zaman tüneli
yüzü iğneli orta yaşlı bir kadın için sözlüğün harcanması
bu başlığın muhatabı sözlükte ne yazık ki sayısı hiç de az olmayan zenparelerdir, abazanlardır. her yazdığıyla, kendisine neden ve hangi hikmetle verildiği belirsiz radyo mikrofonundaki saçmalamaları ve isterik kahkahalarıyla problemli bir tip olduğu belli coup de grace'ın etrafına kümelenmiş, belki verir ümidini taşıyan abazanlar, bu işi bu noktaya getirdi.
bir kadın düşün ki 40 yaşına gelmiş ve çökük suratını dolgu iğneleriyle düzeltmeye çalışırken, normal sözlük denen mecrada karma puanı toplayıp, çark çevirerek günlerini geçiriyor. yazdıklarının mala davara faydası bile yoktu. muhtemelen vaktinin büyük kısmını da dm'de geçiriyordu. ona benzer başka ilgi arsızı kadınlar da vardı ama yine de bazıları içerisinde düşünce kırıntısı taşıyan yahut tematik bazı şeyler karalamıştı. üstelik bu müfteri coup de grace'ın etrafında onlarca yardakçı kadın mevcuttu. düşünebiliyor musunuz kadın öylesine umutsuz bir vaka ki topu toplu 60 kişinin gelip gittiği bu playforma 3-4 erkekle beraber olmuş. neydi bu ? menopoza girmeden önceki son bir arzu patlaması mı ? yoksa kendisinin arzulanan bir kadın olduğuna kendini mi inandırmak istemişti ? oysa ki erkeklerin damacanaya hallendiği, 60 yaşını geçniş emmilerin bile 2007'li kızlara instagramda alev topu fırlattığı bir ülkede, şu mekanda bir kaç gencoyu tedrisattan geçirmiş olman, seni cazibeli bir kadın değil, olsa olsa başka bir şey yapıyor.
tüm bunlardan hala ders çıkarmayıp, hafta sonu sözlüğe uğrayıp resim atan eski bir kadın yazarın yeni mahlası altına yazılanlar beni hepten ümitsizliğe itti. daha şu orta yaşlı kadının attığı iftira neticesinde sözlüğün karpuz gibi bölünüp kan kaybetmesi size ders olmadı mı ? gerçekten tek amaç, bir dişinin sizi yüzlerce sırtlanın arasından seçip cinsellik sunması mı ? kendilerini bir değer sanmaları için, bu ilkesiz tavrı kendinize yakıştırıyor musunuz ?
bir kadın düşün ki 40 yaşına gelmiş ve çökük suratını dolgu iğneleriyle düzeltmeye çalışırken, normal sözlük denen mecrada karma puanı toplayıp, çark çevirerek günlerini geçiriyor. yazdıklarının mala davara faydası bile yoktu. muhtemelen vaktinin büyük kısmını da dm'de geçiriyordu. ona benzer başka ilgi arsızı kadınlar da vardı ama yine de bazıları içerisinde düşünce kırıntısı taşıyan yahut tematik bazı şeyler karalamıştı. üstelik bu müfteri coup de grace'ın etrafında onlarca yardakçı kadın mevcuttu. düşünebiliyor musunuz kadın öylesine umutsuz bir vaka ki topu toplu 60 kişinin gelip gittiği bu playforma 3-4 erkekle beraber olmuş. neydi bu ? menopoza girmeden önceki son bir arzu patlaması mı ? yoksa kendisinin arzulanan bir kadın olduğuna kendini mi inandırmak istemişti ? oysa ki erkeklerin damacanaya hallendiği, 60 yaşını geçniş emmilerin bile 2007'li kızlara instagramda alev topu fırlattığı bir ülkede, şu mekanda bir kaç gencoyu tedrisattan geçirmiş olman, seni cazibeli bir kadın değil, olsa olsa başka bir şey yapıyor.
tüm bunlardan hala ders çıkarmayıp, hafta sonu sözlüğe uğrayıp resim atan eski bir kadın yazarın yeni mahlası altına yazılanlar beni hepten ümitsizliğe itti. daha şu orta yaşlı kadının attığı iftira neticesinde sözlüğün karpuz gibi bölünüp kan kaybetmesi size ders olmadı mı ? gerçekten tek amaç, bir dişinin sizi yüzlerce sırtlanın arasından seçip cinsellik sunması mı ? kendilerini bir değer sanmaları için, bu ilkesiz tavrı kendinize yakıştırıyor musunuz ?
devamını gör...
yapılması en keyifli şey
barbekü yapmak. saatlerce et pişirsem yorulmam valla. o cıssss sesi var ya terapi terapi.
devamını gör...
yapılması en keyifli şey
benim için çocuklarımla tv'de maç izlemek. fener maçları hariç güle oynaya maç izleriz.
devamını gör...
17 haziran 2026 ingiltere hırvatistan maçı
şu maça 4,5 gol üzeri bahis alan adam futbolun duayenidir. nokta. *
devamını gör...
aşk
aşkı metin vural satırlarında çok güzel anlatmış, yıldız kenter de seslendirmiş. mutlaka seslendirmeyi dinleyin, pişman olmayacaksınız.
yazmadım seni daha,
sevmeye ayırdım tüm zamanları,
yazmaya bu yüzden vaktim olmadı.
ben düşünmeye başlayınca seni
-ki bu bir önceki düşünmenin sonundan çok öncedir
inan ki dağlar, taşlar, inan ki bulutlar, yağmur ve kar
toprakla su ve gökyüzü, güneş ay ve yıldızlar
onlar da benimle birlikte
ve onlar da benim kadar seni düşünürler...
benim kadar diyemem ama
yemin ederim onlar da seni özler.
hep dalgınım bu günlerde
saati cezveye koyup yumurta tutuyorum,
bir gün takvime bakmasam yılı unutuyorum.
aklım başıma gelmiyor, başıma çarpmadan dallar
yolda yürürken dalıp dalıp gidiyorum.
nisan'a kaç var diyorum saati sorarken.
hiç böyle olmamıştım.
bilenlere sordum; 'aşk bu' dediler!
yazmadım seni daha,
sevmeye ayırdım tüm zamanları,
yazmaya bu yüzden vaktim olmadı.
ben düşünmeye başlayınca seni
-ki bu bir önceki düşünmenin sonundan çok öncedir
inan ki dağlar, taşlar, inan ki bulutlar, yağmur ve kar
toprakla su ve gökyüzü, güneş ay ve yıldızlar
onlar da benimle birlikte
ve onlar da benim kadar seni düşünürler...
benim kadar diyemem ama
yemin ederim onlar da seni özler.
hep dalgınım bu günlerde
saati cezveye koyup yumurta tutuyorum,
bir gün takvime bakmasam yılı unutuyorum.
aklım başıma gelmiyor, başıma çarpmadan dallar
yolda yürürken dalıp dalıp gidiyorum.
nisan'a kaç var diyorum saati sorarken.
hiç böyle olmamıştım.
bilenlere sordum; 'aşk bu' dediler!
devamını gör...
yemek yapan erkeklerin daha fazla yürümesi
yemek yapan erkeklerin daha hareketli olduğunu ortaya atan teoridir.
yemek yapan erkek daha tasarruflu olur, bu tasarruf daha fazla yeme iç güdüsünü beraberinde getirir. hele de iyi yemek yapıyorsa daha fazla yer ve şişer. alınan bu yağları yakmak için daha fazla yürümesi gerekir.
yemek yapan erkek daha tasarruflu olur, bu tasarruf daha fazla yeme iç güdüsünü beraberinde getirir. hele de iyi yemek yapıyorsa daha fazla yer ve şişer. alınan bu yağları yakmak için daha fazla yürümesi gerekir.
devamını gör...
yemek yapan erkeklerin hafif şey olması
keko esnafa para vermek istemeyen erkek ılık mi oluyor şimdi.
devamını gör...
yüzmedeyiz sözlük
(bkz: düğün dernek havuz)
devamını gör...
etkisinden çıkılamayan sözler
devamını gör...
sözlüğün iyice ıssız kalması
patron kızları küstürdü, oğlanlar da onların ardından gitti.
huzurevi müdavimi benim gibiler kaldı, biz de yürüyemediğimiz için kaldık.
yoksa giderdik...neysse
huzurevi müdavimi benim gibiler kaldı, biz de yürüyemediğimiz için kaldık.
yoksa giderdik...neysse
devamını gör...
17 haziran 2026 ingiltere hırvatistan maçı
ms1
2,5 üst
iy1
kg var.
evi arabayı sat oyna.
2,5 üst
iy1
kg var.
evi arabayı sat oyna.
devamını gör...
17 haziran 2026 ingiltere hırvatistan maçı
offff hırvatistan ne attı beeee.
devamını gör...
yüzmedeyiz sözlük
(bkz: yok artık lebron james)
devamını gör...
birini özlemek
fazla kuruyemiş yiyince başa gelen durum.
devamını gör...
birini özlemek
şu aralar içinde kıvrandığım durum.
minicik birini kocaman bir özlemekle özlemekmiş meğer teyzelik.
minicik birini kocaman bir özlemekle özlemekmiş meğer teyzelik.
devamını gör...
yüzmedeyiz sözlük
yüzmedeyiz başlığı değil de ayak uzatıyoruz başlığı olmuş. ben yüzen birini görmüyorum.
devamını gör...
sözlük yazarlarının araştırılmasını istediği konular
cem yılmazın filmlerinde olduğu gibi acaba -50 derecede çişimiz buz tutar da onu ev süsü niyetine kullanabilir miyiz. bu konuda literatür çalışması yapılmasını talep ederim.
devamını gör...
yanılgı (kısa film)
" o bir yolcu, sen bir hancı... "
senaryosu soyberk altınsoy tarafından yazılan ve eyüp kaan pordoğan tarafınca yönetilen kısa film; oyuncu kadrosunda ise yönetmenin kendisi ve sena nur biçen rol almış iken film ise geçtiğimiz mart ayında yayınlanmıştır.

yanılgılar, fedâkârlıklar ve boşa geçen kayıp zaman üzerinde düşünmeye sevk ediyor filmimiz bizi.
karı koca bir çiftin yaşadığı dramatik ve sonunda mutlak sessizliğe mâhkum eden bir durum bu, karşındaki insanı canından çok sevmişsin ama o seni hiç anlamamış, fedâkârlığını umursamamış ve kalp kırmayı seçiyor, işte filmimiz tam olarak böyle bir hazin sonu aktarıyor.
karı koca bir çiftin bir gece yaşadığı anlaşmazlığı yansıtıyor.
kocasının alması gereken ilacın bitmiş olduğunu gören genç kadın eczanenin yolunu tutuyor ve kocasının ise günün sonunda ona yönelttiği son soru, "nerede kaldın, bu saatte neredeydin? " benzeri sözler, yaralayıcı ve onulmaz, telafisiz sözler oluyor.
karısının kendisine ilaç almak için gittiğini anlamasıyla pişmanlığa bürünüyor olsa da kırdığı kalpleri ipe dizmekten başka çaresi yok gibi görünüyor.
derinlikleri olan bir kısa film olduğunu kendi adıma söylemem zor olsa da kendini izleten bir yanı da vardı elbette.
izlerken düşündüren bir tarafı vardı nihâyetinde, bu kısa film bana en çok da fikret kızılok'ın şu şarkı sözünü hatırlatıyor, "o bir yolcu, sen bir hancı, gördüğün en son yalancı, içindeki derin sancı " değer verdiğimiz ve ölene kadar yanımızda olacak sandığımız insanın, insanların aslında bir yolcu olduğu gerçeğini hatırlatıyor.
hayatın bazen kaçınılmaz olan trajedilerinden birinin yansıtıldığı,
yanılgı kavramı üzerine düşündüren bir kısa filmdi.
ana fikir bence buydu;
neyi feda edersen et, karşındakinin görebildiği kadardır hikâye, biter, bitebilir, hayat budur çünkü bazen...
yanılgıdır, yanıltır.
sakın unutmayasın.
" o bir yolcu, sen bir hancı... "
senaryosu soyberk altınsoy tarafından yazılan ve eyüp kaan pordoğan tarafınca yönetilen kısa film; oyuncu kadrosunda ise yönetmenin kendisi ve sena nur biçen rol almış iken film ise geçtiğimiz mart ayında yayınlanmıştır.

yanılgılar, fedâkârlıklar ve boşa geçen kayıp zaman üzerinde düşünmeye sevk ediyor filmimiz bizi.
karı koca bir çiftin yaşadığı dramatik ve sonunda mutlak sessizliğe mâhkum eden bir durum bu, karşındaki insanı canından çok sevmişsin ama o seni hiç anlamamış, fedâkârlığını umursamamış ve kalp kırmayı seçiyor, işte filmimiz tam olarak böyle bir hazin sonu aktarıyor.
karı koca bir çiftin bir gece yaşadığı anlaşmazlığı yansıtıyor.
kocasının alması gereken ilacın bitmiş olduğunu gören genç kadın eczanenin yolunu tutuyor ve kocasının ise günün sonunda ona yönelttiği son soru, "nerede kaldın, bu saatte neredeydin? " benzeri sözler, yaralayıcı ve onulmaz, telafisiz sözler oluyor.
karısının kendisine ilaç almak için gittiğini anlamasıyla pişmanlığa bürünüyor olsa da kırdığı kalpleri ipe dizmekten başka çaresi yok gibi görünüyor.
derinlikleri olan bir kısa film olduğunu kendi adıma söylemem zor olsa da kendini izleten bir yanı da vardı elbette.
izlerken düşündüren bir tarafı vardı nihâyetinde, bu kısa film bana en çok da fikret kızılok'ın şu şarkı sözünü hatırlatıyor, "o bir yolcu, sen bir hancı, gördüğün en son yalancı, içindeki derin sancı " değer verdiğimiz ve ölene kadar yanımızda olacak sandığımız insanın, insanların aslında bir yolcu olduğu gerçeğini hatırlatıyor.
hayatın bazen kaçınılmaz olan trajedilerinden birinin yansıtıldığı,
yanılgı kavramı üzerine düşündüren bir kısa filmdi.
ana fikir bence buydu;
neyi feda edersen et, karşındakinin görebildiği kadardır hikâye, biter, bitebilir, hayat budur çünkü bazen...
yanılgıdır, yanıltır.
sakın unutmayasın.
" o bir yolcu, sen bir hancı... "
devamını gör...
sözlüğün iyice ıssız kalması
niye böyle oldu burası? 3 ay yoktum unan bi sözlüğe bakamadınız mı? *
devamını gör...
