zaman tüneli
uçurulan yazarın başka hesapla geri dönmesi
normal sözlük'te yaşanan bir durum bu.
sözlüğün ilk zamanlarında uçurulan ama ne hikmetse tekrar aynı hesapla geri gelmesine izin verilen lucifer nickli yazar bildiğimiz üzere 2024 yılında bir kadına hakaretler savurduğu için tekrar uçurulmuştu. sonrasında ise kendisinin sadece tecavüz fantezisine sahip bir yazar olmadığını (bkz: lucifer nickli tecavüz fantezisi olan yazar), neredeyse birçok girdisinin çalıntı olduğunu öğrenmiştik.
bildiğimiz üzere 10-11 haziran civarı kimi yazar kalbimiz seninle olmuş, kimisi de hesabını dondurmuştu biliyorsunuz. işte bu hengamede luzbell ismiyle tekrar gelmiş ve gelene geçene hakaretler yağdırmaya başlamıştı kendisi. meydanı boş bulunca bunu yapması çok doğal pekala, normalde tekrar kalbimiz seninle yazması gereken hesapta sadece cezalı yazıyor...
insanın aklına bir soru geliyor, bu yazar tekrar ve tekrar mı sözlüğe yazar olarak kabul edilecek? yoksa kalbimiz seninle olması gerekirken sadece cezalı olarak durması bir yanlışlık mı? bu banlı yazarın tekrar geri gelmesi diğer banlananların da geri gelmesine sebebiyet vermeyecek mi? böyle bir durumda diğer yazarların geri dönemememesi adaletsizlik olmaz mı?
yoksa ''sözlük benim kardeşim istediğimi alırım, istediğim kalır, hadi yallah başka sözlüğe...'' kafası mı hakim?
edit: sanıyorum ki yanlışlıkmış, an itibariyle kalbimiz seninle.
sözlüğün ilk zamanlarında uçurulan ama ne hikmetse tekrar aynı hesapla geri gelmesine izin verilen lucifer nickli yazar bildiğimiz üzere 2024 yılında bir kadına hakaretler savurduğu için tekrar uçurulmuştu. sonrasında ise kendisinin sadece tecavüz fantezisine sahip bir yazar olmadığını (bkz: lucifer nickli tecavüz fantezisi olan yazar), neredeyse birçok girdisinin çalıntı olduğunu öğrenmiştik.
bildiğimiz üzere 10-11 haziran civarı kimi yazar kalbimiz seninle olmuş, kimisi de hesabını dondurmuştu biliyorsunuz. işte bu hengamede luzbell ismiyle tekrar gelmiş ve gelene geçene hakaretler yağdırmaya başlamıştı kendisi. meydanı boş bulunca bunu yapması çok doğal pekala, normalde tekrar kalbimiz seninle yazması gereken hesapta sadece cezalı yazıyor...
insanın aklına bir soru geliyor, bu yazar tekrar ve tekrar mı sözlüğe yazar olarak kabul edilecek? yoksa kalbimiz seninle olması gerekirken sadece cezalı olarak durması bir yanlışlık mı? bu banlı yazarın tekrar geri gelmesi diğer banlananların da geri gelmesine sebebiyet vermeyecek mi? böyle bir durumda diğer yazarların geri dönemememesi adaletsizlik olmaz mı?
yoksa ''sözlük benim kardeşim istediğimi alırım, istediğim kalır, hadi yallah başka sözlüğe...'' kafası mı hakim?
edit: sanıyorum ki yanlışlıkmış, an itibariyle kalbimiz seninle.
devamını gör...
ankara
ankara, türkiye'nin başkenti olmasıyla birlikte bir siyasi terim olarak bazen bizzat türk hükümetini kast etmek için de kullanılır.
örneğin: "ankara, sınır ötesindeki terör yapılanmalarına karşı müsamaha gösterilmeyeceğini bir kez daha kararlılıkla vurguladı."
örneğin: "ankara, sınır ötesindeki terör yapılanmalarına karşı müsamaha gösterilmeyeceğini bir kez daha kararlılıkla vurguladı."
devamını gör...
adalar denizi
bir yunan kullanımı olan ege denizi yerine tercih ettiğimiz ve artık resmi olarak da bu şekilde kabul edilen deniz ismidir. tarih boyunca türkler olarak bu isimle anmışızdır. ayrıca adalar denizi, aslında akdeniz'in bir parçasıdır. bu yüzden atatürk, "ordular, ilk hedefiniz akdenizdir" diyerek izmir üzerine taarruz emri vermişti.
devamını gör...
depeche mode
coverlarından sakınınız.
devamını gör...
türk yunan ilişkileri
bugün ege’de olup bitenlere bakıp da “artık her şey konuşulmuştur” demek, türkiye’nin tarihine ve jeopolitik gerçeklerine sırt çevirmek olur. bizim neslimize yıllarca, bazı meselelerin tartışılmasının bile yasak olduğu öğretildi. oysa milletler, haklı olduklarına inandıkları tezleri savunmaktan vazgeçtikleri gün gerilemeye başlarlar.
türkiye, yunanistan’ın egemenliği altında bulunan bazı bölgelerin tarihî süreç içinde hangi antlaşmalarla, hangi şartlar altında ve hangi uluslararası dengeler içerisinde bugünkü statülerine kavuştuğunu yeniden ve daha güçlü biçimde gündeme getirmelidir. tarih, yalnızca galiplerin yazdığı bir hikâye değildir; aynı zamanda değişen güç dengeleri içinde yeniden yorumlanan bir mücadele sahasıdır.
adalar denizi’ni bir yunan gölüne çevirmeye çalışan anlayış karşısında, ankara’nın suskun kalması düşünülemez. deniz yetki alanlarından enerji kaynaklarına, güvenlikten ulaştırma hatlarına kadar uzanan geniş bir coğrafyada türkiye’nin meşru çıkarları bulunmaktadır. bu çıkarlar, yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin de meselesidir.
dünya yeni bir döneme girmektedir. büyük güç rekabetinin arttığı, ittifakların yeniden şekillendiği, enerji denklemlerinin değiştiği bir çağda türkiye’nin kendi tezlerini uluslararası hukuk zemininde daha yüksek sesle savunması tabii bir haktır. diplomasi masasında güçlü olmak isteyen devletler, önce kendi tarihî hafızalarına sahip çıkmak zorundadır.
burada mesele maceracılık değildir. mesele, türkiye cumhuriyeti’nin millî menfaatlerini, hukukunu ve tarihî tezlerini korkmadan ifade etmesidir. milletlerin kaderini belirleyen şey, başkalarının kendileri için çizdiği sınırlar değil; kendi haklarını savunma konusundaki iradeleridir.
türkiye’nin ihtiyacı, hamasetten önce stratejiye; öfkeden önce devlet aklına; duygusallıktan önce uzun vadeli bir millî vizyona sahip olmaktır. güçlü devletler, tezlerini dünyaya kabul ettirmek için önce fikrî ve diplomatik mücadeleyi kazanırlar. asıl mesele de budur.
türkiye, yunanistan’ın egemenliği altında bulunan bazı bölgelerin tarihî süreç içinde hangi antlaşmalarla, hangi şartlar altında ve hangi uluslararası dengeler içerisinde bugünkü statülerine kavuştuğunu yeniden ve daha güçlü biçimde gündeme getirmelidir. tarih, yalnızca galiplerin yazdığı bir hikâye değildir; aynı zamanda değişen güç dengeleri içinde yeniden yorumlanan bir mücadele sahasıdır.
adalar denizi’ni bir yunan gölüne çevirmeye çalışan anlayış karşısında, ankara’nın suskun kalması düşünülemez. deniz yetki alanlarından enerji kaynaklarına, güvenlikten ulaştırma hatlarına kadar uzanan geniş bir coğrafyada türkiye’nin meşru çıkarları bulunmaktadır. bu çıkarlar, yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin de meselesidir.
dünya yeni bir döneme girmektedir. büyük güç rekabetinin arttığı, ittifakların yeniden şekillendiği, enerji denklemlerinin değiştiği bir çağda türkiye’nin kendi tezlerini uluslararası hukuk zemininde daha yüksek sesle savunması tabii bir haktır. diplomasi masasında güçlü olmak isteyen devletler, önce kendi tarihî hafızalarına sahip çıkmak zorundadır.
burada mesele maceracılık değildir. mesele, türkiye cumhuriyeti’nin millî menfaatlerini, hukukunu ve tarihî tezlerini korkmadan ifade etmesidir. milletlerin kaderini belirleyen şey, başkalarının kendileri için çizdiği sınırlar değil; kendi haklarını savunma konusundaki iradeleridir.
türkiye’nin ihtiyacı, hamasetten önce stratejiye; öfkeden önce devlet aklına; duygusallıktan önce uzun vadeli bir millî vizyona sahip olmaktır. güçlü devletler, tezlerini dünyaya kabul ettirmek için önce fikrî ve diplomatik mücadeleyi kazanırlar. asıl mesele de budur.
devamını gör...
depeche mode
ben de bunu çok severim.
devamını gör...
türkiye’de insanların sinirli olmasının nedenleri
tayyip ve ekonomi.
devamını gör...
penisin vajinadan çok daha estetik bir organ olması
sünnetçinin işçiliğine bağlı olarak doğru önermedir. kadınınki aşırı iğrenç allah affetsin.
devamını gör...
idealist yakışıklı çok zeki güvenilir
ideal eş adayı demek
devamını gör...
penisin vajinadan çok daha estetik bir organ olması
devamını gör...
mototonist (yazar)
bu çocuk yazmayı ne zaman öğrenecek?
çok da hayırlı şeyler yazmıyor aslında, öğrenmese mi, bilemedim şimdi.
çok da hayırlı şeyler yazmıyor aslında, öğrenmese mi, bilemedim şimdi.
devamını gör...
penisin vajinadan çok daha estetik bir organ olması
devamını gör...
star wars: maul - shadow lord
clone wars sonrasında geçen, darth maul odaklı yeni animasyon dizisi. şahane bir iş çıkarmışlar yine.
disney, film olayında ne kadar sıçarsa, animasyonda da o kadar başarılı.
(bkz: yiğidi öldür hakkını yeme)
www.imdb.com/title/tt36594331/
disney, film olayında ne kadar sıçarsa, animasyonda da o kadar başarılı.
(bkz: yiğidi öldür hakkını yeme)
www.imdb.com/title/tt36594331/
devamını gör...
yıldırımhan füzesi
türkiye'yi global bir güç haline getirmiş, türk mühendisliğinin son baş yapıtıdır.
türkiye'nin şimdiye kadar ürettiği bora, tayfun veya cenk gibi balistik füzelerin tamamı katı yakıtlıydı. katı yakıt güvenlidir, hızlı reaksiyon verir ama menzili ve taşıma kapasitesini sınırlar.
yıldırımhan ise sıvı yakıtlı -azot tetroksit ve asimetrik dimetil hidrazin- bir mimariye sahip. bu kimyasal kombinasyon, füzeye muazzam bir itki gücü sağlıyor. işin mühendislik felsefesi açısından devrimsel yönü şu ki; sıvı yakıtlı füzeler normalde fırlatılmadan hemen önce doldurulur ve bu da operasyonel hızı düşürür. ancak yıldırımhan’da kullanılan kimyasallar "depolanabilir" sınıfta. yani füze, yakıtı içinde hazır halde aylarca siloda ya da fırlatma aracında bekleyebiliyor. bu, türkiye için kimya ve motor teknolojisinde yepyeni bir zirve demek.
yıldırımhan, 6.000 kilometre menziliyle türkiye'nin ilk gerçek icbm -kıtalararası balistik füze- adayı. atmosfere giriş ve çıkış pencerelerinde mach 9 ile mach 25+ arası hızlara ulaşıyor.
ses hızının 25 katından bahsediyoruz. bu hızdaki bir nesne, sadece balistik bir yay çizip düşen hantal bir kaya parçası değil. yüksek ısıya dayanıklı karbon-karbon kompozit burun konisi ve manevra yetenekli harp başlığı sayesinde, hedef ülkenin milyarlarca dolarlık hava ve füze savunma sistemlerini -örneğin abd'nin patriot veya rusya'nın s-400/s-500 ailelerini- adeta bir "bypass" mekanizması gibi geçersiz kılıyor. çünkü bu hızda reaksiyon gösterebilecek ve füzeyi havada önleyebilecek bir savunma mimarisi dünyada henüz yok.
ezbere yorumlar genelde "yunanistan tedirgin, israil korktu" sığlığına sıkışır. yıldırımhan'ın menzil haritasına bakıldığında bu yorumların ne kadar küçük kaldığını görürüz. 6.000 kilometre; londra'dan pekin'e, moskova'dan güney afrika'ya kadar devasa bir coğrafyayı kapsıyor.
türkiye artık komşularına karşı bir bölgesel güç olma simülasyonunu bitirdi. yıldırımhan ile birlikte ankara, küresel nükleer ve balistik güç dengelerinin abd, rusya, çin, hindistan gibi ülkelerin yer aldığı o dar oligarşik kulübün masasına oturma biletini aldı. bu füzeyle birlikte türkiye, önüne set çekilemez ve görmezden gelinemez bir güç haline geldi.
dahası, bu motor ve yakıt teknolojisi türkiye’nin uzay programı için ihtiyaç duyulan ağır fırlatma araçlarının altyapısını da hazır hale getiriyor. türkiye olarak çok büyük bir eşiği aştık ve bu şekilde devam edeceğiz.
vesselam.
türkiye'nin şimdiye kadar ürettiği bora, tayfun veya cenk gibi balistik füzelerin tamamı katı yakıtlıydı. katı yakıt güvenlidir, hızlı reaksiyon verir ama menzili ve taşıma kapasitesini sınırlar.
yıldırımhan ise sıvı yakıtlı -azot tetroksit ve asimetrik dimetil hidrazin- bir mimariye sahip. bu kimyasal kombinasyon, füzeye muazzam bir itki gücü sağlıyor. işin mühendislik felsefesi açısından devrimsel yönü şu ki; sıvı yakıtlı füzeler normalde fırlatılmadan hemen önce doldurulur ve bu da operasyonel hızı düşürür. ancak yıldırımhan’da kullanılan kimyasallar "depolanabilir" sınıfta. yani füze, yakıtı içinde hazır halde aylarca siloda ya da fırlatma aracında bekleyebiliyor. bu, türkiye için kimya ve motor teknolojisinde yepyeni bir zirve demek.
yıldırımhan, 6.000 kilometre menziliyle türkiye'nin ilk gerçek icbm -kıtalararası balistik füze- adayı. atmosfere giriş ve çıkış pencerelerinde mach 9 ile mach 25+ arası hızlara ulaşıyor.
ses hızının 25 katından bahsediyoruz. bu hızdaki bir nesne, sadece balistik bir yay çizip düşen hantal bir kaya parçası değil. yüksek ısıya dayanıklı karbon-karbon kompozit burun konisi ve manevra yetenekli harp başlığı sayesinde, hedef ülkenin milyarlarca dolarlık hava ve füze savunma sistemlerini -örneğin abd'nin patriot veya rusya'nın s-400/s-500 ailelerini- adeta bir "bypass" mekanizması gibi geçersiz kılıyor. çünkü bu hızda reaksiyon gösterebilecek ve füzeyi havada önleyebilecek bir savunma mimarisi dünyada henüz yok.
ezbere yorumlar genelde "yunanistan tedirgin, israil korktu" sığlığına sıkışır. yıldırımhan'ın menzil haritasına bakıldığında bu yorumların ne kadar küçük kaldığını görürüz. 6.000 kilometre; londra'dan pekin'e, moskova'dan güney afrika'ya kadar devasa bir coğrafyayı kapsıyor.
türkiye artık komşularına karşı bir bölgesel güç olma simülasyonunu bitirdi. yıldırımhan ile birlikte ankara, küresel nükleer ve balistik güç dengelerinin abd, rusya, çin, hindistan gibi ülkelerin yer aldığı o dar oligarşik kulübün masasına oturma biletini aldı. bu füzeyle birlikte türkiye, önüne set çekilemez ve görmezden gelinemez bir güç haline geldi.
dahası, bu motor ve yakıt teknolojisi türkiye’nin uzay programı için ihtiyaç duyulan ağır fırlatma araçlarının altyapısını da hazır hale getiriyor. türkiye olarak çok büyük bir eşiği aştık ve bu şekilde devam edeceğiz.
vesselam.
devamını gör...
mesut mertcan
adanalıdır.
devamını gör...
vasiyet yazmak
ne bırakacak malım var, ne söyleyecek sözüm var, ne yazayım?
devamını gör...
trump gelecek diye aşti’yi boyamak
kafamızı da sarıya boyamazlar inşaallah.
devamını gör...
penisin vajinadan çok daha estetik bir organ olması
vajina heö göze heö damağa heö de kulağa hitsp ediyor
penis vajinanın getir götürnü yapar anca
penis vajinanın getir götürnü yapar anca
devamını gör...
trump gelecek diye aşti’yi boyamak
(bkz: misafir gelecek diye temizlik yapan anne) gibi bir durumdur.
devamını gör...
trump gelecek diye aşti’yi boyamak
bir yerlerden tanıdık gelen.
ama hatırlayamadım şimdi, neydi o ya...
yankiler mankiler vardı ama...
bak şimdi ya.
ama hatırlayamadım şimdi, neydi o ya...
yankiler mankiler vardı ama...
bak şimdi ya.
devamını gör...