zaman tüneli
domatesin sebze mi meyve mi olduğu sorunsalı
bilimsel olarak meyve ama kültürel olarak sebzedir.
devamını gör...
sürekli vesvese veren insan
yani sonucta isim vermezsek giybete girmiyor diye dusunerekten actigim baslik. surekli kizan, surekli vesvese veren, surekli, ardi ardina konusan, kafa sisiren, bikac kisi haricinde kimseyi sevmeyen insanlar var. hayatta bikac eski pusku geleneksel bikac sey haric hicbi seye deger atfetmeyen insanlar. surekli vesvese veren insanlar. manipulatif insanlar belki, belki kumulatif insanlar. ki kumulatif ne demek bilmiyorum ama manipulaif deyince aklima geldi.
oyle insanlar var. benim de bi akrabam. kendisini severim. hani yasli kadin, en sevdigi torunuyum. ama yani bazen elestiri de lazim tabi. hangi akrabam oldugunu da soylemem, bizde gizlilik esastir. evet.
oyle insanlar var. benim de bi akrabam. kendisini severim. hani yasli kadin, en sevdigi torunuyum. ama yani bazen elestiri de lazim tabi. hangi akrabam oldugunu da soylemem, bizde gizlilik esastir. evet.
devamını gör...
çevrenizde mutlu insan var mı sorunsalı
sanırım mutluluk yaşla ve farkındalıkla eksilen bir şey. insan büyüdükçe dünyanın ne kadar adaletsiz, insanların ne kadar yorgun ve hayatın ne kadar ağır olduğunu öğreniyor. çocukken mutluluk basitti.. güzel bir hava, sevdiğin bir şarkı, arkadaş ortamında edilen bir kahkaha... ben bir zamanlar öyle biriydim. kahkahasıyla ortamları dolduran, küçücük şeylerden bile heyecan çıkarabilen bir insan… şimdi dönüp bakınca o halime biraz imreniyorum.
çünkü zaman geçtikçe insanın omzuna bilgi ya da bilinç diye bir yük biniyor. haberler, hayat şartları, insanların samimiyetsizliği, kayıplar, hayal kırıklıkları… bir noktadan sonra saf neşe azalıyor sanki. eskiden bilmediğim için mutlu olduğum şeylere şimdi fazla düşünmekten yaklaşamaz oldum. her şeyin arkasındaki karanlığı görmek, insanın içindeki ışığı biraz söndürüyor galiba.
türkiye’nin değişimi de etkiledi tabii.. sürekli ayakta kalma mücadelesi, ekonomik kaygılar, gelecek belirsizliği… bunlar insanın ruhundan azar azar bir şeyler eksiltiyor. eskiden uzun uzun güldüğümüz şeylere şimdi hafifçe tebessüm edip geçiyoruz. çünkü zihnimiz hiçbir zaman tam anlamıyla boş kalmıyor artık.
çünkü zaman geçtikçe insanın omzuna bilgi ya da bilinç diye bir yük biniyor. haberler, hayat şartları, insanların samimiyetsizliği, kayıplar, hayal kırıklıkları… bir noktadan sonra saf neşe azalıyor sanki. eskiden bilmediğim için mutlu olduğum şeylere şimdi fazla düşünmekten yaklaşamaz oldum. her şeyin arkasındaki karanlığı görmek, insanın içindeki ışığı biraz söndürüyor galiba.
türkiye’nin değişimi de etkiledi tabii.. sürekli ayakta kalma mücadelesi, ekonomik kaygılar, gelecek belirsizliği… bunlar insanın ruhundan azar azar bir şeyler eksiltiyor. eskiden uzun uzun güldüğümüz şeylere şimdi hafifçe tebessüm edip geçiyoruz. çünkü zihnimiz hiçbir zaman tam anlamıyla boş kalmıyor artık.
devamını gör...
sallama kan icen vampir
#3977924 dişlik kullanıyorum…
keyifli sözlükler diliyorum sayın yazar.
keyifli sözlükler diliyorum sayın yazar.
devamını gör...
popipo
şu sıralar en sevdiğim hatsune miku şarkısı olabilir.
mutsuz olduğumda ( genel olarak haftanın 3 günü) dinlerim ve kendime gelirim.
bu dünyada herkes seni üzebilir
patronun ağzına sıçabilir
sevdiğin kız sevdiğin kız olmayabilir
tutuğun takım leş gibi bir gidişata sahip olabilir
ailevi sorunların olabilir
ama hatsune miku bunu yapmaz
hatsune miku seni üzemez.

popiopiopiopiopiopioip
mutsuz olduğumda ( genel olarak haftanın 3 günü) dinlerim ve kendime gelirim.
bu dünyada herkes seni üzebilir
patronun ağzına sıçabilir
sevdiğin kız sevdiğin kız olmayabilir
tutuğun takım leş gibi bir gidişata sahip olabilir
ailevi sorunların olabilir
ama hatsune miku bunu yapmaz
hatsune miku seni üzemez.

popiopiopiopiopiopioip
devamını gör...
sosyal medya
zuckerberg, musk, youtube'un başındaki it, tiktok denen şeyi icat eden çekik gözlü ibiş ve bu mecralarda zengin/fenomen olmuş veya olmaya çalışan kaç tane kişi varsa; aşağıdaki satırlar sizler için.
domuzun yılandan doğurmuş olduğu deyyus-u ekberler, veledi zinalar. sizin o daş gibün karanfilinüzü, kızgın demirden anahtar ile açayım. billür kaselerinizü urum diyarundaki en yaşlı kısraklara tokmaklatayım. sizlerin analarınızın o yoğurtlu ferclerini kızgın demirden zıbık ile tenasül ettirerek ayran üretim tesisleri kurayım.
bitti. yoğurt kelimesinden sonraki satır haricinde bana ait olmayan bu edebi metinle öfkemi, nefretimi kusmak zorundaydım. kustum. bitti. teşekkür ederim.
içine bulunduğum çağda bu yaşta olmama sebep olan şans/talih ya da tesadüfler zincirlerini de bilahare ayriyyeten silkeyim.
domuzun yılandan doğurmuş olduğu deyyus-u ekberler, veledi zinalar. sizin o daş gibün karanfilinüzü, kızgın demirden anahtar ile açayım. billür kaselerinizü urum diyarundaki en yaşlı kısraklara tokmaklatayım. sizlerin analarınızın o yoğurtlu ferclerini kızgın demirden zıbık ile tenasül ettirerek ayran üretim tesisleri kurayım.
bitti. yoğurt kelimesinden sonraki satır haricinde bana ait olmayan bu edebi metinle öfkemi, nefretimi kusmak zorundaydım. kustum. bitti. teşekkür ederim.
içine bulunduğum çağda bu yaşta olmama sebep olan şans/talih ya da tesadüfler zincirlerini de bilahare ayriyyeten silkeyim.
devamını gör...
kanaltürk'ün 2004-2006 arası kullandığı reklam jeneriği
fethullahçı kanalın yediği halttır. kim bilir kimlere gizli mesaj veriliyordu?
devamını gör...
who will you follow
evanescence imzalı yepisyeni şarkı. çıkmasına 1.5 ay falan kalan, 6. stüdyo albümleri sanctuary'den, önden saldıkları ikinci single.
bence kendi tarzında gayet güzel bir çalışma. yani pek de benim tarzım değil ama gene de beğendim.
bence kendi tarzında gayet güzel bir çalışma. yani pek de benim tarzım değil ama gene de beğendim.
devamını gör...
bulbasaur
hemoroid olduğundan şüphelendiğim çizgi karakter...
devamını gör...
ibrahim hacıosmanoğlu
galata'nın önünü kesti ama fener'i şampiyon yapamadı. umutlar şikeci aziz'de!
devamını gör...
yurt dışına gitme imkanı varken gitmeyen insan
bu bendim.. çocuğum çok küçüktü, annesine ihtiyacı vardı, bırakıp gidemezdim.
devamını gör...
şu anda ne düşünüyorsun sorunsalı
bazı günler tam olarak ne düşündüğünü bilemiyor insan. zihnimin içinde aynı anda hem gurur, hem telaş, hem yorgunluk dolaşıyor. şu sıralar benim aklım en çok kızımın mezuniyetinde.. bir dönemin kapanıp başka bir hayatın eşiğine geldiği o gün için ona güzel bir elbise bulmaya çalışıyorum. istiyorum ki yaşına yakışsın, içinde kendini iyi hissetsin, aynaya baktığında yüzünde aydınlık bir gülümseme belirsin. çünkü bazı anlar var ki fotoğraftan ibaret değil insan yıllar sonra bile o günün duygusunu taşıyor içinde.
onun alışverişe ayıracak vakti yok. sınav telaşı omuzlarında görünmez bir ağırlık.. günler test kitaplarının arasında geçerken hayatın diğer ayrıntıları sanırım annelere kalıyor biraz. ben de onu iyi tanımanın verdiği sezgiyle sayfalar arasında dolaşıyorum. hangi rengi sever, hangi modeli görünce tam benlik der, hangisini fazla gösterişli bulur falan… bu malumatlar, insanın evladına yıllarca dikkatle bakmasının ödülü gibi..
ama her bakışın sonunda başka bir duygu çöküyor içime. fiyatlara bakınca hevesim bile biraz çekinerek büyüyor artık. bir elbisenin etiketine bakıp uzun uzun susuyorum bazen. eskiden beğendiysek alırız dediğim şeyler şimdi hesap makinesinin ekranında beliren rakamlara dönüşmüş durumda. bir gün giyilecek bir kıyafete verilen para insanın içine oturuyor doğrusu. kolay kazanmıyoruz çünkü. hayat gitgide daha çok yoruyor insanı markette, faturada, çocuğun ihtiyacında aynı sıkışmayı hissediyoruz maalesef.
yine de vazgeçemiyorum, vazgeçemiyor insan. çünkü anne olmak biraz da böyle bişey.. kendi içindeki hesabı sessizce kapatıp evladının sevincine razı olmak demek.. önce bir gün için değmez diyorum içimden, sonra onun mezuniyet fotoğrafını düşünüyorum. belki yıllar sonra dönüp baktığında o elbisenin rengini unutacak ama kendini değerli hissettiği o günü unutmayacak. bazen hayatın zorluğuna rağmen güzelliğe küçük bir yer açmaya çalışıyoruz sadece..
onun alışverişe ayıracak vakti yok. sınav telaşı omuzlarında görünmez bir ağırlık.. günler test kitaplarının arasında geçerken hayatın diğer ayrıntıları sanırım annelere kalıyor biraz. ben de onu iyi tanımanın verdiği sezgiyle sayfalar arasında dolaşıyorum. hangi rengi sever, hangi modeli görünce tam benlik der, hangisini fazla gösterişli bulur falan… bu malumatlar, insanın evladına yıllarca dikkatle bakmasının ödülü gibi..
ama her bakışın sonunda başka bir duygu çöküyor içime. fiyatlara bakınca hevesim bile biraz çekinerek büyüyor artık. bir elbisenin etiketine bakıp uzun uzun susuyorum bazen. eskiden beğendiysek alırız dediğim şeyler şimdi hesap makinesinin ekranında beliren rakamlara dönüşmüş durumda. bir gün giyilecek bir kıyafete verilen para insanın içine oturuyor doğrusu. kolay kazanmıyoruz çünkü. hayat gitgide daha çok yoruyor insanı markette, faturada, çocuğun ihtiyacında aynı sıkışmayı hissediyoruz maalesef.
yine de vazgeçemiyorum, vazgeçemiyor insan. çünkü anne olmak biraz da böyle bişey.. kendi içindeki hesabı sessizce kapatıp evladının sevincine razı olmak demek.. önce bir gün için değmez diyorum içimden, sonra onun mezuniyet fotoğrafını düşünüyorum. belki yıllar sonra dönüp baktığında o elbisenin rengini unutacak ama kendini değerli hissettiği o günü unutmayacak. bazen hayatın zorluğuna rağmen güzelliğe küçük bir yer açmaya çalışıyoruz sadece..
devamını gör...
nooran sisters
ali alii aliii
devamını gör...
cine5 denince aklınıza gelenler
cine5'i cazip kılan reklamsız ancak ücretli olmasıydı.
doksanların ilk yarısında havuz sistemi yoktu ve her klüp istediği kanala istediği maçı satabiliyordu. bu yayınlarda da öküz gibi reklam araları olurdu. öyle alttan, sağdan soldan giren reklam değil, bildiğin maçın kesilmesi ve reklam arasına girilmesi... cine5 daha elle tutulur ve kazançlı bir sistemi ortaya sunmuştu. onların sunduğu sistem sürekli güncellemelerle hayatına devam ediyor.
cine5 erotik filmler yayınladı elbette, ancak bunu show tv ve kanal d de yaptı (zehirli sarmaşık kutsalımızdır). bu kanalların hiçbirisi pornografik yayın yapmadı. o dönemlerde bu ihtiyaçlar vhs kasetler ve siyah torbaya paketlenmiş dergilerle karşılanıyordu. daha sonra vcd'ler devreye girdi.
cine5 aynı zamanda güncel filmleri kullanıcılarına pazarladı. türkiye'de, batılı bir ülkede gösterime giren ve beğeni kazanan çok sayıda filmi sinema salonlarından daha fazla izlenmesini sağladı. netflix tarzı oluşumların öncülerindendi, ancak geleceği planlayamadı.
cine5 bence geleceği oldukça parlak bir girişimdi. türkiye koşullarına dayanamadı.
doksanların ilk yarısında havuz sistemi yoktu ve her klüp istediği kanala istediği maçı satabiliyordu. bu yayınlarda da öküz gibi reklam araları olurdu. öyle alttan, sağdan soldan giren reklam değil, bildiğin maçın kesilmesi ve reklam arasına girilmesi... cine5 daha elle tutulur ve kazançlı bir sistemi ortaya sunmuştu. onların sunduğu sistem sürekli güncellemelerle hayatına devam ediyor.
cine5 erotik filmler yayınladı elbette, ancak bunu show tv ve kanal d de yaptı (zehirli sarmaşık kutsalımızdır). bu kanalların hiçbirisi pornografik yayın yapmadı. o dönemlerde bu ihtiyaçlar vhs kasetler ve siyah torbaya paketlenmiş dergilerle karşılanıyordu. daha sonra vcd'ler devreye girdi.
cine5 aynı zamanda güncel filmleri kullanıcılarına pazarladı. türkiye'de, batılı bir ülkede gösterime giren ve beğeni kazanan çok sayıda filmi sinema salonlarından daha fazla izlenmesini sağladı. netflix tarzı oluşumların öncülerindendi, ancak geleceği planlayamadı.
cine5 bence geleceği oldukça parlak bir girişimdi. türkiye koşullarına dayanamadı.
devamını gör...
konuşurken sürekli dokunan insanlar
gay olabilirler. bugun giydiğim tişörtü elledi de elledi be uzaktan akraba cahil.
devamını gör...
mahmut arıkan
akp lilerin duymak istemediği şeyleri söylüyor. başına çorap örecekler diye korkuyorum.
devamını gör...
kuppapiye (yazar)
#3977858
ahahaha adamdaki egoya bak. istediklerini yapmayanı, beklentisini karşılamayanı kara listeye almış. yanlış anlama da birader, dünya senin etrafında dönmüyo. biraz sakin olmayı ve insanların senden bağımsız bir iradesi olduğunu kabullenmeyi öğren önce sen.
allahtan senin gibi kibirli tipler ne işyerimde karşıma çıkıyor, ne de günlük hayatta. yoksa tek kroşeyle pipetle beslenmek zorunda kalırdı çoğu.
ahahaha adamdaki egoya bak. istediklerini yapmayanı, beklentisini karşılamayanı kara listeye almış. yanlış anlama da birader, dünya senin etrafında dönmüyo. biraz sakin olmayı ve insanların senden bağımsız bir iradesi olduğunu kabullenmeyi öğren önce sen.
allahtan senin gibi kibirli tipler ne işyerimde karşıma çıkıyor, ne de günlük hayatta. yoksa tek kroşeyle pipetle beslenmek zorunda kalırdı çoğu.
devamını gör...


