zaman tüneli
ekşi sözlük'ten başlık çalmak
ekşi'de iki gündür 1. dünya savaşı sırasında, cephedeki kocasını boynuzlayıp, bir üstüne tekmeyi yediği için kocasına yazıp, para isteyen bir kevaşenin başlığı var. onu birisi açsa da biraz eğlensek. ahmet kaya'nın apo'yu özlediği gibi meriçleri özledim.
devamını gör...
cadde üzerinde az uğranan bakkal hayattan bezmişliği
var böyle bir şey. yaz gelmektedir ve canınız sıcakta yürü babam yürü, yürü babam yürü bezmiş bir hâlde dondurma ister. dondurma bakkallarda da satıldığı için marketlere girip dakikalarca sıra beklemek hiç cazip gelmez. girersiniz küçük, köşede kalmış, unutulmuş bir bakkala. bakkalın sahibi, o da yoksa eşi ya da çocuğu olmak üzere tek bir kişi karşılar sizi. merhabalaşırsınız. lâkin o bakkala girdiğinizden beri bir tuhaflık vardır. hissedersiniz. akış yavaşlar, kasvet bürür ruhunuzu. bütün hareketlerden uzaksınızdır sanki.
bakkalın bir köşesinde o meşhur küçük ekranlı televizyon, o televizyonda da eğer gündüz saatlerinde bakkaldaysanız ya arka sokaklar'ın tekrarı ya da habertürk, cnn türk gibi kanallarda güncel haberler üzerinden dönen beyin fırtınaları vardır. akşam gittiyseniz de muhtemelen beyaz tv'de kurtlar vadisi pusu'nun tekrarı döner. bakkal ise sizi yorgun, umursamaz ve bezgin bir yüzle karşılar. bu özellikleri ses tonuna, hâl ve hareketlerine yansır. aldığınız dondurmayı bakkala okutmak için uzatırsınız. ne var ki paranız yetersizdir. satın alım işlemini iptal etmek istersiniz ama bakkal amca eliyle "gerek yok" işareti yapar size. ondan sonra da şöyle kısa bir diyalog gelişir:
- abi ben kalan 10 lirayı sonradan getireyim sana o zaman.
-- (eliyle "boş ver gitsin ne yapalım" işareti yapar) ister getir ister getirme. getirirsen getirirsin, getirmezsen canın sağ olsun.
amca sanki nihilizmin gezegendeki son temsilcisiydi. hayattan öyle bezmiş, caymış ve yılmıştı ki ekmek kapısı olan parayı bile yarın getirip getirmemem önemli değildi onun için. içe kapalılığın getirdiği depresyon onu rekabetten kaçıp hayatı da o kutu gibi bakkal dükkanında deneyimlemeye itmiş. milyonları, milyarları olsa o yine bakkal işletmeyi seçer ve hayattan soğumuş, "olsa da olur olmasa da" düsturuyla yoğrulmuş hâlini gram değiştirmez. size de bakkal amcaya bıkkınlığını belli etmeyen bir "kolay gelsin amca görüşmek üzere" cümlesi sarf etmek, sonra da 10 lira ucuza aldığınız o dondurmayı erime endişesi ve tatlı yeme zevkiyle karışık duygular içinde yemek kalır.
bakkalın bir köşesinde o meşhur küçük ekranlı televizyon, o televizyonda da eğer gündüz saatlerinde bakkaldaysanız ya arka sokaklar'ın tekrarı ya da habertürk, cnn türk gibi kanallarda güncel haberler üzerinden dönen beyin fırtınaları vardır. akşam gittiyseniz de muhtemelen beyaz tv'de kurtlar vadisi pusu'nun tekrarı döner. bakkal ise sizi yorgun, umursamaz ve bezgin bir yüzle karşılar. bu özellikleri ses tonuna, hâl ve hareketlerine yansır. aldığınız dondurmayı bakkala okutmak için uzatırsınız. ne var ki paranız yetersizdir. satın alım işlemini iptal etmek istersiniz ama bakkal amca eliyle "gerek yok" işareti yapar size. ondan sonra da şöyle kısa bir diyalog gelişir:
- abi ben kalan 10 lirayı sonradan getireyim sana o zaman.
-- (eliyle "boş ver gitsin ne yapalım" işareti yapar) ister getir ister getirme. getirirsen getirirsin, getirmezsen canın sağ olsun.
amca sanki nihilizmin gezegendeki son temsilcisiydi. hayattan öyle bezmiş, caymış ve yılmıştı ki ekmek kapısı olan parayı bile yarın getirip getirmemem önemli değildi onun için. içe kapalılığın getirdiği depresyon onu rekabetten kaçıp hayatı da o kutu gibi bakkal dükkanında deneyimlemeye itmiş. milyonları, milyarları olsa o yine bakkal işletmeyi seçer ve hayattan soğumuş, "olsa da olur olmasa da" düsturuyla yoğrulmuş hâlini gram değiştirmez. size de bakkal amcaya bıkkınlığını belli etmeyen bir "kolay gelsin amca görüşmek üzere" cümlesi sarf etmek, sonra da 10 lira ucuza aldığınız o dondurmayı erime endişesi ve tatlı yeme zevkiyle karışık duygular içinde yemek kalır.
devamını gör...
ekşi sözlük'ten başlık çalmak
onlar beni kopyalayabilir, bakın ekşide bu kafayı bulamazsınız.
(bkz: ahtapotla karşılıklı oturup rakı balık yapmak)
(bkz: noel babanın ren geyiğini kaçırıp mangal yapmak)
(bkz: deniz kızıyla birlikte suşi yemenin etik boyutu)
(bkz: gece vakti telefon ışığına gelip ekranda twerk yapan sinek)
(bkz: ahtapotla karşılıklı oturup rakı balık yapmak)
(bkz: noel babanın ren geyiğini kaçırıp mangal yapmak)
(bkz: deniz kızıyla birlikte suşi yemenin etik boyutu)
(bkz: gece vakti telefon ışığına gelip ekranda twerk yapan sinek)
devamını gör...
amerikalıların coğrafya cahili olması
diğer kıtalara uzak olmasından kaynaklanıyor. texas'tan california'ya, new york'tan las vegas'a çok geniş arazileri var. abd'nin kendisi zaten büyük.
avrupa asya onlara çok uzak kalıyor.
ama aptallıkları da var tabi. ondan sebep cahiller.
avrupa asya onlara çok uzak kalıyor.
ama aptallıkları da var tabi. ondan sebep cahiller.
devamını gör...
amerikalıların coğrafya cahili olması
bu kesinlikle doğrudur ama türkiye'de rastgele seçilmiş insanlara kore'yi, somali'yi ve hatta avusturalya'yı sorsan kaçı bilir, ne cevaplar gelir bir düşünelim.
askerlik yapanınız varsa hakim kitleyi daha iyi tartacaktır.
edit: el artırıyorum, sözde üniversitelerdeki tayfanın bile önemli bir bölümü bu seviyede.
askerlik yapanınız varsa hakim kitleyi daha iyi tartacaktır.
edit: el artırıyorum, sözde üniversitelerdeki tayfanın bile önemli bir bölümü bu seviyede.
devamını gör...
i am mother
çiğ duygusallığa, annelik fetişine, çocuk yalakalığına, zorlama insanlık mesajına kaçmadan çekilmiş ender moden bilimkurgulardan biri.
kalan kısmı çok mu iyi, değil ama en azından robot gibi robot gördük. ki bu malum platformlarda 16 yılda bir olur.
kalan kısmı çok mu iyi, değil ama en azından robot gibi robot gördük. ki bu malum platformlarda 16 yılda bir olur.
devamını gör...
amerikalıların coğrafya cahili olması
afrikayı ülke sananları var, daha kötüsü haritadan amerikayı gösteremeyenler var.
devamını gör...
çok sevip çok özlediği halde aramayan insan
ben değilim bu. hayat kısa, herkes özlediğine özlediğini söylesin:>
devamını gör...
i am mother
bilim kurgu filmi.
insanlık tamamen yok olmuştur. ancak 36 bin insan embriyosu hazırda beklemektedir. insanlık acaba yeniden küllerinden doğacak mıdır yoksa yok mu olacaktır.
ben filmi beğendiğim, sadece 2 tane canlı insan oynuyor (çocukları saymazsak tabi). buna rağmen merak uyandıran bir film. sonlara doğru sıkıldım. asıl büyük olay sonlara doğru oluyor. kim haklı, kim doğru, kim yanlış. bazı yerleri kaçırmış olabilirim ama genel mantığını anladım.
insanlar neden yok olmuş bilmiyoruz. bir grup bilim adamı insanlığın yok olmasına karşı bir önlem alıyor. 36 bin insan embriyosu muhafaza ediyorlar ve bir droid'e, bir anne yetiştirmek üzere programlıyorlar. insanlık yok olunca program başlıyor. (yani aslında anne droid değil, kızın kendisi)
filmin bazı kesimlerinde droid'den şüphe ediyoruz ancak droid kötü biri değil. amacı doğru anne'yi yetiştirmek. görevi bitince de zaten yok oluyor (isteseydi yok olmazdı). ancak droid duygusu olan bir robot da değil. doğru anne için diğer insanları feda edebilir. nitekim kızlardan birini (apx02) başarısız olduğu için yakmış.
bizim kızın kodu apx03, peki ilk apx01'e ne oldu?
o aslında yaralı şekilde gelen kadın. bizim kız ona güvendi. sığınakta ekmek elden su gölden, spor yapıyor, kafa rahat ama kadın bizim kızın kafasını karıştırdı. ancak kız, kadının saklandığı yere gidince başka insan olmadığını anladı. kadın aslında sınavın bir parçası, insanlık için feda edilen deneklerden biri.
kadının anlattığı gibi madenler falan yoktu. kadın ilk doğan embriyo, deneyin bir parçası.
droid, kıza bir kardeş yapacaklarını söyleyince burada amacının onun ilgisini çekmek olduğunu düşünmüştüm ama aslında bu da sınavın parçası idi.
kız eğer kardeşini korursa sınavı geçecekti, yoksa öldürülecekti. kız sürekli sınava giriyor. tek bir insanın olduğu yerde ne sınavı bu? aslında kızın sınav zennettiği şeyler sadece onu hazırlamak için yaptığı pratik. asıl sınav kızın kendi canından kanından olmayan yeni dünya'ya gelmiş kardeşini koruması.
normalde droid (mother) tamamen duygudan arındırılmış bir robot ama filmin sonunda az biraz duygu belirtisi verse daha güzel olurmuş bnce.
insanlık tamamen yok olmuştur. ancak 36 bin insan embriyosu hazırda beklemektedir. insanlık acaba yeniden küllerinden doğacak mıdır yoksa yok mu olacaktır.
ben filmi beğendiğim, sadece 2 tane canlı insan oynuyor (çocukları saymazsak tabi). buna rağmen merak uyandıran bir film. sonlara doğru sıkıldım. asıl büyük olay sonlara doğru oluyor. kim haklı, kim doğru, kim yanlış. bazı yerleri kaçırmış olabilirim ama genel mantığını anladım.
insanlar neden yok olmuş bilmiyoruz. bir grup bilim adamı insanlığın yok olmasına karşı bir önlem alıyor. 36 bin insan embriyosu muhafaza ediyorlar ve bir droid'e, bir anne yetiştirmek üzere programlıyorlar. insanlık yok olunca program başlıyor. (yani aslında anne droid değil, kızın kendisi)
filmin bazı kesimlerinde droid'den şüphe ediyoruz ancak droid kötü biri değil. amacı doğru anne'yi yetiştirmek. görevi bitince de zaten yok oluyor (isteseydi yok olmazdı). ancak droid duygusu olan bir robot da değil. doğru anne için diğer insanları feda edebilir. nitekim kızlardan birini (apx02) başarısız olduğu için yakmış.
bizim kızın kodu apx03, peki ilk apx01'e ne oldu?
o aslında yaralı şekilde gelen kadın. bizim kız ona güvendi. sığınakta ekmek elden su gölden, spor yapıyor, kafa rahat ama kadın bizim kızın kafasını karıştırdı. ancak kız, kadının saklandığı yere gidince başka insan olmadığını anladı. kadın aslında sınavın bir parçası, insanlık için feda edilen deneklerden biri.
kadının anlattığı gibi madenler falan yoktu. kadın ilk doğan embriyo, deneyin bir parçası.
droid, kıza bir kardeş yapacaklarını söyleyince burada amacının onun ilgisini çekmek olduğunu düşünmüştüm ama aslında bu da sınavın parçası idi.
kız eğer kardeşini korursa sınavı geçecekti, yoksa öldürülecekti. kız sürekli sınava giriyor. tek bir insanın olduğu yerde ne sınavı bu? aslında kızın sınav zennettiği şeyler sadece onu hazırlamak için yaptığı pratik. asıl sınav kızın kendi canından kanından olmayan yeni dünya'ya gelmiş kardeşini koruması.
normalde droid (mother) tamamen duygudan arındırılmış bir robot ama filmin sonunda az biraz duygu belirtisi verse daha güzel olurmuş bnce.
devamını gör...
amerikalıların coğrafya cahili olması
bunu tam 1835'te doğup 1910'da ölmüş mizah edebiyatçısı mark twain zamanında şöyle anlatmış:
"amerikalılar coğrafya öğrensin diye tanrı savaşı yarattı".
dallamaklar bir süredir hürmüz boğazını belliyorlar.
"amerikalılar coğrafya öğrensin diye tanrı savaşı yarattı".
dallamaklar bir süredir hürmüz boğazını belliyorlar.
devamını gör...
ilk başta sevilmeyip zamanla alışılan şeyler
(bkz: askerlik)
ilk etapta uzun dönemlerin saçma halleri itici gelse de sonlara doğru alışıp baya sevmiştim.
ilk etapta uzun dönemlerin saçma halleri itici gelse de sonlara doğru alışıp baya sevmiştim.
devamını gör...
ekşi sözlük'ten başlık çalmak
ekşi sözlüğü komple çalanlar var beeeee.
ayakkaplarını içeri al güselim, çalallllarr.
ayakkaplarını içeri al güselim, çalallllarr.
devamını gör...
şu an dinlenen şarkıdan bir cümle
bu aşk beni yorar
devamını gör...
şu an dinlenen şarkıdan bir cümle
beni eller gibi görme,
sen benimsin ben senin.
sen benimsin ben senin.
devamını gör...
şu an dinlenen şarkıdan bir cümle
over thinking, over analyzing separates the body from the mind
withering my intuition, missing opportunities and ı must
feed my will to feel my moment, drawing way outside the lines
withering my intuition, missing opportunities and ı must
feed my will to feel my moment, drawing way outside the lines
devamını gör...
sinek küçüktür ama mide bulandırır
hayatımdaki işe yaramaz, toksik, kımıl zararlısı tüm karakterler için geçerli önerme.
dinleyin küçük adamlar!
küçüksünüz, ama midemi bulandırıyorsunuz.
dinleyin küçük adamlar!
küçüksünüz, ama midemi bulandırıyorsunuz.
devamını gör...
yolu sana düşen insan ikilemi
yolunu seninle düşleyen insanla, yolu sana düşen insan arasındaki derin farkı vurgulamak için kurulan başlığa yapılan tanımdır.
bu iki insanı birbirinden ayıramazsak, hep yanlış duraklarda bekler durur ömür boyu.
yolu düştüğü için seninle uyum göstereni ilk olanakta uzaklaştırmalı. çünkü "yolunu seninle düşleyen" için hep bir hazır kadro bulundurmalısın.
bu iki insanı birbirinden ayıramazsak, hep yanlış duraklarda bekler durur ömür boyu.
yolu düştüğü için seninle uyum göstereni ilk olanakta uzaklaştırmalı. çünkü "yolunu seninle düşleyen" için hep bir hazır kadro bulundurmalısın.
devamını gör...
yabancı
ilk bakışta sade bir cinayet hikayesi gibi görünse de aslında insanın dünyayla ilişkisini, anlamsızlık duygusunu ve toplumun ahlak beklentilerini sorgulayan derin bir romandır.
roman iki temel bölümden oluşuyor. ilk bölümde yazar ana karakter meursault’nun gündelik hayatını gözler önüne seriyor. ikinci bölümde ise mahkeme süreciyle geçiyor ağırlık olarak.
mearsault edebiyat dünyasındaki en sıradışı karakterlerden biridir. sevgi, yas, pişmanlık gibi duyguları yaşamayan, yapay duyguları yaşamayan bir karakterdir özünde.
camus bilinçli olarak yalın ve kuru bir dil kullanmıştır romanında. kısa cümleler kurar, ayrıntıdan uzak durur ve duygudan arındırılmıştır eseri.
kısa olmasına rağmen etkisi büyük bir romandır; özellikle varoluşçuluk, absürdizm ve modern edebiyatla ilgilenenler için temel eserlerden sayılır.
roman iki temel bölümden oluşuyor. ilk bölümde yazar ana karakter meursault’nun gündelik hayatını gözler önüne seriyor. ikinci bölümde ise mahkeme süreciyle geçiyor ağırlık olarak.
mearsault edebiyat dünyasındaki en sıradışı karakterlerden biridir. sevgi, yas, pişmanlık gibi duyguları yaşamayan, yapay duyguları yaşamayan bir karakterdir özünde.
camus bilinçli olarak yalın ve kuru bir dil kullanmıştır romanında. kısa cümleler kurar, ayrıntıdan uzak durur ve duygudan arındırılmıştır eseri.
kısa olmasına rağmen etkisi büyük bir romandır; özellikle varoluşçuluk, absürdizm ve modern edebiyatla ilgilenenler için temel eserlerden sayılır.
devamını gör...

