zaman tüneli
özgür özel'in izmir mitinginin engellenmesi
türkiye’de muhalefetin büyüme yolu salon siyasetinden değil, halkın arasına karışmaktan geçiyor. özgür özel’in meydanlara çıkması, sokakta vatandaşın nabzını tutması ve siyaseti yeniden halkla buluşturması bu yüzden bence doğru bir hamle.
bugün insanlar yalnızca kürsü konuşması değil mücadele, temas ve kararlılık görmek istiyor. iktidar yolu da tam olarak buradan geçiyor. eylemden, meydandan, halkla bütünleşmekten.
eğer kemal kılıçdaroğlu gerçekten demokrasiyi ve parti içi iradeyi önemsiyorsa, özgür özel’in “2 milyon chp üyesi genel başkanı seçsin” çağrısına olumlu yanıt vermelidir. çünkü demokrasi yalnızca söylemle değil, tabanın kararına güvenmekle anlam kazanır. meydanlardan korkmayan, halkın içine giren ve örgütü diri tutan bir siyaset anlayışı muhalefeti iktidara yaklaştırır.
bugün insanlar yalnızca kürsü konuşması değil mücadele, temas ve kararlılık görmek istiyor. iktidar yolu da tam olarak buradan geçiyor. eylemden, meydandan, halkla bütünleşmekten.
eğer kemal kılıçdaroğlu gerçekten demokrasiyi ve parti içi iradeyi önemsiyorsa, özgür özel’in “2 milyon chp üyesi genel başkanı seçsin” çağrısına olumlu yanıt vermelidir. çünkü demokrasi yalnızca söylemle değil, tabanın kararına güvenmekle anlam kazanır. meydanlardan korkmayan, halkın içine giren ve örgütü diri tutan bir siyaset anlayışı muhalefeti iktidara yaklaştırır.
devamını gör...
asosyal değilim seçiciyim
insanları yargılamak ya da küçük görmek gibi olmasın fakat bazen duvara konuşuyormuş gibi hissediyorum. dostluk da kararında güzel.
devamını gör...
asosyal değilim seçiciyim
yalanın dik alası derler.
seçici sosyal=asosyal
seçici sosyal=asosyal
devamını gör...
özgür özel'in izmir mitinginin engellenmesi
chp genel başkanlığı görevinden uzaklaştırılan özgür özel, bugün cumhuriyet meydanı'nda 'millet buluşması' programı için izmir valiliği’ne başvurdu. ancak valilik, alanın kısıtlı sayıda kişi alabileceği gerekçesiyle cumhuriyet meydanı'na izin vermedi, programın yakındaki gündoğdu meydanı’nda yapılabileceği belirtildi.
özgür özel valilik kararını sallamadı. sonrasını hepimiz biliyoruz.
kitleye gaz ve tazyikli su ile müdahale edildi. izlemedim belki birileri polisten dayak yedi. sözcü gazetesi dahil herkes mutlu oldu!!!
sonrasında gündoğdu meydanı'na geçildi miting yapıldı.
özgür özel şovunu yaptı. malum grup ıslatıldı, dayağını yedi. ilginç hiç kimse biz bu saçmalığı neden yaptık demedi.
alışkanlık yapmış: polis müdahalesi, tazyikli su, gaz, dayak yoksa mitingin tadı da anlamı da yok.
(bkz: https://www.sozcu.com.tr/va...).
özgür özel valilik kararını sallamadı. sonrasını hepimiz biliyoruz.
kitleye gaz ve tazyikli su ile müdahale edildi. izlemedim belki birileri polisten dayak yedi. sözcü gazetesi dahil herkes mutlu oldu!!!
sonrasında gündoğdu meydanı'na geçildi miting yapıldı.
özgür özel şovunu yaptı. malum grup ıslatıldı, dayağını yedi. ilginç hiç kimse biz bu saçmalığı neden yaptık demedi.
alışkanlık yapmış: polis müdahalesi, tazyikli su, gaz, dayak yoksa mitingin tadı da anlamı da yok.
(bkz: https://www.sozcu.com.tr/va...).
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
dünya hep dışımızda kalmaya mahkumdur biz de "yabancılaşmaya"...
ufka doğru attığımız her adımda, ufuk bir adım daha uzağa gidecektir. hiç bitmez bu erişme çabamız ve onun daha fazla uzaklaştığını görmemiz. oysa onunla iç içeyiz, sadece bilincimizin kavrayışı kifayetsiz kalıyor.
dünyayla aramızdaki mesafe hiç azalmadığı için yabancılaşmamız ,"yokluk" hissetmemiz, kalben üşümemiz hiç geçmez...
ufka doğru attığımız her adımda, ufuk bir adım daha uzağa gidecektir. hiç bitmez bu erişme çabamız ve onun daha fazla uzaklaştığını görmemiz. oysa onunla iç içeyiz, sadece bilincimizin kavrayışı kifayetsiz kalıyor.
dünyayla aramızdaki mesafe hiç azalmadığı için yabancılaşmamız ,"yokluk" hissetmemiz, kalben üşümemiz hiç geçmez...
devamını gör...
this will destroy you
2004 yılında teksas'ta kurulan amerikalı bir post-rock grubudur
devamını gör...
kartal
başını kaldırıp bulutların sınırına baktığında, rüzgarın en sert estiği yerlerde kanat çırpmadan süzüldüğünü görürsünüz ya bir gölgenin. o gölge, gökyüzünün mağrur, mesafeli ve ödün vermeyen hükümdarı kartala aittir. kartal, doğanın sadece yırtıcı bir kuşu değil; gücün, sadakatin ve asil bir yalnızlığın canlı bir anıtıdır.
onun dünyasında kalabalıklara, gürültüye ve sıradanlığa yer yoktur. o, göklerin derinliklerinde kendi çizdiği sınırların efendisidir.
kartal sadece bir kere aşık olur. vahşi doğanın acımasızlığına inat, kartalların dünyasında sarsılmaz bir bağlılık hüküm sürer. onlar, hayvanlar aleminin en sadık eşleridir. bir kartal, seçtiği eşine ebediyen bağlıdır. ölüm onları ayırana dek aynı gökyüzünü paylaşır, her bahar aynı yüksek kayalığa, rüzgarın dövdüğü aynı yuvaya dönerler.
kargalar gibi amele işleriyle ispatlamazlar kendilerini. kartalın zekası, yapay bulmacaları çözmekle değil, doğanın kanunlarını bir sanatçı gibi yönetmekle ölçülür. o, mekanın ve fiziğin efendisidir. kilometrelerce karelik vadileri, dağ geçitlerini ve görünmez hava akımlarını zihnine bir harita gibi kazımıştır.
bir kartal avına kilitlendiğinde sadece kas gücüne güvenmez; rüzgarın yönünü, yerçekimini ve avının kaçış geometrisini hesaplar. bir dağ keçisini alt etmek için onu dik uçurumlara doğru sürükleyen, yerçekimini kendi lehine bir silaha dönüştüren stratejik bir dehadır. saniyeler sonrasını öngörür, avlanmaya çıktığı anda doğanın en psikopat katilidir.
avlanırken bir ölüm makinesine dönüşen o çelikten pençeler, yuvaya döndüğünde zarafet kazanır. bir kartal, yeni doğmuş yavrularını incitmemek için o devasa pençelerini içeri doğru kıvırarak, adeta parmak uçlarında yürür. güç ile şefkat, onun karakterinde kusursuz bir uyumla birleşmiştir.
kartallar yalnız uçar. sürü halinde gezmezler; kalabalıkların getirdiği sahte güvene ihtiyaç duymazlar. onların kişiliği, yalnızlığın asaletinden beslenir. kendi bölgelerine, yuvalarına ve göklerine karşı son derece kıskanç ve agresiftirler. bir kartalın duruşunda, doğaya karşı beslenen mutlak bir özgüven vardır.
kartallar gök gürültüsünden korkmazlar. fırtına yaklaştığında diğer tüm kuşlar sığınacak bir saçak altı ararken, kartal göğün efendisi olarak en tepeden uçar. bulutların üzerinde yükselir, yağmurdan ve yıldırımdan etkilenmezler. bir kartala baktığında gözlerinde korku göremezsin. lakin o seninkilerini görür ve bilir. kartalın temsil ettiği yüce duygu, kendisini aşmış ve tanrı katında kutsal bir örneğe dönüşmüştür.
onun dünyasında kalabalıklara, gürültüye ve sıradanlığa yer yoktur. o, göklerin derinliklerinde kendi çizdiği sınırların efendisidir.
kartal sadece bir kere aşık olur. vahşi doğanın acımasızlığına inat, kartalların dünyasında sarsılmaz bir bağlılık hüküm sürer. onlar, hayvanlar aleminin en sadık eşleridir. bir kartal, seçtiği eşine ebediyen bağlıdır. ölüm onları ayırana dek aynı gökyüzünü paylaşır, her bahar aynı yüksek kayalığa, rüzgarın dövdüğü aynı yuvaya dönerler.
kargalar gibi amele işleriyle ispatlamazlar kendilerini. kartalın zekası, yapay bulmacaları çözmekle değil, doğanın kanunlarını bir sanatçı gibi yönetmekle ölçülür. o, mekanın ve fiziğin efendisidir. kilometrelerce karelik vadileri, dağ geçitlerini ve görünmez hava akımlarını zihnine bir harita gibi kazımıştır.
bir kartal avına kilitlendiğinde sadece kas gücüne güvenmez; rüzgarın yönünü, yerçekimini ve avının kaçış geometrisini hesaplar. bir dağ keçisini alt etmek için onu dik uçurumlara doğru sürükleyen, yerçekimini kendi lehine bir silaha dönüştüren stratejik bir dehadır. saniyeler sonrasını öngörür, avlanmaya çıktığı anda doğanın en psikopat katilidir.
avlanırken bir ölüm makinesine dönüşen o çelikten pençeler, yuvaya döndüğünde zarafet kazanır. bir kartal, yeni doğmuş yavrularını incitmemek için o devasa pençelerini içeri doğru kıvırarak, adeta parmak uçlarında yürür. güç ile şefkat, onun karakterinde kusursuz bir uyumla birleşmiştir.
kartallar yalnız uçar. sürü halinde gezmezler; kalabalıkların getirdiği sahte güvene ihtiyaç duymazlar. onların kişiliği, yalnızlığın asaletinden beslenir. kendi bölgelerine, yuvalarına ve göklerine karşı son derece kıskanç ve agresiftirler. bir kartalın duruşunda, doğaya karşı beslenen mutlak bir özgüven vardır.
kartallar gök gürültüsünden korkmazlar. fırtına yaklaştığında diğer tüm kuşlar sığınacak bir saçak altı ararken, kartal göğün efendisi olarak en tepeden uçar. bulutların üzerinde yükselir, yağmurdan ve yıldırımdan etkilenmezler. bir kartala baktığında gözlerinde korku göremezsin. lakin o seninkilerini görür ve bilir. kartalın temsil ettiği yüce duygu, kendisini aşmış ve tanrı katında kutsal bir örneğe dönüşmüştür.
devamını gör...
jalghan ay
bir kazak türküsüdür. sözleriyle esir alabiliyor da insanı.
geçip gider bu dünya, göz kırpıncaya kadar,
toylukta oynamak, gülmek yaraşır kişiye, ah dünya...
kişi yârı kişiye yâr olmaz, ah ah !
bir kuş yavrusu gibi bağrına bassan da, ah dünya...
yalan dünya, yalan dünya!
yanmadan sönen hayal dünya
yâre layık sevgilinin canını derde salan dünya.
ah ne yazık, ah ne yazık !
niçin tatlı şu dünyanın tadı ?
ah o yaraşana kıyıp da,
yâre başka tuz yediren dünya.
geçip gider bu dünya, göz kırpıncaya kadar,
toylukta oynamak, gülmek yaraşır kişiye, ah dünya...
kişi yârı kişiye yâr olmaz, ah ah !
bir kuş yavrusu gibi bağrına bassan da, ah dünya...
yalan dünya, yalan dünya!
yanmadan sönen hayal dünya
yâre layık sevgilinin canını derde salan dünya.
ah ne yazık, ah ne yazık !
niçin tatlı şu dünyanın tadı ?
ah o yaraşana kıyıp da,
yâre başka tuz yediren dünya.
devamını gör...
hasret
hasret yas değildir aslında. yas tutanlar çoktan öldürmüştür içindekini. hasret yananlar ise kapıyı bekler. camdan dışarı, yolun karşısına bakarlar. biz umudumuzu yaşatırız, biz sevgilinin gözlerine bir kez daha bakabilmek için gözlerimizi yummayız.
devamını gör...
aşık olmak
benim için aşık olmak sadece bir kez tecrübe ettiğimdir. insan bir kere aşık olur, ya o aşkıyla birlikte kendini öldürür ya da onunla birlikte yaşar. ben senin aşkınla yaşamayı seçtim. senin hatıran bana kuvvet verdi. sesimi duyuyorsun biliyorum, seni seviyorum.
devamını gör...
yalnızlığa alışmak
ben olduğum gibiyim. artık bunu kabullendim. her sürüye karışamam, her renge giremem. her damara göre şerbet veremem.
aynaya bakmam
kendimi bilmem
hayat acıtınca dünyayı sevmem
ne yazık ki tek tabanca
serseri doğdum serseri ölcem
aynaya bakmam
kendimi bilmem
hayat acıtınca dünyayı sevmem
ne yazık ki tek tabanca
serseri doğdum serseri ölcem
devamını gör...
acının estetize edilişi
acının kendi yaradılışının bir eseridir aslında. hep duymuşuzdur şu meşhur "zehiri ilaçtan ayıran dozu" sözünü. bize acı veren zehirse, kendi ilacını da koynunda saklıyor bakma. şimdi anladın mı o yüreğimi yakan bakışı nasıl bir hasretle özlediğimi ? beni o öldürüyor ama yaşatacak olan da o. ben onun elini bir kez daha tutabilmek, ona bir kez daha sarılabilmek için her gün hayata tutunurum, asırlarca çekerim hayat çilesini. onun umudu benim kederimi boğmaya yeter.
ne kralın tacı
ne kısa günün kazancı
garibin harcı
acının ilacı
acının ilacı
ne kralın tacı
ne kısa günün kazancı
garibin harcı
acının ilacı
acının ilacı
devamını gör...
yaşanmışlıkların ağırlığı
bizi biz yapandır belki de. başımıza gelen her şeyin altında ezildiğimiz o kederli dakikalarda ölme arzusuyla paralel olarak nükseden yeniden dirilme hayali... ölümle yaşam aynı uçurumun kıyısında. sol gözümde cehennemin dibine inmek, sağ gözümde kanatlanıp uçmak... evet, çok ezildim ve çok mutsuz oldum ama bir düşünsene... bu kadar şeyin altından kalkıp tekrar işleri yoluna koymanın vereceği keyifi. ölmek istiyorsun biliyorum, çünkü yaşamda umut göremiyorsun. lakin o senin sorunun, çünkü sen bakmayı bilmiyorsun. sana bir sır vereyim, umut var. düzeltebilirsin. keder gelip geçer, hayatımızın bir parçası bu.
suç yok, suçlu yok
hayat böyle anladım
suç yok, suçlu yok
hayat böyle anladım
devamını gör...
mutluluğun sırrı
aklen ve kalben inandığınız bir şey için çok sıkı çalışmalısınız.
bu hayatta yapmak istediğiniz şeyi, olmak istediğiniz yeri kovalayın. sırf kendinizi başkalarına beğendirebilmek ve toplumun size koyduğu standartları karşılayabilmek için istemediğiniz bir işi yapmayın, sizi mutlu etmeyecekse üniversite okumayın, evinizi sırf moda diye hoşunuza gitmeyen şekilde döşemeyin. aklınızın ve kalbinizin istediği şeye odaklanın, ona kendi yöntemlerinizle erişin ve kaybetmekten korkmadan cesurca peşinden gidin. sevdiğiniz şeyi mesleğiniz haline getirin.
"peki tonyukuk, aklen ve kalben inandığımız şeyi nasıl bulacağız ?"
öyle kolay değildir. aslında sevdiğinizi sandığınız birçok şeyi sırf şekilci bir kafayla düşünerek seviyorsunuz, yani toplum beğeneceği için onu sevdiğinizi sanıyorsunuz oysa asıl hisleriniz farklı. gerçekten sevdiğiniz şeyin ne olduğunu bulmak için kendinizle baş başa kalmalı, iş üzerindeyken kendinizi gözlemlemeli ve nelerden zevk aldığınızı tartmalısınız. örneğin teoride doktorluk herkese çok havalı gelir fakat gerçekten insan biyolojisine özel bir ilginiz yoksa bu meslekten yaparken nefret edeceksinizdir.
bu aklen ve kalben inanılan şey sadece meslekle de ilgili değildir. hobiler ve aktiviteler de buna dahildir. örneğin golf oynamak kendinizi zengin hissetmenizi sağlar ama belki de voleybol oynarken gerçekten eğleniyorsunuzdur. sırf instagrama fotoğraf atabilmek için cafelerde takılmaya kendinizi zorlarsınız fakat asıl size keyif verecek olan şey dağa tırmanmaktır belki.
şu dünyadaki en bilgin kişi kendini bilendir.
bu hayatta yapmak istediğiniz şeyi, olmak istediğiniz yeri kovalayın. sırf kendinizi başkalarına beğendirebilmek ve toplumun size koyduğu standartları karşılayabilmek için istemediğiniz bir işi yapmayın, sizi mutlu etmeyecekse üniversite okumayın, evinizi sırf moda diye hoşunuza gitmeyen şekilde döşemeyin. aklınızın ve kalbinizin istediği şeye odaklanın, ona kendi yöntemlerinizle erişin ve kaybetmekten korkmadan cesurca peşinden gidin. sevdiğiniz şeyi mesleğiniz haline getirin.
"peki tonyukuk, aklen ve kalben inandığımız şeyi nasıl bulacağız ?"
öyle kolay değildir. aslında sevdiğinizi sandığınız birçok şeyi sırf şekilci bir kafayla düşünerek seviyorsunuz, yani toplum beğeneceği için onu sevdiğinizi sanıyorsunuz oysa asıl hisleriniz farklı. gerçekten sevdiğiniz şeyin ne olduğunu bulmak için kendinizle baş başa kalmalı, iş üzerindeyken kendinizi gözlemlemeli ve nelerden zevk aldığınızı tartmalısınız. örneğin teoride doktorluk herkese çok havalı gelir fakat gerçekten insan biyolojisine özel bir ilginiz yoksa bu meslekten yaparken nefret edeceksinizdir.
bu aklen ve kalben inanılan şey sadece meslekle de ilgili değildir. hobiler ve aktiviteler de buna dahildir. örneğin golf oynamak kendinizi zengin hissetmenizi sağlar ama belki de voleybol oynarken gerçekten eğleniyorsunuzdur. sırf instagrama fotoğraf atabilmek için cafelerde takılmaya kendinizi zorlarsınız fakat asıl size keyif verecek olan şey dağa tırmanmaktır belki.
şu dünyadaki en bilgin kişi kendini bilendir.
devamını gör...
bir işim bile yok
neredeyse 3. üni bitmek üzere. ama bir işim yok.
ben akıllanmam, 4. falan da okur daha kıdemli işsiz olurum.
ben akıllanmam, 4. falan da okur daha kıdemli işsiz olurum.
devamını gör...
elde sprey boya olsa duvara yazılacak şey
nffnsnc -latince mezar taşı yazısı "non fui, fui, non sum, non curo" nun kısaltması.
(yoktum, varım, olmayacağım, umrumda değil).
(yoktum, varım, olmayacağım, umrumda değil).
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının şiirleri
mektepte yazılan mektup
tahta sıralar eskidi benden önce,
duvarlarda yarım kalmış dualar vardı.
bir zil çaldı içimde ansızın,
çocukluğum teneffüse çıktı sandım.
mürekkep kokan defter aralarında
saklıydı büyümeyi bilmeyen yanım.
öğretmen sustu bir gün hayat gibi,
ben ilk o vakit sessizliği tanıdım.
pencere kenarında oturup bazen
yağmura benzeyen harfler yazardım.
kimseye gönderilmeyen mektuplarda
kendimi kendime anlatır ağlardım.
bir arkadaşım vardı, adı unutuldu,
gülüşü koridorlarda kaldı sadece.
insan en çok okulda öğrenirmiş
gidenin neden dönmediğini gizlice.
şimdi yıllar geçip akşam olunca
o mektep düşüyor yorgun aklıma.
sanki hâlâ sıra altında saklı
kırılmış bir çocuk durur yanı başımda.
ve ben her gece geç vakitlerde
ömrün karatahtasına eğilip usulca,
silinmeyen tek cümleyi yazıyorum:
“insan biraz da terk edildiği yaşta.”
tahta sıralar eskidi benden önce,
duvarlarda yarım kalmış dualar vardı.
bir zil çaldı içimde ansızın,
çocukluğum teneffüse çıktı sandım.
mürekkep kokan defter aralarında
saklıydı büyümeyi bilmeyen yanım.
öğretmen sustu bir gün hayat gibi,
ben ilk o vakit sessizliği tanıdım.
pencere kenarında oturup bazen
yağmura benzeyen harfler yazardım.
kimseye gönderilmeyen mektuplarda
kendimi kendime anlatır ağlardım.
bir arkadaşım vardı, adı unutuldu,
gülüşü koridorlarda kaldı sadece.
insan en çok okulda öğrenirmiş
gidenin neden dönmediğini gizlice.
şimdi yıllar geçip akşam olunca
o mektep düşüyor yorgun aklıma.
sanki hâlâ sıra altında saklı
kırılmış bir çocuk durur yanı başımda.
ve ben her gece geç vakitlerde
ömrün karatahtasına eğilip usulca,
silinmeyen tek cümleyi yazıyorum:
“insan biraz da terk edildiği yaşta.”
devamını gör...
güne bir söz bırak
zor demiyorsun, kolay sanıyorlar.
-aylin balboa
-aylin balboa
devamını gör...
kız istemede sevgi karın doyurmuyor diyen kız babası
böyle bir şey derse eski babamdır...
devamını gör...
