zaman tüneli
yanlışlıkla club homolulu'ya girmek
gözlerinizi kapatan ve size rehberlik eden bir arkadaş grubu sürprizi.
devamını gör...
bir üstteki yazar hakkında düşünülenler
(bkz: 3992477)
uzun süredir sözlükte aktif değilim yazdıklarını da okumadım ama tahminimce ikizler burcu zira deli olduğu kabul eden tek güruh biziz. ama sevdim nickini kendide nicki gibiyse kendinide seveeim diye düşünüyorum.
uzun süredir sözlükte aktif değilim yazdıklarını da okumadım ama tahminimce ikizler burcu zira deli olduğu kabul eden tek güruh biziz. ama sevdim nickini kendide nicki gibiyse kendinide seveeim diye düşünüyorum.
devamını gör...
sözlük yazarlarının korkuları
deprem ve fırtına.
devamını gör...
yanlışlıkla club homolulu'ya girmek
dikkatli okumak gerekir. amsterdam'da varmış böyle bir yer.
devamını gör...
nureddin zengi
devamını gör...
bir üstteki yazar hakkında düşünülenler
devamını gör...
you know my name
chris cornell tarafindan yapilmis amasiz fakatsiz en iyi bond acilis sarkisi
devamını gör...
bilad-ı şam
(bkz: büyük suriye)
devamını gör...
sözlük yazarlarının korkuları
çoğumuzun dişi ağrır. ya çürük ağrısı ya da kırık dişin hava alması ve aniden şiddetli ağrı yapmaya başlaması. geçen aklıma geldi. bayram dolayısıyla 4-5 günlük tatil fırsatım oldu, yola çıkacağım. istikamet bodrum ve izmir. yola çıkarken aklıma geldi. ben olayım veya başka biri olsun, bu tatilin en güzel başlangıç kısmında diş zonklamaya başladı. sen de bileti almış, gideceksin. gitsen olmaz, iptal etsen olmaz. vardın tatil yerine, dişçi aradın, tatil dolayısıyla dişçiler kapalı. diş ağrısıyla baş başasın, tatil zehir oldu. şükür böyle bir durum yaşamadım, ama yaşadığımı hayal ettim veya başka birinin başına geldi.
işte bu da benim yeni korkum, aslında buna fobi demek daha doğru olur.
işte bu da benim yeni korkum, aslında buna fobi demek daha doğru olur.
devamını gör...
koltuk altına roll-on yerine lahmacun harcı süren tipler
(bkz: koltuk altı padi)
devamını gör...
1984
orwel'ın anti-komünist kitabıdır. kitabın bence en büyük eksisi, merkezileşen hegamonyayı, her şeyi kontrol ve denetim altına almak isteyen büyük baskıyı, evrensel bir olgu olarak değil, tarihsel * ve reel bir durum olarak ele alması. *
bunun altında, orwell'ın sıkı bir komünist ve gönüllü olarak katıldığı ispanya iç savaşı'nda, stalin'in ihanetine * tanık olarak, batılı bir çok aydın gibi büyük bir hayal kırıklığı yaşaması ve sonucunda bir anti-komünist olarak eve dönmesi yatıyor. sonradan yazdığı hayvan çiftiliği de 1984 gibi reel komünizm eleştirisidir.
bunun altında, orwell'ın sıkı bir komünist ve gönüllü olarak katıldığı ispanya iç savaşı'nda, stalin'in ihanetine * tanık olarak, batılı bir çok aydın gibi büyük bir hayal kırıklığı yaşaması ve sonucunda bir anti-komünist olarak eve dönmesi yatıyor. sonradan yazdığı hayvan çiftiliği de 1984 gibi reel komünizm eleştirisidir.
devamını gör...
arz eğrisi
bir malın fiyatı piyasada ne kadar yükselirse, o malı üreten kişinin iştahı da o kadar kabarır. çünkü yüksek fiyat, daha çok kâr demektir.

(bkz: arz kanunu)

(bkz: arz kanunu)
devamını gör...
çok defa izlenen filmler
batman begins (2005) geçen sene ilk kez izlediğimden bu yana min. 6-7 kere izlemişimdir. herkes üçlemenin ikinci filmini daha iyi bulur ama ben serinin ilk filmini batman'in gelişimi ve verdiği motivasyon bakımından daha çok sevdim, kendini düşmüş hisseden herkes izlemeli bence.
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
aman, kendini asmış yüz kiloluk bir zenci,
üstelik gece inmiş, ses gelmiyor kümesten;
ben olsam utanırım, bu ne biçim öğrenci?
hem dersini bilmiyor, hem de şişman herkesten
iyi nişan alırdı kendini asan zenci,
bira içmez ağlardı, babası değirmenci,
sizden iyi olmasın, boşanmada birinci
çok canım sıkılıyor, kuş vuralım istersen
ülkü tamer
üstelik gece inmiş, ses gelmiyor kümesten;
ben olsam utanırım, bu ne biçim öğrenci?
hem dersini bilmiyor, hem de şişman herkesten
iyi nişan alırdı kendini asan zenci,
bira içmez ağlardı, babası değirmenci,
sizden iyi olmasın, boşanmada birinci
çok canım sıkılıyor, kuş vuralım istersen
ülkü tamer
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
herkesin herkesten biraz almak istediği bu çağda/ sen birinin her şeyi olmak istiyorsun/
birinin/
ama her şeyi/
seyyidhan kömürcü - yastığının altındaki muska mektubu
birinin/
ama her şeyi/
seyyidhan kömürcü - yastığının altındaki muska mektubu
devamını gör...
belediye başkanlığı
hapishane stajıdır
devamını gör...
çocukluk dönemi sanrıları
minareleri allah zannetmek
devamını gör...
çocukluk dönemi sanrıları
futbol transferleri yok ölene kadar aynı topçular aynı takımda olacak,okula gitmeyeceğim,annem babam yaşlanmayacak, kimse anne ve babasının ölümünden önce ölmeyecek,kötü şeyler sadece başkasının başına gelir
devamını gör...
beren ile luthien
hikaye şiirsel yönden anlatılıp bizim önümüze sunulmuş, açıkcası toplasan 100 sayfa bile hikaye okumamışımdır, en azından hikayenin devamı ve elrond gibi isimlerin filmlerde, dizilerde duyduğumuz karakterlerin ataları kim bir fikir sahibi oldum. kitabın şiirsel yönünü hikayeleştirip önümüze sunsalar daha bir güzel olurmuş, okumadım çünkü o kısımları.
devamını gör...
suskunlar
bir ihsan oktay anar romanı. ioa ile aynı dönemde yaşadığım için kendimi şanslı hissediyorum.
suskunlar, geleneksel islam'ın pek de benimsemediği sufizm ve tasavvuf ile ilgili bir kitap. tasavvufu müzik (ses, tını, ezgi) ve kurgusal tarihi karakterler üzerinden anlatmış.
anar'ın bir kitaba başlamadan önce bilimsel bir şekilde yıllarca çalışması ( suskunlar için 5 sene hazırlık yaptığını belirtmişti) buna paralel olarak öyküde okuyucuya sunduğu ince detaylar, kurduğu evrene paralel olarak yarattığı özgün dili (osmanlıca, eski türkçe) efrasıyabın öyküleri hariç her kitabının mutlaka felsefi bir arka planı olması (suskunlarda, sufizm, puslu kıtalar atlası'nda kartezyen felsefe) incelikli mizahı ve ironisi, inanılmaz yaratıcılığı, yaşananları başkasının tanıklığından sunarak, anlatıya mesafe katma zenginliği, masalla fantastiği, polisiye ile tarihi birleştirmesi, onu çağımızın en büyük, tarihi arka planı olan, fantastik edebiyat yazarları arasına yerleştiriyor ve kesinlikle büyük bir saygıyı hak ediyor.
anar'ı eleştirdiğim tek yer öyküyü fazla detaylandırması. suskunlar'da roman kahramanını, eminönü'nden galata'ya taşırken anlattığı detaylardan baygınlık gelmiş, kitabı okurken hadi be adam git artık galata'ya demiştim.
anar'la ilgili olarak tartışılması gereken en önemli nokta, öykülerinin hepsinin tarihi ve dönem (osmanlı) öyküleri olarak kurgulanmasına rağmen, hiç birinin tarihi roman olmaması. anar'da tarih, önünde olayların sergilendiği tiyatro dekoru gibi kurgulanmış. dolayısıyla öyküleri günümüze uyarlansa ve tamamen günümüzde yaşansa dahi etkisinden ve özelliğinden hiç bir şey kaybetmeyeceği anlamına geliyor. oysa tarihi romanlarda böyle bir özellik olamaz. umberto eco'nun gülün adı'nı günümüze uyarladığımızı farz edelim. romanın hiç bir özelliği kalmaz. o yüzden anar'ın romanları post-modern roman olarak adlandırılıyor.
suskunlar, geleneksel islam'ın pek de benimsemediği sufizm ve tasavvuf ile ilgili bir kitap. tasavvufu müzik (ses, tını, ezgi) ve kurgusal tarihi karakterler üzerinden anlatmış.
anar'ın bir kitaba başlamadan önce bilimsel bir şekilde yıllarca çalışması ( suskunlar için 5 sene hazırlık yaptığını belirtmişti) buna paralel olarak öyküde okuyucuya sunduğu ince detaylar, kurduğu evrene paralel olarak yarattığı özgün dili (osmanlıca, eski türkçe) efrasıyabın öyküleri hariç her kitabının mutlaka felsefi bir arka planı olması (suskunlarda, sufizm, puslu kıtalar atlası'nda kartezyen felsefe) incelikli mizahı ve ironisi, inanılmaz yaratıcılığı, yaşananları başkasının tanıklığından sunarak, anlatıya mesafe katma zenginliği, masalla fantastiği, polisiye ile tarihi birleştirmesi, onu çağımızın en büyük, tarihi arka planı olan, fantastik edebiyat yazarları arasına yerleştiriyor ve kesinlikle büyük bir saygıyı hak ediyor.
anar'ı eleştirdiğim tek yer öyküyü fazla detaylandırması. suskunlar'da roman kahramanını, eminönü'nden galata'ya taşırken anlattığı detaylardan baygınlık gelmiş, kitabı okurken hadi be adam git artık galata'ya demiştim.
anar'la ilgili olarak tartışılması gereken en önemli nokta, öykülerinin hepsinin tarihi ve dönem (osmanlı) öyküleri olarak kurgulanmasına rağmen, hiç birinin tarihi roman olmaması. anar'da tarih, önünde olayların sergilendiği tiyatro dekoru gibi kurgulanmış. dolayısıyla öyküleri günümüze uyarlansa ve tamamen günümüzde yaşansa dahi etkisinden ve özelliğinden hiç bir şey kaybetmeyeceği anlamına geliyor. oysa tarihi romanlarda böyle bir özellik olamaz. umberto eco'nun gülün adı'nı günümüze uyarladığımızı farz edelim. romanın hiç bir özelliği kalmaz. o yüzden anar'ın romanları post-modern roman olarak adlandırılıyor.
devamını gör...