zaman tüneli

dunyada bir yerde sizi tam anlamıyla tamamlayan bir ruh esiniz olduguna inanıyor musunuz?
peki kopyanız olan bir ruh ikiziniz var mı?
bana boyle seyler cok utopik geliyor.
digerlerine gore daha cok heycanlandıran, digerlerine gore muhabbeti daha cok saran, digerlerine gore daha ortak paydada bulusabildigin gibi seyler var bence.
sizce?
devamını gör...

(bkz: elektrik faturası ödeyen kürt)
devamını gör...

fırtına öncesi sessizlik.. bir kıvılcıma bakar.
devamını gör...

şu şekil tepki görüyoz iyi mi?
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

ama belirtmek isterim sevgili dostum burada sadece goygoy dönmüyor, metro da her zaman o kadar sıkışık değil.

gündem akıyordu da biz mi tuttuk?
devamını gör...

bir an kendi nick altındayım sandığım başlık. *
devamını gör...

düz adam sami.. yorum yapıyordur kendince. ne yapalım, herkes star doğmuyor arkadaşım..*
devamını gör...

buraya kadar düştünüz mü ya çıkın bi yerde kahve falan için 5 kızdan 3 ü yokluyor zaten bundan olur mu diye.
devamını gör...

her lokma bir vefattır şehrimde
devamını gör...

metroda ayakta giderken kitap da okuypdur allah bilir
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

foto atıyodur
devamını gör...

(bkz: captain obvious)
devamını gör...

aşk bir şehre bu kadar yakışır. bu şehir aşık kadınların ve onların aşığı olan yakışıklı aşıklarının şehridir.
devamını gör...

#3986526

merhaba sayın yazar. şu entry'nize mukabil hemen nickaltınıza ziyarete geldim. uzun zamandır yazılarınızı beğeniyle takip ediyorum zaten. buna ilaveten sözlükte tespitlerini de en çok ilgiyle beklediğim yazarlardan birisiniz. umarım uzun zaman da burada olursunuz.

saygılarımla efendim.

keyifli sözlükler.
devamını gör...



trajikomik aslında.
devamını gör...

" anlatamamak değil ölüm,
ölüm artık anlaşılamamak...
"

sf / 22

1922/ 1975 yılları arasında yaşayan italyan yönetmen, senarist ve şair pier paolo pasolini imzalı 31 sayfalık eser; kitabın ilk olarak 1957 yılında yayınlandığı bilgisi verilmiş iken dilimize ise rekin teksoy tarafından çevrilmiş ve türkçe baskısı ise 1993 yılında yapılmıştır.

kitabımız adından da tahmin edileceği üzere antonio gramsci'ye adanmış ve viareggio ödülü sahibi olmuştur.

son zamanlarda okuduğum en özgün şiirlerin yer aldığı eserdi, bâzı dizelerinin etkisinde kalmamak imkânsız gibiydi, özellikle de, "ölüm, artık anlaşılamamak" dizesi bence kitabın en can alıcı dizesiydi.

hayatın sarsıcı ve kimi zaman rahatsız edici raddeye varan gerçekliğini kendine özgü bir şiir formuyla yansıtıyor pier paolo pasolini, ölümü, ürpertiyi, yazgıyı, içinde olduğu hissiyatı derinden hissettiren bir şiir hüküm sürüyor.

bir ideolojinin şiirsel yansıması niteliğinde bir eser olduğu da bence söylenebilir.

bunun yanı sıra marilyn monroe için yazılmış bir şiir de var içeriğinde, benim için etkileyici ve özgün bir şiirdi nitekim o da.

tümüyle antonio gramsci ve ideolojisi, varlığı, yaşamı, hâtırası yörüngesinde şekil alan şiirler olduğunu belki kendi adıma söylemem zor, buna rağmen beklentimi karşılayan bir kitap olduğunu söylemem mümkün olacaktır.

okurken seçtiğim bazı dizeleri bırakarak burada bir son veriyorum.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

yazgılarımız gibi
sevgisiz bir ölüm indiriyor.

yanılgı yaşam demekti daha,
yaşama en azından coşku ekleyen
o italya mayısında gençtin sen.

yoksullar içinde bir yoksul,
bağlandım tıpkı onlar gibi
utanç verici umutlara,
yaşamak için savaşıyorum onlar gibi.

...
ama benim
tarihe sahip olmam gibi
tarih de bana sahip;
aydınlatıyor beni,
ama ışık neye yarar ki?


uzaktaki bu canlılar için
yaşam yalnızca bir ürperti;

yaşam bir uğultu
ve içinde yiten bu insanlar
bile bile yitiriyorlar onu,
yürekleri yaşam dolu:

yaşama bilincinde yüreğimle,
artık arı tutkular üretebilir miyim
tarihimizin bittiğini bilince?


seni ondan, onun dininden ayıran
dev dalgalar vardı
binlerce yıllık yaşamdan yansıyan:

senin dininde yok mu acımanın yeri?

-diri diri ateşe atılmış,
kamyon tekerleri altında kalmış,
bir incir ağacına
asılmış bir kedi gibiyim.


geçmiş dünya ile gelecek dünyadan
yalnızca güzellik kalmıştı geriye,
bir de sen.

ve alıp götürdün güzelliğini.
yitip gitti bir altın zerresi gibi.


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bağımlısıyım ya
çok efendi ve m2deni insanlar hepsi
devamını gör...

megalomanım, herkes yazsın isterim. yalnız pozitif olmak kaydıyla..
devamını gör...

" dünyayı güzellik kurtaracak leyla. bir de sen! "

leyla ile mecnun
devamını gör...

türk süper liginde açılım siyasetinin yarattığı büyük bir ekonomi var. bu ekonominin birazını geçen sene chobani anlaşmasında gördük, devasa bir para. bu ligde mücadele eden büyük kulüpler de öyle ya da böyle bu ekonomiden pay almak isteyecekler. tebrik meselesinde sıraya girme nedenleri ve bunu "kurumsal gelenek" kılıfıyla satmaları bundan. erken seçim olmazsa bu rüzgar devam edecek hem de yerinden 100 yıllık çınarları sökercesine edecek. aziz yıldırım da bu ekomik şartlarda fenerbahçelilerin seçebileceği en doğru aday olur. çünkü aziz yıldırım "fenerbahçe için" yapabilecekleri hele ki yıllar süren futbol başarısızlıkları göz önüne alınırsa epey fazla olan bir başkan adayı. beriki zaten sistemini kurmuş, fenerbahçe bu sisteme yetişmeye çalışacaktır. aziz yıldırım politik olarak geride kalmışlığın da farkında. başarının anahtarı siyasettir, galatasaray bunu yaptı, yapıyor. şimdi fenerbahçe de yapmaya çalışıyor.

aziz yıldırım o meşhur olaylı divan kurulunda kendi deyimiyle "tayyip bey" ile iletişimi destekleyen ve sürdürülmesi gereken bir protokol olarak görüyordu. bugünkü yayına da direkt olarak "kumpas" savıyla başladı, bundan hiç vazgeçmeyecek bir başkan adayı. sonra başarı için saydığı onca şey içinde en önemlisi yine kendi deyimiyle "ankara ile ilişkiler"di. "her şeyi yapabilecek" bir aday olarak sunuyor kendisini aziz yıldırım. işte bu anlamak isteyen fenerbahçe üyelerine bir mesaj; ortam bu, ben buyum, ancak ben üstesinden gelirim. 10. dakikadan sonra, boliç, sergen falan konuşmaya başladı. aykut/maykut işin teferruatı. kezman, edu falan... aziz yıldırım'ın ta divan kurulundan beri sürekli söylediği en önemli şey "ankara'yla ilişkiler" oldu. bu söylem yeni değil, ali koç da böyle biriydi ama bir şekilde galatasaray'a yenildi. aziz yıldırım yenilmeyeceğini iddia ediyor. bu yayında belki de onlarca kez şunu tekrarladı "türkiye'nin fenerbahçeye ihtiyacı var".

bu alan kulüplerin yarışmak zorunda kaldığı yeni bir alan; açılım ekonomosi. normalde bir spor kulübünün neden siyasetle arasının iyi olması gereksin ki? o ülke türkiye ise gerekir, hatta neredeyse artık şarttır. fenerbahçe için de geçmişte nasılsa öyle olunmasının yolu o zamanki kadar şimdi de siyasette güçlü olmaktır bu çok net.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim