zaman tüneli
yusuf tekin
görevinden istifa etmelidir ama neyse. hikaye belli.
aslında yusuf tekin türk eğitim sisteminin ve "okul" kurumsal yapısının bu günlere gelişinin sadece son aktörü. bugün x'te önüme bir gönderi düştü, her harfine katılmakla beraber aynen alıntılıyorum:
daha acı bir şey söyleyeyim. türkiye'de bazı psikolojik eşikler var. bazı şeyler, sadece psikolojik eşik aşılmadığı için yapılmıyor.
bu okul mevzusu ilk kez bu çocukların mı aklına geldi? tabi ki hayır. daha önce de çok kişi düşündü ama sadece bu psikolojik bariyer sebebiyle yapmadı. "yapabilirim" düşüncesi yoktu kimsede. bu yüzden girişilmiyordu.
bir kere yapıldıktan sonra devamının gelmesinin sebebi bu biraz da. artık böyle şeylerin yapılabildiği görüldü. sadece yapılabildiği için yapılacak bundan sonra.
bu eşik yıllar içinde eğitim sisteminin bozulmasıyla, öğretmenlerle kurulan ast-üst ilişkisinin yıkılmasıyla, okullardaki disiplinin bitirilmesiyle, öğretmene verilen değerin sıfırlanmasıyla, okulların "kurum" kimliğinin yok edilmesiyle aşındı ve yok edildi.
bu psikolojik eşiğin tekrar baştan kurulması lazım. o da mevcut isimlerle, mevcut yöntemlerle zor. bir kere aşıldıktan sonra; ister cezayı arttır, ister sosyal medyayı yasakla, ister bütün negatif fikirleri yok et, ister okullara danışman gönder fark etmez. birileri, yapabileceğini düşündüğü için yapmaya, en azından denemeye devam edecek.
ülkeye yeni bir çehre, yeni bir psikoloji lazım.
kaynak gönderi
o psikolojik eşiklerden biri bu mesela. şu zımbırtılara dokununca ne olacağını, ne ceza alacağını bilen var mıydı? yoktu. herkes "elleyemeyiz" diye düşünüyordu ve ellemiyordu. bu kadar.
kimsenin, dokunsa ne olacağına dair bir öngörüsü de yoktu. korku desen tam olarak büyük bir korku sebebi yoktu yani. sadece "elleyemeyiz" düşüncesi vardı tüm çocuklarda. kimse kimseyi neden yapmaması gerektiği konusunda eğitmiş ya da ikna etmiş filan da değildi. görünmez bir engel, kaç nesli bu zımbırtılardan uzak tutmayı başarmıştı.
o görünmez engel -bence- okulun bir "kurum" olması idi her şeyiyle. disiplin, ast-üst ilişkisi, devletin elinin varlığı, düzen, intizam... dışarıdaki psikopatları okuldan uzak tutan da buydu. yabancı kimse okula girmezdi. güvenlik olduğundan mı? hayır. devletin eli orada olduğundan sadece. içerde takım elbiseli adamlar, düzgün giyimli kadınlar, üniformalı çocuklar olduğundan.
her şey için senelerce sürecek bir psikolojik çözümleme süreci ya da çok caydırıcı, ibretlik cezalar ve kanunda inanılmaz değişiklikler gerekmeyebilir yani.
kaynak gönderi
lisedeyken saçımı 2 santimetre uzun kestiriyorum diye senede en az 2 defa okul kapısından geri çevrilirdim. saçımı kısa kestirmekten nefret etsem de sge sge gider kestirirdim o saçı. asker gibiydik, gömleğimiz pantolonumuzdan çıksın belamızı öperlerdi.
ben yazılım geliştirici oldum ama benim gibi temel bilimler mezunu birçok arkadaşım şimdi sonradan lise yapılmış dershanelerde öğretmenlik yapıyor. o liselerin halini görmeniz lazım. öğrencilerin lakayitliği, sebestliği, öğretmenle geçtikleri alayları duymanız lazım. sınıfa zilden sonra girsek bizim belamızı öperlerdi. sorulan bir soruya cevap veremesek psikolojik olarak çökerdik. utanırdık çünkü. şimdi utanılmıyor. okulun kutsiyeti, saygınlığı bitti çünkü. suç her zaman nesilde değil.
aslında yusuf tekin türk eğitim sisteminin ve "okul" kurumsal yapısının bu günlere gelişinin sadece son aktörü. bugün x'te önüme bir gönderi düştü, her harfine katılmakla beraber aynen alıntılıyorum:
daha acı bir şey söyleyeyim. türkiye'de bazı psikolojik eşikler var. bazı şeyler, sadece psikolojik eşik aşılmadığı için yapılmıyor.
bu okul mevzusu ilk kez bu çocukların mı aklına geldi? tabi ki hayır. daha önce de çok kişi düşündü ama sadece bu psikolojik bariyer sebebiyle yapmadı. "yapabilirim" düşüncesi yoktu kimsede. bu yüzden girişilmiyordu.
bir kere yapıldıktan sonra devamının gelmesinin sebebi bu biraz da. artık böyle şeylerin yapılabildiği görüldü. sadece yapılabildiği için yapılacak bundan sonra.
bu eşik yıllar içinde eğitim sisteminin bozulmasıyla, öğretmenlerle kurulan ast-üst ilişkisinin yıkılmasıyla, okullardaki disiplinin bitirilmesiyle, öğretmene verilen değerin sıfırlanmasıyla, okulların "kurum" kimliğinin yok edilmesiyle aşındı ve yok edildi.
bu psikolojik eşiğin tekrar baştan kurulması lazım. o da mevcut isimlerle, mevcut yöntemlerle zor. bir kere aşıldıktan sonra; ister cezayı arttır, ister sosyal medyayı yasakla, ister bütün negatif fikirleri yok et, ister okullara danışman gönder fark etmez. birileri, yapabileceğini düşündüğü için yapmaya, en azından denemeye devam edecek.
ülkeye yeni bir çehre, yeni bir psikoloji lazım.
kaynak gönderi
o psikolojik eşiklerden biri bu mesela. şu zımbırtılara dokununca ne olacağını, ne ceza alacağını bilen var mıydı? yoktu. herkes "elleyemeyiz" diye düşünüyordu ve ellemiyordu. bu kadar.
kimsenin, dokunsa ne olacağına dair bir öngörüsü de yoktu. korku desen tam olarak büyük bir korku sebebi yoktu yani. sadece "elleyemeyiz" düşüncesi vardı tüm çocuklarda. kimse kimseyi neden yapmaması gerektiği konusunda eğitmiş ya da ikna etmiş filan da değildi. görünmez bir engel, kaç nesli bu zımbırtılardan uzak tutmayı başarmıştı.
o görünmez engel -bence- okulun bir "kurum" olması idi her şeyiyle. disiplin, ast-üst ilişkisi, devletin elinin varlığı, düzen, intizam... dışarıdaki psikopatları okuldan uzak tutan da buydu. yabancı kimse okula girmezdi. güvenlik olduğundan mı? hayır. devletin eli orada olduğundan sadece. içerde takım elbiseli adamlar, düzgün giyimli kadınlar, üniformalı çocuklar olduğundan.
her şey için senelerce sürecek bir psikolojik çözümleme süreci ya da çok caydırıcı, ibretlik cezalar ve kanunda inanılmaz değişiklikler gerekmeyebilir yani.
kaynak gönderi
lisedeyken saçımı 2 santimetre uzun kestiriyorum diye senede en az 2 defa okul kapısından geri çevrilirdim. saçımı kısa kestirmekten nefret etsem de sge sge gider kestirirdim o saçı. asker gibiydik, gömleğimiz pantolonumuzdan çıksın belamızı öperlerdi.
ben yazılım geliştirici oldum ama benim gibi temel bilimler mezunu birçok arkadaşım şimdi sonradan lise yapılmış dershanelerde öğretmenlik yapıyor. o liselerin halini görmeniz lazım. öğrencilerin lakayitliği, sebestliği, öğretmenle geçtikleri alayları duymanız lazım. sınıfa zilden sonra girsek bizim belamızı öperlerdi. sorulan bir soruya cevap veremesek psikolojik olarak çökerdik. utanırdık çünkü. şimdi utanılmıyor. okulun kutsiyeti, saygınlığı bitti çünkü. suç her zaman nesilde değil.
devamını gör...
nick vermeden bir yazara seslen
vay vay vayyyy! erkek var kaçın... *
devamını gör...
15 nisan 2026 kahramanmaraş okul saldırısı
kapitalist rejimin patronlarına kölellikten fırsat bulup evladını göremeyen babasını, anaların yüreğine düşmüş ateş. allah, sebep olanları da ihmal etmesin!
devamını gör...
nick vermeden bir yazara seslen
ben senin gibi değilim.
devamını gör...
ideal sevgili
genellikle ideal ölçülerde de olması beklenen sevgilidir.
devamını gör...
yazarların evden çıkma süreleri
18 yıl
devamını gör...
yusuf tekin
reisin son eserini tamamlamak için koltuğunda oturan bakan.
devamını gör...
yoldaş benjamin franklin
#3955697
aynısını sözlük için de yapmasını bekliyoruz. yani bu kadar değil de hiç olmazsa sözlükle de dost olsun.
aynısını sözlük için de yapmasını bekliyoruz. yani bu kadar değil de hiç olmazsa sözlükle de dost olsun.
devamını gör...
ideal sevgili
(bkz: pelin batu)'dur. bazı konularda dalga geçmek yerine ciddiye almamayı tercih edeceğim, iyi bildiğim konularda zorbalayıp, damarına basınca sinirlenmesini müzip müzip izleyip daha da damarına basacağım kadındır. küresel ısınma hakkında nutuk atarken, linyit rezervini çevreciler yüzünden kullanamadık demek istediğimdir.
en son sinirlendiğinde elini masaya sinirle vurup ne diyeceğini bilemeyecek hale getirmek, peltek peltek "ya amerika yapıyo diye" diye isyana sürüklemek istediğim, elin acıdı mı diye sorduğumda evet biraz ajıdı cevabını duyup, gülerek geçmiş olsun, sen uyma bana demek istediğimdir. idealist, çevreci, hümanik, azcık haşin feminik olandır. canını yiyem onun. burdan ilan ediyorum. pelin batu; be my sugar mami pliz.
(bkz: normal sözlük sugar mommy aranıyor ilanları)
en son sinirlendiğinde elini masaya sinirle vurup ne diyeceğini bilemeyecek hale getirmek, peltek peltek "ya amerika yapıyo diye" diye isyana sürüklemek istediğim, elin acıdı mı diye sorduğumda evet biraz ajıdı cevabını duyup, gülerek geçmiş olsun, sen uyma bana demek istediğimdir. idealist, çevreci, hümanik, azcık haşin feminik olandır. canını yiyem onun. burdan ilan ediyorum. pelin batu; be my sugar mami pliz.
(bkz: normal sözlük sugar mommy aranıyor ilanları)
devamını gör...
15 nisan 2026 kahramanmaraş okul saldırısı
siyaset yapmayin = akepeliyim
bu konu siyaset ustudur = akepeliyim
ölümler uzerinden siyaset yapmayin = akepeliyim
diziler ve sosyal medya suclu = premium akepeliyim
her ulkede oluyor = akepenin askeriyim
bu konu siyaset ustudur = akepeliyim
ölümler uzerinden siyaset yapmayin = akepeliyim
diziler ve sosyal medya suclu = premium akepeliyim
her ulkede oluyor = akepenin askeriyim
devamını gör...
yusuf tekin
baktığını göremeyen ya da görmek istemeyen, utançtan konuşmaya yüzünün dahi olmaması gerektiği halde sürekli boş yapan bir bakamayandır.
(bkz: hiçbir işe bakamayacak olanlara iş yaptırmanın sonuçları)
(bkz: bakamayan)
(bkz: hiçbir işe bakamayacak olanlara iş yaptırmanın sonuçları)
(bkz: bakamayan)
devamını gör...
15 nisan 2026 kahramanmaraş okul saldırısı
ölenlerin derdine düşmüş görünen akbabaların da müsebbibi olduğu saldırı. sebebi uzaklarda aramaya gerek yok anne babasına yaranmaktansa hiç tanımadığı yüzlerce insana yaranmayı marifet sayan bir nesil var. modern çağ dünya sistemi ne derseniz deyin anne babaları da çocukları da zombiye dönüştürdü. sanki zannedersin eskiden baskı falan yoktu bilakis eskiden baskı çok daha ziyade dayak ayyukta idi. sıra sopası denilen bir hadise vardı ben okul çağında iken birinin hatası sebebiyle hepimiz dayak yerdik ve buna itiraz etmezdik pısırık olduğumuzdan değil yanlış yaptığın zaman onun yanlış olduğunu zaten bilirdin arkadaşından da sorumlu olduğunu onun hatasının senin hayatına tesiri olduğunu bilirdin ve paşa paşa dayağını yerdin zira ortada hatanın kabulü vardı ama şimdi ortada suç var kimse hatalı değil. hiç bir halt yapmadan orada burada restorana giderek yaşayan asalakları görerek büyüyor çocuklar. çocuklara fazla kızamıyorum zira anne babalarda iş yok. rahmetli babam ilkokulda beni öğretmene teslim ederken eti senin dedi bir saniye durdu kemiği de senin bu biraz hayta, vatana millete hayırsız olmasın diyerek teslim etti. şimdi böyle yapan veli yok. velisi babası olan da nadirattan herkes "kendi hayatını yaşamak" diye bir terane tutturmuş gidiyor. sanki yaşadığı hayatmış gibi. yediği önünde yemediği ardında hayatı bu zannediyorlar. anne babalar evde oldukları süre zarfında nelerle uğraşıyorlar? herkes eline telefonu alıp bir köşeye mi çekiliyor? evlerinde ne öğreniyor bu çocuklar? ne görüyorlar anne babalarından? kendi başına gelen aslında güzel şeyleri çok büyük dertmiş gibi anlatırlarsa böyle olur işte. "şimdiki nesil çok zeki çok şanslı" falan diye lafa başlıyorlarsa yandık ki ne yandık şans imkan talih ne derseniz deyin "daha rahat yaşamak bir tatile daha gitmek 83 tane evi son model arabaları olmak" ile eşdeğer hale geldi. içinde şurada öldürülen çocukların acısını gerçekten duyan var mı? yazılanları okuyorsunuz üzüntünüz öfkeye dönüşüveriyor zira kafa bu sadece fiili yapacak kadar esrimemiş aynı kafa aynı saçma nefret. ne diyelim insan çok çok yaşasın 100 sene yaşasın sonrası kara toprak sonrası ahiret yurdu. bir düşünün abiler ablalar.
devamını gör...
15 nisan 2026 kahramanmaraş okul saldırısı
çok sinirli, çok üzgünüm. böyle olayları her seferinde yutup oturduğumuz için tiksiniyorum her şeyden. bir gösterimiz vardı son anda iptal edilmesiyle öğrendim olayları. daha öncesinde koşturmaktan telefona ve haberlere bakma fırsatım olmamıştı.
bu çocukların, gözü yaşlı ailelerin vebalini ödeyemeyeceksiniz. yozlaşmış, iğrenç bir toplum olduk. sorunlar bas bas bağırıp kendisini gösterirken üç maymunu oynar olduk. kedim en ufak kussa oturup ağlayan biriyim, bu anne babalara o korku dolu dehşet anları yaşattınız. kendi canlarından bir parça olan evlatlarını geleceği düzgün olsun diye güvenli görüp gönderdikleri okulda kaybetmelerini aklım almıyor. akran zorbalığından tutun bir sürü sorun var artık gençlerde. her seferinde söylüyorum ve tekrar söyleyeceğim, psikologları ellerine diploma verip işsiz bir şekilde kendi hallerine bırakmakla olmuyor bu iş. toplum yapısının düzelmesi, özellikle ruhsal bozuklukların veya davranış sorunlarının çözülebilmesi, çözülemiyorsa bile önlem alınabilmesi için artık her yerde psikolog olması şart. velilerin de kendi çocuklarının kontrolünü yapması gerekiyor. ailelerden bedenen bağlı olsa da psikolojik ve duygusal olarak bağımsız, denetimsiz, her istediğini yapabileceğini düşünen, kendisine söz söylenemeyen bir nesil yetişiyor. çok düzgün çocuklarımız da yok değil. saldırıda kaçmaları için kız arkadaşlarına öncelik veren küçücük çocuklardan da belli zaten ne kadar düzgün gençlerimizin de olduğu. bu pırıl pırıl çocukları, ne idüğü belirsiz çocuklara veya kişilere yem edemezsiniz. tehlike çanları çaldığında öncelik olarak ailenin, aile etkisiz kalıyorsa okuldaki eğitmenlerin bildirmesi şart. gerçi eğitmenlerin de tehdit edildiği, hiçbir öğrencisine tek söz bile söylemesine izin verilmediği bir sistem yaratıldı. okuldaki öğretmenler öldürülüyor bu nasıl bir rahatlık.
okullar güvenli değil, hastaneler güvenli değil, sokaklar güvenli değil, eh doğal afetlere önlem alınmazken evlerimizin içi de güvenli değil. bu ülkede neresi güvenli?
ha bu arada bu incel mincel anlamam. hepsinin temiz bir dayak yemesi şart. dayağını atıp rehabilite mi ediyorsunuz toplumdan mı soyutluyorsunuz ne yapıyorsanız yapın ama sohbet odalarında plan kurup hastalıklı motivasyonlarıyla masum canları almasına izin vermeyin.
bu çocukların, gözü yaşlı ailelerin vebalini ödeyemeyeceksiniz. yozlaşmış, iğrenç bir toplum olduk. sorunlar bas bas bağırıp kendisini gösterirken üç maymunu oynar olduk. kedim en ufak kussa oturup ağlayan biriyim, bu anne babalara o korku dolu dehşet anları yaşattınız. kendi canlarından bir parça olan evlatlarını geleceği düzgün olsun diye güvenli görüp gönderdikleri okulda kaybetmelerini aklım almıyor. akran zorbalığından tutun bir sürü sorun var artık gençlerde. her seferinde söylüyorum ve tekrar söyleyeceğim, psikologları ellerine diploma verip işsiz bir şekilde kendi hallerine bırakmakla olmuyor bu iş. toplum yapısının düzelmesi, özellikle ruhsal bozuklukların veya davranış sorunlarının çözülebilmesi, çözülemiyorsa bile önlem alınabilmesi için artık her yerde psikolog olması şart. velilerin de kendi çocuklarının kontrolünü yapması gerekiyor. ailelerden bedenen bağlı olsa da psikolojik ve duygusal olarak bağımsız, denetimsiz, her istediğini yapabileceğini düşünen, kendisine söz söylenemeyen bir nesil yetişiyor. çok düzgün çocuklarımız da yok değil. saldırıda kaçmaları için kız arkadaşlarına öncelik veren küçücük çocuklardan da belli zaten ne kadar düzgün gençlerimizin de olduğu. bu pırıl pırıl çocukları, ne idüğü belirsiz çocuklara veya kişilere yem edemezsiniz. tehlike çanları çaldığında öncelik olarak ailenin, aile etkisiz kalıyorsa okuldaki eğitmenlerin bildirmesi şart. gerçi eğitmenlerin de tehdit edildiği, hiçbir öğrencisine tek söz bile söylemesine izin verilmediği bir sistem yaratıldı. okuldaki öğretmenler öldürülüyor bu nasıl bir rahatlık.
okullar güvenli değil, hastaneler güvenli değil, sokaklar güvenli değil, eh doğal afetlere önlem alınmazken evlerimizin içi de güvenli değil. bu ülkede neresi güvenli?
ha bu arada bu incel mincel anlamam. hepsinin temiz bir dayak yemesi şart. dayağını atıp rehabilite mi ediyorsunuz toplumdan mı soyutluyorsunuz ne yapıyorsanız yapın ama sohbet odalarında plan kurup hastalıklı motivasyonlarıyla masum canları almasına izin vermeyin.
devamını gör...
yusuf tekin
bu herif niye istifa etmiyor.
devamını gör...
napıyosunuz muşlettin bey
sırtım döndükten tevede duyduğum hede. kitap okuyorum arkadaşım...
devamını gör...




