerinden süt yerine tükenmez bir bal şarabı akar. bu şarap, her gece valhalla'daki savaşçıların kupalarına akar.
viking toplumunda bal şarabı, bira gibi günlük tüketilen bir içki değildir. ziyafet salonlarında, özel ve kutsal anlarda içilirmiş. kadeh olarak hayvan boynuzları kullanılırmış. velhasıl bal şarabı vikingler için şiirin, bilgeliğin ve tanrılarla kurulan bağın bir yöntemiymiş.
bal şarabının keşfinin muhtemelen bir tesadüf sonucu olduğu düşünülür. yağmur suyunun bir ağaç kovuğundaki yabani arı kovanına dolması ve buradaki balın doğal mayalarla fermente olması, ilk mead’i ortaya çıkarmıştır.
vikingler için bal şarabı, bir içki olmanın dışında savaşçılık ve bilgelikle bağdaştırılan kutsal bir içecektir. balayı kelimesi de buradan gelir. çünkü orta çağ avrupasında bal şarabının doğurganlığı artırdığına inanıldığı için yeni evli çiftler bir ay boyunca bal şarabı içerlermiş. (bkz: honeymoon)
yapımı basittir. bal, su ve maya yeterlidir, ancak maya besini eklemek de şarttır denebilir. zira balın içinde azot bulunmaz. mayaların sağlıklı çalışabilmesi içinse azota ihtiyacı vardır. işte bu açık maya besini ile kapatılır. eğer maya besini kullanılmazsa, mayalar strese girer ve istenmeyen yan ürünler salgılar. bal şarabında çürük yumurta benzeri kötü koku oluşabilir ve altı aylık sabrın sonu çöp olur.
yaparken bal, maya ve maya besini birbirine karıştırılır ve fermentasyon süresi başlar. ancak içebilmek için çok uzun süre (en az 6 ay) beklemek gerekir. bir yıldan fazla beklenirse, daha da güzelleşir. daha erken zamanda içenler de var tabii ancak iyi bir bal şarabının en az altı aylık bir bekleme süresinden geçmesi gerekir. daha fazla beklerse daha iyi olur. ortalama iki ay süren ana fermantasyon bittikten sonra, içki tortudan arındırılmak için başka bir kaba alınır. buna ikinci fermantasyon denir. daha sonra şişelenme aşamasına geçilir.
bal şarabının da çeşitleri vardır. yukarıda anlattığım karışım en sade olan mead’dir. meyvelerle fermente edilen çeşidine melomel denir. bitki ve baharatlarla aromalandırılmış haline ise metheglin denir. metheglin isminin ilaç kelimesi bağı vardır. galce meddyglyn olması gerekiyor. yani ingilizce medicine kelimesi. birkaç farklı çeşidi daha var. yani aslında biraz da sizin hayal gücünüze ve damak tadınıza bağlı. ben metheglin’i severim. fermantasyonun bitmesine yakın içine portakal, karanfil, zencefil, tarçın, vanilya, kuru üzüm gibi şeyler atarım. balın çiçeksi aroması ile birlikte uyumlu bir tat profili oluşturur. tabii en önemlisi de kullandığınız balın ve suyun kaliteli olması gerekiyor. ısıl işlem görmemiş, aromatik çiçek balları (kestane, narenciye veya çam gibi) en iyi sonucu verir. fakat marketten alacağınız herhangi bir balla da yapılabilir. suyunuz ve balınız ne kadar kaliteli olursa bal şarabınız da o kadar lezzetli olur.
iskandinav mitolojisinde tanrılar aralarındaki savaşı bitirdiklerinde bir kazana tükürürler ve bu tükürükten kvasir adında dünyanın en bilge varlığı yaratılır. kvasir öldürüldüğünde, kanı balla karıştırılır ve ortaya şairlik balı çıkar. (bkz: poetic mead) inanışa göre bu şaraptan bir yudum içen kişi bir şaire ya da bir bilgine dönüşür. baş tanrı odin, bu kutsal içkiyi devlerden çalarak asgard’a getirmiş ve onu sadece tanrılara ve layık gördüğü seçilmiş insanlara sunmuştur. yine mitolojiye göre valhalla’nın çatısında duran heidrun adlı efsanevi bir keçi, dünya ağacı yggdrasil'in yapraklarını yer ve memelerinden süt yerine tükenmez bir bal şarabı akar. bu şarap, her gece valhalla'daki savaşçıların kupalarına akar.
viking toplumunda bal şarabı, bira gibi günlük tüketilen bir içki değildir. ziyafet salonlarında, özel ve kutsal anlarda içilirmiş. kadeh olarak hayvan boynuzları kullanılırmış. velhasıl bal şarabı vikingler için şiirin, bilgeliğin ve tanrılarla kurulan bağın bir yöntemiymiş.
devamını gör...
bir yazara şarkı armağan et
(bkz: diko) sana gelsin abimm.*
sarı taksi boyandı
gelip de kapıya dayandı
tam kaçıracağımız zaman
zalım da anası uyandı
sarı taksi boyandı
gelip de kapıya dayandı
tam kaçıracağımız zaman
zalım da anası uyandı
devamını gör...
gazi koşusu
açıkçası pek ilgimi çeken bir organizasyon olmamakla beraber sırf ulu önder atamızın yüzü suyu hürmetine ve bu yıl 100. sü koşulacak olması hasebiyle de canlı izlemeyi düşündüğüm türkiye'nin en büyük spor olayı. şayet 100. yıl şerefine ankara 75. yıl hipodromu'nda koşulursa daha güzel olacaktır.
devamını gör...
lahana
dolmasi eskiden en sevdigim yiyecekti. sonra yiye yiye biktim. su an karnim ac, aklima geldi. fakirlik cok zor beya. evet.
devamını gör...
kız yurdunda yaşanan tuhaf olaylar
her daim farklı birtakım toksik ilişkilere dahil oluyor oluşum hâlâ fazlasıyla garip geliyor.
etüt odasında sağ yanımda 'bak yüzüğü atarım amaa, bak atarım' minvalinde bağrışmalar dönüyor.
sol yanımda 'ya ne anlatıyorsun sen allahın cezası' şeklinde ve çığırıklar ve ağlaşmalar dönüyor.
sabah farklı birinden 'eğer bu telefonu yüzüme kapatırsan ne olacağını biliyorsun' tehditleri dönüyordu.
işin daha da garip kısmı sandalye almam lazım fakat kızların yanına gidip sandalyenin boş olup olmadığını sormaya korkuyorum.
dayak falan yerim, telefondakine olan sinirlerini benden çıkartırlar sonra.
mesela ışığı açmaya da korkuyorum çünkü mazallah ışık onları rahatsız edebilir, yine dayak yiyebilirim.
işte bunlar hep erkekler yüzünden.
kapatılsın diye boşuna demedik zamanında.
etüt odasında sağ yanımda 'bak yüzüğü atarım amaa, bak atarım' minvalinde bağrışmalar dönüyor.
sol yanımda 'ya ne anlatıyorsun sen allahın cezası' şeklinde ve çığırıklar ve ağlaşmalar dönüyor.
sabah farklı birinden 'eğer bu telefonu yüzüme kapatırsan ne olacağını biliyorsun' tehditleri dönüyordu.
işin daha da garip kısmı sandalye almam lazım fakat kızların yanına gidip sandalyenin boş olup olmadığını sormaya korkuyorum.
dayak falan yerim, telefondakine olan sinirlerini benden çıkartırlar sonra.
mesela ışığı açmaya da korkuyorum çünkü mazallah ışık onları rahatsız edebilir, yine dayak yiyebilirim.
işte bunlar hep erkekler yüzünden.
kapatılsın diye boşuna demedik zamanında.
devamını gör...
baskıcı erkeği boşamayan kadın
sizin kocanız baskıcı ise konuşun değilse sizlik bir durum yok.
devamını gör...
uludağ haşereleri
genel konuşmak yanlış intibaların oluşmasına sebep olur, o yüzden haşereden kastınız kimse isim vererek konuşunuz sonra bileden bile kırılır karınca..
devamını gör...

