zaman tüneli
uzak durulması gereken insanlar
9 haziran olayını örgütleyen ve örgütlenenlerle gibi böyle pis pis çeteleşmeler yapan herkes
devamını gör...
turgay başyayla
kavurma gördü diye şarkı türkü söyleyen tiplerden biri..
devamını gör...
riyaset
başkanlık.
devamını gör...
1 temmuz 2026 belçika senegal maçı
ooooooo 2 olduu :).
devamını gör...
2026 türk turizmi çöküşü
yurtdışında aynı tatili yarı fiyatına yapabileceğimiz için normal olandır. bir de oralarda arizona kertenkelesi dansı yapan ergenler de yok. bir restorana oturduğumuz zaman ne ödeyeceğimizi biliyoruz, plajlarda izmarit ve bira şişesi yok, beach'ler ücretsiz gibi bir şey. daha say sayabildiğin kadar.
devamını gör...
2026 türk turizmi çöküşü
aşırı değerli tele ve vizyonsuz turizmciler nedeniyle sonunda gerçekleşmiş çöküştür. 3 farklı ilde 6 farklı tatil beldesi gezdim. bir kaç plaj dışında bomboş bir ortam vardı. afrika'da daha fazla rus vardır.
devamını gör...
incelikler yüzünden
cok icten bir sezen aksu sarkısıdır.
'orada duruyor bir kucuk kız cocugu hala'
ve iste hayat serttir. kucuk kız cocuklarına gore bir yer degildir buyuyunce. kırar. incitir. hoyrattır.
aslında hayatın inceligi orada baslıyor. biri hala orada kucuk bir kız cocugunun durdugunu fark ettinde..
yoksa vamp kadını ya da sert ve guclu kadını herkes bulur.
'orada duruyor bir kucuk kız cocugu hala'
ve iste hayat serttir. kucuk kız cocuklarına gore bir yer degildir buyuyunce. kırar. incitir. hoyrattır.
aslında hayatın inceligi orada baslıyor. biri hala orada kucuk bir kız cocugunun durdugunu fark ettinde..
yoksa vamp kadını ya da sert ve guclu kadını herkes bulur.
devamını gör...
sevda
radikal yanılgı.
devamını gör...
madımak
madımak yangınına üzülmek için alevi olmak şart değil. manyak değilsen, yakanlardan sayılmazsın.
devamını gör...
mevkute
süreli yayın.
devamını gör...
sevilen şiirin en vurucu dizeleri
devamını gör...
dünya klasiklerini türkler yazsaydı alacakları isimler
suç ve beraat.
devamını gör...
devlet kapitalizmi
devlet kapitalizmi, piyasa ekonomisinin dişlileriyle devletin demir yumruğunun evlendirildiği hırslı bir ekonomik sistemdir.
özellikle liberal batı dünyasının serbest piyasa güzellemelerine karşı yüksek verimlilik ve ulusal menfaatler sunmasıyla göze çarpar. bu sistemde piyasa mekanizmaları, şirketler ve kâr güdüsü aynen durur; lakin ipler tamamen devletin, yani bürokrasinin elindedir. çünkü saf kapitalizmin kendi haline bırakıldığında dışa bağımlılık ve krizlere karşı savunmasız yapı, kendi bölgesinde hegemonya kurmak isteyen veya en azından ulusal çıkarlarını muhafaza etmek isteyen ulusal doktrinler için zaman kaybı olacaktır. devlet kapitalizmi, sermayeyi kamulaştırmadan hizaya sokma zanaatıdır.
lakin bu sistem tam olarak nasıl işliyor ?
bunlar bildiğin düz patronculuk mu oynuyor ?
hayır. olay şu aslında: özel sektör var, fabrikalar kâr eder, zenginler parasına para katar; ancak ne üreteceklerine, nereye yatırım yapacaklarına ve hangi fiyattan satacaklarına nihai kertede devlet karar verir. devlet, stratejik gördüğü sektörleri (enerji, teknoloji, savunma) devasa kamu şirketleri üzerinden doğrudan fonlar veya özel sektörü bu alanlara zorlar.
verimliliği ise tam olarak bu "tek merkezden yönetim" hızıyla alakalıdır. batı'da bir altyapı projesi ya da teknolojik atılım için meclisler, mahkemeler, sivil toplum örgütleri yıllarca tartışıp dururken, devlet kapitalizminde yukarısı "şuraya nükleer santral kurun" der ve o santral kurulur. bürokrasi engeli ortadan kalkınca, kaynaklar devasa bir hızla tek bir hedefe kanalize edilir.
bunun tarihte ve günümüzde çok iyi örnekleri var.
çin
bugün devlet kapitalizminin şahikasıdır. komünist parti yönetimi elinde tutuyor ama ülkeyi vahşi bir kapitalist iştahla yönetmekteler. alibaba, tencent, byd gibi devler serbestçe büyüyor ama kurucuları devletin çizgisinden saptığı an kendilerini bir sabah ev hapsinde bulabilirler. çin bu sayede 30 yılda milyarlarca insanı fakirlikten çıkarıp bir dünya devi oldu.
nazi almanyası
sistemin en agresif örneklerinden biri. adolf hitler, özel mülkiyete ve krupp, ig farben gibi dev şirketlere dokunmadı. ancak onlara tek bir şart koştu: "benim savaş sanayim ve otarşi * hedefim için üreteceksiniz." grevler yasaklandı, sendikalar kapatıldı, devlet ve sermaye tek bir savaş makinesine dönüştü. nitekim bu sayede sıfırlanmış alman ekonomisi birkaç yılda devasa bir askeri güce ulaştı. bu süreçte naziler işçiyi de ezmediler. aksine milyonlarca insan işsizlikten kurtuldu. devlet işçilere tarihte eşi benzeri görülmemiş tatil, seyahat ve tiyatro biletleri gibi sosyal imkanları sundu. hitler, volkswagen'ı kurarak minimum masrafla üretilecek ve her ailenin rahatlıkla bir tane satın alabileceği arabalar üretilmesini istedi.
güney kore
1960-80 arası güney kore, bildiğiniz düz askeri diktatörlüktü. park chung-hee liderliğindeki devlet; samsung, hyundai, lg gibi aile şirketlerini önüne katıp kırbaçla büyüttü. devlet hangi şirketin ne üreteceğini seçti, onları batmaktan korudu ve dünyaya açılmalarını sağladı. bugün herkesin elindeki akıllı telefonlar o devlet baskısının ürünüdür.
biz türkler de tarih boyunca bu tarz güçlü devlet müdahalelerine yabancı kalmadık. nitekim cumhuriyetin ilk yıllarındaki "devletçilik" ilkesi de bir nevi yerli ve milli bir kaynak yaratma operasyonuydu; çünkü ortada sermaye yoktu ve iş başa düşmüştü. lakin bizimkisi daha çok yokluktan doğan bir zorunluluktu, küresel bir hegemonya aracı değildi. mustafa kemal atatürk döneminde sanayiyi sıfırdan yaratmak zorunda olduğumuz için fabrika açılışlarını devlet bizzat organize etti, özel girişimlere de devlet direktifler verdi. almanya'nın yahudilerin mal varlığına el koyarak milli sermaye yaratma girişimini türkiye de aynen uyguladı. biz o girişimlere bugün varlık vergisi diyoruz.
toparlarsak; devlet kapitalizmi özgürlükçü değildir, demokratik hiç değildir. lakin toplumsal refleksleri ve piyasa anarşisini bypass ettiği için, stratejik hedeflere ulaşma konusunda korkunç derecede verimli ve hızlı bir aygıttır.
özellikle liberal batı dünyasının serbest piyasa güzellemelerine karşı yüksek verimlilik ve ulusal menfaatler sunmasıyla göze çarpar. bu sistemde piyasa mekanizmaları, şirketler ve kâr güdüsü aynen durur; lakin ipler tamamen devletin, yani bürokrasinin elindedir. çünkü saf kapitalizmin kendi haline bırakıldığında dışa bağımlılık ve krizlere karşı savunmasız yapı, kendi bölgesinde hegemonya kurmak isteyen veya en azından ulusal çıkarlarını muhafaza etmek isteyen ulusal doktrinler için zaman kaybı olacaktır. devlet kapitalizmi, sermayeyi kamulaştırmadan hizaya sokma zanaatıdır.
lakin bu sistem tam olarak nasıl işliyor ?
bunlar bildiğin düz patronculuk mu oynuyor ?
hayır. olay şu aslında: özel sektör var, fabrikalar kâr eder, zenginler parasına para katar; ancak ne üreteceklerine, nereye yatırım yapacaklarına ve hangi fiyattan satacaklarına nihai kertede devlet karar verir. devlet, stratejik gördüğü sektörleri (enerji, teknoloji, savunma) devasa kamu şirketleri üzerinden doğrudan fonlar veya özel sektörü bu alanlara zorlar.
verimliliği ise tam olarak bu "tek merkezden yönetim" hızıyla alakalıdır. batı'da bir altyapı projesi ya da teknolojik atılım için meclisler, mahkemeler, sivil toplum örgütleri yıllarca tartışıp dururken, devlet kapitalizminde yukarısı "şuraya nükleer santral kurun" der ve o santral kurulur. bürokrasi engeli ortadan kalkınca, kaynaklar devasa bir hızla tek bir hedefe kanalize edilir.
bunun tarihte ve günümüzde çok iyi örnekleri var.
çin
bugün devlet kapitalizminin şahikasıdır. komünist parti yönetimi elinde tutuyor ama ülkeyi vahşi bir kapitalist iştahla yönetmekteler. alibaba, tencent, byd gibi devler serbestçe büyüyor ama kurucuları devletin çizgisinden saptığı an kendilerini bir sabah ev hapsinde bulabilirler. çin bu sayede 30 yılda milyarlarca insanı fakirlikten çıkarıp bir dünya devi oldu.
nazi almanyası
sistemin en agresif örneklerinden biri. adolf hitler, özel mülkiyete ve krupp, ig farben gibi dev şirketlere dokunmadı. ancak onlara tek bir şart koştu: "benim savaş sanayim ve otarşi * hedefim için üreteceksiniz." grevler yasaklandı, sendikalar kapatıldı, devlet ve sermaye tek bir savaş makinesine dönüştü. nitekim bu sayede sıfırlanmış alman ekonomisi birkaç yılda devasa bir askeri güce ulaştı. bu süreçte naziler işçiyi de ezmediler. aksine milyonlarca insan işsizlikten kurtuldu. devlet işçilere tarihte eşi benzeri görülmemiş tatil, seyahat ve tiyatro biletleri gibi sosyal imkanları sundu. hitler, volkswagen'ı kurarak minimum masrafla üretilecek ve her ailenin rahatlıkla bir tane satın alabileceği arabalar üretilmesini istedi.
güney kore
1960-80 arası güney kore, bildiğiniz düz askeri diktatörlüktü. park chung-hee liderliğindeki devlet; samsung, hyundai, lg gibi aile şirketlerini önüne katıp kırbaçla büyüttü. devlet hangi şirketin ne üreteceğini seçti, onları batmaktan korudu ve dünyaya açılmalarını sağladı. bugün herkesin elindeki akıllı telefonlar o devlet baskısının ürünüdür.
biz türkler de tarih boyunca bu tarz güçlü devlet müdahalelerine yabancı kalmadık. nitekim cumhuriyetin ilk yıllarındaki "devletçilik" ilkesi de bir nevi yerli ve milli bir kaynak yaratma operasyonuydu; çünkü ortada sermaye yoktu ve iş başa düşmüştü. lakin bizimkisi daha çok yokluktan doğan bir zorunluluktu, küresel bir hegemonya aracı değildi. mustafa kemal atatürk döneminde sanayiyi sıfırdan yaratmak zorunda olduğumuz için fabrika açılışlarını devlet bizzat organize etti, özel girişimlere de devlet direktifler verdi. almanya'nın yahudilerin mal varlığına el koyarak milli sermaye yaratma girişimini türkiye de aynen uyguladı. biz o girişimlere bugün varlık vergisi diyoruz.
toparlarsak; devlet kapitalizmi özgürlükçü değildir, demokratik hiç değildir. lakin toplumsal refleksleri ve piyasa anarşisini bypass ettiği için, stratejik hedeflere ulaşma konusunda korkunç derecede verimli ve hızlı bir aygıttır.
devamını gör...
sözlükte hiç seks skandalı olmaması
içinden seks geçmeyen skandallar biraz eksiktir.
devamını gör...
şetâret
şenlik.
devamını gör...
fdpohkfıdojdfh
evet
devamını gör...
dünya klasiklerini türkler yazsaydı alacakları isimler
moby sick
devamını gör...
şu sıralar sizi düşündüren şeyler
hiçbir şeyi fazla düşünmüyorum. dün evim taşınırken çok önemli bir hukuksal konuyu telefonda çözmeye çalışıyordum ve çektiğim iki aylık eziyet mutlu bir biçimde bitti..
kutladım mı?
önümdeki bir aylık hedefler dizisi çoktan dolu ve hiç birini bittiği anda hatırlıyor olmayacağım.
kutladım mı?
önümdeki bir aylık hedefler dizisi çoktan dolu ve hiç birini bittiği anda hatırlıyor olmayacağım.
devamını gör...
oku iş bul evlen çocuk yap öl
hala oku asamasinda olmanin dayanilmaz agirligi.....
devamını gör...
